logo
07 NİSAN 2026

Yağmur…

06.04.2026 00:00:00

Yanlış anlamayın.

Yağmur benim yeğenin adı… Bir de Baharı var.  "Bahar Yağmur" 

Dün gece rüyama girdi. Kızgın bir ifade ile onu sevip sevmediğimi sordu. Çocuk haklı… Ağladığında ağzına biberonu tıktığımız günler çoook gerilerde kaldı. Büyüyüp küçük yaşta hayat gailesi başlayınca birbirimizi göremez olduk. Şimdi o yurt dışında… Okuyacak, adam olacak, yurda dönecek, eğer o dönene kadar bir yurt kalırsa yurduna yararlı bir insan olarak vatanına hizmet edecek… Allah zihin açıklığı versin…

Yıllar bizi Televizyondaki haberleri izlemeyen, sıkılan, kanal değiştiren, kısacası zaping yapan bireylere dönüştürmeyi başardı. Eskiden tek bir kanal vardı. Buna rağmen daha doğru haberler alıyorduk. 

Şimdi çok kanal olmasına rağmen tek bir kanalı seyreden, ona abone olan birbirinden farklı izleyicilere dönüştük.  Bu bizi iyice paranoyaklaştırıyor, gerçekleri görmemize engel oluyor. Televizyonlarını açanlar her sabah ya ihtilal haberi bekliyor, ya da Mesih geldi mi acaba diye merak ediyor… Bendeniz elimden geldiğince dünya haberlerini veren yabancı kanalları tercih ediyorum. Onlarınki ne kadar doğru bilemeyiz tabii… Ülkede yayın yapan her kanala inanmak mümkün olmayınca Aborjinlerin haberlerini veren kanallara bile razı olduk. Şimdi yansız, tarafsız, doğru haber veren kanal sayısı hızla azaldı. Allah'tan uydu var da penceremizi genişletebiliyoruz. 

Nedenini araştırdığınızda bir yasaklar zinciri çıkıyor karşınıza. Verdiğiniz haberleri "kaynağından" doğrulatmak zorundasınız. Bunu yapana kadar ya haber bayatlıyor, ya da şekil değiştiriyor. Özellikle savaş ve Donald amca ile ilgili haberler çok titiz bir inceleme gerektiriyor. Onlar hep mercek altında. Bukelamun gibi valla. Çatışmaların tarafları "Biz kazandık…" diye bağırırken bile kafalarına bomba yağıyor. Eh içeride de durum pek farklı değil, iktidar muhalefet kavgası geçimin bile önüne geçmiş durumda.

Eskiden savaşın bile bir asaleti vardı. Şimdi salla bombayı, nereye düşerse düşsün. Kim ölürse ölsün. Ölen ölür, kalan sağlar sizindir zihniyeti hâkim olmuş durumda. Batılı inşaat müteahhidi şirketler savaşın sona ermesi için adeta "Acele etmeyin devam edin, bize iş çıkarın" diyerek ellerini ovuşturuyorlar. Oysa masum insanların kısa hayatlarında uzun sürelerle elde ettikleri yuvalarının birer, birer yıkılması görüntüleri vicdanı olanların içini sızlatıyor. 

Otomobil sektörü de nihayet frene bastı. Tüm sokaklar caddeler ikinci üçüncü sıralar oluşturan araçlarla dolu. Hoş, ikinci el araç satışları bile geriledi. Nasıl gerilemesin? Özellikle ülkede "hava" olsun diye lüks araç alıp, kapısının önüne çekenler, sokakları açık hava oto galerisine çevirenler yakıt alacak parayı bulamayınca tüketimin azalmasına neden oldular. Ama olsun, hiç olmazsa kapımızın önünde arabamız var.

Yakıt fiyatlarının bu kadar artmasını savaşa bağlayanlar bana göre işi abartıp, daha çok kar etmek isteyen nakliye şirketleri. Dünya rezervlerini incelediğinizde hiç de öyle abartılacak bir durum yok. Dünyanın bir yanında atom savaşı çıksa, öteki yanında üretilen petrol herkese yetecek kadar bol. 

Ben bu kadar kuraklık çekerken bir anda Türkiye'nin yağmura (benim yeğenden bahsetmiyorum) sürekli yağmura kavuşmasını nedenlerini merak ediyorum. Bilim adamı değiliz ama bilimin her zaman, her konuya şüpheci yaklaşımını bildiğimiz için bizim bulutların savaş nedeni ile serbest bırakıldığını düşünüyorum.  Ya da, savaşta atılan bombalar ters tepti ve Bulutlar kaçacak barışçı yerler arayıp ülkemize yerleşti.  

Şaka bir yana, sanırım bizim yağmurlarımızı çalamayacak kadar savaşla meşgul oldukları için biz bu yıl yazı rahat geçireceğimiz bir yağış aldık. Barajlarımızın çoğunda doluluk oranları yükseldi. Yağmur demek bereket demek. Yeterince besin elde etmek demek. Çiftçinin şimdilik tek sıkıntısı gübre, mazot ve ilaç fiyatlarına gelen zamlar. Aracıların işi bu sene yine zor.  Çok para kazanamayacaklar. Çiftçi üretse bile satın alma ve nakliye fiyatları sıkıntı yaratacak. 

Amerika'da saygıdeğer kadınlar ve adamlar, İsrail'e silah ve mühimmat uçuran nakliye firmalarında görev yapmayı reddediyorlar. Bizi besleyen ürünleri tarladan tüketiciye sevk etmeyi sağlayan tır sürücüleri kendilerine yapılan ödemeleri yetersiz bulmazlar da biz de ucuz bir yıl geçiririz. Aksi halde sürücü bulamayıp tırlar yerlerinden kalkmaz ise İsrail gibi bizde de ciddi sıkıntılar yaşarız.  

O nedenle savaşın bir an önce bitmesini ve her şeyin normale, yağmurların yurda dönmesini beklemekten,  duacı olmaktan başka yapacağımız bir şey yok.

Aksi takdirde yakıt alamayan lüks araçlar, garaj olarak seçilen sokaklarda hareketsizlikten çürümeye devam edecekler. 

Hayırlısı bakalım…

 
 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.