HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 09 AĞUSTOS 2022, SALI

Nehcü'l-Belağa'ya göre insan sınıfları

07.07.2012 00:00:00
Nehcü'l-Nelağa'nın 32. hutbesi bütün grupların, cemaatlerin kısacası herkesin kendisini bu hutbede bulacağı bir hutbedir. İmam Ali mezkûr hutbede şöyle buyurmuştur:?"Ey insanlar, (ehli) çok inatçı ve nimetlere karşı nankör bir zamanda sabahladık. (Bu zamanda) iyiler kötü sayılıyor, zalim zulmünü/isyanını arttırıyor. Bildiğimiz şeylerden faydalanmıyor, bilmediklerimizi sormamakta ve musibet-bela gelip çatmadıkça da korkmamaktayız, insanlar dört kısımdır:Bir kısmı ruhları zayıf, kılıçları kör ve malı-mülkü (ekonomik durumu) az olduğu için yeryüzünde fesat/bozgunculuk çıkarmazlar.Bir kısmı da kılıcını çekmiş, kötülüğünü açığa vurmuş, yaya-atlı tüm adamlarını toplamış, fitne-fesat için kendini hazırlamış, dinini yok edip gitmiştir. Bütün bunları da elde edeceği mal veya başbuğu olduğu atlılar (ordu) veya kendini yüceltecek bir minber edinmek için yapar. Dünyayı nefsi için bir değer görmen ve (dünyayı) Allah'ın indinde olanlara tercih etmen ne de kötü ticarettir...Bir kısmı da dünyayı ahiret ameliyle (ibadet ve kulluğunu gösteriş yaparak) ister ve ahireti ise asla dünya ameliyle (gerçek ibadet, zühd ve takvayla) talep etmez. Kendini mütevazı gösterir, adımlarını (zararsız insanlar gibi) birbirine yakın atar, (ibadet için) eteğini toplar, kendini emin-güvenilir kılmak için süsler. Allah-u Teâlâ'nın örtüsünü de günahlara bir vesile kılar.Bir kısmı da hiç bir yüceliği olmadığından ve bir makam ve mevkiiye ulaşacak aracı/imkânı bulunmadığından evinde inzivaya çekilmiş, artık arzularına ulaşamaz bir halet içinde bu kaldığı haliyle de kanaat ehli görünür ve zühd elbisesine bürünür. Hâlbuki ne geceleri ne de gündüzleri kanaat ve zühd ehli değildir.Geri kalanlarsa gidecekleri yeri (ahireti) anmakla gözlerini yumarlar. Mahşer korkusuyla gözyaşlarını dökerler. Onlardan bazısı sürülmüş ve ürkmüş, bazısı korkmuş ve yenilgiye uğramış, bazıları susmuş ve ağızlarını yummuş, bazıları da insanları ihlâsla (doğru yola) davet etmiştir. Bazıları üzülür, sızlanırlar. Takiyye sebebiyle adları-şanları anılmaz, zayıflık kavramıştır onları. Adeta acı-tuzlu bir deniz içindedirler. Ağızları bağlı (sesleri çıkmaz) ve kalpleri yaralıdır. Halka öğüt vermekten usanmışlar. Yenilgilerden dolayı güçsüz düşmüş ve öldürüle-öldürüle azalmışlardır.İslam, Peygamber, Ehl-i Beyt adına bir şeyler yapanların, bir hatibin, bir yazarın herkesi memnun etmesi, elbette mümkün değil! Özellikle fikirlerin ayrıştığı, yaşantının farklılaşıp amellerin yabancılaştığı, cemaatlerin bölünüp grupların çoğaldığı, hak duygusunun kaybolup tarafgirlik mantığının hakim olduğu," at izinin it izine karıştığı" ortam ve toplumlarda, iş yapmak da zordur, yazmak da zordur, konuşmak da! Ama önemli olan da bu zoru başarabilmektir.HAKKIN VE DOĞRULARIN MİZANI NEDİR?İslam ümmetinin gelecek yüz yıllarını, bin yıllarını düşünen ve dert edinen sorumluluk sahibi insanların görevlerini taviz vermeden, ilkeli olarak yerine getirme mecburiyetleri vardır.Yazılan bir yazı veya konuşulan bir konu yahut yapılan bir etkinlik hususunda muhataplara düşen görev, bu konuşulan, yazılan ve yapılan şeyler yanlış ise, onları düzeltmek ve failini ilkeli ve üslubuna uygun bir şekilde ikaz etmektir. Eğer maksat muğlâk ise ve anlaşılmıyorsa bu durumda da faile maksat ve amacı sorulmalıdır. Ancak bunu yaparken samimi ve inandırıcı olmalılar. Aksi halde, itiraz ve tenkitleri hükümsüz kalır ve" lâf ü güzaf'tan" öteye geçmez.Bu sebeple, bir takım konuşmalar ve satırlara dökülen bazı düşünceler hakkında kamuoyunun gösterdiği lehte/aleyhte tepkiler hak mizanına göre yapılmalı. İster övgü, ister tepki takımcılık ruhu ile yapılmamalıdır. Zira İlahi ve akli ölçütlere göre hak onaylamadığın birisi tarafından yapılsa veya söylense hak olmaktan çıkmaz. Yine yanlış, kardeşin-onayladığın birisi tarafından söylense veya yapılsa yanlış olmaktan çıkıp doğru olmaz. Doğru her yerde doğru olduğu gibi yanlış da her yerde yanlıştır. Ancak doğrular ile yanlışların ölçüsü ve ayarı kişiler olmamalıdır. Yani doğrular ve yanlışlar kişilere göre değerlendirilmemelidir. Böyle olduğu takdirde onayladığının yanlışını gül, onaylamadığının doğrusunu da diken kabul edersin. İnsan kendisini ölçü kabul ettiği durumda doğrular ve yanlışları kendisine göre değerlendirir. Oysa doğrular ve yanlışların ölçüsü-furkanı ilahi kavramlardır. Üzülerek belirtecek olursak; İslam dünyasında ve bil husus ülkemizde bir kutuplaşma tehlikesi ile karşı karşıyayız. Örneğin orta doğu, Suriye, Bahreyn ve diğer Müslüman ülkelerde yaşanan olaylar hakkında yapılan konuşmalar açıklanan bildiriler oldu ve her geçen gün de bu açıklamalar, yazılanlar devam etmektedir. Ancak dikkat ettiğim kadarıyla bu konuyu köşesine taşıyan internet sitelerinde medyada konuşanlar hakkında, bildiri yayınlayanlar hakkında genelde haklı haksız ilginç yorumlar yazmışlar, yazmaya da devam ediliyor. Asıl konu bir tarafa atılmış eli kalem tutanlarımızın büyük bir bölümü bir birlerini yok sayma seline kapılmışlardır. Konu üzerinde tartışılacağı, fikir üretileceği yerde biri "bizimki doğru söyledi" bir diğeri "hayır sizin ki yanlıştır bizimki en doğru olanı söyledi" söylemleri ile atışmaktalar.Bunların bir kısmının konuya "tarafgirlik" kaygısıyla yaklaştığı, bir kısmının da "karşıtlık" refleksiyle tepki gösterdiği görülmekte.?Böyle olunca da, meseleye akl-ı selim ile yaklaşma yada sağduyu ile hareket etme fırsatını toplumca kaçırmış oluyoruz.Oysa söz konusu meseleye bakılırken "mezhep" merkezli değil de "İslam, Müslüman, konu, hakikat" merkezli yaklaşılmış olsa ve bu konu hakkında insanî, İslamî ve imani tavrımızın ne olması gerektiği üzerinde durulsa, bu kadar gürültü çıkarmaya gerek kalmayacak!Selam ve Dua ile…
 
Mehdi Aksu / diğer yazıları
- Eleştiri nedir ve nasıl olmalıdır? / 03.12.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012
- Hz. Hüseyin’in faziletlerinden / 16.11.2012
- “Biz” olmanın gerekleri / 14.11.2012
- Biz!-II / 13.11.2012
- Biz!-I / 12.11.2012
- Ehl-i Beyt’in yüce makamı / 06.11.2012
- Marifet-i Ehl-i Beyt / 05.11.2012
- Yeni Mesaj okurlarına-II / 02.11.2012
- Yeni Mesaj okurlarına-I / 01.11.2012
- Marifet-i İmam / 31.10.2012
- Tanıma (marifet) / 30.10.2012
- Mürekkebi döken değil, içendir ehil / 29.10.2012
- Anlayış meselesi / 23.10.2012
- Velayet hadislerinden... / 20.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 19.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 19.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 18.10.2012
- "Kanlı gömlek" bir kez daha sahnede-II / 16.10.2012
- "Kanlı gömlek" bir kez daha sahnede-I / 15.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-VI / 13.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-V / 12.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-IV / 11.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri saptırmak-III / 09.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri saptırmak-II / 08.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-I / 06.10.2012
- Rivayetlerde On İki İmamın isimleri / 05.10.2012
- Kaynaklara göre On İki İmam hadisleri / 04.10.2012
- İmamete dair / 03.10.2012
- Zillet bizden uzaktır / 30.09.2012
- Kutsallara saldıran canilere sessiz kalma / 28.09.2012
- Zalim ne anlar masumiyetten / 27.09.2012
- İnkarı mümkün olmayan Gadir-i Hum / 26.09.2012
- Nur ve nar'ın furkanı / 25.09.2012
- Mevla kelimesinin anlamı / 24.09.2012
- İki kanıt / 23.09.2012
- Gelin canlar bir olalım / 20.09.2012
- Ehl-i Beyt sevgisinin faydası nedir? / 19.09.2012
- Allah için sevmenin önemi / 18.09.2012
- Sevgi ve nefret ilkelere göre olmalı / 17.09.2012
- Ehl-i Beyt'i tanıma ve tevhid / 15.09.2012
- Hz. Musa görüntüsünde firavunluk yapanlar / 14.09.2012
- Akıl mı, aşk mı? / 12.09.2012
- Dikkat! Zamanlardan fitne zamanı / 10.09.2012
- Ehl-i Beyt / 09.09.2012
- İcmal gençliği / 06.09.2012
- Barış Günü ve Suriye olayları / 05.09.2012
- Neden cahil kaldık? / 04.09.2012
- Ruhun gıdası ilahi reçetelerde aranmalıdır / 03.09.2012
- İnsan eğitiminde namazın rolü / 02.09.2012
- Maun Suresi ve müslümanların durumu / 01.09.2012
- Kişiler ve olayları analiz terazisi / 31.08.2012
- Akıl cevheri / 30.08.2012
- En şüca insan kimdir? / 29.08.2012
- Büyük cihadın ve küçük cihadın farklılıkları / 28.08.2012
- Neden cahil kaldık? / 27.08.2012
- Kimdir Müslüman? / 22.08.2012
- Midesi için yaşayanlar / 18.08.2012
- Seyr-i Sülukun alemdeki etkinliği / 17.08.2012
- Melekler kimlere nazil olur? / 16.08.2012
- İlim-iman farkı ve insanın tekamülü / 14.08.2012
- Nefis tezkiyesinin yapılmamasının zararları / 13.08.2012
- Emek ve hizmete kadirşinas olmak / 09.08.2012
- Dört kanun / 08.08.2012
- Hidayete vesile olmanın fazileti / 07.08.2012
- Öğretmenler ve öğretenlerin değeri / 06.08.2012
- İlme önem verebildik mi? / 05.08.2012
- Ortak akıl, saadet ve güzellik getirir / 04.08.2012
- Ortak akıl ve istişare / 03.08.2012
- Suriye olayları ve Arakan'da yaşanan vahşet / 30.07.2012
- Ekseni kayan birlik ve Suriye meselesi / 29.07.2012
- Suriye olaylarının analizi ve Müslümanların durumu / 28.07.2012
- Hayır konuşmayan, hayır bulamaz / 27.07.2012
- Hakkı haykırmak ilkeli olanların işidir / 26.07.2012
- Dalkavukluk alçaklıktır / 24.07.2012
- Ehl-i Beyt nimetine nankör olmanın ağır bedelleri / 23.07.2012
- İlim ve özgür ortam / 21.07.2012
- Çanakkale ruhu / 18.07.2012
- Gençlik ve önemi / 17.07.2012
- Gençlerin eğitiminin önemi / 16.07.2012
- Gençlik çağı kazanım dönemidir / 14.07.2012
- Vurdumduymazlık faciası / 13.07.2012
- Burjuvazi ile yozlaşan Müslümanlar / 12.07.2012
- Gösteriş budalası olmanın şekilleri / 10.07.2012
- Adam-adamcık / 09.07.2012
- Nehcü'l-Belağa'ya göre insan sınıfları / 07.07.2012
- Akıp giden ömürler / 06.07.2012
- Müslüman, kendisine kimleri model edinmelidir? / 05.07.2012
- Yanlışa tavır / 04.07.2012
- Şeytanlaşmış insanlar / 03.07.2012
- Allah'ın sevdiğini herkes sever mi? / 01.07.2012
- Allah'ı mı, halkı mı razı etmek? Hangisi kolay? / 30.06.2012
- Değerlerimizden ödün vermemeliyiz / 28.06.2012
- Medya ve Ehl-i Beyt programları / 28.06.2012
- Ehl-i Beyt sempozyumları ve bardağa dolu tarafından bakmak / 26.06.2012
- Değerlerinden ödün veren toplum gerilemeye mahkumdur / 25.06.2012
- Sığ düşünceler / 23.06.2012
- Vahdeti ilke edinenler / 22.06.2012
- Vahdetsizlik toplumların ecelini getirir / 20.06.2012
- Vahdeti ihlal edenin tevhidi bozulur / 19.06.2012
- Vahdet olgusuna göre yaşamanın önemi / 18.06.2012
- Ehl-i Beyt sempozyumları birliğimize hizmet ediyor / 17.06.2012
- Hedefsizlik faciası / 14.06.2012
- Terör fitneden kaynaklanır / 12.06.2012
- Fitne: Değerleri öldüren zehirin adı / 11.06.2012
- Fitne / 09.06.2012
- Din tüccarlarına karşı vazifelerimiz / 08.06.2012
- Din tüccarları / 07.06.2012
- Hz. Peygamberin, ümmeti adına korkuları / 06.06.2012
- Nur ile zulmetin savaşı / 05.06.2012
- Allah adına aldatan din tüccarları / 04.06.2012
- İnsan sretindeki şeytanlar / 03.06.2012
- İblis'in avlanma yöntemleri / 02.06.2012
- Hakka karşı batılın mücadele tarzı / 01.06.2012
- Bitmeyen Hak ve batıl mücadelesi / 31.05.2012
- Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda 7 sorunun cevabı-2 / 30.05.2012
- Tarih Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda 7 sorunun cevabı-1 / 29.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-6 / 28.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-5 / 25.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-4 / 24.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-3 / 22.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-2 / 21.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-1 Halka hizmet Hakka hizmet midir? / 19.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-III / 18.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-II / 15.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-1 / 14.05.2012
- Köleler ve özgürler-2 / 13.05.2012
- Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu’nun önemi / 12.05.2012
- Köleler ve Özgürler - 1 / 09.05.2012
- Hedef gösterme, hedef gösterilme-2 / 08.05.2012
- Hedef gösterme ve gösterilme-I / 07.05.2012
- Cahilliğin versiyonları - 2 / 05.05.2012
- Cahilliğin versiyonları - 1 / 03.05.2012
- Kuran ve Ehli Beyt beraberliği / 01.05.2012
- Vah haset edene, ah haset edilene! / 29.04.2012

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

07.07.2011, 07.07.2010, 07.07.2009, 07.07.2008, 07.07.2007, 07.07.2006, 07.07.2005, 07.07.2004, 07.07.2003, 07.07.2002, 07.07.2001, 07.07.2000, 07.07.1999, 07.07.1998, 07.07.1997, 07.07.1996, 07.07.1995, 07.07.1994, 07.07.1993
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.