logo
09 EKİM 2026

Nükleer buzkıran gemisi inşası için anlaşma

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ni inşa eden Rosatom’un grup şirketlerinden Rosatomflot (FSUE Atomflot) ve gemi inşaat şirketi Zvezda, nükleer buzkıran “Lider”in (Proje 10510) inşaat sözleşmesini imzaladı

25.04.2020 14:12:00
 
  Nükleer buzkıran gemisi inşası için anlaşma
  Nükleer buzkıran gemisi inşası için anlaşma

Dünyanın tek nükleer enerjili buzkıran filosunu işleten Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom, filosuna yeni bir buzkıran gemisi daha eklemeye hazırlanıyor. Akkuyu Nükleer Güç Santrali'ni inşa eden Rosatom'un grup şirketlerinden Rosatomflot (FSUE Atomflot) ve gemi inşaat şirketi Zvezda, nükleer buzkıran "Lider"in (Proje 10510) inşaat sözleşmesini imzaladı. FSUE Atomflot Genel Müdürü Mustafa Kashka ve Zvezda Ltd. Şti Genel Müdürü Sergey Tseluyko 23 Nisan'da, Murmansk ve Vladivostok'ta bulunarak sözleşmeye uzaktan imza attılar. Zvezda Gemi Yapım Kompleksi, Rosatom tarafından yaptırılan bu projenin tek yüklenicisi durumunda ve sözleşme şartlarına göre geminin 2027 yılında işletmeye alınması bekleniyor. Rusya'nın nükleer buzkıran filosu tarihinde önemli bir adım daha atıldığını kaydeden FSUE Atomflot Genel Müdürü Mustafa Kashka, nükleer buzkıran 'Lider' ile ilgili şunları söyledi: "Lider, Rosatom uzmanları tarafından geliştirilen modern teknoloji ürünü iki RITM-400 nükleer reaktör ile donatılacak. Buzkıran gemisinin toplam kapasitesi 120 MW olacak ve bu da geminin 4 metreden daha kalın buz kütlelerini aşmasını sağlayacak. Aynı zamanda nükleer buzkıranın devreye alınması, Arktik Okyanusu'nun doğu bölgesinde güvenli ve düzenli operasyonlarla, Kuzey Denizi Rotası sularında yıl boyunca deniz seferleri yapmamızı garanti edecek ve yüksek enlemde ticari rotalar oluşturmamız için yeni olasılıklar sağlayacak."

İstanbul Valiliğinden Maltepe'de kısmen çöken binadaki arama kurtarma çalışmalarına ilişkin açıklama

İstanbul Valiliği, Maltepe'de kısmi çökme sonucu 2 kişinin hayatını kaybettiği 7 katlı binanın enkazında bulunduğu değerlendirilen 3 kişiye ulaşmak için yürütülen arama kurtarma çalışmalarına 774 personel, 237 araç, 2 dron ve 10 arama kurtarma köpeğinin katıldığını bildirdi

09.10.2026 00:30:00
AA
 
İstanbul Valiliğinden Maltepe'de kısmen çöken binadaki arama kurtarma çalışmalarına ilişkin açıklama
İstanbul Valiliğinden Maltepe'de kısmen çöken binadaki arama kurtarma çalışmalarına ilişkin açıklama

Valilikten yapılan açıklamada, Cevizli Mahallesi'nde 7 katlı bir binanın ilk 3 katında meydana gelen yapısal çökmenin ardından, AFAD, itfaiye, emniyet ve sağlık ekiplerince çalışmaların sürdürüldüğü belirtildi.

Açıklamada, "Yapılan arama kurtarma çalışmalarında, şu ana kadar enkaz altından toplam 11 kişi çıkarılmıştır. 1 kişi olay yerinde, 1 kişi ise kaldırıldığı hastanede olmak üzere toplam 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Halihazırda enkaz altında olduğu değerlendirilen 3 kişiye yönelik arama ve kurtarma çalışmaları devam etmektedir." ifadelerine yer verildi.

Çevredeki binalarda alınan tedbirlere yer verilen açıklamada, "Çevrede bulunan 12 numaralı bina (5 mesken, 1 iş yeri, 13 vatandaş), 25 numaralı bina (5 mesken, 1 iş yeri, 12 vatandaş) ve 27 numaralı bina (10 mesken, 4 iş yeri, 30 vatandaş) tedbir amacıyla tahliye edilmiştir. Böylece toplam 3 bina ve 55 vatandaşımız tahliye edilmiştir." bilgisi verildi.

Açıklamada, Afet Barınma Grubu tarafından barınma ihtiyacı bulunan vatandaşlar için 5 farklı otelde toplam 66 kişilik yer ayrıldığı belirtilerek, çöken binadan 8, tedbir amacıyla tahliye edilen diğer binalardan 36 olmak üzere toplam 44 kişinin konaklamasının sağlandığı kaydedildi.

Afet Psikososyal Destek Grubu tarafından otellere yerleştirilen ve hastanelerde tedavi gören afetzedelere psikososyal destek sağlandığı aktarılan açıklamada, Afet Beslenme Grubu tarafından da mobil ikram, müdahale ve lojistik araçlarıyla bölgedeki görevli personel ve vatandaşlara beslenme hizmeti verildiği belirtildi.

Açıklamada, binanın yan yatma ve çökme ihtimaline karşı gerekli destek ve tahkim çalışmalarının yapıldığı, arama kurtarma faaliyetlerinin gönüllü olarak bölgeye getirilen hidrolik yıkım makası yardımıyla sürdürüldüğü ifade edildi.

Valiliğin açıklamasında, "Arama ve kurtarma faaliyetlerine, İtfaiye, AFAD İstanbul, AFAD Tekirdağ, AFAD Bursa, AFAD Sakarya, 112 Acil Sağlık, Emniyet, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Kızılay, Karayolları, İBB/AKOM, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve Maltepe Belediyesi ekiplerinin iştirakiyle devam edilmektedir. Çalışmalara toplam 774 personel, 2 dron, 237 araç ve 10 K9 katılmaktadır." ifadeleri kullanıldı. 

Atilla Taş'ın kızı 14. kattan düşerek öldü

Mersin'de apartmanın 14. katından düşen kadın öldü. Hayatını kaybeden Sezen Taş'ın, şarkıcı Atilla Taş'ın kızı olduğu belirtildi

08.10.2026 20:50:00 / Güncelleme: 08.10.2026 20:52:59
AA
 
Atilla Taş'ın kızı 14. kattan düşerek öldü
Atilla Taş'ın kızı 14. kattan düşerek öldü
Mersin'de bir sitedeki apartmanın 14. katından düşen kadın yaşamını yitirdi.

Erdemli ilçesi Çeşmeli Mahallesi'ndeki bir sitede bulunan apartmanın 14. katından bir kadın düştü.

İhbar üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. Sağlık ekipleri, yaptıkları kontrolde Sezen Taş'ın hayatını kaybettiğini belirledi.

Sezen Taş'ın cenazesi, otopsi işlemleri için morga kaldırıldı.

Olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.

Sezen Taş'ın şarkıcı Atilla Taş'ın kızı olduğu belirtildi.

Pavyon soruşturmasında milyonluk rüşvet operasyonu

Kırıkkale'de oğlunun, pavyon işleten babası hakkında yaptığı ihbar üzerine başlatılan rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında belediye başkan yardımcısı, polis memuru, bekçi ve adliye personelinin de aralarında bulunduğu 10 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturmada pavyonun kapanış saatinin uzatılması için 100 bin lira rüşvet verildiği, bazı kamu görevlilerine denetim ve mahkeme süreçleriyle ilgili para aktarıldığı iddiaları inceleniyor

08.10.2026 15:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Pavyon soruşturmasında milyonluk rüşvet operasyonu
Pavyon soruşturmasında milyonluk rüşvet operasyonu
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen soruşturma, 4 Ekim'de Y.S.'nin emniyete başvurmasıyla başladı. Y.S., pavyon işleten babası E.S. ile uzun süredir anlaşmazlık yaşadığını, iş yerinde çalışan konsomatrisle evlenmek istemesine babasının karşı çıktığını belirtti. Babasının ve çevresindeki bazı kişilerin uyuşturucu ve silah ticareti yaptığını, kamu görevlilerine menfaat sağladığını ileri süren Y.S., çeşitli usulsüzlükler hakkında ihbarda bulundu.

Pavyonun kapanış saati için 100 bin lira rüşvet iddiası

İhbarda, pavyonların kapanış saatinin 01.00'den 04.00'e uzatılması amacıyla Yahşihan Belediye Başkan Vekili Aydın Demirdirek ile görüşüldüğü öne sürüldü. Bu kapsamda belediyenin alınacak karara itiraz etmemesi karşılığında T.E. tarafından Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Aydın'a 100 bin lira verildiği iddia edildi. İhbar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 5 Ekim'de pavyon sahibi E.S., oğlu Y.S., C.T., T.E. ve işletme müdürü E.Ş. hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyaller incelemeye alındı. WhatsApp yazışmaları ve banka hareketlerinin incelenmesiyle soruşturma kamu görevlilerini de kapsayacak şekilde genişletildi.

Belediye başkan yardımcısının 22 taşınmazı tespit edildi

Soruşturma kapsamında Yahşihan Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Aydın'ın adına kayıtlı 22 taşınmaz bulunduğu belirlendi. Aydın ile belediyeye yönelik yürütülen başka bir yolsuzluk soruşturmasındaki bazı şüpheliler arasında toplam 2 milyon 500 bin liralık para hareketi tespit edildi. Söz konusu mali hareketler ile 100 bin liralık rüşvet iddiası incelemeye alındı.

"Polis 10 bin istiyor, bir ay olmadı 15 bin verdik"

Dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerde, şüphelilerin kullandığı "Patronlar" isimli WhatsApp grubunda, "Polis Muhammet 10 bin istiyor, bir ay olmadı 15 bin verdik, işimize yarıyor, dükkana geliyorlar, 3-5 kişinin GBT'sini yapıp tutanağı asıp gidiyorlar" şeklinde yazışmalar bulundu. Yahşihan Emniyet Amirliğinde görevli polis memuru M.K. ile pavyon sahibi E.S. arasında para transferleri tespit edildi. Ayrıca iş yerine yapılacak polis denetimlerinin önceden haber verildiğine ilişkin yazışmalara ulaşıldı. Çarşı ve mahalle bekçisi A.Y.'nin de denetim bilgilerini önceden iletmesi karşılığında para aldığı şüphesiyle mali hareketleri incelemeye alındı.

Mahkeme kararı için 1 milyon liralık görüşme

Kırıkkale İdare Mahkemesinde mübaşir olarak görev yapan H.C. hakkında yapılan incelemelerde, T.E. ile oğlu İ.C. arasındaki WhatsApp yazışmalarında dikkat çekici ifadeler tespit edildi. T.E.'nin "1.000.000,00 TL para vereceğiz aracıya" mesajına İ.C.'nin "Mahkemeye mi olumlu olsun diye'" sorusunu yönelttiği, T.E.'nin ise "Evet" cevabını verdiği belirlendi. Ayrıca mübaşir H.C.'nin, pavyonun kapanış saatine ilişkin davada verilecek karar hakkında bilgi paylaştığı ve mahkeme kararını şüpheli T.E.'ye gönderdiği tespit edildi. Mali incelemelerde, 1 Mayıs-19 Eylül 2026 tarihleri arasında H.C.'nin hesabına, işletme müdürü E.Ş.'nin hesabından toplam 1 milyon 80 bin lira aktarıldığı belirlendi.

"Kendi dosyam gibi ilgileniyorum"

Kırıkkale Adliyesi İnfaz Bürosunda zabıt katibi olarak çalışan S.Y.'nin de pavyon sahibi E.S. ile yaptığı yazışmalar incelemeye alındı. S.Y.'nin, "Kendi dosyam gibi ilgileniyorum merak etme" mesajına E.S.'nin, "Savcıyı öğren kardeşim" şeklinde cevap verdiği görüldü. Yazışmalarda, adliyedeki bir evrakın kayıt işlemlerinin geciktirilmesi için girişimde bulunulduğuna ilişkin ifadeler de tespit edildi. İki şüpheli arasında para transferleri bulunduğu belirlendi.

10 şüphelinin tamamı gözaltına alındı

Elde edilen dijital deliller, iletişim kayıtları ve mali hareketler doğrultusunda soruşturma genişletildi. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 8 Ekim saat 06.45'te 10 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. KOM ekiplerince şüphelilerin ev, iş yeri ve araçlarında arama yapıldı. Operasyonda bilgisayar, cep telefonu, tablet ve çeşitli dijital materyallere el konulurken, 10 şüphelinin tamamı yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü öğrenildi.

İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu

İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu

08.10.2026 14:38:00
Haber Merkezi
 
 İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu
 İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu
İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu.
İstanbul Maltepe'de sabah saatlerinde çöken bina akıllara İstanbul'daki tehlikeyi bir kez daha getirdi. İstanbul'da kendiliğinden yıkılması beklenen tam bin 238 bina olduğu belirtiliyor. Yine İBB tarafından hazırlanan bir rapora göre İstanbul'da 6 yılda 40 bin bina incelendi. Binaların yarısı 'yüksek' ya da 'çok yüksek' riskli çıktı.

Bin 238 bina 'her an çökebilir'
İstanbul'da 'tabut bina' yani kendiliğinden her an yıkılması beklenen bin 238 bina bulunuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) başlattığı hızlı tarama testlerine 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra günde binlerce başvuru geliyordu. Bugünlerde o başvuru sayıları 500'e kadar indi.

40 bin binadan yarısı 'yüksek riskli' çıktı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Temmuz 2020'den Temmuz 2026'ya kadar ekiplerin talebiyle inceleme yaptığı 40 bin binadan 20 bininin 'yüksek' veya 'çok yüksek' riskli durumda olduğu ortaya çıktı. Rapora göre, Avcılar'da incelenen binaların yüzde 19,07'si, Zeytinburnu'nda yüzde 14,59'u yüksek riskli durumda. Bu oran Bağcılar'da yüzde 8,34, Küçükçekmece'de 7,8, Fatih'te 5,65, Esenyurt'ta 5,03. Bu ilçeleri Bahçelievler yüzde 3,79, Silivri 3.40, Bakırköy 3.27 ve Esenler 3,27 ile takip etti.
Hızlı tarama yöntemine yapılan başvuruların yüzdeliklerin ilçe kapsamında dağılımına bakıldığında en çok başvuru Kadıköylülerden gelirken, en az talepte bulunan ilçe ise Sultanbeyli oldu.

Gökçe Alkan'ın ailesinden çağrı: 'Talebimiz intikam değil, adalet'

08.10.2026 14:05:00 / Güncelleme: 08.10.2026 14:07:11
İHA
 
Gökçe Alkan'ın ailesinden çağrı: 'Talebimiz intikam değil, adalet'
Gökçe Alkan'ın ailesinden çağrı: 'Talebimiz intikam değil, adalet'
Bursa'nın Karacabey ilçesinde hayatını kaybeden 18 yaşındaki Gökçe Alkan'ın ailesi, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluluğu bulunanların hukuk önünde hesap vermesi için çağrıda bulundu.

Gökçe Alkan'ın ailesi tarafından yapılan açıklamada, genç kızın ölümünün ardından yaşanan acının tarif edilemez olduğu belirtilerek, olayın tüm yönleriyle ortaya çıkarılması istendi.

Açıklamada, "Gökçe artık aramızda değil. Onu sevenlerin, ailesinin ve yakınlarının hayatında hiçbir zaman kapanmayacak büyük bir yara bıraktı. Bizler bugün yalnızca kaybettiğimiz evladımız, kardeşimiz ve yakınımız için değil; adaletin yerini bulması ve benzer acıların başka ailelerin başına gelmemesi için sesimizi yükseltiyoruz" ifadelerine yer verildi.

Aile, Gökçe Alkan'ın hayatını kaybetmesine ilişkin olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını, sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesini ve soruşturma ile yargılama sürecinin şeffaf, titiz ve etkin şekilde yürütülmesini talep etti.

"Talebimiz intikam değil, adalettir"

Açıklamada, "Gökçe'nin yaşam hakkının elinden alınmasının karşılıksız kalmamasını; olayın hiçbir ayrıntısının göz ardı edilmemesini ve varsa ihmallerin de ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Acımız çok büyük. Ancak bu acının içinde sessiz kalmayacağız" denildi.

Yetkililere, hukuk makamlarına ve kamuoyuna çağrıda bulunan aile, "Gökçe Alkan için adalet istiyoruz" mesajını verdi.

Aile açıklamasını, "Adalet yerini buluncaya kadar hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz. Kamuoyunun ve basın mensuplarının bu süreçte göstereceği duyarlılık, sesimizin daha geniş kitlelere ulaşması açısından büyük önem taşımaktadır. Gökçe'nin adı unutulmasın. Adalet yerini bulsun" sözleriyle tamamladı.

Balıkçı cinayetinde yeni gelişme

Gaziantep'te husumetlisi tarafından pompalı tüfekle vurularak hayatını kaybeden balıkçı Hayri Taşkın'ın davasında 3'üncü duruşma görüldü. Duruşmada savunma yapan sanık, "Ben maktulü tanımıyorum" dedi

08.10.2026 14:01:00 / Güncelleme: 08.10.2026 14:04:03
İHA
 
Balıkçı cinayetinde yeni gelişme
Balıkçı cinayetinde yeni gelişme
Gaziantep'te husumetlisi tarafından pompalı tüfekle vurularak hayatını kaybeden Hayri Taşkın'ın ölümüne ilişkin davanın 3'üncü duruşması Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada, tutuklu sanıklar Adem K., tutuksuz sanıklar Müslüm K., Arif A., Mücahit A.D., maktul avukatı ve sanık avukatları salonda hazır bulundu.

"Ben maktulü tanımıyorum"

Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Adem K., "Benim Hayri Taşkın cinayeti ile ilgili hiçbir alakam yoktur. Benim maktul ile aramda herhangi bir sıkıntı bulunmamaktadır. Ben maktulü tanımıyorum. 18 aydır tutukluyum. Maktulü tanımıyorum. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" dedi.

Duruşma ertelendi

Mahkeme heyeti, dosyanın esas hakkında mütalaa hazırlanmak üzere iddia makamına tevdi edilmesine, bazı müştekilerin katılan sıfatıyla duruşmalara kabulüne ve eksikliklerin giderilmesine karar verdi. Tutuklu sanık Adem K.'nın tutukluluk halinin devamına hükmeden heyet, firari sanıklar hakkındaki yakalama emirlerinin infazının beklenmesine karar verdi. Heyet ayrıca, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması, esas hakkında mütalaa hazırlanması ve firari sanıklar hakkındaki yakalama emirlerinin infazının beklenmesi amacıyla duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.



Olay geçmişi

Olay, 21 Nisan 2025 gece saatlerinde Şahinbey ilçesi Tekstilkent Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, 47 yaşındaki Hayri Taşkın ile husumetlileri arasında tartışma çıktı. Çıkan tartışmanın kısa sürede büyümesi üzerine husumetlilerden biri otomobilden çıkarttığı pompalı tüfek ile Hayri Taşkın'a ateş etti. Saçmaların hedefi olan 4 çocuk babası Taşkın, ağır yaralanarak yere yığıldı. Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan Taşkın'ı Gaziantep Şehir Hastanesi'ne kaldırdı. Hastaneye kaldırılan Hayri Taşkın, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamamıştı.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık bilgilendirme toplantısı düzenlendi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Mekke Savunma İttifakı toplantısında Türkiye'nin Suudi Arabistan'a asker konuşlandırma kararına ilişkin "Kuvvet süreci Anayasa yürütülecek." açıklamasında bulundu

08.10.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık bilgilendirme toplantısı düzenlendi
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık bilgilendirme toplantısı düzenlendi
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık bilgilendirme toplantısında, gündeme ilişkin bilgilendirmelerde bulundu.

Mekke Savunma İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi 'nin, 5 Ekim'de Riyad'da toplandığını ifade eden MSB kaynakları "Toplantıda; bölgesel gelişmeler ve kolektif savunma tedbirleri ele alınmış, Sekretaryanın başlangıç yapılanması belirlenmiş, savunma sanayi iş birliğinin geliştirilmesine yönelik çerçeve görüşülmüş ve İttifakın kurumsallaşması yönünde önemli ilerleme sağlanmıştır" açıklamasında bulundu.

Diğer siyasi, idari, askerî ve savunma sanayi mekanizmalarına ilişkin çalışmaların, tarafların mutabakatı ve ilgili ulusal süreçler doğrultusunda sürdürülmesinin kararlaştırıldığı da ifade edilirken "Üzerinde mutabık kalınan askerî kuvvet ve yeteneklerin Suudi Arabistan'a sağlanması ve konuşlandırılması için gerekli tedbirler görüşülmüştür." denildi.

"Türk askerinin Riyad'a gidecek mi?" sorusu gündemdeyken bu konuya ilişkin de açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"Ülkemiz tarafından sağlanabilecek askerî kuvvet ve yeteneklere ilişkin süreç, Anayasamız ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütülecektir."

Karargahın oluşturulacağına işaret edilip ortak eğitim, askeri danışmanlık ve tatbikat planlamalarının olacağı açıklandı. Açıklamanın devamında ise "Hali hazırda Suudi Arabistan'da bulunun ve Türk askerleri tarafından çalıştırılan hava savunma sistemleri ile hava savunması katkısı devam edecek ihtiyaç halinde." denildi.

TÜRKİYE-FRANSA SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ ÜZERİNE YOL HARİTASI

Türkiye ile Fransa arasında, karşılıklı çıkarlar temelinde savunma ve güvenlik alanındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve mevcut iş birliğinin daha kurumsal bir yapıya kavuşturulması amacıyla imzalanan Yol Haritası ilişkin de MSB kaynakları açıklama yaptı.

Kaynaklar, Yol Haritası kapsamında; savunma ve güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunulması, hibrit tehditlerle mücadele, istihbarat paylaşımı, hava savunma alanında daha yakın iş birliği ve sistemlerin birlikte çalışabilirliğinin geliştirilmesi öngörüldüğünü dile getirdi. Üçüncü ülkelerde bölgesel istikrara katkı sağlayacak eğitim ve kapasite geliştirme faaliyetlerinin koordineli şekilde yürütülmesinin de planlandığını ifade eden MSB yetkilileri şöyle devam etti:

"Askeri alanda; ortak eğitim faaliyetlerinin artırılması, harp akademileri arasında karşılıklı personel değişim programlarının geliştirilmesi, liman ziyaretleri ile kara, deniz ve hava unsurlarının katılımıyla müşterek eğitim ve tatbikatların icra edilmesi hedeflenmektedir.

Savunma sanayi alanında ortak proje ve iş fırsatlarının geliştirilmesi, bilgi ve teknoloji paylaşımının teşvik edilmesi ve iki ülke savunma sanayi kuruluşları arasındaki temasların artırılması amaçlanmaktadır.

Yol Haritası ile iki ülkenin savunma makamları arasındaki temasların düzenli hâle getirilmesi ve iş birliğinin kurumsallaştırılması hedeflenmektedir. Bu kapsamda toplantıların sırasıyla Paris ve Ankara'da dönüşümlü olarak gerçekleştirilmesi, ilk toplantının ise tarafların mutabakatıyla 2026 yılının son çeyreğinde yapılması planlanmaktadır."

Yol Haritası'nın iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik ilişkilerinin daha kurumsal bir yapıya kavuşturulmasına, karşılıklı güvenin güçlendirilmesine ve bölgesel barış ile istikrara katkı sağlayacağı değerlendirildiği de aktarıldı.

İSRAİL'İN SURİYE'DEKİ İHLALLERİ

İsrail'in Suriye'nin güneyindeki yerleşim yerlerinde ev baskınlarına, gözaltılara, kara sınırı ihlallerine ve hava/topçu atışları ile bölgede gerilimi tırmandıran saldırgan tutumuna devam ettiğinin dikkat çekildiği açıklamada "Sözde Sufa-53 Hattı Projesi" kapsamında hendek kazma ve yol genişletme faaliyetlerine tekrar başlaması, "1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması"nın açık bir ihlali ve yayılmacı politikalarına devam ettiğinin bir göstergesidir." denildi.

MSB, İsrail'in bölgede barış ve istikrarın sağlanmasını engelleyen bu politikalarına ve eylemlerine karşı, uluslararası toplumu somut ve kararlı adımlar atmaya bir kez daha davet etti.

Yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Haziran, 228 işçi ölümüyle yılın en fazla can kaybının yaşandığı ay oldu

 Yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Haziran, 228 işçi ölümüyle yılın en fazla can kaybının yaşandığı ay oldu

08.10.2026 13:23:00
Haber Merkezi
 
 Yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Haziran, 228 işçi ölümüyle yılın en fazla can kaybının yaşandığı ay oldu
 Yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Haziran, 228 işçi ölümüyle yılın en fazla can kaybının yaşandığı ay oldu
Verilere göre yılın ilk dokuz ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısı en az 1736 oldu. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre en fazla işçi ölümü 228 ile haziran ayında gerçekleşirken, haziranı 227 işçiyle ağustos, 226 işçiyle eylül ve 216 işçiyle temmuz takip etti. İlk dokuz ay içerisinde en düşük sayı ise 129 işçiyle şubat ayında kaydedildi. Böylece yılın ilk yarısında 1057 işçi, temmuz-eylül dönemini kapsayan üçüncü çeyrekte ise en az 679 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Aylara göre iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçi sayısı şöyle:

Ocak: 155
Şubat: 129
Mart: 151
Nisan: 190
Mayıs: 214
Haziran: 228
Temmuz: 216
Ağustos: 227
Eylül: 226

Liyakat kavramı ve liyakatsizliğin maliyeti: Toplumsal güven bunalımı

Bir toplumun gelişmişlik düzeyini, adalete olan inancını ve kamusal kurumlarının işlerliğini belirleyen temel sütunlardan biri liyakattir

08.10.2026 12:57:00 / Güncelleme: 08.10.2026 13:01:09
Hasan Gündoğdu
 
Liyakat kavramı ve liyakatsizliğin maliyeti: Toplumsal güven bunalımı
Liyakat kavramı ve liyakatsizliğin maliyeti: Toplumsal güven bunalımı
Liyakat ilkesinin zedelenmesi veya göz ardı edilmesi, yalnızca idari mekanizmalarda aksaklıklara yol açmakla kalmaz; sosyo-ekonomik yapıdan toplumsal ahlaka kadar uzanan geniş bir yelpazede derin krizler üretir.

Liyakat nedir?



Liyakat; kelime anlamı itibarıyla bir işe, göreve veya makama uygun olma, yetkinlik, layık olma ve hak etme durumudur.

Yönetim bilimi ve kamu yönetimi açısından liyakat; yetki, görev ve sorumlulukların dağıtımında kayırmacılık, siyasi sadakat veya kişisel yakınlıkların değil; bilgi, beceri, eğitim, tecrübe, yetenek ve ahlaki doğruluğun esas alınmasıdır.

Liyakat ilkesi, fırsat eşitliğinin sağlandığı ve bireylerin sadece kendi çaba ve nitelikleriyle değerlendirildiği adil bir sistemin garantisidir.

Liyakat niçin önemlidir?



Liyakat, modern devlet yapısının ve nitelikli organizasyonların omurgasını oluşturur. Önemini birkaç temel başlık altında toplamak mümkündür:

Adalet ve Toplumsal Barış: İnsanların hak ettikleri konuma kendi emekleriyle gelebildiklerini görmeleri, toplumdaki adalet duygusunu pekiştirir ve adalet algısını güçlendirir.

Verimlilik ve Etkinlik: Kamu ve özel sektörde işlerin uzmanları tarafından yürütülmesi, kaynak israfını önler; hizmet kalitesini ve üretim verimliliğini maksimum seviyeye çıkarır.

Kurumsal Güven ve İtibar: Karar alma mekanizmalarında uzman kadroların yer alması, devlet kurumlarına ve yasalarına olan güveni diri tutar.

Yenilikçilik (İnovasyon): Yetenekli ve donanımlı bireylerin önünün açılması, bilimde, teknolojide ve sanayide katma değer üreten fikirlerin doğmasını sağlar.

Liyakatli Olmak Ne Demektir ve Nasıl Sağlanır?



Liyakatli bir birey olmak, sadece diploma veya kağıt üzerindeki belgelere sahip olmak anlamına gelmez. Liyakat hem bireysel nitelikleri hem de bu nitelikleri ölçecek adil sistemleri kapsar:

Bireysel Düzeyde Liyakat:

Mesleki Derinlik ve Yetkinlik: Üstlenilen görevin gerektirdiği teorik ve pratik bilgiye hakim olmak.

Ahlaki ve Etik Sorumluluk: Yetkilerini kişisel veya grupsal çıkarlar için değil, kamu yararı ve etik ilkeler doğrultusunda kullanmak.

Sürekli Gelişim: Değişen şartlara ve teknolojiye uyum sağlayarak kendini güncel tutmak.

Kurumsal ve Toplumsal Düzeyde Liyakat Sisteminin Kurulması

Şeffaf ve Ölçülebilir Seçim Süreçleri: İşe alım, terfi ve görevlendirmelerde objektif, denetlenebilir ve standart test/değerlendirme kriterlerinin uygulanması.

Mülakat ve İnisiyatif Suistimalinin Önlenmesi: Öznel değerlendirmelerin veya keyfi takdir yetkilerinin alanını daraltmak.

Hesap Verilebilirlik: Başarı ve başarısızlığın objektif performans kriterleriyle takibinin yapılması.

Liyakatsizliğin Ülkemize Verdiği Zararlar



Liyakat sisteminin çökmesi, bir ülke için stratejik bir zafiyet ve sistemik bir kriz kaynağıdır. Liyakatsizliğin sebep olduğu başlıca tahribatlar şunlardır:

Toplumsal Güvensizlik (Adalet duygusunun zedelenmesi, umutsuzluk): Beyin Göçü ve İnsan Kaynağı İsrafı: Emeğinin ve donanımının karşılığını alamayacağını düşünen yetenekli, eğitimli ve üretken gençler, geleceklerini yurt dışında aramaktadır. Bu durum, ülkenin en kıymetli sermayesi olan nitelikli insan gücünün kaybolmasına yol açar.

Kurumsal Niteliğin Kaybı ve Kriz Yönetimi Zafiyeti: Stratejik kurumlarda alanında uzman olmayan kişilerin bulunması, kriz anlarında (doğal afetler, ekonomik dalgalanmalar, salgınlar vb.) yanlış ve gecikmiş kararların alınmasına neden olur. Kurumsal hafıza silinir, niteliksel standartlar düşer.

Ekonomik Kayıplar ve Verimsizlik: Kamu kaynaklarının veya yatırımların yanlış yönetilmesi, liyakatsiz kadroların basiretsiz kararları yüzünden milyarlarca liralık hedefine ulaşmayan projelere harcanmasına yol açar. Bu durum doğrudan enflasyon, bütçe açığı ve düşük büyüme olarak geri döner.

Toplumsal Umutsuzluk ve Etik Erozyon: Gençlerin "çalışarak ve hak ederek bir yere gelebilme" inancı kırıldığında, toplumda liyakat yerine "torpil", "tanıdık" veya "sadakat" arayışları meşrulaşır. Bu durum toplumsal etik değerleri aşındırır ve çalışma azmini yok eder.

Liyakat; ne bir ayrıcalık ne de dönemsel bir tercih, aksine sürdürülebilir kalkınmanın ve toplumsal huzurun en temel şartıdır. Bir devletin ve toplumun geleceğini güvence altına almasının tek yolu; işi işin ehline teslim etmek, fırsat eşitliğini tam manasıyla tesis etmek ve emeği her türlü yakınlık ya da aidiyetin üzerinde tutmaktır.

İşte uzmanların okul güvenliği reçetesi

Türkiye genelinde son dönemde eğitim kurumlarında tırmanışa geçen şiddet olayları ve güvenlik zafiyetleri, velileri, öğretmenleri ve karar vericileri harekete geçirdi. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve İçişleri Bakanlığı peş peşe sert tedbirleri devreye alırken, güvenlik ve eğitim uzmanları kalıcı huzur için "bütüncül bir güvenlik ekosistemi" kurulması gerektiğine dikkat çekiyor

07.10.2026 16:10:00
Eyüp Kabil
 
İşte uzmanların okul güvenliği reçetesi
İşte uzmanların okul güvenliği reçetesi
Türkiye'de eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte okullardaki güvenlik sorunları yeniden kamuoyunun en sıcak gündem maddelerinden biri haline geldi. Özellikle Kahramanmaraş ve Şanlıurfa gibi illerde ve dün Başakşehir'de yaşanan menfur silahlı saldırıların yanı sıra akran zorbalığının dijital mecralara kayması, "Güvenli okul nedir ve nasıl sağlanır?" sorusunu acil bir ihtiyaç olarak önümüze koydu.

Resmî makamların attığı idari adımları, sahada uygulanan yeni yönetmelikleri ve uzmanların sunduğu somut çözüm önerilerini mercek altına aldık.


Bakanlıklardan ortak çizgi: X-ray, tek kapı ve yapay zekâ dönemi


Eğitim kurumlarında tırmanan risklere karşı İçişleri Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda yepyeni bir güvenlik konseptine geçildi. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından açıklanan "Güvenli Okul İklimi" tedbirleri kapsamında sahada köklü değişiklikler uygulanıyor.

Veliler artık okullara istedikleri an giriş yapamıyor. Geliştirilen Veli Randevu Sistemi üzerinden randevu almayan hiçbir dış şahıs ders saatlerinde okul binalarına kabul edilmiyor.

Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yönetmelikle, okul yönetimlerine risk durumlarında öğrencilerin kişilik haklarını zedelemeden sınıflarda, sıralarda ve dolaplarda arama yapma yetkisi verildi. Okul giriş-çıkışları tek bir kontrollü kapıdan sağlanırken, yüksek riskli okullara X-ray cihazları ve siber devriye destekleri entegre ediliyor.

Binlerce okulda doğrudan "Okul Kolluk Görevlisi" (Okul Polisi) ve "Güvenli Eğitim Koordinasyon Görevlisi" konumlandırılarak emniyetle anlık hatlar kuruldu.


Uzman gözüyle okul güvenliği


Okul güvenliği üzerine önemli araştırmalara imza atan Güvenlik Uzmanı ve CSG City Security Group Kurucusu Osman Öztürk, güvenli okul kavramının çocuğun evden çıktığı andan itibaren eve döndüğü ana kadarki tüm süreci kapsadığını vurguluyor.

Öztürk'e göre okulların fiziki önlemlerle donatılması şart, ancak tek başına yeterli değil. Uzmanın dikkat çektiği hayati noktalar şu şekilde:

1. Okulun "zorbalık ve risk haritası" çıkarılmalı

Araştırmalar akran zorbalığının ve fiziksel şiddetin en çok okul bahçesi, kör koridorlar ve teneffüs alanları gibi gözetimin zayıfladığı yerlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Okul yönetimlerinin büyük bütçeler harcamadan önce kendi binalarının risk haritasını çıkarması ve nöbetçi öğretmen ile kamera takibini bu sıcak noktalarda yoğunlaştırması gerekiyor.

2. Bilgi kopukluğu engellenmeli: Erken uyarı sistemi

Büyük şiddet olayları nadiren bir anda ortaya çıkar. Çocuklar çoğunlukla niyetlerini dijital ortamda, arkadaş sohbetlerinde ya da davranış değişiklikleriyle önceden açık ederler. Rehberlik servisleri, öğretmenler ve aileler arasındaki bilgi kopukluğunu önleyecek, yapay zekâ destekli bir erken uyarı sistemi çocuğun "damgalanmadan" sisteme kazandırılmasını sağlayabilir.

3. Dijital şiddet kapıda beklemiyor, sınıfın içinde!

Öğrenciler arasında şiddetin en az yüzde 37'si dijital ortamlarda hayat buluyor. Sosyal medya üzerinden gelen hakaret ve tehditler okul koridorlarında fiziki kavgaya dönüşüyor. Bu nedenle siber güvenlik eğitimleri ve çocuklara "dijital davranış kültürü" kazandırılması fiziki bariyerler kadar koruyucudur.


"65 bin profesyonel şart"


Meclis gündemine taşınan kanun teklifleri ve eğitim sendikalarının raporları, okullardaki güvenlik personelinin geçici çözümler yerine kalıcı kadrolarla sağlanması gerektiğini savunuyor. Siyasiler ve uzmanlar, Türkiye genelindeki okulların korunması için en az 65 bin profesyonel güvenlik görevlisinin istihdam edilmesini talep ediyor.

Bununla birlikte, sadece polisiye tedbirlerin şiddeti önleyemeyeceği ortak kanaat. Okullara yeterli sayıda psikolog ve sosyal hizmet uzmanı atanarak; yoksulluk, aile içi şiddet veya psikolojik buhran yaşayan öğrencilerin erkenden tespit edilip rehabilitasyon sürecine alınması, sorunu kökten çözecek en büyük adım olarak görülüyor.

Eğitim kurumlarımızın tamamen güvenli hale gelmesi, devletin kararlı regülasyonları, okul idarelerinin sıfır toleranslı uygulamaları ve ailelerin çocuklarının dijital/fiziksel dünyasını yakından takip etmesiyle mümkün olacak.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.