logo
28 EYLÜL 2026

O, Rahmeten li'l-Âlemin'dir

Allah'ın halifetullah olarak yarattığı ve yeryüzüne gönderdiği insanda, madde ve mana olmak üzere iki yön mevcuttur

20.03.2026 00:16:00
Haber Merkezi
 
O, Rahmeten li'l-Âlemin'dir
O, Rahmeten li'l-Âlemin'dir
Allah'ın halifetullah olarak yarattığı ve yeryüzüne gönderdiği insanda, madde ve mana olmak üzere iki yön mevcuttur.

İnsanın maddî yönü bedenidir ki, buna zahirî kalıp da denir. Diğeri, yani mana ciheti ise nefs, ruh, kalp gibi isimler alır ki; insanın halifetullah sıfatını almasına sebep olan da aslen batını yönüdür.

Tarih boyunca insanlığın huzur ve mutluluğunu temin için pek çok iddia sahibi ortaya çıkmış, değişik görüşler ortaya koymuşlardır.

Bunlardan bazıları, insanın sadece maddî yönüne, bazıları da sırf mana yönüne hitap etmek suretiyle insanları saadete eriştirmeye çalışmışlar, ancak başarılı olamamışlardır.







Filozoflar, yazarlar, değişik fikir ekollerinin sahipleri, çeşitli ideologlar, birtakım din kurucuları, bu iddia sahiplerinden bazılarıdır.

Filozoflar, aklın her türlü problemi çözmeye yeteceği fikrini savunarak insandaki batını yönü inkâr etmişlerdir.

Ancak duyu organlarının denetimindeki akıl, bugün pek çok meselenin altından kalkmamaktadır.

Kaldı ki, insandaki beş duyu da tam bir kifayete sahip değildir. Şöyle ki, kulak belli frekansların altındaki ve üstündeki sesleri duyamamakta; göz, su dolu bir bardağın içindeki kalemi kırık olarak algılayabilmektedir.

Bu örnekler çoğaltılabilir. Demek ki, insandaki derin ve büyük sırrı anlayabilme ve onu tam bir mutluluğa kavuşturma yolunda, tek başına aklın yeterli olduğu iddiası mantıklı görülememektedir.







Hükümdarlar ve devlet adamları, adaletin ve adaletle hükmetmenin bir gereği olarak, insanın insanî yönünü ve hislerini, duygularını göz ardı etmek durumundadırlar.

Cemiyetlerde asayişi sağlamak için böyle bir işleyiş şarttır. Ne var ki, bunun neticesi olarak onların nazarında çok yönlü, yani ekmel bir varlık olan insan, yine tek yönüyle ele alınmış ve ondan bu yolla mutlu olması beklenmiştir.

Bir de insanı sırf mana yönüyle ele alan ve bedenî ihtiyaçlarını, hakiki saadete erebilmesi için bir engel olarak telakki eden dinler vardı ki, Uzakdoğu'da doğmuş olan Budizm bunlardan biridir. Günlerce yemeyen, içmeyen, uyumayan, evlenmeyen ve insanlardan uzak bir hayat süren Budist rahipler, mutlak hakikate bu yolla varmaya çalışmışlardır.

Bütün bu tek yönlü çabalar, kainatın küçük bir maketi diyebileceğimiz insanı, elbette mutluluğa kavuşturamamıştır ve kavuşturamaz. İnsana aradığını verebilecek olan deva, ancak Allah'ın İlahî bir nizamla gönderdiği Hz. Muhammed (a.s.) ve O'nun getirdiği kural ve kaidelerdir.

Çünkü Resulullah (s.a.v.), insanın hem madde, hem de mana yönüyle hitap etmek suretiyle onu tam bir doyuma kavuşturmuştur.







Bir başka deyişle Peygamberimiz, insanın hem melekî yönünü, hem de beşerî yönünü ele alarak insanı kemâl mertebesine ulaştırmıştır. Bu bakımdan, O'nun hayatının örnek alınması, insanlar için yegâne saadet ve kurtuluş yoludur.

Eğer insanlık, buhran ve bunalımlardan kurtulmak istiyorsa, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'i, getirdiği İslam'ı uygulayıcı olarak, yani risalet yönü ile tam manasıyla bilmesi ve yaşayışında O'nu taklit edip, rehber edinmesi zaruridir. Bunu zaruri kılan sebepleri hülasa etmek gerekirse; diyebiliriz ki:

1. Tarihe mâlolmuş hiçbir insan yoktur ki; Peygamberimiz kadar açık ve seçik olarak hayatı bilinsin ve de tarihî belgelerle sabit olsun. Sadece Peygamberimizdir ki hayatının her safhası en ince ayrıntılarına kadar insanların önüne serilmiştir.

O'nun getirdiği İlahî prensipleri kabul etmeyenler dahi Resulullah'ın bu tarihî şahsiyetini doğrulamaya mecbur kalmışlardır. Zaten örnek alınacak insanın hayatının her yönünün ve her safhasının bilinmesi zaruridir. Binaenaleyh, Peygamberimiz bu yönüyle insanlığın malumu olan tek şahsiyettir.







2. Tarihin hangi döneminde olursa olsun, tez sahibi insanlar temsil ettikleri davayı yaşayışlarıyla tam olarak hayatlarına yansıtamamışlardır.

Peygamberimiz ise tebliğ ve tebşir ettiği İslam'ın, en küçük ayrıntısından en büyük meselesine kadar uygulayıcısı olmuştur.

"Yapınız" diye emrettiklerini kesinlikle önce bizatihi kendi nefsinde uygulamış, "Yapmayınız" diye yasakladıklarını da, hiçbir şekilde yapmamıştır.

Bu bakımdan Peygamberimiz, "canlı Kur'an"dır. Yani mücerret hakikatler, O'nda müşahhas hâle gelmiştir.

Nitekim bu manaya işaretle Cenab-ı Hak; "O, hevâdan konuşmaz. Söylediği şey, kendisine vahyedilenden başka bir şey değildir" diye buyurmaktadır.







Bu sebeple O'nun sözleri mutlak hükümdür. İnkârı ise mutlak küfürdür. Ve O, kemâli ile mutluk insan-ı kâmildir. Başka bir tabirle, mutlak insan-ı kâmilden murat, Hz. Fahri Âlem Efendimiz'dir.

Zübde-i Âlem olan Fahri Âlem Efendimiz'in kemâli hiçbir insanın kemâli ile mukayese edilemeyeceğine göre, kâinat, O'nun döneminde en mükemmel devrini yaşamıştır.

Bunun için bu devre Asr-ı Saadet veya Nur Asrı adı verilmiştir. Yine bu devri yaşayan Ashab'ın örnek hayatı, hiçbir devirde yaşanmamış, Ashab gibi örnek bir nesli tarih kaydetmemiştir.







3. O'nun Risaleti, diğer peygamberlerinki gibi belli bir kabileye veya millete müteveccih olmayıp, Kıyamet'e kadar gelecek insanların tümünü şâmil bir risalettir.

O bakımdan, dünyanın neresinde olursa olsun, O'nu duyanlar, koşup gelmişler ve bu İlahî daveti kabul etmişlerdir.

Habeş'ten bir Bilal, İran'dan Selman-ı Farisî, kendi kavmine mensup bulunanlar ve hatta cinler O'nun davetine koşup gelmiştir.

Farklı coğrafyalardan, ayrı ayrı renk ve ırktan, değişik dilleri konuşan insanların İslam'a fevc fevc akın etmeleri, O'nun bütün âleme geldiğini, bir başka ifade ile mesajının evrensel olduğunu ifade eder. Bu yönüyle O, Rahmeten li'l-Âlemin'dir.

Hülasa edersek, vasıflarını saymakla bitiremeyeceğimiz bu yüce insanın hayatının her zamankinden daha ziyade bilinmesi ve de tatbikata geçirilmesi lazımdır.

Sadece milletimizin değil, bütün insanlığın içinde bulunduğu buhranlardan kurtulmasının tek yolu, Peygamberimiz Hz. Muhammed'i, hayatın her safhasına hâkim kılabilmesinden geçer.

Kaldı ki, Allah Resulü'nü günümüze taşımamız lazım gelirken bugün, bunun tam aksi olarak O, materyalist bir mantıkla algılanmak ve anlatılmak isteniyor.







Mucizelerini, tabii kanunların bir gereğiymiş gibi takdim edenlerin yanında, mübarek hadislerinin sıhhat derecelerini bile, batılıların iddiasına uygun bir mantıkla şüpheli bir hâle getirmek isteyenler mevcuttur. Bütün bunlar birtakım komplekslerin esiri olanların hâlidir.

Günümüzde, bilhassa memleketimizde İslam'ı hümanist bir din anlayış ile ele alıp takdim etmek isteyenler mevcuttur.

Şüphesiz ki bunların Peygamberimize mâl edecekleri bir örnekleri de yoktur. Sadece bununla kalmayıp, adeta "Peygamberimiz'e tâbi olmadan da kurtuluş mümkündür" imajını vermeye çalışan zavallılar türemiştir. Üstelik bunlar ilim adına ortaya çıkmış kimselerdir.

Bütün bu sebepler bizi Peygamber Efendimizin hayatını kaleme almaya sevk etti. Noksanlarımızdan dolayı, Peygamberimizi hiç şüphesiz kemâliyle yansıtmamız mümkün olmayacaktır. Bu münasebetle eksiklerimiz olabilir. Şimdiden özür diler, muhabbetlerimizi sunarız.

Allah muvaffak edip, feyiz ve bereket ihsan eylesin. (Prof. Dr. Haydar Baş Rahmet-el lil Alemin eseri önsöz)

Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi

Sakarya'da etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış, yollarda su birikintilerine sebep oldu. Araçlar yollarda temkinli bir şekilde hareket etti

28.09.2026 13:57:00
İHA
 
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) yaptığı son tahminlerin ardından beklenen yağış, Sakarya'da şiddetli bir şekilde başladı.








Gök gürültüsüyle birlikte aniden bastıran sağanak, cadde ve sokaklarda su birikintilerine yol açarken, sürücüler ve yayalar yollarda ilerlemekte güçlük çekti. 






Su birikintilerinin yoğun olduğu bazı bölgelerde ise araçlar temkinli bir şekilde sürüş gerçekleştirdi. Yağışlar hafta boyunca sürmesi bekleniyor.




















Sakarya'da restoran alevlere teslim oldu: Çok sayıda ekip sevk edildi

Sakarya'nın Serdivan ilçesinde bir restoran alevlere teslim oldu. Yangının kısa sürede büyümesi üzerine olay yerine çok sayıda ekip sevk edildi

26.09.2026 11:40:00
İHA
 
Sakarya'da restoran alevlere teslim oldu: Çok sayıda ekip sevk edildi
Sakarya'da restoran alevlere teslim oldu: Çok sayıda ekip sevk edildi
Yangın, Bahçelievler Mahallesi Ata Sokak'ta, Muhsin Yazıcıoğlu Bulvarı üzerinde bulunan restoranda meydana geldi. Henüz belirlenemeyen nedenle restoranın içerisinde yangın çıktı.






Alevleri ve yoğun dumanı gören çevredeki vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ekibinin yanı sıra polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. 






Kısa sürede olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, alevlerin çevredeki yapılara sıçramaması için çalışma başlattı.








Restoranı saran alevlere ekiplerin müdahalesi sürüyor.




















Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı

İstanbul Esenyurt'ta oto lastikçi dükkanında çıkan yangın, bitişikte bulunan 4 iş yeri ile bir yemek şirketine sıçradı. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 2 saatlik müdahalesiyle yangın kontrol altına alınarak söndürüldü

23.09.2026 07:00:00
İHA
 
Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı
Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı
Yangın, Yeşilkent Mahallesi Nazım Hikmet Bulvarı üzerinde bulunan iş yerlerinde gece saat 2.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bitişik nizamda bulunan iş yerlerinden oto lastikçi dükkanında henüz bilinmeyen nedenle alevler yükseldi.






Alevler kısa sürede büyüyerek 4 dükkana daha ve bir yemek şirketine sıçradı. Alevleri fark eden mahalle sakinleri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine Esenyurt ve çevre ilçelerden çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. 






Ekipler yoğun çaba sonucunda alevleri 2 saat içerisinde kontrol altına aldı. İş yerlerinde ve yemek şirketinde soğutma çalışması sürerken çevrede geniş güvenlik önlemi alındı.



























Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu

Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde bulunan bir apartman dairesinde 3 erkek cesedi bulundu

22.09.2026 04:46:00
İHA
 
Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu
Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu
Olay, Yenimahalle ilçesi Anadolu Mahallesi 500. Sokak'taki bir apartman dairesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 3 kişinin hareketsiz halde yattığını gören çevredeki vatandaşlar, durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi.






İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerin tarafından yapılan incelemede dairedeki kişilerin hayatını kaybettiği belirlendi. Yapılan araştırma sonucu, cesetlerin Mehmet Büyükırmak, Mehmet Emre Çallı ve Enes Çallı'ya ait olduğu ve üzerlerinde kurşun ve bıçak yarası olduğu tespit edildi.









Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna götürülürken, polis ekipleri olayın faili ya da faillerinin yakalanması için çalışma başlattı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.