Sosyal hayatta öyle vazifeler vardır ki asla ihmale gelmez vazifelerdir, ihmal edildiğinde bütün bir toplumun zarar-ziyan göreceği işlerdir.
Bu gün büyük ölçüde medyanın üstlendiği, toplumda söz sahibi, ilim-irfan sahibi insanların üstlenmesi gerektiği uyarı vazifesi bunlardan biridir, belki en önemlisidir.
Adem aleyhisselamdan son elçi Hz. Muhammed aleyhisselama kadar bütün peygamberlerin en baş vazifeleri de “müjdelemek ve uyarmak” olmuştur.
“Alimler peygamberlerin varisleridir” ölçüsü gereğince, ulema yaşadığı çağda, hem içinde yaşadığı toplumu hem de tüm insanlığı uyarmakla görevlidir.
Hayati öneme sahip bu vazife ihmal edildiği zaman ve zeminlerde milletlerin sinesinde tamiri imkansız yaralar açılmış, ihmalden dolayı içine sürüklendikleri badirelerden çıkışlar çoğu zaman yüz yıllar almıştır.
Gerçek aydınlar, gerçek alimler şartlar ne olursa olsun, işin sonu nereye varırsa varsın, tüm baskıları göze alarak doğruları söylemekten çekinmemişler, özellikle içinde yaşadıkları kendi milletlerini uyarmaktan geri durmamışlar.
Bel’am örneğinde olduğu gibi para ile satın alınan, menfaat karşılığı saf değiştirip, zalim ve zorbaların türkülerini çalıp-çağıran ulema takımı ise hem kendilerini hem de toplumlarını felakete sürüklemişlerdir.
“Sizden önceki kuşaklardan, yeryüzünde bozgunculuktan sakındıran birtakım akıllı ve erdemli kimseler çıksaydı ya! Sadece toplu felaketlerden kurtardığımız az sayıda kimse bu görevi yerine getirdi. Zalimler ise kendilerini şımartan ihtiraslarına kapılarak ağır suçlara daldılar.” (Hud:116)
Bozgunculuktan sakındıran akıllı ve erdemli kimsesi olmayan toplumlar her an bir sapma, sapıtma tehlikesi ile karşı karşıyadırlar demek ki.
Bu ve benzeri ayetlerden öğreniyoruz ki, yaşadıkları dönemde şahit oldukları yanlışlıkları, zalim ve zorbalıkları, hukuksuz ve adaletsizlikleri görmezlikten gelen, hatta bunları toplumdan saklamaya çalışan ulema ve aydınlar o toplumlar için en büyük potansiyel tehlikelerdir.
Belki onlar aradan çekilseler, gölge etmeseler insanlar gerçekleri daha çabuk görecek ve tedbirlerini alacaklardır.
Bu gün büyük ölçüde medyanın üstlendiği, toplumda söz sahibi, ilim-irfan sahibi insanların üstlenmesi gerektiği uyarı vazifesi bunlardan biridir, belki en önemlisidir.
Adem aleyhisselamdan son elçi Hz. Muhammed aleyhisselama kadar bütün peygamberlerin en baş vazifeleri de “müjdelemek ve uyarmak” olmuştur.
“Alimler peygamberlerin varisleridir” ölçüsü gereğince, ulema yaşadığı çağda, hem içinde yaşadığı toplumu hem de tüm insanlığı uyarmakla görevlidir.
Hayati öneme sahip bu vazife ihmal edildiği zaman ve zeminlerde milletlerin sinesinde tamiri imkansız yaralar açılmış, ihmalden dolayı içine sürüklendikleri badirelerden çıkışlar çoğu zaman yüz yıllar almıştır.
Gerçek aydınlar, gerçek alimler şartlar ne olursa olsun, işin sonu nereye varırsa varsın, tüm baskıları göze alarak doğruları söylemekten çekinmemişler, özellikle içinde yaşadıkları kendi milletlerini uyarmaktan geri durmamışlar.
Bel’am örneğinde olduğu gibi para ile satın alınan, menfaat karşılığı saf değiştirip, zalim ve zorbaların türkülerini çalıp-çağıran ulema takımı ise hem kendilerini hem de toplumlarını felakete sürüklemişlerdir.
“Sizden önceki kuşaklardan, yeryüzünde bozgunculuktan sakındıran birtakım akıllı ve erdemli kimseler çıksaydı ya! Sadece toplu felaketlerden kurtardığımız az sayıda kimse bu görevi yerine getirdi. Zalimler ise kendilerini şımartan ihtiraslarına kapılarak ağır suçlara daldılar.” (Hud:116)
Bozgunculuktan sakındıran akıllı ve erdemli kimsesi olmayan toplumlar her an bir sapma, sapıtma tehlikesi ile karşı karşıyadırlar demek ki.
Bu ve benzeri ayetlerden öğreniyoruz ki, yaşadıkları dönemde şahit oldukları yanlışlıkları, zalim ve zorbalıkları, hukuksuz ve adaletsizlikleri görmezlikten gelen, hatta bunları toplumdan saklamaya çalışan ulema ve aydınlar o toplumlar için en büyük potansiyel tehlikelerdir.
Belki onlar aradan çekilseler, gölge etmeseler insanlar gerçekleri daha çabuk görecek ve tedbirlerini alacaklardır.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar / 29.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026


























































