‘Onun her tüyünde ölüm vardır’
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Şayet ölünün kıllarından birine isabet eden ölüm sancısı yer ve gök ehlinin üzerine konulsaydı Allah'ın izniyle hepsi ölürdü. Çünkü (ölüm sancıları çeken birinin) her tüyünde ölüm vardır. Ölüm de bir şeye yapıştı mı muhakkak onu öldürür."
12.02.2019 00:00:00





İmam Gazali Hazretleri şöyle anlatıyor:
"Hz. Ali (r.a) cihada teşvik eder ve şöyle derdi: "Şayet savaşta öldürülmeseniz de muhakkak öleceksiniz! Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah'a yemin olsun ki, cihad meydanında bin kılıç darbesiyle öldürülmem bana yatakta ölmekten daha kolay gelir."
Evzaî (rah) der ki: "Bana kadar gelen bilgilere göre; ölü, tekrar dirilinceye kadar ölümün acısını hisseder."
Şeddâd b. Evs (r.a) ise şöyle demiştir: "Mümin için dünya ve âhiret acılarından en korkutucusu ölümdür. Çünkü o, testere ile biçilmekten, makaslarla doğranılmaktan, kazanlarda kaynatılmaktan daha şiddetli bir acı verir. Şayet ölen biri tekrar dirilip dünya ehline ölümün acısını haber verse, onlar ne hayattan bir zevk alırlar ne de gözlerine uyku girerdi."
Zeyd b. Eşlem (r.a) babasının şöyle dediğini anlatır: "Mümin bir kulun (âhirette yüksek mertebelere kavuşmak için) ameliyle ulaşamadığı bir derece kalmışsa, cennetteki derecesine ulaşabilmesi için ölüm sancıları ona zorlaştırılır ve artırılır. Kâfir birinin karşılığını göremediği bir iyiliği de varsa yaptığı iyiliklerin karşılığını fazlasıyla alabilmesi için ölüm ona kolaylaştırılır, böylece o cehennemi boylar."
Adamın biri zaman zaman hastaları dolaşır ve onlara, "Ölümü ve onun sancılarını nasıl buluyorsun?" diye sorardı. Gün gelip de kendisi ölüm döşeğine düştüğünde ona, "Peki, ölüm sancılarını sen nasıl buldun?" diye sorduklarında adam şöyle cevap vermiştir: "Sanki gök yere yapıştırılmış, ruhum ise sanki iğne deliğinden çıkıyor gibi."
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) buyurmuşlardır ki: "Ani ölüm mümin kul için bir rahatlık, günahkâr içinse hicrandır (çünkü onun bir hazırlığı yoktur)." (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 6/136; Beyhakî, Şuabü'l-imân, nr. 10218; Taberânî, el-Mu'cemu'l-Evsat, nr. 3153, Abdürrezzâk, el-Musannef, nr. 6781. bk. Ebû Davud, Cenâiz, 14 (nr. 3110).
Mekhûl-i Şâmî'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Şayet ölünün kıllarından birine isabet eden ölüm sancısı yer ve gök ehlinin üzerine konulsaydı Allah'ın izniyle hepsi ölürdü. Çünkü (ölüm sancıları çeken birinin) her tüyünde ölüm vardır. Ölüm de bir şeye yapıştı mı muhakkak onu öldürür."
Bu hadis şöyle de rivayet edilmiştir: "Eğer ölüm sancısından bir damla dünya dağlarının üzerine konulsaydı muhakkak hepsi erirdi." (Hadisi Ebû Bekir Mervezî, Cenâiz adlı kitabında, Ebû Meysere'den rivayet etmiştir (bk. Süyûtî, Şerhu's-Sudûr, s. 63; Zebîdî, ithaf, 14/84-85).
OKAN EGESEL
"Hz. Ali (r.a) cihada teşvik eder ve şöyle derdi: "Şayet savaşta öldürülmeseniz de muhakkak öleceksiniz! Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah'a yemin olsun ki, cihad meydanında bin kılıç darbesiyle öldürülmem bana yatakta ölmekten daha kolay gelir."
Evzaî (rah) der ki: "Bana kadar gelen bilgilere göre; ölü, tekrar dirilinceye kadar ölümün acısını hisseder."
Şeddâd b. Evs (r.a) ise şöyle demiştir: "Mümin için dünya ve âhiret acılarından en korkutucusu ölümdür. Çünkü o, testere ile biçilmekten, makaslarla doğranılmaktan, kazanlarda kaynatılmaktan daha şiddetli bir acı verir. Şayet ölen biri tekrar dirilip dünya ehline ölümün acısını haber verse, onlar ne hayattan bir zevk alırlar ne de gözlerine uyku girerdi."
Zeyd b. Eşlem (r.a) babasının şöyle dediğini anlatır: "Mümin bir kulun (âhirette yüksek mertebelere kavuşmak için) ameliyle ulaşamadığı bir derece kalmışsa, cennetteki derecesine ulaşabilmesi için ölüm sancıları ona zorlaştırılır ve artırılır. Kâfir birinin karşılığını göremediği bir iyiliği de varsa yaptığı iyiliklerin karşılığını fazlasıyla alabilmesi için ölüm ona kolaylaştırılır, böylece o cehennemi boylar."
Adamın biri zaman zaman hastaları dolaşır ve onlara, "Ölümü ve onun sancılarını nasıl buluyorsun?" diye sorardı. Gün gelip de kendisi ölüm döşeğine düştüğünde ona, "Peki, ölüm sancılarını sen nasıl buldun?" diye sorduklarında adam şöyle cevap vermiştir: "Sanki gök yere yapıştırılmış, ruhum ise sanki iğne deliğinden çıkıyor gibi."
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) buyurmuşlardır ki: "Ani ölüm mümin kul için bir rahatlık, günahkâr içinse hicrandır (çünkü onun bir hazırlığı yoktur)." (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 6/136; Beyhakî, Şuabü'l-imân, nr. 10218; Taberânî, el-Mu'cemu'l-Evsat, nr. 3153, Abdürrezzâk, el-Musannef, nr. 6781. bk. Ebû Davud, Cenâiz, 14 (nr. 3110).
Mekhûl-i Şâmî'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Şayet ölünün kıllarından birine isabet eden ölüm sancısı yer ve gök ehlinin üzerine konulsaydı Allah'ın izniyle hepsi ölürdü. Çünkü (ölüm sancıları çeken birinin) her tüyünde ölüm vardır. Ölüm de bir şeye yapıştı mı muhakkak onu öldürür."
Bu hadis şöyle de rivayet edilmiştir: "Eğer ölüm sancısından bir damla dünya dağlarının üzerine konulsaydı muhakkak hepsi erirdi." (Hadisi Ebû Bekir Mervezî, Cenâiz adlı kitabında, Ebû Meysere'den rivayet etmiştir (bk. Süyûtî, Şerhu's-Sudûr, s. 63; Zebîdî, ithaf, 14/84-85).
OKAN EGESEL
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.




























































































