logo
06 TEMMUZ 2026

Osmanlı'da Su medeniyeti

23.09.2005 00:00:00
 
Kanuni'nin fermanı: Benim maksadım odur ki, her mahalleye su aka! Müsaid yerlere çeşmeler yapıla.. Elverişli olmayan yerlere ise kuyular açıla.. Böylece tatlı sular her tarafa ulaştırıla...

Su meselesinin halli için Sinan'ı vazîfelendiren Kânûnî'nin şu hassâsiyeti takdîre şâyândır: "Benim maksadım odur ki, her mahalleye su aka! Müsaid yerlere çeşmeler yapıla.. Elverişli olmayan yerlere ise kuyular açıla.. Böylece tatlı sular her tarafa ulaştırıla.. Bütün teb'am da, bundan istifâde edip devletimin devamına duâcı olalar!.." İstanbul'da su meselesi halledilirken mübârek topraklar da unutulmamıştır. Kânûnî'nin hayırsever kızı Mihrimah Sultan, Mîmâr Sinan'a "Ayn-ı Zübeyde" suyunu nakleden su yollarını tamir ettirmiş ve gerek mukaddes belde halkının gerekse hacıların ihtiyaçlarını da görmüştür. Sinan'ın su mühendisliği, inşâ ettiği câmîler ve binâlar kadar mühimdir. Zîrâ o, medeniyyetimizin adını "su medeniyyeti" yapmıştır. Diğer taraftan Sinan'ın su hizmetlerini yürüttüğü sırada onun isminin tarihteki yerini tâyin edecek bir eserin inşâ emri de Kânûnî tarafından kendisine verilmişti. Bu eser muhteşem Süleymaniye olacaktı. Şöyle ki:

Rüyada görülen eserRivâyete göre Kânûnî Sultan Süleyman Han, bu câmî-i şerîfin inşâsına karar verdiği zaman bir gece rüyâsında Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'i gördü. Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, ona câmînin nereye yapılacağını göstermekten başka câmînin iç ve dış unsurları hakkında da birtakım tâlimatlar verdi. Bunları:"- Minberi şuraya, mihrâbı şuraya, kürsüyü de şuraya yapasınız!" şeklinde tafsîlatlı bir şekilde ifâde buyurdu. Büyük bir heyecan ve sürûrla uyanan Kânûnî, Âlemlerin Efendisi'ne salevât getirerek gözyaşları içinde Cenâb-ı Hakk'a şükretti. Ertesi gün ilk iş olarak derhal Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'in işâret buyurduğu mahalle giderek Mîmârbaşı Koca Sinan'ı oraya çağırdı ve buraya bir câmî-i şerîf yaptıracağını söyledi. Koca Sinan da, zaten bu teklîfi bekliyormuşçasına Sultan'a: - Devletlü Sultanım! Câmîyi bu yere şu minvâl üzere yaparız; mihrâbı şurada, minberi şurada, kürsüsü de şurada olur, diyerek Kânûnî'ye rü'yâsında vâkî olan Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'in mübârek ifâdelerini tekrarladı. Bunun üzerine Kânûnî, mütebessim bir şekilde Sinan'a bakarak: - Mîmârbaşı! Haberli gibisin, dedi. Koca Sinan, başını edeble önüne eğdi ve aynı rü'yâyı sâdıkayı kendisinin de gördüğünü izhâr sadedinde: - Sultanım! Sizin hemen arkanızda idim, dedi. Bu durum karşısında sürûr ve heyecanı bir kat daha artan Kânûnî, derhal: - O halde tiz câmî-i şerîfin inşâsı başlasın, diye fermân eyledi. Zâten bu emri bekleyen Mîmârbaşı Koca Sinan, vakit geçirmeden hazırlıklarını tamamladı ve yüce mâbedin inşâsını, Şeyhülislam Ebussuûd Efendi'nin temele ilk taşı koymasıyla başlattı. Eseri, devrin teknolojik yetersizliklerine rağmen yedi yılda tamamladı.

Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in müfredat ve tarih anlatısına yönelik "Kurtuluş Savaşı demeyeceğiz" çıkışına sosyal medya hesabından sert yanıt verdi. Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarması sayesinde bugün fetihlerin kutlanabildiğini hatırlatan Baş, "Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir" dedi

06.07.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Millî Eğitim Bakanlığı'nın yeni eğitim müfredatı ve tarih dersi içeriklerine yönelik tartışmalar siyasetin gündemindeki yerini koruyor. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin kullanımına yönelik eleştirilerine, sosyal medya X hesabı üzerinden tarihi gerçekleri hatırlatarak sert bir dille tepki gösterdi.

"Hangi Osmanlı? Sevr'e imza atan Osmanlı!"

Bakan Tekin'in "Neyden kurtuluyormuşuz, önce Osmanlı varmış" şeklindeki yaklaşımını eleştiren BTP lideri Hüseyin Baş, Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışından önceki dönemin iyi analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. "Evet Sayın Bakan, bir Osmanlı vardı ama hangi Osmanlı?" diye soran Baş, şu ifadeleri kullandı:

"Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı? Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı! Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı! Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı! Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"Neyden kurtulduğumuzu söyleyeyim: Haçlı çizmelerinden!"

Tarihin siyasi mülahazalarla değiştirilemeyeceğini ifade eden Baş, Türkiye Cumhuriyeti'nin hangi şartlarda kurulduğunu tek tek sıralayarak, "Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim" dedi ve ekledi:

"Sevr'den kurtulduk! İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk. Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk. Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk. Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak Atatürk sayesindedir"

Açıklamasında altı çizilmesi gereken bir kronoloji uyarısında bulunan Hüseyin Baş, Atatürk'ün imzasını taşımayan bir son zafer olmasaydı geçmişteki hiçbir zaferin yâd edilemeyeceğini belirtti. Baş, "Bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz. O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız. Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!" diyerek Millî Eğitim Bakanlığı'nın ajandasını eleştirdi.

"Tarihimizi birbiriyle çarpıştırmayın"

Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti'nin birbirinin zıttı değil, aynı zincirin halkaları olduğunu ifade eden BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, açıklamasını şu sağduyu çağrısıyla tamamladı:

"Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim! Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir."

Bakanlığın tarih terminolojisine getirmek istediği değişikliklere karşı muhalefet kanadından tepkiler yükselmeye devam ederken, Hüseyin Baş'ın bu kapsamlı tarihi çıkışı sosyal medyada kısa sürede büyük etkileşim aldı.


Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi

İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun "diploma" davası 25 Aralık 2026 tarihine ertelendi. Aynı gün içinde üç farklı duruşmaya çıkan İmamoğlu, Ankara’da başlayacak NATO Zirvesi öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklenerek, "Rakibimi hapse attım, 20 tane dava açtım mı diyecek?" ifadelerini kullandı

06.07.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi
Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi
İstanbul Üniversitesi tarafından diplomasının iptal edilmesinin ardından hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla 8 yıl 9 aya kadar hapis istemiyle dava açılan Ekrem İmamoğlu'nun yargılanmasına Silivri'de devam edildi. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen beşinci duruşmada mahkeme heyeti, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'ndeki iptal kararının kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasına karar vererek davayı 25 Aralık 2026 tarihine erteledi.

Aynı günde üç duruşma: "Sağnak altında kaldık"

Silivri yerleşkesinde aynı gün içinde hem "Siyasal Casusluk", hem "İBB" hem de "Diploma" davalarından hakim karşısına çıkan İmamoğlu, duruşma takviminin sıkıştırılmasına ve üzerinde kurulan yargı baskısına isyan etti. Adliye koridorlarının "podyuma çevrildiğini" söyleyen İmamoğlu, maruz kaldığı durumu "sağanak altında kalmaya" benzetti.

Mahkeme başkanının duruşmayı uzatıp aralık ayına atma kararına, "O kadar uzun süreceğini düşünüyorsanız beraat verin, millet oyalanmasın" sözleriyle tepki gösteren İmamoğlu, artık bağımsız bir mahkeme göremediğini belirterek şu savunmayı yaptı:

"Siz bu davayı kendi hür iradenizle, vicdanınızla yürütemiyorsanız, eğer bir talimat, bir korku sizi bu kürsüden koparıyorsa işte o zaman asıl iptal edilmesi gereken benim diplomam değil, bu mesleğe duyulan güven olur. Bu saatten sonra ben bütün savunmamı aziz milletime yapıyorum."

Erdoğan'a NATO Zirvesi üzerinden sert çıkış

Savunmasında, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan kritik NATO Liderler Zirvesi'ne de değinen İmamoğlu, hakkında açılan ardı arkası kesilmeyen davalar üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef aldı. Türkiye'nin demokratik imajının zedelendiğini belirten İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

"NATO ülkeleri Ankara'ya geldiği gün ben burada yargılanıyorum. Ne anlatacak bu ülkenin başındaki onlara? 'Çok güçlüyüm' mü diyecek? 'Bak, rakibimi hapse attım. Bak, rakibime 20 tane de dava açtım' mı diyecek? Onlar da 'Yaşasın, ne büyük lider, dünya lideri!' mi diyecek? Kendini aldatan bir garip."

Özgür Özel'den destek

Duruşmayı Silivri'de canlı takip eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel de İmamoğlu'na tam destek verdi. Mahkemenin savunma sürelerini kısıtlama çabalarını eleştiren Özel, "Savunmadan korkan bir iddia makamı varsa o makam iftira makamına dönüşmüş demektir" açıklamasında bulundu.

Duruşma salonundan çıkarılırken CHP liderine bağlılığını tazeleyen İmamoğlu, "Genel Başkanımız Özgür Özel ile yürümenin zamanıdır. Onun yolundan yürümekten gurur duyuyorum" diyerek parti içi birlik mesajı verdi.

Yabancı ülke temsilcilerinin ve çok sayıda CHP'li milletvekilinin de izlediği diploma davası, Yargıtay ve İdare Mahkemesi süreçlerinin beklenmesi gerekçesiyle yıl sonuna ertelenmiş oldu.

NATO Genel Sekreteri ilk gelen isim oldu

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 36. NATO Liderler Zirvesi için geri sayım sürerken, Ankara'ya ulaşan ilk isim NATO Genel Sekreteri Mark Rutte oldu. Yarın başlayacak ve küresel savunma mimarisini yeniden şekillendirecek kritik zirve öncesi başkente dev güvenlik önlemleri alınırken, Rutte ayağının tozuyla diplomasi trafiğine başlıyor

06.07.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
NATO Genel Sekreteri ilk gelen isim oldu
NATO Genel Sekreteri ilk gelen isim oldu
Küresel diplomasinin ve savunma siyasetinin kalbi, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da atacak. NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra 100'e yakın bakan ve binlerce delegenin katılacağı tarihi 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde en kritik gelişme yaşandı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yi taşıyan uçak, Esenboğa Havalimanı'na iniş yaptı. Rutte, havalimanında Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve beraberindeki üst düzey heyet tarafından resmi törenle karşılandı.

Brüksel'deki karargahtan ayrılmadan önce sosyal medya hesabından görüntülü bir mesaj paylaşan Rutte, "Tam zamanında geldiniz çünkü ben yola çıkmak üzereydim. Bu binadaki birçok kişi Ankara'ya taşınıyor. İki gün sürecek Ankara Zirvesi büyük ölçüde somut sonuçlara ve taahhütlerin yerine getirilmesine odaklanacak" diyerek zirvenin önemine dikkat çekmişti.

Ankara'da "kırmızı alarm"

Türkiye, ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere dünya liderlerini ağırlamaya hazırlanırken başkentte güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Zirve boyunca kent genelinde 48 bin 841'i emniyet, 7 bin 447'si jandarma olmak üzere toplam 56 bin 288 güvenlik personeli görev yapacak.

Protokol güzergahları ve liderlerin konaklayacağı alanlar "kırmızı alan" ilan edilirken, bazı kamu personeline de idari izin verildi. Zirveyi takip etmek üzere dünyanın dört bir yanından yaklaşık 3 bin basın mensubu da Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde kurulan dev medya merkezine akın etti.

Masada "NATO 3.0" ve savunma harcaması var

Ankara Zirvesi, transatlantik ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralayacak. Genel Sekreter Rutte, zirvenin en kritik başlıklarından birinin müttefiklerin savunma harcamalarını artırması ve yüzde 5'lik yeni harcama hedefine yönelik inandırıcı planlar sunması olduğunu belirtti. Zirvede, Avrupa'nın konvansiyonel savunmada liderliği üstlenmesini öngören "NATO 3.0" vizyonunun yanı sıra, Ukrayna'ya uzun soluklu askeri ve mali destek paketleri ile ittifakın güney kanadındaki gelişmeler 360 derecelik bir güvenlik perspektifiyle ele alınacak.

Rutte'nin yoğun Ankara programı

Zirve öncesi ilk temasları gerçekleştirecek olan Genel Sekreter Mark Rutte'nin 6-8 Temmuz tarihlerini kapsayan resmi programı şu şekilde netleşti:

6 Temmuz Pazartesi (Bugün):

16:45 – Ankara'ya varışının ardından güncel gelişmeler ve zirve gündemine dair bir basın toplantısı düzenleyecek.

18:00 – Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul edecek. Bu kritik kabulde, zirvenin ana gündem maddeleri ve Türkiye'nin ittifaktan beklentileri öncelikli olarak masaya yatırılacak.

7 Temmuz Salı (Zirvenin 1. Günü):

Sabah Saatleri – Zirve, Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde düzenlenecek olan kapsamlı NATO Savunma Sanayi Forumu ile başlayacak. Rutte, forumun açılış konuşmasını gerçekleştirecek.

17:00 – Beştepe'de üye ülkelerin Dışişleri Bakanları, İstanbul İşbirliği Girişimi (ICI) üyesi ortak ülkelerin (Bahreyn, Kuveyt, Katar, BAE) temsilcileriyle bir araya gelecek. Aynı saatte Ay Yıldız Karargahı'nda Savunma Bakanları için resmi bir resepsiyon verilecek.

18:30 – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde, devlet ve hükümet başkanları ile eşleri onuruna Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde resmi karşılama resepsiyonu ve akşam yemeği organize edilecek.

19:45 / 20:15 – Eş zamanlı olarak NATO-Ukrayna Dışişleri Bakanları Konseyi Çalışma Yemeği ile Kuzey Atlantik Konseyi Savunma Bakanları Çalışma Yemeği gerçekleştirilecek.

8 Temmuz Çarşamba (Zirvenin 2. Günü):

Sabah Saatleri – Genel Sekreter Mark Rutte ve müttefik liderlerin zirve alanına gelişleri ve basına ilk açıklamaları yapılacak. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rutte, liderleri resmi törenle karşılayarak geleneksel Aile Fotoğrafı çekimine geçecek.

11:15 – Zirvenin ana omurgasını oluşturan, müttefik devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla Kuzey Atlantik Konseyi (NAC) Toplantısı gerçekleştirilecek.

15:00 – NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, iki gün süren tarihi zirvenin sonuçlarını, alınan kararları ve yayımlanan ortak bildiriyi dünya kamuoyuna duyurmak üzere kapanış basın toplantısını düzenleyecek.

Trump'ın Ankara programı şekilleniyor: Programda Anıtkabir ziyareti yok

Ankara’da düzenlenecek 36. NATO Zirvesi öncesi ABD Başkanı Donald Trump’ın programı da netleşmeye başladı. Daha önce basına yansıyan haberlerin aksine ABD Başkanı Donald Trump’ın resmi programında Anıtkabir ziyaretinin bulunmadığı belirtildi

06.07.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Trump'ın Ankara programı şekilleniyor: Programda Anıtkabir ziyareti yok
 Trump'ın Ankara programı şekilleniyor: Programda Anıtkabir ziyareti yok
Ankara'da düzenlenecek 36. NATO Zirvesi öncesi ABD Başkanı Donald Trump'ın programı da netleşmeye başladı. Daha önce basına yansıyan haberlerin aksine ABD Başkanı Donald Trump'ın resmi programında Anıtkabir ziyaretinin bulunmadığı belirtildi.

Reuters Beyaz Saray muhabiri Hümeyra Pamuk, X hesabından Beyaz Saray'ın paylaştığı Trump'ın 7-8 Haziran NATO Zirvesi süresince Ankara'daki programını aktardı. Programda Anıtkabir ziyareti bulunmadığı görüldü. Pamuk, "Değişmeyeceği anlamına gelmez ama şimdilik durum bu" ifadelerini kullandı.

Programda Trump'ın NATO Genel Sekreteri ile görüşmesi, NATO aile fotoğrafına katılması ve liderler çalışma oturumunda yer alması öngörülüyor. Trump'ın ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile karşılama töreni ve ikili görüşmeye katılması, akşam saatlerinde de NATO liderleri sosyal yemeğinde yer alması planlanıyor.

AP ve Reuters, Trump'ın Ankara'daki NATO Zirvesi sırasında Erdoğan'ın yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ve Suriye Cumhurbaşkanı ahmet Şara ile de görüşeceğini aktardı.

Geçen hafta basına yansıyan haberlerde ABD Başkanı Trump'ın 7 Temmuz'da Ankara'da ilk olarak Anıtkabir'i ziyaret edeceği iddia edilmişti.

NATO Zirvesi, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenleniyor. NATO'nun duyurusuna göre zirvede 2025 Lahey Zirvesi'nden bu yana kaydedilen ilerleme ve ittifakın öncelikleri ele alınacak.

TEM Otoyolu'nda 10 kaçak göçmen yakalandı

Büyükçekmece TEM Otoyolu üzerinde polis ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda, yasa dışı yollarla yurda girdiği tespit edilen 5'i kadın 10 düzensiz göçmen yakalandı

06.07.2026 10:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
TEM Otoyolu'nda 10 kaçak göçmen yakalandı
TEM Otoyolu'nda 10 kaçak göçmen yakalandı
Büyükçekmece TEM Otoyolu üzerinde polis ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda, yasa dışı yollarla yurda girdiği tespit edilen 5'i kadın 10 düzensiz göçmen yakalandı. Göçmen kaçakçılığı yaptığı belirlenen şüpheli sürücü tutuklandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığı suçunun önlenmesine yönelik önceki gün yürütülen çalışmalarda, bir grup kaçak kişiyi tespit etti.



Büyükçekmece ilçesi TEM Otoyolu Edirne istikametinde şüphe üzerine durdurulan hafif ticari tipi araçta yapılan kontrollerde, 5'i erkek, 5'i kadın olmak üzere toplam 10 düzensiz göçmen ile araç sürücüsü B.Y. (29) isimli şüpheli yakalandı.

Yakalanan düzensiz göçmenlerin, Avrupa ülkelerine gitmek üzere organizatör şahıslarla para karşılığında anlaştıkları ve söz konusu aracın kendilerini sınıra götürmek amacıyla gönderildiği anlaşıldı. Kaçak göçmen sevkiyatında kullanılan araca ve 2 adet cep telefonuna el konuldu.

Yakalanan şüpheli B.Y. 'göçmen kaçakçılığı' suçundan işlemlerinin tamamlanmasının ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. 10 illegal sığınmacı ise sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim edildi.

Manuel vites kullanan sürücülerin beyni daha yoğun çalışıyor

Japonya'da yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, manuel vitesli otomobil kullanmanın yalnızca sürüş deneyimini değil, beyin aktivitesini de etkileyebileceğini ortaya koydu

05.07.2026 20:00:00
Haber Merkezi
 
Manuel vites kullanan sürücülerin beyni daha yoğun çalışıyor
Manuel vites kullanan sürücülerin beyni daha yoğun çalışıyor
Japonya'da yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, manuel vitesli otomobil kullanmanın yalnızca sürüş deneyimini değil, beyin aktivitesini de etkileyebileceğini ortaya koydu. Çalışmaya göre manuel şanzımanlı araç kullanan sürücüler, otomatik vites kullananlara kıyasla hafıza, dikkat ve karar verme süreçlerinden sorumlu beyin bölgelerini daha yoğun şekilde kullanıyor.

Araştırma, Tohoku Üniversitesi Gelişim, Yaşlanma ve Kanser Enstitüsü bünyesinde görev yapan Prof. Ryuta Kawashima liderliğinde gerçekleştirildi. Aynı zamanda Nintendo'nun büyük ilgi gören Brain Age oyun serisinin bilimsel altyapısını hazırlayan isim olarak da tanınan Kawashima, uzun yıllardır beynin çalışma mekanizmaları ve bilişsel performans üzerine araştırmalar yürütüyor.

Araştırma bulgularına göre manuel vitesli araç kullanırken sürücünün trafiği takip etmesi, debriyaja basması, uygun vitesi seçmesi ve gaz pedalını aynı anda hassas şekilde kontrol etmesi gerekiyor. Bu çoklu görev süreci, beynin hafıza, dikkat, planlama ve karar verme gibi işlevleri yöneten ön prefrontal korteks bölgesini daha yoğun biçimde aktive ediyor.

Bilim insanları, özellikle yaşlanan toplumlarda manuel vites kullanımının günlük yaşamda zihni aktif tutan düşük yoğunluklu bir egzersiz işlevi görebileceğini değerlendiriyor. Sürekli uyarılan sinir ağlarının bilişsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlayabileceği ifade edilirken, bunun zihinsel gerilemeyi yavaşlatmaya yardımcı olabileceği belirtiliyor. Ancak araştırma, bunun doğrudan hastalıkları önlediğini değil, bilişsel aktiviteyi artırabilecek bir etken olduğunu ortaya koyuyor.

Öte yandan tam otomatik ve yarı otonom araçlarda sürücünün üstlendiği görevlerin azalması nedeniyle beynin aynı bölgelerinin daha düşük düzeyde çalıştığına dikkat çekiliyor. Buna rağmen otomotiv sektöründe manuel şanzımanlı modellerin sayısı her geçen yıl azalıyor. Günümüzde birçok üretici yeni modellerini ağırlıklı olarak otomatik vitesle sunarken, manuel seçenekler çoğunlukla giriş seviyesindeki araçlarla sınırlı kalıyor.

İstanbul Barosu'ndan NATO Zirvesi öncesi operasyonlara tepki: Demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağı

İstanbul Barosu, NATO Zirvesi öncesindeki gözaltıların "Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağı olduğunu, hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamaların, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına geldiğini" belirtti

05.07.2026 19:50:00
Haber Merkezi
 
İstanbul Barosu, NATO Zirvesi öncesindeki gözaltıların "Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağı olduğunu, hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamaların, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına geldiğini" belirtti.

İstanbul Barosu'ndan yapılan yazılı açıklamada, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin hemen öncesinde, sabaha karşı İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerde operasyonlar düzenlendiği anımsatıldı.

Arasında İstanbul Barosu üyesi ve aynı zamanda Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı Ezgi Önalan ile Yunusemre Işık'ın da bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Yine Birinci Meclis önünde baromuz üyeleri Pınar Akbina Karaman, Doğan Zafer Çıngı ve Fettah Ayhan Erkan ile Tacettin Çolak, İbrahim Kıvılcım Çolak ve Sait Kıran'la birlikte birçok yurttaş bu gözaltılara eklenmiştir.

Son haftalarda ülke genelinde uygulamaya konulan yaygın yasaklar, gözaltı ve tutuklama işlemleri ile savaş halinde bile koruma altında olan temel hak ve özgürlüklerin keyfi biçimde ve kitlesel olarak yok edilme sürecine dönüşmüş bulunuyor. Öyle ki daha geçen hafta düzenlenen operasyonlar kapsamında, içlerinde meslektaşlarımız Doğa İncesu, Semra Demir ve Kürşat Bafra'nın da bulunduğu onlarca kişi hukuka aykırı şekilde tutuklanmıştı. Bu operasyonlar Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağıdır. Hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamalar, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına gelmekte ve hak özneleri üzerinde caydırıcı etki yaratılması amaçlanmaktadır.

Avukatların üstlendikleri davalar, mesleki faaliyetleri, düşünceleri veya üyesi oldukları meslek örgütleri ve dernekler nedeniyle hedef haline getirilmeleri, Avukatlık Kanunu'nun avukatlık mesleğinin bağımsızlığını güvence altına alan hükümleri göz ardı edilerek sabaha karşı ev baskınlarıyla gözaltına alınmaları, yalnızca meslektaşlarımızın değil, savunma makamının ve adil yargılanma hakkının da hedef alınması anlamına gelmektedir. İstanbul Barosu olarak, gözaltındaki meslektaşlarımız ve yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyor; savunma makamının bağımsızlığına, hukuk devletine ve temel hak ve özgürlüklere yönelik her türlü müdahaleye karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ve meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Terör örgütünün silahlarını bırakması ve tasfiyesiyle, çıkarılacak yasalarla artık bu iş tamamen geride kalacak" dedi

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terör örgütünün silahlarını bırakması ve tasfiyesiyle, TBMM'de çıkarılacak yasalarla artık bu iş tamamen geride kalacak, ülkede birlik, beraberlik hakim olacak" dedi

05.07.2026 19:30:00
AA
 
 TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Terör örgütünün silahlarını bırakması ve tasfiyesiyle, çıkarılacak yasalarla artık bu iş tamamen geride kalacak" dedi
 TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Terör örgütünün silahlarını bırakması ve tasfiyesiyle, çıkarılacak yasalarla artık bu iş tamamen geride kalacak" dedi
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Şırnak'ta TRT Haber canlı yayınında ''Terörsüz Türkiye'' sürecine dair açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, "Ümit ediyorum ki parlamentomuz tatile girmeden evvel bu iş büyük oranda bitmiş olur ve Türkiye rahat bir nefes alır." ifadelerini kullandı.

Provokasyonlara ve kullanılan dile dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, sürecin yüzde 80'inin geride kaldığınıı belirtti.

Konuyla ilgili Meclis'in çok titiz bir çalışmayla raporunu tamamladığını belirten Kurtulmuş şunları söyledi: ''Çok zor bir rapordu. Destek veren tüm milletvekili arkadaşlarımıza ve siyasilerimize teşekkür ediyorum. Herkes tarafından ortak çalışması şeklinde değil de Meclis'e gelmesi şık olur. Dolayısıyla herkes bu sürece nasıl katkı verebilecekse versin, her türlü desteği vermeye hazır olduğumu söylemek isterim.

''GEÇİCİ BİR YASA OLACAK''

Herkes eteklerindeki taşı döktü. Kritik eşik diye bir tanımlamadan vazgeçildi. 'İmralı silahlara yer yoktur' dedi, örgüt böyle bir iradeyi ortaya koymasaydı böyle bir süreç başlamazdı. Silahların bırakıldığının tespitiyle oluşacak bir çerçeve yasa. Bu yasa geçici bir yasa olacak. Kıyamete kadar olmayacak. Silahlarını bırakan bundan istifade edecek. Yasal düzenleme genel af niteliğinde olmayacak.''

Namık Zeybek'in açtığı tazminat davasında karar: Oktay Saral tazminat ödeyecek

ATA Partisi Genel Başkanı Namık Zeybek'in, sosyal medya paylaşımı nedeniyle Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'a açtığı manevi tazminat davasında karar çıktı

05.07.2026 15:30:00
Haber Merkezi
 
Namık Zeybek'in açtığı tazminat davasında karar: Oktay Saral tazminat ödeyecek
Namık Zeybek'in açtığı tazminat davasında karar: Oktay Saral tazminat ödeyecek
ATA Partisi Genel Başkanı Namık Zeybek'in, sosyal medya paylaşımı nedeniyle Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'a açtığı manevi tazminat davasında karar çıktı. Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi, Saral'ın Zeybek'e 10 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti.

ATA Partisi Genel Başkanı Namık Zeybek'in, Cumhuriyet'in 102. yıl dönümünde düzenlenen Cumhuriyet Balosu'nda yaptığı konuşmanın ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral hakkında açtığı manevi tazminat davası karara bağlandı. Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada Zeybek, Cumhuriyet'in 102. yılına atıfla 29 bin 102 lira manevi tazminat talep ederken, mahkeme talebin bir kısmını kabul ederek Saral'ın 10 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verdi.

Kararın ardından ATA Partisi tarafından yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

"Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sayın Oktay SARAL bu videoyu alıntılayarak, hakaret içeren ifadelerle yeniden paylaşmıştır.

ATA PARTİ Genel Bakanı kişilik haklarına yönelen bu saldırıyı, avukatı Ahmet DİNÇ vasıtasıyla yargıya taşımıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu günü ifade eden 29 rakamı ve konuşmanın Cumhuriyetimizin 102. yıldönümünde yapılmasından dolayı, bu iki rakam birleştirilerek 29.102,00TL tutarında manevi tazminat davası açılmıştır.

Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi davayı kabul ederek, Sayın Oktay SARAL'ın manevi tazminat ödemesine hükmetmiştir. Mahkemenin 2025/661 Esas sayılı dosyada verdiği karar, ifade özgürlüğü ile hakaret arasındaki ayırım ve hukuki sınır bir kez daha ortaya koymuştur. Bu karar ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde hiçbir makam, unvan veya kişinin hukukun üstünde olmadığı teyit edilmiştir.

ATA PARTİ Genel Başkanı Sayın Namık Kemal ZEYBEK, özellikle siyasette kullanılan dil ve üslupta hassasiyet ve nezaketin ön planda olması gerektiğine inanmaktadır.

ATA PARTİ hukukun üstünlüğü, yargının tarafsız ve bağımsızlığı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi ile Anayasamızda belirtilen temel değerleri sonuna kadar savunmaya devam edecektir. Kamuoyuna saygıyla duyururuz."

NATO 3.0 dönemi Türkiye’de başlayacak

Dünyanın gözü, 22 yıl sonra yeniden Türkiye'de düzenlenecek olan tarihi 36. NATO Liderler Zirvesi'ne çevrildi. Ankara, İttifak'ın gelecek stratejilerini belirleyecek kritik oturumlara ve liderler arasındaki küresel diplomasi trafiğine ev sahipliği yapıyor

05.07.2026 12:50:00
Haber Merkezi
 
NATO 3.0 dönemi Türkiye’de başlayacak
NATO 3.0 dönemi Türkiye’de başlayacak
Küresel güvenlik mimarisinin en önemli dönemeçlerinden biri olan 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da kapılarını açıyor. İttifak'ın 32 üyesinin lider kadrosunu bir araya getiren zirvede, Rusya-Ukrayna savaşı, yeni savunma bütçesi hedefleri ve terörle mücadele gibi kritik başlıklar masaya yatırılacak. Yaklaşık 3 bin basın mensubunun takip ettiği bu dev zirve, "NATO 3.0" olarak adlandırılan yeni askeri ve stratejik dönemin başlangıcı olarak nitelendiriliyor.

Trump geniş bir heyetle geliyor

Zirve kapsamında Ankara, uluslararası siyasetin en güçlü figürlerini ağırlıyor.

ABD Başkanı, yaklaşık bin kişilik dev bir heyet, güvenlik ve lojistik ekibiyle Ankara'ya geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Beştepe'de atlı birlikler eşliğinde yapılacak resmi törenin ardından baş başa bir görüşme gerçekleştirecek.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni Ankara'da müttefik masasında yer alacak.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, zirveye özel davetli olarak katılıyor. Ayrıca NATO'nun Asya-Pasifik ortakları olan Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda liderleri ile Avrupa Birliği lider kadrosu da zirvede hazır bulunacak.

Geçtiğimiz dönemde görevi devralan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirvenin resmi oturumlarına başkanlık edecek.

Yoğun diplomasinin iki günlük takvimi

Zirvenin resmi programı, askeri, ekonomik ve diplomatik komisyonların eş zamanlı oturumlarıyla oldukça yoğun bir takvime sahip.

7 Temmuz Salı (1. Gün): Zirve sabah saatlerinde Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde ilk kez resmi programa dahil edilen Savunma Sanayii Forumu ile başlayacak. Forumda insansız sistemler, uzay, yapay zeka ve transatlantik ortak üretim projeleri tartışılacak. Öğleden sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde müttefik Dışişleri Bakanları ile Körfez ülkeleri (Bahreyn, Kuveyt, Katar, BAE) temsilcileri bir araya gelecek. Akşam saatlerinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde liderler onuruna resmi bir akşam yemeği düzenlenecek.

8 Temmuz Çarşamba (2. Gün): Sabah saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Genel Sekreter Mark Rutte liderleri resmi olarak karşılayacak ve geleneksel aile fotoğrafı çekilecek. Ardından en kritik oturum olan Kuzey Atlantik Konseyi Toplantısı gerçekleştirilecek. Zirve, öğleden sonra düzenlenecek kapanış ve değerlendirme basın toplantılarıyla sona erecek.

Masadaki büyük çatlaklar

Ankara Zirvesi, İttifak içi görüş ayrılıklarının en net şekilde telaffuz edileceği zirvelerden biri olmaya aday. Masadaki en büyük tartışma konusu "Savunma Harcamaları". ABD yönetiminin baskısıyla, üye ülkelerin savunma harcamalarını GSYH'lerinin yüzde 3.5'ine, altyapı yatırımlarını ise yüzde 1.5'ine çıkarmasını öngören yeni hedefin müttefikler arasında ciddi bütçe tartışmaları yaratması bekleniyor.

Bir diğer çatlak ise Ukrayna'ya yapılacak askeri yardımların boyutu ve Rusya ile kurulacak diyaloğun sınırları konusunda yaşanıyor. Washington ve Doğu Avrupa bloğu daha sert bir askeri tahkimat isterken, bazı Avrupa başkentleri daha temkinli bir hat savunuyor. Öte yandan Suriye'nin kuzeyi ve Doğu Akdeniz'deki stratejik dengeler konusunda da Fransa ve Türkiye arasında yeni bir sayfa açılmak istense de arka plandaki görüş ayrılıkları varlığını koruyor.

Türkiye'nin beklentileri

Ev sahibi Türkiye, Ankara Zirvesi'ni kendi milli güvenlik tezlerini ve savunma sanayii potansiyelini müttefiklerin önüne koymak için önemli bir fırsat olarak görüyor. Türkiye'nin zirvedeki temel beklentileri şu şekilde sıralanıyor:

1. 360 Derece Güvenlik Yaklaşımı: Ankara, NATO'nun sadece Doğu Avrupa ve Rusya tehdidine odaklanmasını eksik buluyor. Türkiye; Suriye, Gazze, Akdeniz ve Afrika kaynaklı istikrarsızlıklar ile sınır aşan terör örgütleriyle (PKK/YPG/FETÖ) mücadeleye İttifak'ın doğrudan destek vermesini talep ediyor.

2. Savunma Sanayiindeki Ambargoların Kaldırılması: Müttefiklerin birbirine uyguladığı gizli ya da açık savunma sanayii kısıtlamalarının tamamen kaldırılması istenecek.

3. ABD ile Kritik Masalar: Trump ile yapılacak ikili görüşmede, Milli Muharip Uçak KAAN'da kullanılacak F-110 motorlarının tedariki, F-35 programına geri dönüş süreçleri ve Suriye'deki ABD varlığı Ankara'nın öncelikli dosyaları arasında yer alıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.