logo
16 OCAK 2026

Para imparatorluğu çökerken

08.01.2026 00:00:00

Bir devlet ne kadar çok tehdit ediyorsa, o kadar güç kaybediyordur. Tarih boyunca bu kural hiç değişmedi. Bugün ABD'nin Venezuela'dan Ortadoğu'ya uzanan hoyrat müdahalelerini; güçlü bir imparatorluğun özgüveniyle değil, çözülmekte olan bir düzenin panik refleksleriyle okumak gerekir. Aslan kükreyerek hükmeder; köşeye sıkışan ise saldırır. ABD uzun yıllar boyunca dünyayı iki temel araçla yönetti: para ve silah. Dolar, küresel ticaretin ana damarı haline getirildi; bu sistemin kabul görmesi için de askerî güç devreye sokuldu. Para geçerli olsun diye silah konuştu, silah konuşsun diye para basıldı. Böylece dolar, yalnızca bir para birimi değil; bir egemenlik aracına dönüştü.

2000'li yılların ortasından itibaren dolar merkezli sistemin sorgulanmaya başlaması tesadüf değildir. ABD gerçekte para üretmemekte, parasını ihraç etmektedir. Kâğıdın para olabilmesi için arkasında bir karşılık gerekir; bu karşılık emektir, üretimdir, alın teridir. Ancak ABD bu emeği kendi halkından değil, dünya insanlığının emeğinden ve üretiminden devşirmektedir. Dolar; Asya'da üretilen malın, Afrika'da çıkarılan madenin, Latin Amerika'da dökülen alın terinin üzerine basılarak değer kazanmaktadır. İşte bu yüzden dolar, ekonomik bir araçtan çok küresel bir sömürü mekanizmasıdır.

Bu hakikati ilk kez açık ve sistematik biçimde dünyaya ilan eden isim Prof. Dr. Haydar Baş olmuştur. 2005 yılında düzenlenen Uluslararası 1. Milli Ekonomi Modeli Kongresi, yalnızca bir akademik toplantı değil; dolar merkezli küresel düzene karşı yapılmış tarihî bir fikrî deklarasyondur. Bu kongrede ortaya konulan tez şuydu: Para, bir milletin emeğini sömürmenin aracı olamaz; ekonomi, adalet ve üretim üzerine kurulmak zorundadır. Bu çıkış, doların "dokunulmaz" olduğu algısında ilk büyük gediklerden birini açmıştır.

Bugün gelinen noktada, bu fikrî çıkışın karşılığını ekonomik tablolar üzerinden açıkça okumak mümkündür. Ekonomik göstergeler, ABD'nin küresel hegemonya araçlarının çatırdadığını teyit ediyor. Özellikle para egemenliğiyle kurulan sistemin yıprandığına işaret eden veriler şöyle:

Doların rezerv para rolü: Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, ABD dolarının dünya merkez bankaları tarafından tutulan resmi döviz rezervlerindeki payı 2000'lerin başında yaklaşık %70 civarındayken, bugün yaklaşık %56–58 bandına gerilemiştir. Bu düşüş, doların tek hâkim rezerv para niteliğinin zayıfladığını gösteriyor. (data.imf.org/COFER) 

Cari açık: 2024 yılında ABD'nin cari işlemler açığı 1,13 trilyon doları aşarak bir önceki yıla göre yaklaşık %25 artmıştır ve GSYH'nin yaklaşık %3,9'una denk gelmiştir. Bu durum, ABD'nin üretim ve tasarruf yerine dış alıma ve borçlanmaya dayalı bir ekonomik modele sahip olduğunu göstermektedir. (U.S. Bureau of Economic Analysis (BEA), "U.S. International Transactions" Reports (2024-2025) ve IMF World Economic Outlook Database.)

İşte tam bu noktada askerî refleks devreye girmektedir. Para ile kurulamayan tahakküm, silahla telafi edilmeye çalışılmaktadır. ABD'nin Orta Doğu'da, Latin Amerika'da ve Afrika'da artan saldırganlığı bir "güç gösterisi" değil; para imparatorluğunun sürdürülemez hale gelmesinin sonucudur.

Bu tabloyu en çıplak haliyle Donald Trump döneminde gördük. "Amerika'yı yeniden büyük yap" sloganı, aslında bir itiraftı: Amerika büyüklüğünü kaybediyordu. Trump'ın izlediği sert ve hoyrat dış politika, ABD'yi yeniden güçlü bir devlet haline getirmedi. Aksine, onu dünya nezdinde "tescilli sömüren devlet" konumuna daha da net biçimde yerleştirdi.

Bu durumu, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın sosyal medyada yaptığı çarpıcı tespitte de görmek mümkündür. Hüseyin Baş'ın ifadesiyle; "ABD'nin yaptıkları güçlü olduğunu değil bilakis çok zayıf bir hale geldiğini gösteriyor. Bu saldırganlık köşeye sıkışan bir kedinin tırmalaması gibi bir şey. Eğer aslan olsaydı kükremesi yeterdi. Nerede birileri saldırganlaşıyorsa bilin ki kaybettiğindendir." Bu mesaj, bugünkü küresel tablonun özeti gibidir.

Günümüzü geçmişten ayıran en önemli unsur ise nükleer dengedir. İkinci Dünya Savaşı'ndaki gibi doğrudan bir büyük savaş artık kolay değildir. Bu yüzden savaşlar vekâlet üzerinden yürütülmekte; devletler birbirlerini cephede değil, başkalarının topraklarında yıpratmaktadır. Bu da dünyayı daha güvensiz, daha adaletsiz ve daha kırılgan hale getirmektedir. Tarih bize şunu açıkça öğretmiştir: Zulümle payidar olunmaz. Zorbalık, kısa vadede sonuç üretir gibi görünse de uzun vadede çöküşü hızlandırır. ABD'nin bugün yaptığı tam olarak budur. Daha fazla baskı, daha fazla tehdit ve daha fazla askerî hamle; Amerika'yı yeniden "büyük" yapmamakta, aksine onu yalnızlaştırmaktadır.

Sonuç olarak şunu net biçimde ifade etmek gerekir:

Saldırganlık bir üstünlük değil, iflasın ilanıdır.

 
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
Yalakalık tavan yaptı
Venezuelalı muhalif lider, Nobel Barış Ödülünü Trump'a verdi
Özel sektörün yurt dışı kredi borcu arttı
Kasımda 213.3 milyar dolara yükseldi
Yaklaşık 18 milyon öğrenci karnelerini aldı
Birinci dönem bugün sona erdi
51 kişinin öldüğü Furkan Apartmanı davası
Sanıktan şoke eden savunma
SGK, Edirne'de Ulus Pazarı'na el koydu
22 yıllık pazar bugün açılmadı
Avukat Serdar Öktem infaz edilmişti
Cinayet anının görüntüsü ortaya çıktı
Machado: Nobel Barış Ödülü'nü Trump'a sundum
Trump, Machado ile Beyaz Saray'da görüştü
Hem katil, hem işgalci, hem de hırsız
İsrail askerleri Suriye topraklarından 250 keçi çaldı
Güney Afrika, İran'ı deniz tatbikatına dahil etti
ABD: 'Endişe ve alarm verici'
Zaharova: İngiltere barış sürecini baltalıyor
"Ukrayna'daki herhangi bir yabancı birlik, meşru hedef kabul edilecek"
Atatürk’ün hazırlattığı hutbeler
Namazın hikmeti
BTP lideri Hüseyin Baş beraat etti
Prof. Kocasakal: Hukukun gereği yerine geldi
'SDG sorunu bu yıl çözülür'
'İran'a müdahaleye karşıyız'
BTP lideri Hüseyin Baş beraat etti
Prof. Dr. Kocasakal: 'Karar, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleri açısından önemli''
Mahkeme: 'Suç unsuru oluşmadı'
Hüseyin Baş'a beraat kararı
Yalakalık tavan yaptı
Venezuelalı muhalif lider, Nobel Barış Ödülünü Trump'a verdi
Özel sektörün yurt dışı kredi borcu arttı
Kasımda 213.3 milyar dolara yükseldi
Yaklaşık 18 milyon öğrenci karnelerini aldı
Birinci dönem bugün sona erdi
51 kişinin öldüğü Furkan Apartmanı davası
Sanıktan şoke eden savunma
SGK, Edirne'de Ulus Pazarı'na el koydu
22 yıllık pazar bugün açılmadı
Avukat Serdar Öktem infaz edilmişti
Cinayet anının görüntüsü ortaya çıktı
Machado: Nobel Barış Ödülü'nü Trump'a sundum
Trump, Machado ile Beyaz Saray'da görüştü
Hem katil, hem işgalci, hem de hırsız
İsrail askerleri Suriye topraklarından 250 keçi çaldı
Güney Afrika, İran'ı deniz tatbikatına dahil etti
ABD: 'Endişe ve alarm verici'
Zaharova: İngiltere barış sürecini baltalıyor
"Ukrayna'daki herhangi bir yabancı birlik, meşru hedef kabul edilecek"
Atatürk’ün hazırlattığı hutbeler
Namazın hikmeti
BTP lideri Hüseyin Baş beraat etti
Prof. Kocasakal: Hukukun gereği yerine geldi
'SDG sorunu bu yıl çözülür'
'İran'a müdahaleye karşıyız'
BTP lideri Hüseyin Baş beraat etti
Prof. Dr. Kocasakal: 'Karar, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleri açısından önemli''
Mahkeme: 'Suç unsuru oluşmadı'
Hüseyin Baş'a beraat kararı
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.