Malum, memlekette görünmese de gizli bir savaş var.
Amerika ve karşıtlarının taraf oldukları; birbirlerine bombalar attıkları savaşın yanı sıra, dünya da iş ve aş bulma konusunda da bir savaş var. Bir kesim beslenme ve barınma olanaklarında sıkıntı çekmez iken, diğer bir kesim çöpten yiyecek atıkları, Pazar yerlerinden çürük meyve ve sebze artıkları toplamakla meşgul.
İş konusunda ise yeni mezun gençler eğer tavsiye mektubu götüremiyorlar ise yandaş kuruluşlarda iş bulamıyorlar. Eskiden üniversite bitirmek ve yüksek lisansını tamamlamak önemli bir kariyer başlangıcı olarak kabul edilir, tercih nedeni olurdu. Günümüzde iki üniversite bitirenler ve yüksek lisansını tamamlayanlar da iş bulamaz durumda… KPS ye girenleri anlatmıyorum bile…
Genç iş gücümüzü çalıştırmak isteyen işverenler uzmanlıkları nedeni ile almaları gereken başlangıç maaşlarını inanmayacaksınız ama asgari ücretin bile altında tutarak "Siz tecrübesizsiniz, hele biraz tecrübe edinin, maaşı sonra konuşuruz" ifadesi ile ucuz işçi çalıştırma politikasından vaz geçmiyorlar. Nedenini sorduğunuzda da maliyetlerin, vergi ve sigortaların artışından dem vuruyorlar. Öğle yemeği vermek işveren için eskiden bir zenginlik göstergesi iken, bugün pek çoğu kart dağıtmakla yetiniyor.
İş hayatının içinden gelen biri olarak tecrübeli olmanın önemine inananlardanım. Ancak bir yanımda okul medrese görmemiş, öte yanımda en az meslek lisesi mezunu olan bir elemanın eşit ücret almasını asla desteklemedim. Birinin başarılı olması için bilgi alt yapısının hazır olması, mesleki kariyerinin bulunması onun daha çabuk iş yeri deneyimi elde etmesi zaman yönetimi bakımından çok önemlidir.
Unutulmamalıdır ki, Türkiye de tecrübesiz olmak sadece politikada ve devlet dairelerine personel alımında geçerlidir.
O nedenle işverenlerin insafa gelmesi, "Bir kalifiye elemana ödeyeceğim para ile üç tecrübesiz adam çalıştırırım, işi de zamanla öğrenirler" düşüncesinden vaz geçmelerini gerektiriyor. Kaliteyi arttırmak ve gençlerin, genç düşüncenin iş geliştirmeye katkılarını aktarmak için önemlidir. Bu nedenle hayata yeni başlayan kardeşlerimize fırsat vermek, önlerini açmak, aralarındaki cevherleri çıkarıp kollamak gerekiyor.
Türkiye de istihdam kilitlenmiştir. Yeni mezunların sırf yüksek ücret için kısa vadeli vasıfsız işçi olarak farklı iş kollarına kaymaları, yurt dışına kaçmaları önlenmeli; gelecek ve kariyer planlamalarına yardımcı olunması sağlanmalıdır.
Gençlerin dinamizmini, iş gücü ile birleştirmek; beyin gücünü kullanmak ve göçü önlemek çok önemlidir. Bugün bilgisayar teknolojisini kullanan bir genci beyin işçisi olarak kabul etmek gerekirken, bedeni ile çalışan bir personelin yaptığı işleri de yapmasını beklemek abesle iştigaldir. Gençler de şunu unutmamalı ki, edindikleri mesleki bilgi ve performanslarına işverenin ihtiyacı vardır. "Ben her işi yaparım" diyerek bir maaş almak için üç maaşlık işlere katlanmak ve hakkını çiğnetmek doğru bir davranış değildir.
Bugün Türkiye de had safhada yaşanan iş ve işçi sorunları, işçi cenneti olarak bilinen Almanya'da da yaşanmakta, her beş gençten birinin ülkeyi terk etmek istediği, gelecek kaygısı yaşadığı, bu nedenle başka ülkelerde geleceklerini kurup yaşamak istedikleri tespit edilmiştir.
Türkiye de gençlerin psikolojik destek almak gibi planlı bir şansları yok. Ancak yurt dışındaki ülkelerde pek çok gencin gelecek kaygısı nedeni ile düzenli psikolog desteği aldığı, bu sayının giderek çoğaldığı belirtilmektedir.
Ebeveynler ve eğitimciler olarak bize düşen görev yöneticileri, işverenleri bu konuda uyarmak, gençlerimize sadece siyasi eğilimlerden kaynaklanan güvensizlik duygularını çoğaltan konuşmalar yapmak ve davranışlar sergilemek değil; onlara her yönden fırsat eşitliği sunacak ortamları sunmak olmalıdır.
Ayrıca gençleri sadece okul ve lisansüstü eğitimlerle değil, hayata hazırlayacak beceriler ile de donatmak gerekiyor. Sosyal hayatın gerektirdiği pek çok konu eksik kalıyor. Hayattaki başarılarını arttırmak için meslek dışı sosyal beceri ve lisan kursları ile desteklememiz gerekiyor. Bugün meslek lisesinden mezun olup çivi çakmasını bilmeyen bir teknisyen, otelcilik okulundan mezun olup çarşaf katlayamayan bir resepsiyon memuru çok fazla işe yaramamaktadır.
Hoş bizde siyaset yaptığı halde dünya siyasetinden bi-haber insan motiflerini görünce, gençlerden farklı konularda başarılı olmalarını beklemek biraz da haksızlık oluyor ya…
Yine de gençlerimize fırsat vermeli ve onları hayat yolunda yalnız bırakmamalıyız…
- Gençlere fırsat vermek… / 31.03.2026
- Kadınların savaşı / 27.03.2026
- Köylerimiz… / 25.03.2026
- Geçmişte bir bayram günü… / 23.03.2026
- İlber “hoca” / 15.03.2026
- Bazen… / 14.03.2026
- Donald amca ne yapıyor? / 13.03.2026
- Aramızdan ayrılanlar… / 10.03.2026
- Savaşın kaderi… / 06.03.2026


























































