Ateş ve tekerlekten sonra en önemli buluşlardan biri de paradır. Kapitalist ve Liberalist sistemin paraya getirdiği tarif gereği para:"demokrasi dahil her şeye yön veren bir araç haline gelmiştir.Bu anlamda demokrasi fakirlerin takılıp kaldığı,güçlülerin delip geçtiği bir sistem haline gelmiştir.ABD'nin bugün dünyanın dört bir yanında bilhassa "İslam coğrafyasında" kan ve göz yaşı dökmesi paranın gücünden kaynaklanıyor. Bu manada Mayer Amschel Rothschild(1743-1812) herkesin kulağına küpe olacak şu sözleri söylemiştir."Bana bir ulusun parasının kontrolünü verin,o ulusun ülkesinde yasaları kimin yaptığı umrumda bile olmaz!" Bugün Türkiye'yi yönetenler,Türk ulusunun parasının yönetimini ve denetimini bankaların %50 den fazlasını ve borsanın da %70 den fazlasını yabancılara satarak vermiştir.Türkiye'de yasa yaparken de dışarıya bağımlı duruma düşmüşlerdir. Oysa Prof.Dr.Haydar Baş Bey'in paraya getirdiği iki yeni tanımla ezberleri bozmuş ve dünyada bir çığır açmıştır. Bugün ekonomide geldiğimiz noktada Prof.Dr.Haydar Baş Bey'in paraya getirdiği tarifden hareket edilerek piyasların kısa sürede düzelme imkanı bulacağı aşikardır.Nedir?Prof.Dr.Haydar Baş Beyi'in paraya getirdiği yeni tarif.Prof.Dr.Haydar Baş Bey diyor ki:"para ;emeğin ve üretimin karşılığıdır."Sadece bu tanım ekonomiyi kriz batağından çıkaracak ve işsizliği çözecek başlı başına bir can simitidir. Paranın gücünün farkında olan gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere hükmedebilmek,yer altı ve yer üstü zenginliklerini elde edebilmek için öncelikle bu ülkelerin Merkez Bankalarını özerk hale getirirler.Böylece oyunun ilk perdesi başarıyla tamamlanmış oluyor.Merkez Bankasının özerk hale gelmesiyle birlikte emisyonu genişletme hakkı o ülkenin elinden alınmış oluyor.Böylece "senyoraj"geliri başka ülkelerden borç para alınarak karşılanıyor ve o ülkenin üretimi yabancılara matbaa masrafı karşılığında aktarılmış oluyor. Prof.Dr.Haydar Baş Bey'in paraya getirdiği tarifi daha iyi anlamak için buraya bu anektodu aktarmak istiyorum.Malumunuz Artvin de Çoruh Nehri üzerinde baraj inşaatları yapılıyor.Prof.Dr.Haydar Baş Beyle buraya yaptığımız ziyarette baraj inşaatlarının durduğunu gördük.Prof.Dr.Haydar Baş sordu:"Bu inşaatlar niçi durdu?" işçilerden biri atılarakİşçi:"Hocam Japonya'dan kredi gelmedi de ondan"dediProf.Dr.Haydar Baş:"Peki burada kullanılan demir,çakıl,çimento,kereste Japonya'dan mı geliyor ki inşaat durdu."İşçi:"Yok Hocam bu malzemeler burdan karşılandı."Prof.Dr.Haydar Baş:"Yanlışınız var herhalde burda çalışan işçiler ve burayı yapan firma Japon olacak ki Japon hükümeti paralarıını göndermedi onlarda inşaat çalışmalarını durdurmuş oldular."İşçi arkadaşlar şaşkınlıkla:"Hayır Hocam burada çalışan işçiler,mühendisler ve burayı yapan firmada Türk firması" dediO zaman Prof.Dr.Haydar Baş Bey milletin kafasına kazınması gerekli olan şu soruyu soruyor.:"Madem burayı yapan firma Türk firması,burada çalışan işçiler Türk işçileri,burda kullanılan malzemeler bu ülkede üretilen malzemeler,o zaman biz niye Japonya'dan borç para alıyoruz?"sorusu ezberleri bozuyor."Para basmak enflasyonu yükseltir."palavrası havada kalıyor.Bı anektod bile Türkiye'nin aslında 24 saate nasıl kurtulacağını anlatmaya yeter artar bile.Yeter ki Prof.Dr.Haydar Baş Bey'e bir defa fırsat verelim.
Misafir Kalem (A) / diğer yazıları
- RESUL BALCI: Karlar düşerken / 22.02.2025
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012
- Niçin organik cilt ürünlerini tercih etmeliyiz? / 01.06.2014
- Ali Ekber ARAS / 17.12.2013
- İbretlik ve dramatik bir olay: Yassıçemen Savaşı / 15.10.2012
- Savaşsız işgal ya da kaldırım taşlarını yemek / 12.10.2012
- Gavur Kadı / 21.09.2012
- Doğru söze ne denir? / 14.09.2012
- Süslü cümleler.... / 14.09.2012
- Çözümün önünden çekil! / 07.09.2012
- 2011'de neler olmadı' (Hüsamettin Çalışkan) / 04.01.2012























































