Peygamberi rüyasında görmeyi kim istemez?
Oğul! Bütün tasarruflarında fetvayı Kitap'tan ve sünnetten al! Dininde herhangi bir konunun içinden çıkamayınca 'Ey kitap! Bu konuda ne diyorsun? Ey sünnet! Bu konuda senin hükmün nedir?
Haber Merkezi





Ey Allah'ın Resulü! İçinden çıkamadığım bu durum hakkında Sen ne buyurursun? Ey beni Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yoluna hidayet eden mürşidim! Senin düşüncen nedir?' diye sor.
Bunu yaptığın zaman problemin çözüme kavuşur ve seni kuşatan karanlık dağılır…
Peygamber'e (s.a.v.) uymanın sahih olması için ölümü hatırla. Ölümü hatırlamak nefsi yenmekte sana yardım eder. Şeytanı yıkar, kalbinden dünyalık hevesini çıkarır. Ölümden öğüt almayan için azad yolu yoktur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: "Öğüt için ölüm yeter."
Peygamber (s.a.v.)'i rüyasında görmeyi kim istemez? Bunun temel şartı kulun kalbinin temiz olmasıdır.
Kulun kalbi temiz olursa Peygamber'i (s.a.v.) rüyasında görür. Peygamber (s.a.v.) ona yasakları söyler ve yapılacak işleri de emreder. O kul öyle bir hal alır ki, her yanı kalp olur. Bünyesinden tüm olarak ayrılır ve kalp âlemine geçer. Saf ve temiz olur, kötülüğü kalmaz.
Mana yönünden Peygamber (s.a.v.) ile olur. Kalbi O'nun önünde durur ve O'ndan terbiye alır. Eli Peygamber'in (s.a.v.) elinde olur, Peygamber (s.a.v.) O'ndan hitap eder.
Resulullah Efendimizin (s.a.v.) şefaatinin makbul olacağına dair iman vaciptir.
"Artık bizim için ne şefaatçilerden biri var; ne candan bir dost…" "Bizim için acaba şefaatçilerden şefaat edecek biri yok mudur?"
"Artık şefaatçilerden birinin şefaati onlara faydalı olmayacaktır."
Üstte alınan ayet-i kerimelerden de anlaşılmaktadır ki; Allah-u Teâlâ öbür âlemde şefaatin olacağını kesin olarak anlatmıştır.
Resulullah Efendimizin (s.a.v.) şefaati, hesaba çekilip cehenneme girmeden evvel, tüm ümmetlerin mü'minlerine olacaktır. Özel şefaati ise, cehenneme giren ümmeti için olacaktır.
Resulullah Efendimiz (s.a.v.) bu özel şefaati ile cehenneme giren tüm ümmetlerin mü'minlerini de çıkaracaktır. O kadar ki, kalbinde zerre ağırlığında iman olan cehennemde kalmayacaktır.
Ömründe bir defa olsun; "La ilahe illallah" (Allah'tan başka ilah yoktur) kelime-i tevhidini ihlasla diyen cennete girecektir.
Hadis-i şeriflerde dahi, şefaatin olacağı anlatılmıştır. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü ilk başta yerin kendisine açılacağı kimse Benim. Bununla övünmek için söylemiyorum.
Ben âdemoğullarının efendisiyim; bunu da övünmek için söylemiyorum.
Ben hamd sancağının sahibiyim; bunu da övünmek için söylemiyorum.
Cennete ilk girecek kimse Benim; bunu da övünmek için söylemiyorum.
Cennet kapısının halkasını tutacağım. Cennete girmek için Bana izin verilecek. Orada karşıma Cebbar yüzü çıkacak, O'nun için secdeye kapanacağım. Bana şöyle buyuracaktır:
"Ya Muhammed, şefaat et, şefaatin makbul olacaktır. İste, istediğin karşılıksız verilecektir."
Bunun üzerine başımı kaldıracağım ve şöyle diyeceğim: "Ya Rabbi, ümmetim, ümmetim…"
Devamlı olarak Rabb'ime bu münacatı yapacağım. Sonunda Rabb'im şöyle buyuracak: "Git bak, kalbinde bir tohum ağırlığında iman olan kimseleri cehennemden çıkar."
Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle devam etti: "Böylece dağlar kadar ümmetimi cehennemden çıkaracağım."
Diğer peygamberler Bana şöyle diyecekler: "Rabb'ine tekrar müracaat et, yine dinle…"
Şöyle demek durumunda kalacağım: "Rabb'ime o kadar münacaat ettim ki, bir şey istemekten artık utanırım."
Cabir (r.a.) yoluyla gelen bir hadis-i şerifte ise, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenler içindir."
Ebu Hureyre yoluyla gelen diğer bir rivayette ise, Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Her peygamberin makbul bir duası vardır. Her peygamber duasını peşin olarak bu dünyada yaptı. Bana gelince bu duamı kıyamet gününde ümmetime şefaat etmek için saklıyorum. İnşallah ümmetimden, Allah'a şirk koşmadan ölen herkes bu şefaatime nail olacaktır."
Enes yolu ile gelen bir rivayette Resulullah Efendimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğu anlatılmıştır:
"Ümmetimden şefaat edeceğim kimseler; yeryüzündeki taştan ve topraktan daha çoktur."
Resulullah Efendimizin (s.a.v.) şefaati, kıyamet günü mizan (günahların tartısı) sırasında olacağı gibi, sırat köprüsünden geçiş sırasında dahi olacaktır."
Bu hadislerde anlatılan Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ahiretteki şefaatidir.
Esasen Resulullah (s.a.v.)'in dünyada da şefaati vardır: Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr babasından, babası dahi, Avf b. Malik Eşcai'den naklen anlattığına göre; Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bu fırkalar arasında, fitnesi en büyük olanı odur ki: İşleri kendi görüşlerine göre kıyas ederler. Helâli, haram; haramı dahi helâl sayma yolunu tutarlar."
Abdullah b. Zeyd, Abdullah b. Ömer'den naklen Resulullah (s.a.v.) Efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır:
"İsrailoğulları yetmiş bir fırkaya ayrıldı; bunların her biri cehennemliktir. Ancak, bir tanesi müstesna…
Benim ümmetim dahi, yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunların her biri cehennemliktir. Ancak, bir tanesi müstesna…"
Sordular: "Bu bir tane kimdir?"
Şöyle buyurdu: "Beni ve Ehl-i Beyti'mi izleyenlerdir."
Kısaca Resulullah (s.a.v.)'e tabi olmak dünyada istikamet üzere olmaya, ahirette cennete şefaattir." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)

















































































