Pontus Rum Devleti'ni kurma hayalleri, Yunanistan'ın da desteğiyle devam ediyor.
Üniversite öğrenimini yaptırmak bahanesiyle Trabzon'dan Yunanistan'a götürülen bir gencin ifadesine göre: Sinop, Trabzon, Bayburt, Amasya, Gümüşhane illerimizi kapsayan bu devletin alt yapısı, dış ülkelerin de desteğiyle yapılıyor. Başkenti de Gümüşhane olarak tasarlanmış.
Bu Pontus Devleti'nin kurulma çabaları bu gazetede (Yeni Mesaj) defalarca gündem edilmiştir.
Bazı çevrelerin sendrom olarak ifade ettikleri bu hakikatler, günden güne faaliyetlerine hız katmaktadır.
Fatih ve civarında ev sahibi olmaya uğraşarak İstanbul sur içinde Vatikan benzeri bir devlet kurma heveslileri, GAP bölgesinde arazi satın aldırarak, Arz-ı Mev'ud'un gerçekleşmesine çalışanlar, bu zamana kadar çalışmalarını daha gizli sürdürmek zorundaydı.
Ancak, son Uyum Paketi'nde yabancı azınlık vakıflarının da mülk ve toprak edinebilmesini sağlayacak düzenlemelerin yasallaşması daha aleni ve hukuk görüntüsü ile bu tehlikeli çalışmaların yapılmasına imkan vermektedir.
Türkiye ciddi bir kuşatılmışlık içindedir.
Bu çalışmalarda kullanılan misyonerlerin taktikleri bu bölgelerde yaşayan insanların geçmişte zorla Müslüman edildiği (!) iddialarına dayanır. Neticesi, asıllarının Türk değil, Rum ya da Ermeni olduğunu ispata dayanan bu iddialar, topraklarımızın asıl sahibinin de Rum veya Ermeniler olduğunu savunmaktadır.
Bir taraftan seçilen bölgelerde yoğun olarak mülk edinme ve toprak alımı yoluyla yerleşim, diğer yanda bölge halklarını Türklükten ve Müslümanlıktan uzaklaştırarak, "aslınıza dönün" mesajları amaca ulaşmakta kullanılan yoldur.
Sözde kan örneklerinin gerçek atalarıyla benzerliğini araştıran yetkililere, Trabzon ve bölge illerinde sıkça rastlanılmaktadır.
Siyasi irademiz, kanunen de önünü açtığı bu tarz uygulamalara bir an evvel 'dur' demelidir.
Ciddi bir yaptırımla karşılaşmadan süregelen bu parçalanmamıza dönük faaliyetler, nihayetinde, iç Anadolu'da küçük bir bölge dışında Türk toprağı bırakmaktadır.
Türkiye II. Sevr'i yaşayamaz.
Bu sebeple milletçe uyanık olmak, devlet-millet, sivil-asker kaynaşması ile alınacak tedbirlerle bu vatanı istilalardan korumak hepimizin vazifesidir.
Üniversite öğrenimini yaptırmak bahanesiyle Trabzon'dan Yunanistan'a götürülen bir gencin ifadesine göre: Sinop, Trabzon, Bayburt, Amasya, Gümüşhane illerimizi kapsayan bu devletin alt yapısı, dış ülkelerin de desteğiyle yapılıyor. Başkenti de Gümüşhane olarak tasarlanmış.
Bu Pontus Devleti'nin kurulma çabaları bu gazetede (Yeni Mesaj) defalarca gündem edilmiştir.
Bazı çevrelerin sendrom olarak ifade ettikleri bu hakikatler, günden güne faaliyetlerine hız katmaktadır.
Fatih ve civarında ev sahibi olmaya uğraşarak İstanbul sur içinde Vatikan benzeri bir devlet kurma heveslileri, GAP bölgesinde arazi satın aldırarak, Arz-ı Mev'ud'un gerçekleşmesine çalışanlar, bu zamana kadar çalışmalarını daha gizli sürdürmek zorundaydı.
Ancak, son Uyum Paketi'nde yabancı azınlık vakıflarının da mülk ve toprak edinebilmesini sağlayacak düzenlemelerin yasallaşması daha aleni ve hukuk görüntüsü ile bu tehlikeli çalışmaların yapılmasına imkan vermektedir.
Türkiye ciddi bir kuşatılmışlık içindedir.
Bu çalışmalarda kullanılan misyonerlerin taktikleri bu bölgelerde yaşayan insanların geçmişte zorla Müslüman edildiği (!) iddialarına dayanır. Neticesi, asıllarının Türk değil, Rum ya da Ermeni olduğunu ispata dayanan bu iddialar, topraklarımızın asıl sahibinin de Rum veya Ermeniler olduğunu savunmaktadır.
Bir taraftan seçilen bölgelerde yoğun olarak mülk edinme ve toprak alımı yoluyla yerleşim, diğer yanda bölge halklarını Türklükten ve Müslümanlıktan uzaklaştırarak, "aslınıza dönün" mesajları amaca ulaşmakta kullanılan yoldur.
Sözde kan örneklerinin gerçek atalarıyla benzerliğini araştıran yetkililere, Trabzon ve bölge illerinde sıkça rastlanılmaktadır.
Siyasi irademiz, kanunen de önünü açtığı bu tarz uygulamalara bir an evvel 'dur' demelidir.
Ciddi bir yaptırımla karşılaşmadan süregelen bu parçalanmamıza dönük faaliyetler, nihayetinde, iç Anadolu'da küçük bir bölge dışında Türk toprağı bırakmaktadır.
Türkiye II. Sevr'i yaşayamaz.
Bu sebeple milletçe uyanık olmak, devlet-millet, sivil-asker kaynaşması ile alınacak tedbirlerle bu vatanı istilalardan korumak hepimizin vazifesidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hüseyin Kibarlı / diğer yazıları
- Başlıksız... / 19.01.2003
- Küreselleşme milliliği bitirir / 17.01.2003
- Kıbrıs'ta milli bütünlük dini bütünlükten geçer / 16.01.2003
- Asıl hedef başka / 15.01.2003
- Ekonomide kalıcı çözüm için / 11.01.2003
- Türkiye güçlü olmaya mecburdur / 09.01.2003
- Türkiye, savaşı önleyebilecek güçtedir / 08.01.2003
- Yabancılara el açmaktan kurtulmalıyız / 24.11.2002
- Türkiye yol ayrımında / 23.11.2002
- IMF ile bu iş olmaz / 19.11.2002
- Küreselleşme milliliği bitirir / 17.01.2003
- Kıbrıs'ta milli bütünlük dini bütünlükten geçer / 16.01.2003
- Asıl hedef başka / 15.01.2003
- Ekonomide kalıcı çözüm için / 11.01.2003
- Türkiye güçlü olmaya mecburdur / 09.01.2003
- Türkiye, savaşı önleyebilecek güçtedir / 08.01.2003
- Yabancılara el açmaktan kurtulmalıyız / 24.11.2002
- Türkiye yol ayrımında / 23.11.2002
- IMF ile bu iş olmaz / 19.11.2002






























































































