Türk milleti ve devleti için hiçbir hayırlı hayali olmayan Avrupa birliği milli ideal olarak gerek Cumhurbaşkanlığı makamı, gerekse dışişleri bakanı tarafından milletin önüne asli hedef olarak konulmaya başlandı. 24 yıl öncesinde olduğu gibi. AKP iktidarının dönem dönem Avrupa birliği sanrıları ortaya çıkıyor. Türk milleti için hiçbir müspet sonucu olmayan ve 60 yıldır kapısında bekletildiğimiz AB rüyası temcit pilavı gibi tekrarlanıyor. Geçmişte bu kadar olumsuzluk, emrivakiler, terör destekçiliği, ambargolar, emir ve talimatlar aldığımız bu Hristiyan birliğine olan sevda nedir?
Üstelik muhafazakâr olduğunu iddia eden bir iktidar neden bu kadar ısrarcı? Gazze konusunda çifte standartlarına şahit olduğumuz AB, bir özgürlük ve medeniyet timsali olma niteliği de bitmiştir. Hele hele günümüzde dağılma dönemine girmiş olan AB, neden yüce Türk milletine bir ideal olarak devletin en tepesindeki isimler tarafından sunuluyor?
Çünkü olay kendi siyasi ikbal meseleleridir. Kendi başarısızlıkları örtme, perdeleme ve yıllardır AB bağımlısı hale getirdikleri ekonominin çökmesini önlemek için.
Yeter artık! Büyük Türk milletine Avrupa Birliği elbisesi olmaz! Doku uyuşmazlığı ve kan uyuşmazlığı olan bünyeye organ nakli ile başka bir bünye birleşemez. Ki, olursa mutlaka bir zaman sonra organ reddi (savaş) gerçekleşir. Büyük Türk milleti, AB kazanında erimez ve kendi varlığından, Kıbrıs'ından ve milli siyasetinden vazgeçmez, vaz geçmemeli!
Şu an AB ye katılma talepleri, NATO da daha derinlemesine rol alma talepleri Rusya ile diyaloğun neredeyse sıfırlanmasına neden olmuştur. Bir zamanlar denge adı altında görüşülüyor ve diyalog vardı. AKP iktidarı, şimdi Rusya ile savaşan Avrupa'nın bir parçası olmayı liderinin dilinden ifade ediyor.
İktidar halk üzerinde pozitif bir algı oluşturacağını umduğu, 3 hedeften birini gerçekleştirerek olağan süreçte 2027'de seçimlere gitmek istiyor. Bunlar;
1-Gümrük birliği güncellemesi,
2-Avrupa'da serbest dolaşım (kısmı vize muafiyeti),
3-Enflasyonda ki başarısızlığı, halının altına süpürmek için AB ile Euro ya geçmek.
Bu karşılık Avrupa'nın istekleri için hazırlık yapılıyor:
1-Ruhban Okulu açılması ve Ekümenik patrik (Risk; Rusya içişlerine Avrupa adına müdahil olmak, Rusya ile karşı karşıya gelmek, Lozan'ın delinmesi)
2-Kıbrıs'ta iki devletli çözümden vazgeçerek, tekrar federasyon masalına hazır olduğunu bildirmek,
3-Durduk yerde terörist başı ile İmralı sürecine girmek ve etnik milliyetçiliğin, bölünmenin kapılarını aralamak.
4- Suriye'yi batı ittifakına teslim etmek (bu görev yerine getirildi).
Ama şu bilinsin ki, bu konularda atılacak yanlış adımın bedeli çok çok ağır olabilir.
Bugün, siyasi alanda ana muhalefet (CHP) Avrupa birliği telkinlerine güçlü bir karşı duruş ve tez ortaya koymalıdır. Ama nerde, iktidar davulun üst tokmağı, ana muhalefet temsilcileri ise alt tokmağı olmuş. Böyle ana muhalefet, böyle CHP olmaz. Ana muhalefet, ne NATO konusunda ne AB ve ABD konusunda bir tane güçlü farklı argüman oluşturamıyor. Atatürk'ün çizgisine gelemiyor.
Gerçi bugün ana muhalefet kendi kendine muhalefet ediyor! Başını kaldırıp, ülke meselelerini konuşacak hali de yok.
Bütün bunlara baktığımızda ana muhalefet görevini Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) ve genel başkanı Sayın Hüseyin BAŞ yapıyor. Siyasi parti tüzüğünde AB taraftarı olmayan tek siyasi adres, ne AB, ne ABD, Bağımsız Türkiye!
AKP iktidarı batıcıdır, AB'cidir ve NATO'cudur. Bu durum nerdeyse 18 yaş sonrası bir ömrün yarısı olan 24 yılda kesinleşmiştir. İslam ve Türklük hayali maslahat gereğidir. Kaldı ki, 24 yılda yetiştirdikleri nesil ortadadır. Hâlbuki yenidünya düzeninde artık bu güçlerin siyasi etki alanı gün geçtikçe daralıyor ve bitiyor. Neden, bizim Türklük ve Müslümanlık duruşumuzla kavgalı olan, topraklarımız üzerinde hesabı tarihi bir gerçeklik olan, bu batı ittifakının içinde yer almaya çalışıyoruz? Neden Avrupa bize muhtaç edebiyatını dinliyoruz!
Çünkü mevcut iktidar siyaseten tükenmiştir, adeta bir mevtadır ve halk nezlinde bir meşruiyeti ve idealizmi kalmamıştır? Kuruşunda sunduğu ideallerin boş olduğu halk tarafından anlaşılmıştır. Ekonomik olarak yabancı sermayeye mahkûmdur. Kendi milli politikası ve ekonomik vizyonu yoktur. Yaptığı ve yapacağı dış politik hamleler millet lehine değil, kendi tükenmiş siyasi ikbalini kurtarmaya ve batıdan meşruiyet devşirmeye yöneliktir.
Çare Milli Ekonomi Modeli ile Türk milletinin ayağa kalkmasıdır.
- Kıbrıs notları: Turizm, tarım ve geleceğin cazibe merkezi / 12.05.2026
- İslam dünyasının paratoneri Rusya mı? / 02.03.2026
- Geleceği Savunmak konferans serisinin sonuçları / 19.01.2026
- Uyuşturucu ve kötülükle mücadelede toplumsal refleks şart / 30.12.2025
- Çağdaş antiemperyalist mücadele nasıl olmalıdır? / 16.11.2025
- NATO'ya nasıl girdik: Bir hatıra / 13.11.2025
- Andımız ve milli aidiyet: Gençliğimize sahip çıkma zamanı / 29.09.2025
- Trump'ın gizemli sağlık sorunu ve organ nakli / 11.09.2025
- Organ naklinde durumumuz / 04.09.2025



























































