Kimileri komplo teorisi nazarıyla baksa da; vatandaşımızı bilgilendirmek adına yazmak gerekliliğini düşündüğüm bir konuya temas etmek istiyorum bugün. 'Vakıf eserlerini restorasyon seferberliği' son günlerde kafama takılan sorulardan biri. Gaziantep'i ziyareteri esnasında kıymetli editörüm Oğuz Köroğlu ile birlikte şahit olduğumuz çalışmalara göre Avrupa Birliği (AB) fonlarından sağlanan desteklerle özellikle bölgemizde "eski vakıf eserlerine" yönelik hummalı bir restorasyon faaliyeti sürdürülüyor. Oğuz beyin, "Bu restore çalışmalarına niçin AB destek veriyor? Dinimize, diyanetimize, inanç ve medeniyetimize her fırsatta hakaret eden AB; tarihi nitelikli cami, han, hamam ve benzeri eserlerimizi neden restore ettirsin ki?" şeklindeki suali; zihnimde tasarladığım cevabî nitelikteki bu makaleyi yazmama vesile oldu.
***
Gerçekten de, herşeyimizi AB'nin otomatik istek ve arzularına göre ayarlamış giderken, kültürümüze ve inancımıza pek de saygılı olmayan tavırlar içerisindeki AB, Müslüman halkın ibadethanelerine, hanlarına, hamamlarına harcanan bu paraları niye versin!? Bu işin altından bir film çıkacağı kesindi, derken; cami restorasyonunda ilginç fakat beklediğim bir gelişme oldu. Aylardır restorasyonu devam eden bazı camilerin duvarlarına; "bölgemizde restore edilmeyen eski vakıf eserleri kalmayacaktır" ifadelerinin yer aldığı bez afişler asılmaya başlanmıştır.Bu, şu demektir: Tabiri caizse önce Müslüman halkın gazı alınacak, ibadete açık ve sorunsuz olan camilerin etrafı kazılarak açığa çıkarılacak, boyanıp cilalanacak, aslına uygun hale getirilecek; sonra da kıyıda köşede yıkık dökük, belki yeri yurdu bile belli olmayan gayr-i müslim mabetleri de "vakıf eseri" adı altında restore edilerek hizmete açılacak. Önceden camisi restore edilen vatandaşın da sesi çıkınca; "Eee, bakın sizin caminiz restore edilmedi mi? Şimdi de onlarınki restore edilecek. Hoşgörülü olmalıyız, medeniyetler ittifakının gereği budur" denilerek parçalanma süreci dinsel alanda hız kazanacaktır.
***
İşin özü, yapılanlar; camisi restore edilen vatandaşın gönlünde kurulacak tahtla BOP uğruna istenecek fedakârlığa zemin hazırlamaktır. Dindar vatandaşa verilen hakların ardından gelecek haksızlıklara, Türklük ve Müslümanlık aleyhine oluşacak hadiselere hazırlıktır.Yapılan restorasyon çalışmalarının altında "Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez" mantığı yattığına kanaatim artmıştır. Umarım bu fikrimde yanılmış olurum? Aksi halde vatanın bölünmez bütünlüğü çok büyük darbe alacaktır.Allah sonumuzu hayreyleye..!
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Eski siyasetle yeni Türkiye kurulamaz / 02.05.2026
- Türkiye’nin ihtiyacı geleceği inşa etmektir / 01.05.2026
- Devletin varlıkları satılarak devlet ayakta kalamaz / 30.04.2026
- Milletin egemenliği ve “Baba Devlet” ihtiyacı / 29.04.2026
- Aidiyet bilincini yeniden kuşanmak zorundayız / 28.04.2026
- Rakamların söylediği, hayatın yalanladığı gerçek / 27.04.2026
- Sabrın fazileti hakkında / 26.04.2026
- Bayramın en güzel yüzü: Çocukların gülüşü / 25.04.2026
- Bu sese kulak verin / 24.04.2026
- Algı çağında gerçekle yüzleşmek / 23.04.2026
- Türkiye’nin ihtiyacı geleceği inşa etmektir / 01.05.2026
- Devletin varlıkları satılarak devlet ayakta kalamaz / 30.04.2026
- Milletin egemenliği ve “Baba Devlet” ihtiyacı / 29.04.2026
- Aidiyet bilincini yeniden kuşanmak zorundayız / 28.04.2026
- Rakamların söylediği, hayatın yalanladığı gerçek / 27.04.2026
- Sabrın fazileti hakkında / 26.04.2026
- Bayramın en güzel yüzü: Çocukların gülüşü / 25.04.2026
- Bu sese kulak verin / 24.04.2026
- Algı çağında gerçekle yüzleşmek / 23.04.2026


























































