Resûlullah'ın katında en sevgili olanlar
Resûlullah Hz. Fâtıma ve Hz. Ali'yi kastederek buyurdu ki: "Allah'ım! Bu ikisi, yaratıklarının Benim yanımda en sevimli olanlarıdırlar, onları sev, evlatlarını çok bereketli et, kendi tarafından onlara bir muhafız kıl, Ben onların her ikisini ve evlatlarını kovulmuş şeytanın şerrinden Sana emanet ediyorum' buyurdu"





(Biharu'l-Envar, c.20, s.52; c.41 s.73).
Zahhak bin Mezahim, Hz. Ali'den onun şöyle buyurduğunu naklediyor: "Ashabdan bazıları benim yanıma gelerek şöyle dediler: 'Peygamber'in (s.a.a) huzuruna varıp Fâtıma hakkında O'nunla konuşsan ne olur?' Ben Peygamber'in (s.a.a) huzuruna gittim, beni gördüklerinde gülümseyip şöyle buyurdular: 'Ya Ali! Niçin gelmişsin? Ne istiyorsun?' Ben akrabalığımızdan, ilk Müslüman olmamdan ve O'nun yanındaki cihadlarımdan söz ettim.
Resûlullah (s.a.a) buyurdular ki: 'Doğru söyledin, söylediğinden bile daha üstünsün.'
Bunun üzerine, 'Ya Resûlallah! Fâtıma'nın bana eş olmasını kabul ediyor musunuz?' diye arz etim.
Resûlullah (s.a.a) buyurdular ki: 'Ya Ali! Senden önce de Fâtıma'yı istemeğe geldiler, mevzuu Fâtıma'ya söylediğimde yüzünden razı olmadığı okunuyordu. Şimdi sen burada bekle, ben tekrar döneceğim.' Resûlullah (s.a.a) Fâtıma'nın yanına gittiğinde, Fâtıma (babasını görünce) hemen yerinden kalkıp abasını omzundan aldı, ayakkabısını çıkardı, ayaklarını yıkaması için su getirdi ve ayaklarını yıkadıktan sonra geçip kendi yerinde oturdu.
Sonra Resûlullah (s.a.a) ona şöyle buyurdu: "Ali bin Ebi Tâlib öyle bir kimsedir ki, sen onun akrabalık, fazilet ve İslamiyetinden iyice haberdarsın, ben de Allah'tan istemiştim ki onu kendi katında en iyi ve sevimli birisiyle seni evlendirsin, şimdi o seni istemek için gelmiştir.' Bu esnada Fâtıma sustu ve yüzünü geri çevirmedi. Resûlullah (s.a.a) Fâtıma'nın yüzünde herhangi bir rahatsızlık (razı olmamak eseri) hissetmediğini görünce yerinden kalkıpü 'Allahuekber! Fâtıma'nın susması onun razı olduğunun nişanesidir' buyurdular.
Sonra Cebrail Resûlullah'ın yanına gelip şöyle dedi: 'Ey Muhammed! Fâtıma'yı Ali'yle nikahla! Allah Teâlâ, Fâtıma'yı Ali için, Ali'yi de Fâtıma için beğenmiştir.'
İşte böylece Peygamber (s.a.a) Fâtıma'yı benimle evlendirdi. Sonra Resûlullah (s.a.a) benim yanıma gelip elimi tutarak şöyle buyurdular: 'Allah'ın adıyla kalk ve şöyle de: Ala bereketin vema şaallah'u, la havle illa billahi tevekkeltu aleyhi/Bereket üzere, Allah'ın isteği üzerine, güçler ancak Allah iledir, Allah'a tevekkül ettim.'
Sonra beni Fâtıma'nın yanına götürüp, 'Allah'ım! Bu ikisi, yaratıklarının Benim yanımda en sevimli olanlarıdırlar, onları sev, evlatlarını çok bereketli et, kendi tarafından onlara bir muhafız kıl, Ben onların her ikisini ve evlatlarını kovulmuş şeytanın şerrinden Sana emanet ediyorum' buyurdu."
(Biharu'l-Envar, c.43, s.93).

















































































