logo
20 TEMMUZ 2026

Salih'ten ateşkes çağrısı

25.09.2011 00:00:00
 
Yemen devlet televizyonu Haziran ayında yapılan bir suikast girişimi sonucu yaralandıktan sonra Suudi Arabistan'da tedavi edilen Salih'in... Yemen devlet televizyonu Haziran ayında yapılan bir suikast girişimi sonucu yaralandıktan sonra Suudi Arabistan'da tedavi edilen Salih'in iyileşerek ülkesine döndüğünü duyurmasının ardından Salih taraftarları arasında büyük bir sevince neden oldu. İç savaş tehlikesi ile karşı karşıya olan Yemen'in, Salih'in dönüşü ile nasıl bir sürece gireceği ise merak konusu. Özellikle 3 Haziran'da yapılan saldırıda hayatını kaybeden Şura Meclisi Başkanının fotoğraflarının başkentin tüm caddelerine asılması ve üzerine "adalet yerini bulacak, intikamı alınacak'' yazılması, endişe verici bulunuyor. Bu arada uzun süredir tedavi gördüğü Suudi Arabistan'dan ülkesine dönen Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih, protestoculara ateşkes çağrısı yaptı. Salih, ülkesine döndükten sonra protestoculara yaptığı ilk çağrıda, krizden çıkmanın tek yolunun diyalog olduğunu kaydetti. ABD, uzun süredir tedavi gördüğü Suudi Arabistan'dan ülkesine dönen Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih'e, Körfez ülkelerinin girişimiyle hazırlanan "iktidarın devri" anlaşmasını imzalayarak, iktidarı bırakmasını istedi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Victoria Nuland, "Yemen'in, Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi'nin önerisi temellerinde ilerlediğini görmek istiyoruz" dedi. DIŞ HABERLER

BTP lideri Hüseyin Baş: 'Kıbrıs, Türkiye'nin milli davasıdır'

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kalıcı çözümün Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini esas alan adil bir anlayışla mümkün olduğunu vurgulayarak, "Kıbrıs davası dış güçlerin projeleriyle şekillendirilemez" dedi

20.07.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Kıbrıs, Türkiye'nin milli davasıdır'
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Kıbrıs, Türkiye'nin milli davasıdır'
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş  Kıbrıs Barış Harekatının 52. yıl dönümünü kutladı.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan BTP lideri, "Kıbrıs Barış Harekâtı, yalnızca bir askeri operasyon değil; Türk milletinin bağımsızlık iradesinin, garantörlük hakkının ve mazlumun yanında olma kararlılığının tarihe vurduğu mührün adıdır" dedi.

Hüseyin Baş'ın mesajı şöyle:

"Kıbrıs Barış Harekâtı, yalnızca bir askeri operasyon değil; Türk milletinin bağımsızlık iradesinin, garantörlük hakkının ve mazlumun yanında olma kararlılığının tarihe vurduğu mührün adıdır.

20 Temmuz 1974'te Mehmetçik, Kıbrıs'a savaş değil; barış, güvenlik ve umut götürmüştür. Bugün Kıbrıs Türkü kendi toprağında özgürce yaşayabiliyorsa, bunun temelinde o tarihi irade vardır.

Kıbrıs meselesi dün olduğu gibi bugün de Türkiye'nin milli davasıdır. Bu dava; uluslararası baskılarla, günübirlik hesaplarla veya dış güçlerin projeleriyle şekillendirilemez. Kalıcı çözüm; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve siyasi iradesini esas alan adil bir anlayışla mümkündür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda, güçlü, tam bağımsız ve kendi kararlarını kendi veren bir Türkiye; Doğu Akdeniz'de de barışın ve istikrarın en büyük teminatıdır.

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın yıl dönümünü gururla kutluyor; aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyor, Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı'nı yürekten kutluyorum."


Kıbrıs’ın hürriyet destanı

Akdeniz’in kalbinde Türk varlığını yok etmeye yönelik Enosis hayallerine darbe vuran 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, adadaki soykırım girişimini durdurarak ezber bozdu. Bu tarihi zaferin arkasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çelikten iradesiyle birlikte, ömrünü Kıbrıs Türkünün bağımsızlığına adayan efsanevi lider Rauf Denktaş’ın diplomatik ve askeri dehası yatıyor

20.07.2026 16:00:00
Haber Merkezi
 
Kıbrıs’ın hürriyet destanı
Kıbrıs’ın hürriyet destanı
1960 yılında kurulan ortaklık cumhuriyeti, Rum tarafının Türkleri adadan silme ve Yunanistan ile birleşme (Enosis) emelleri yüzünden kısa sürede çöktü. 1963 Kanlı Noel saldırılarıyla başlayan katliamlar, 15 Temmuz 1974'te EOKA-B lideri Nikos Sampson'ın yaptığı faşist darbe ile zirveye ulaştı. Ankara, garantörlük hakkını kullanarak adadaki Türklerin can güvenliğini korumak adına tarihi kararı aldı.

20 Temmuz 1974 sabahı, Başbakan Bülent Ecevit'in "Biz aslında savaş için değil, barış için; yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz" sözleriyle harekât başladı. Türk jandarma komandoları ve paraşütçüleri havadan Kıbrıs topraklarına inerken, deniz piyadeleri Yavuz Çıkarma Plajı'ndan karaya ayak bastı.

İlk aşamada Lefkoşa-Girne hattında güvenli bir koridor oluşturuldu. Cenevre'de yürütülen diplomatik görüşmelerden Rum ve Yunan tarafının oyalama taktikleri nedeniyle sonuç alınamayınca, 14 Ağustos'ta "Ayşe tatile çıksın" şifresiyle İkinci Harekât başlatıldı. Türk ordusu, adanın kuzeyinde bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) sınırlarını oluşturan bölgeyi tamamen güvenceye aldı.

Mücadelenin siyasi dehası: Rauf Denktaş

Kıbrıs Barış Harekâtı askeri bir zafer olmasının ötesinde, arkasında çok güçlü bir siyasi ve diplomatik hazırlık barındırıyordu. Bu hazırlığın mimarı, hayatını Kıbrıs Türk halkının haklarına adayan Rauf Raif Denktaş'tı.

Denktaş, 1950'li yıllardan itibaren Dr. Fazıl Küçük ile birlikte Kıbrıs Türkünün direniş örgütü olan Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT) kurulmasında öncü rol üstlendi. Rum çetelerinin baskılarına karşı Türk köylerini örgütleyen Denktaş, halkına yalnızca liderlik etmedi; aynı zamanda bir mücahit olarak sahada bizzat görev aldı.

Diplomatik cephenin yılmaz savunucusu

Harekât öncesinde ve sonrasında Denktaş, uluslararası arenada Kıbrıs Türk halkının sesini duyurmak için adeta zamanla yarıştı. Birleşmiş Milletler (BM) kürsülerinden Londra ve Atina'daki müzakere masalarına kadar her platformda Rum tezlerini çürüttü. Londra'da sürgündeyken bile adaya gizlice sandalla çıkmaya çalışacak kadar büyük bir cesaret sergileyen Denktaş, Kıbrıs Türkünün azınlık statüsüne düşürülmesini engelleyen en büyük set oldu.

1974 zaferinden sonra kurulan Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ve ardından 15 Kasım 1983'te ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurucu cumhurbaşkanı oldu. Denktaş, ömrünün son nefesine kadar KKTC'nin bağımsızlığını ve Türkiye'nin adadaki etkin garantörlük hakkını tavizsiz bir şekilde savunmaya devam etti. Bugün Kıbrıs'ta Türk varlığı özgürce devam ediyorsa, bu durum Mehmetçiğin cesareti ve Denktaş'ın adanmış ömrünün ortak eseridir.

Tarih belli oldu; Özgür Özel’in “Yeni Parti” hamlesinde start veriliyor!

CHP’ye ilişkin mutlak butlan kararının ardından yeni yol haritasını hazırlayan CHP lideri Özgür Özel’in, daha önce dile getirdiği, “Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız ” sözlerinin ilk somut adımı 27 Temmuz Pazartesi günü atılıyor

20.07.2026 14:30:00
Haber Merkezi
 
Tarih belli oldu; Özgür Özel’in “Yeni Parti” hamlesinde start veriliyor!
Tarih belli oldu; Özgür Özel’in “Yeni Parti” hamlesinde start veriliyor!
CHP'ye ilişkin mutlak butlan kararının ardından yeni yol haritasını hazırlayan CHP lideri Özgür Özel'in, daha önce dile getirdiği, "Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız " sözlerinin ilk somut adımı 27 Temmuz Pazartesi günü atılıyor. Özel'in öncülüğünde kurulacak partinin kuruluş dilekçesi pazartesi günü İçişleri Bakanlığı'na verilecek. Kuruluş süreci öncesinde Özel'in, yarın gerçekleştirilecek CHP grup toplantısında son kez CHP Grup Başkanı sıfatıyla kürsüye çıkması bekleniyor.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36'ncı Hukuk Dairesi'nin CHP'nin 38'inci Kurultayının iptali ve parti yönetimine yönelik mutlak butlan kararı, üzerinden 56 gün geçtikten sonra 17 Temmuz Cuma günü Yargıtay'a ulaştı.

Yargıtay, bugün başlayan adli tatil öncesi dosyayı görüşmediği için Özgür Özel ve kendisini destekleyen milletvekillerinin yeni parti için çalışmaları bugün itibarıyla netlik kazandı. Özel'in "Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız" sözlerinin ilk somut adımı, 27 Temmuz Pazartesi günü atılacak. Edinilen bilgiye göre, Özel'in öncülüğünde kurulacak partinin kuruluş dilekçesi pazartesi günü İçişleri Bakanlığı'na verilecek.

Partinin adının "Yeni Parti" olacağı, kuruluş aşamasında yer alacak Kurucular Kurulu'nun ağırlıklı olarak milletvekillerinden oluşturulacağı öğrenildi.

Yarın son kez CHP grup toplantısı yapacak
Kuruluş süreci öncesinde Özgür Özel'in, yarın gerçekleştirilecek CHP Grup Toplantısı'nda son kez CHP Grup Başkanı sıfatıyla kürsüye çıkması bekleniyor. Özel'in konuşmasında mutlak butlan kararının ardından yaşanan süreci değerlendirmesi ve yeni döneme ilişkin mesajlar vermesi öngörülüyor.

Mutlak butlan kararının ardından yaptığı açıklamalarda mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Özel, parti kurulacağının işaretini "Ya bir yol açacağız ya bir yol bulacağız" diyerek vermişti. Parti kaynakları, kuruluş dilekçesinin verilmesiyle birlikte bu söylemin siyasi karşılığının hayata geçirilmiş olacağını değerlendiriyor.

En az 70 milletvekilinin geçmesi bekleniyor
Özel'in yeni parti için bu hafta bir dizi görüşme gerçekleştirmesi de bekleniyor. 21 Temmuz Salı günkü haftalık grup toplantısının ardından seçilmiş CHP il başkanlarıyla bir araya gelecek olan Özel; 22 Temmuz Çarşamba günü ise PM ve MYK toplantılarına başkanlık edecek. Özel'in bu hafta partisinin milletvekilleriyle de bir araya gelmesi bekleniyor.

Yeni partinin kuruluşunun ardından TBMM'de geniş çaplı bir geçiş süreci yaşanacak. İlk aşamada en az 70 milletvekilinin yeni partiye katılmasının beklendiği ifade ediliyor.

Kuruluş işlemlerinin tamamlanmasının ardından parti yönetimi ve Meclis grubunun oluşturulmasına ilişkin takvim de kamuoyuyla paylaşılacak.

Ahbap Derneği soruşturmasında 2 şüphelinin ifadesine ulaşıldı

"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan derneğin eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Saymanı Hüseyin Küçük ve Fatih Eke'nin emniyet ifadesine ulaşıldı

 

20.07.2026 13:51:00
Anadolu Ajansı
 
Ahbap Derneği soruşturmasında 2 şüphelinin ifadesine ulaşıldı
Ahbap Derneği soruşturmasında 2 şüphelinin ifadesine ulaşıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde alınan ifadesinde şüpheli Hüseyin Küçük, net tarihini hatırlamadığını, Ahbap Derneği Yönetim Kurulu'nda yer aldığını ve Mayıs 2024'ten sonra da ayrıldığını söyledi.

Derneğin 2022 ile Mayıs 2024 arasında saymanlık görevini yürüttüğünü belirten Küçük, bu süreçte derneğe yapılan bağışların amacına uygun şekilde harcanarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için çalıştığını öne sürdü.

Küçük, deprem döneminde bazı günler 50-60 sözleşme düzenleyip imzaladıklarını, yüzlerce alım işlemi gerçekleştirdiklerini anlatarak, alımların piyasa rayicinin altında olduğunu iddia etti. Küçük, denetimlerde de bu malzemelerin deprem bölgesindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığının ortaya konulduğunu savundu.

Ahbap Derneğinin topladığı yardım miktarına ilişkin Küçük, "Bildiğim kadarıyla 4 milyar TL civarında para toplandı. Bu para, depremin ilk gününden itibaren bölgeden gelen ihtiyaçlar çerçevesinde ve özellikle bölgedeki AFAD yetkililerinin, vali ve kaymakamların bize ilettiği ihtiyaç skalasına uygun olarak harcanmış ve deprem bölgesine ulaştırılmıştır." beyanında bulundu.

Küçük, derneğin faaliyetlerinin denetlendiğini öne sürerek, "Hem İstanbul Valiliği hem de İçişleri Bakanlığı tarafından bu süreçleri doğru ve düzgün yaptığımıza dair dernek incelenmiş ve raporlanmıştır. En son 2025 senesinde İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişleri incelemelerini yapmış, benim dernek yönetiminden ayrıldığım 2024 Mayıs ayı da dahil olmak üzere herhangi bir suistimal ve problem görmemişlerdir." ifadelerini kullandı.

Derneğe yönelik denetim sürecinde herhangi bir yönlendirmesinin bulunmadığını savunan Küçük, depremin ilk günlerinde Ahbap Derneğinin yoğun kamuoyu baskısıyla karşı karşıya kaldığını, bu nedenle yönetim kurulu olarak tedirginlik yaşadıklarını ve sürecin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için derneğin denetlenmesi gerektiğini düşündüklerini ifade etti.

"Bu çeklerin bankadan alınıp başka şahıslara dağıtıldığını duyunca çok sinirlendim"

Derneğin harcamalarının doğru şekilde denetlenmesi amacıyla Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) tarafından anlık denetim yapılmasını talep ettiklerini belirten Küçük, "Bu denetim tabii ki o dönemde çok detaylı bir denetim değildi. Biz gelen paranın doğru harcandığı denetlensin diye kendimiz istedik. Bir de uluslararası denetim olsun istedik. İsmini şu an hatırlamadığım bir şirket de denetime geldi. Bu gelen denetim elemanlarıyla önceden bir tanışıklığımız yoktur." ifadelerini kullandı.

Küçük, çek görüntülerinin telefonunda bulunmasına ilişkin ifadesinde şunları söyledi:

"Biz Ahbap Derneği yönetiminden ayrıldıktan sonra Ahbap Derneği İktisadi İşletmesi adına Haluk Levent çek çıkartmış. Bu çekler bir sürü kendi ticari alacak verecek meselelerinde kullanılmış. Tabii ben hem avukat olmam hem Ahbap Derneği eski yönetim üyesi olmam ve Haluk Levent'i tanıyan biri olmam sebebiyle o dönemde bu çekleri Haluk Levent'ten alan bazı şahıslar benim numarama bir şekilde ulaşarak, çeklerin ödenmesi alınmayınca çeklerin görüntüsünü bana atarlardı. Ben de bu çeklerle ilgili bir bilgimin olmadığını söylerdim."

Çeklerin alacaklısıyla veya tarafıyla yan yana gelmediğini iddia eden Küçük, "Bu çeklerin bankadan alınıp başka şahıslara dağıtıldığını duyunca çok sinirlendim, hem Haluk Levent'e hem de cirosu olan Yeliz Kaya ile çok esaslı kavgalar ettim. Sadece ve sadece bu olayı doğru bulmadığım için bu tepkiyi gösterdim. Telefonumda bulunan çeklerin bir kısmı, daha sonra bu çekler ödenince Yeliz Kaya tarafından 'Abi bu çekleri toparlıyoruz.' diye bana göndermiş olabilir. Çeklerin kesildiği ve alındığı tarihte ben Ahbap Derneğinde bulunmuyordum." beyanında bulundu.

Küçük, görev yaptığı dönemde Ahbap Derneği Yönetim Kurulunun toplumda saygınlığı bulunan, alanlarında başarılı isimlerden oluştuğunu savunarak, şunları kaydetti:

"2024 Mayıs ayına kadar Yönetim Kurulunun herhangi bir usulsüzlüğe izin vermesi mümkün değildir. Ekonomik durumları iyi, saygınlıkları üst düzey insanlardır. Zaten dosya kapsamında iddia edilen usulsüzlüklerin tamamı 2024 yılı tarihinden sonradır. Yeni Yönetim Kurulundaki kişilerin hepsi Ahbap çalışanlarından oluşturulmuştur. Daha doğrusu biz Yönetim Kurulundan gönderilerek kendisine 'hayır' diyemeyecek çalışanlardan oluşan bir Yönetim Kurulu oluşturmuştur. Olayın aslı budur. İş ve işleyişten anlayan biz deneyimli kişileri uzaklaştırıp, iş ve işleyişten uzak kendi kişisel işlerine hizmet edecek bir dernek yapısı oluşturduktan sonra, derneği kullanarak her türlü çek, senet, gayrimenkul işlerine girmiş ve birçok insanı mağdur etmiştir."

Fatih Eke'nin ifadesi

Şüpheli Fatih Eke de ifadesinde, bir dönem kripto borsası ile pay alım satımıyla ilgilendiğini belirterek, 2023 yılının sonlarına doğru reklam amacıyla kurduğu "Nigella Chain" isimli ekosistemi, Haluk Levent'in satın almak istemesi üzerine 2025 yılının başında kendisine sattığını söyledi.

Haluk Levent'in bu coinin ismini "HLK" olarak değiştirdiğini belirten Eke, "Bu satış ile ilgili Haluk Levent bana çekler verdi. Bu çeklerin de tamamının karşılığını alamadım. Bu konu ile ilgili dava açıldı ve Haluk Levent bu konudan dolayı ceza da almıştı. Bu coinler Türk borsasında yoktu. Zaten Türkiye dışına ve içine de transferi mümkün değildi. Bu işler için ücreti mukabilinde yazılımcı olarak çalışanlarım vardı. Ancak herhangi bir ortağım yoktu. Haluk Levent'e sattıktan sonra bu kripto işleri ile herhangi bir uğraş içerisinde bulunmadım." ifadelerini kullandı.

Şüpheli Eke, Haluk Levent ile coin satışı nedeniyle ticari ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda Yeliz Kaya aracılığıyla hesaplarına miktarını hatırlamadığı tutarlarda para gönderildiğini öne sürerek, kalan ödemenin çek karşılığında yapılmasının kararlaştırıldığını ancak bu tutarın yalnızca bir kısmını tahsil edebildiğini, geri kalanını ise halen alamadığını kaydetti.

Söz konusu satış için toplam 7 milyon dolar karşılığında anlaştıklarını öne süren Eke, kendisine yaklaşık 3 milyon dolar tutarında çek verildiğini, kalan 4 milyon doların ise yaklaşık 1 milyon dolarlık kısmının nakit ve banka hesabı üzerinden gönderildiğini ifade etti.

Eke, ifadesinde şunları söyledi:

"(Haluk Levent) Benim Ahbap Derneği için Hatay Samandağ'da bir okul yapmamı istemişti. Adı da Nigella Sörf Merkezi idi. Projeyi satın alınca 1,5 milyon dolar da okul için bu satış hesabında kendisi (Haluk Levent) düşüş yaptı. Geriye kalan 1,5 milyon dolar da yazılımcı ve diğer teknik tarafa borcum vardı. Bunları ödeyeceğini söyledi ama ödemedi. Ben kullandığım çeklerden ödenmeyen kısmını, kullandığım kişiler benden tahsil etmek istedi. Bu nedenle zor durumda kaldım. Bana küçük küçük paralar gönderiyordu. Bu sebepten dolayı işlerim zarar gördü. Ayrıca okul projesi de parası benden kesilmiş olmasına rağmen atıl kaldı. Ben okulun yapılmamasını öne sürerek parasını istediğimde de 250 bin dolar civarında ödeme yaptı. 'Üstünü de istemiyorum yeter ki bana vermiş olduğun çekleri öde.' dedim."

Eke, kendi hesabından Yeliz Kaya'ya gönderilen paraların, Haluk Levent'in kendi şirketinin reklam yüzü olması nedeniyle Levent'in talimatıyla Kaya'nın hesabına aktarıldığını öne sürdü.

Şüpheli Fatih Eke, "Haluk Levent ile aramızda bir ticari ilişki gerçekleşmiştir ve bu ticari ilişkiden kaynaklı da mağdur olmuşumdur. Benim Ahbap Derneği ile herhangi bir bağlantım yoktur. Suçsuzum ve mağdurum." beyanında bulundu. 

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası’na hareket etti

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası’na hareket etti

20.07.2026 12:29:00
Haber Merkezi
 
 DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası’na hareket etti
 DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası’na hareket etti
DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası'na hareket etti.

DEM Parti Basın Bürosu tarafından yapılan açıklamada, heyetin Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştireceği bildirildi.

Görüşmenin içeriğine ve heyetin dönüş saatine ilişkin henüz bilgi paylaşılmadı.

Tüketici hakem heyetlerine ilk 6 ayda 481 bin 613 başvuru yapıldı

Tüketici hakem heyetlerine yılın ilk 6 ayında yaklaşık 8,5 milyar lira değerinde 481 bin 613 başvuru yapılırken, bunların 455 bin 500'ü sonuçlandırıldı

20.07.2026 12:00:00
AA
 
Tüketici hakem heyetlerine ilk 6 ayda 481 bin 613 başvuru yapıldı
Tüketici hakem heyetlerine ilk 6 ayda 481 bin 613 başvuru yapıldı
Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, tüketici hakem heyetlerinin, tüketiciler ile satıcı veya sağlayıcılar arasında yaşanan uyuşmazlıklarda yargı dışı çözüm mercisi olarak hizmet verdiği anımsatıldı.

Tüketici uyuşmazlıklarının adil, hızlı ve kolay şekilde çözümüne olanak sağlayan tüketici hakem heyetlerinin, yargının iş yükünü de önemli ölçüde azalttığı kaydedilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Bugüne kadar yaklaşık 19,5 milyon tüketici uyuşmazlığı yargıya intikal etmeden tüketici hakem heyetleri tarafından karara bağlanmıştır. Tüketici hakem heyetleri, 2026'nın ilk 6 ayında da yoğun mesai yaparak tüketicilerimize hizmet vermiştir. Yılın ilk yarısında tüketici hakem heyetlerine 481 bin 613 başvuru yapılmış ve 455 bin 500 başvuru hakem heyetleri tarafından karara bağlanmıştır. Yapılan başvuruların toplam parasal değeri yaklaşık 8,5 milyar liradır."

Açıklamada, tüketicilerin, e-Devlet üzerinde yer alan Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) aracılığıyla kolay şekilde hakem heyetlerine başvuru yapabildiği belirtilerek, 6 ayda yapılan başvuruların yüzde 76,7'sinin e-Devlet aracılığıyla gerçekleştirildiğine ve elektronik başvuru yönteminin tüketiciler tarafından daha fazla tercih edildiğine dikkat çekildi.

Heyetlere en fazla başvuru İstanbul'da yapıldı
Tüketici hakem heyetlerine yılın ilk 6 ayında en fazla başvuru yapılan ilk 5 ilin, 126 bin 319 ile İstanbul, 50 bin 353 ile Ankara, 32 bin 507 ile İzmir, 17 bin 399 ile Bursa ve 15 bin 893 ile Antalya olduğu bildirilen açıklamada, an az başvurunun ise 305 ile Ardahan'dan geldiği aktarıldı.

Açıklamada, il tüketici hakem heyetleri arasında en fazla başvurunun 12 bin 700 ile İstanbul İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına, ilçe tüketici hakem heyetleri arasında en fazla başvurunun 8 bin 94 ile Ankara Çankaya İlçe Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına yapıldığı ifade edildi.

Hakem heyetlerine yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 35'inin ayıplı mal, yüzde 29'unun da ayıplı hizmet şikayetlerine yönelik olduğu belirtilen açıklamada, şu bilgiler paylaşıldı:

"Ürün bazında bakıldığında, en çok şikayete konu olan ayakkabı, kıyafet ve tekstil ürünlerine yönelik başvurular, toplam başvuruların yaklaşık yüzde 18'ini oluşturdu. Bununla birlikte, dayanıklı tüketim malları ve ev elektroniği ürünleri yüzde 15,13, iletişim aboneliği yüzde 6,26, kredi kartları yüzde 5,37 ve sağlık hizmetleri yüzde 3,92 oranlarıyla öne çıktı. e-Ticaret alışverişlerine (mesafeli sözleşmelere) ilişkin başvuruların oranı ise yüzde 5,38 oldu."

En fazla başvuru perakende ticaret sektörüne yönelik gerçekleşti
Sektörel bazda bakıldığında da en çok başvurunun 249 bin 240 ve 51,75 oranıyla perakende ticaret sektörüne ilişkin uyuşmazlıklara yönelik olduğu aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Ardından, 49 bin 501 başvuru ve yüzde 10,27 oranıyla finansal hizmetler sektörü, 43 bin 311 başvuru ve yüzde 9 oranıyla abonelik hizmetleri sektörü uyuşmazlıkları geldi. Bakanlığımız ve tüketici hakem heyetlerimiz, tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması için çalışmalarına kararlılıkla devam etmektedir. Vatandaşlarımız, yasal hakları ve şikayetlerine ilişkin çözüm yollarıyla ilgili olarak 'https://tuketici.ticaret.gov.tr/yayinlar/tuketici-bilgi-rehberi' adresinde yer alan tüketici rehberinin ilgili bölümlerinden detaylı bilgilere ulaşabilir."

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP'deki "mutlak butlan" dosyasını Yargıtay'a gönderdi. Adli tatil öncesi son iş gününde Yargıtay kararı bozarsa Özgür Özel yönetimi dönecek; onarsa Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi görevde kalıp Eylül'den itibaren kurultay takvimini işletecek

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP'deki "mutlak butlan" dosyasını Yargıtay'a gönderdi. Adli tatil öncesi son iş gününde Yargıtay kararı bozarsa Özgür Özel yönetimi dönecek; onarsa Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi görevde kalıp Eylül'den itibaren kurultay takvimini işletecek

20.07.2026 10:58:00
Haber Merkezi
 
  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP'deki "mutlak butlan" dosyasını Yargıtay'a gönderdi. Adli tatil öncesi son iş gününde Yargıtay kararı bozarsa Özgür Özel yönetimi dönecek; onarsa Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi görevde kalıp Eylül'den itibaren kurultay takvimini işletecek
  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP'deki "mutlak butlan" dosyasını Yargıtay'a gönderdi. Adli tatil öncesi son iş gününde Yargıtay kararı bozarsa Özgür Özel yönetimi dönecek; onarsa Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi görevde kalıp Eylül'den itibaren kurultay takvimini işletecek
Türkiye bugün siyasetin en kritik günlerinden birini yaşayacak. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) CHP'deki "mutlak butlan" davasına ilişkin dosyayı Yargıtay'a göndermesiyle temyiz süreci resmen başladı. Yargıtay'ın karar verebilmesi için ise önünde yalnızca bir iş günü bulunuyor.

Yargıtay'ın BAM'ın mutlak butlan kararını bozması halinde, Özgür Özel yönetiminin CHP'de yeniden göreve dönmesinin önü açılabilecek. Yargıtay'ın dosyayı onaması durumunda ise mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu görevini sürdürecek. Bu durumda, Merkez Yönetim Kurulu'nun aldığı karar doğrultusunda kurultay sürecinin eylül ayında başlatılması bekleniyor.

Yargıtay'dan bugün karar çıkmaması halinde dosyanın 1 Eylül sonrasına kalması bekleniyor. Böyle bir durumda daha önce açıklanan takvim doğrultusunda Özgür Özel ve ekibinin yeni siyasi oluşumun kuruluşunu kamuoyuna duyuracağı belirtiliyor.

Yargıda "toplu izin kullanımı" anlamına gelen adli tatil bugün başlıyor. Tatil süresince adliyelerde görev yapacak nöbetçi mahkemeler, tutuklusu bulunan ve acil nitelik taşıyan davalara bakacak. Diğer davalarda ise yeni adli yılın başlamasına kadar yargılamalara ara verilecek.

Yüksek yargı organları Danıştay ve Yargıtay'da da nöbetçi heyetler görev yapacak. Danıştay'daki nöbetçi heyet esastan karar veremeyecek, yalnızca yürütmenin durdurulması taleplerini karara bağlayabilecek. Yargıtay'da ise hukuk ve ceza olmak üzere iki nöbetçi daire görev yapacak. Nöbetçi ceza dairesi, tutuklu sanıklarla ilgili dosyalara bakacak.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının garantörüdür

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının ve Kıbrıs Adası'nda barış ve huzurun garantörüdür. Bu sorumluluğumuz sonsuza dek devam edecektir" ifadesini kullandı
 

20.07.2026 10:44:00
AA
 
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının garantörüdür
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının garantörüdür
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının ve Kıbrıs Adası'nda barış ve huzurun garantörüdür. Bu sorumluluğumuz sonsuza dek devam edecektir" ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı'nın, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğünü ve onurlu varoluş mücadelesini tarihe nakşeden bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Uluslararası hukuktan doğan meşru hakların kararlılıkla savunulduğu bu tarihi harekat, Ada'da barış ve istikrarın tesisine vesile olmuş, Kıbrıs Türk halkının geleceğini güvence altına almıştır. Bugün de Kıbrıs Türk halkının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki haklı davasını kararlılıkla desteklemeyi sürdürüyoruz. Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının ve Kıbrıs Adası'nda barış ve huzurun garantörüdür. Bu sorumluluğumuz sonsuza dek devam edecektir. Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünde, aziz şehitlerimizi ve kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş'ı rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle yad ediyor, Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı gönülden tebrik ediyorum."

Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasına ilişkin 10 şüpheli adliyede

"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Oğuzhan Uğur'un da aralarında bulunduğu 10 şüpheli adliyeye sevk edildi

20.07.2026 09:03:00
AA
 
Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasına ilişkin 10 şüpheli adliyede
Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasına ilişkin 10 şüpheli adliyede

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Oğuzhan Uğur, Gülgün Öztürk, Suzan Düşküner, Emir Taşar, Emre Kartaloğlu, Hüseyin Küçük, Fatih Eke, Muharrem Karataş, Ersin Gökgün ve Özgür Ömer Güner'in emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi.

Operasyon

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarının önlenmesi ile şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışma yürütülmüştü.

Bu kapsamda, Ahbap Derneği çalışanlarına yönelik hazırlanan MASAK raporları, hesap hareketleri incelemeleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda, şüphelilerin mali profilleriyle uyumsuz yüksek tutarlı para hareketlerinin bulunduğu, aralarında yüksek miktarlı para transferleri gerçekleştirildiği, şans oyunları hesaplarına yüksek meblağlarda para aktararak bahis oynadıkları ve bu yolla yüksek miktarlarda para kaybettikleri, ayrıca kısa süre içerisinde aralarında zincirleme şekilde çok sayıda tapu devir işlemi gerçekleştirdikleri tespit edilmişti.

Yürütülen soruşturma kapsamında, Ahbap Derneği üyesi ve dernek çalışanlarıyla bağlantılı olduğu belirlenen, aralarında derneğin kurucusu şarkıcı Haluk Levent'in de yer aldığı 17 şüpheli, 12 Temmuz'da düzenlenen operasyonla gözaltına alınmış, çalışmaların devamında 9 zanlı daha yakalanmıştı.

Şüphelilerden 1'i emniyetteki işlemlerinin ardından bırakılırken, adliyeye sevk edilen 25 şüpheliden aralarında Haluk Levent'in de bulunduğu 14'ü tutuklanmış, 11 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Muğla'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda ise 17 şüpheli gözaltına alınmıştı. Adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 4'ünün tutuklanmasına, 8'i hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmişti. Böylece soruşturma kapsamında toplam tutuklu sayısı 18'e yükselmişti.

Soruşturma kapsamında, derneğin ve bazı şüphelilerin mal varlıklarına el konulmuştu.

Ayrıca soruşturma kapsamında Oğuzhan Uğur'un da aralarında bulunduğu 10 kişi gözaltına alınmıştı. 

Bahçeli'den Kıbrıs Barış Harekatı mesajı: Türk askeri barışın sigortası

Bahçeli, Türk askerinin Kıbrıs'ta barış ikliminin sigortası olduğunu vurguladı

19.07.2026 18:00:00
AA
 
Bahçeli'den Kıbrıs Barış Harekatı mesajı: Türk askeri barışın sigortası
Bahçeli'den Kıbrıs Barış Harekatı mesajı: Türk askeri barışın sigortası
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kıbrıs'ta Türk askerinin varlığını tartışmaya açanların, Türk halkının maruz bırakıldığı katliamları bilinçli olarak hasıraltı ettiğini söyledi.
Bahçeli, "Türk askerinin Ada'daki mevcudiyeti, yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz'deki barış ikliminin yegane sigortasıdır" ifadesini kullandı.

Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Akdeniz'in bağrına Türk milletinin irade mührünü vuran aziz şehitleri rahmet ve minnetle, kahraman gazileri şükran ve hürmetle andığını belirtti.

20 Temmuz 1974'ün Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safha olduğunu vurgulayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş, miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz'in sularına gömmüştür."

Devlet Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığın devamlılığı olduğunu vurguladı.

"Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz." değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Kıbrıs Türkü, Ada'nın asli sahibidir. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü, kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır.

Bu tarihi hakikat, asırlar boyunca süren kuşatmaların, kanlı saldırıların, yokluk ve yoksunlukların içinden geçerek, vatanını ve bayrağını canından aziz bilen, şehadet mertebesine ve Resul-i Ekrem'in komşuluğuna erişme niyazıyla cepheye koşan bahadırların yazdığı destanlarla tahkim edilmiş ve bugüne kadar taşınmıştır. Helenist yayılmacılığın Kıbrıs Türkü'nün canına, malına, namusuna ve milli kimliğine kastettiği yıllarda, köyler kuşatılmış, ocaklar söndürülmek istenmiş, kadın ve çocuk demeden siviller hedef alınmış, Ada'da Türk milleti soykırıma uğratılmıştır."

Bahçeli, böylesi bir vahametin içinden doğan Türk Mukavemet Teşkilatı'nın dağınık milli iradeden müşterek bir ülkü doğuran, ülküyü askeri disiplin ile birleştiren, Ada'da Türk milletinin çaresizlik dehlizlerinde kaybolmasını önleyen, bağımsızlık ve hürriyet sevdasını mücadeleyle yüreklerde diri tutan milli bir mukavemet karargahı olduğuna işaret etti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.