logo
20 TEMMUZ 2026

‘İslam ülkeleri’ kavramını reddediyorum!

20.07.2026 00:00:00
 
Bu nasıl İslam ülkesi veya ülkeleridir ki, İslam adına en büyük kötülüğü onlardan görüyoruz.

Yok İslam Ülkeleri Birliği, yok efendim Arap Ülkeleri Birliği, İslam İşbirliği Teşkilat vs.

Ne işe yarıyor bu içi boş kurumlar?

Hiçbir işe yaramıyor ve dahası İslam'a çok büyük zarar veriyor.

Bir kere İslam adına karar vermekle yetkili kılınan mercii, bu uyduruk Emevi teşkilatları değil bizzat Kur'ın'ın beyanı ile Ehl-i Beyt'tir.

Bu konuyu geçelim.

Sevgili dostlar bugün dünyamız, adeta yangın yerine çevrilmiştir.

Siz zannediyor musunuz ki bunun tek sebebi emperyalist ülkeler veya Siyonistlerdir.

Elbette ki başat neden onlardır ve fakat, siz hiç İslam ülkelerinin ne halde olduğuna hiç dönüp baktınız mı?

ABD'yi ve başındakileri konuşmaya ne hacet.

Onlar zaten biz bu dünyanın sahibi ve hakimiyiz diyorlar.

Türkler bizim tarihsel düşmanımız diyorlar.

İslam ülkelerinin liderlerini biz seçip getiriyoruz diyorlar.

Ne istiyorsak fazlasını vermeye hazır liderler var diyorlar.

Peki neden İslam ülkelerinin halkları kendi liderlerini sorgulamıyor?

Sen uşak mısın, uydu musun, esir mi düştün arkadaş diyerek seslerini yükselmiyorlar?

Bugüne kadar İslam teşkilatlarının aldığı hangi karar Müslüman dünyanın geleceğine ışık tutmuştur?

Ve asıl soru:

İslam ülkeleri neden geri kalmıştır?

Niçin teknoloji ve sanayileşme konularında en gerilerde bu ülkeler?

Nedeni çok açık.

Yüce Allah'ın," Hiç akletmez misiniz" diye 50'ye yakın ayeti vardır.

İslam ülkelerinin tamamını toplasanız, bir Atatürk etmez.

Çünkü Atatürk, "Tam bağımsızlık benim karakterimdir" diyen, asil ve yüce bir ruha sahip eşsiz bir liderdi.

Kendisini bir İslam ülkesi sayan Osmanlı, cehalet deryasında yüzüyordu.

1923'te Cumhuriyet ilan edildiğinde, okuma yazma oranı erkeklerde yüzde 7, kadınlarda binde 4'tü.

Ülkede, devlete ait sadece 72 ortaokul, 23 lise ve bir üniversite vardı.

Okursan bilirsin.

Bilirsen yaparsın.

Yaparsan kalkınırsın.

Kalkınırsan, başka milletlerin esiri olmaktan kurtulursun.

İşte bu yönü itibariyle Atatürk, Türk milletinin kıyamete kadar şaşmaz pusulası olmaya devam edecektir.

Tekrar bugüne gelecek olursak.

İran tek başına tüm İslam ülkelerinin dönüp bakmaya bile çekindiği ABD ve İsrail'i yerden yere vuruyor.

Türkiye bu konuda, NATO ne emrederse baş üstüne diyor.

Çin ve Rusya yaşananları bir adım geriden ve fakat büyük bir stratejik derinlikle takip ediyor.

Her yanı ve yönü ile NATO'ya teslim olan Türkiye, farkında olarak Rusya'yı tahrik ediyor.

Oysa Atatürk, Rusya konusunda çok dikkat çekici uyarılarda bulunmuştu.

Rusya ile iyi komşulukları tavsiye etmiş ve tahrik edilmemesi konusunda uyarmıştı.

1990'dan sonra artık hukuken bir önemi ve misyonu kalmayan NATO, Türkiye sayesinde hayatta kalacak gibi gözüküyor.

Oysa burada Türkiye'ye biçilen misyon, NATO'nun yerine silah üretmek ve Türkiye'nin komşularına yönelik sopa sallamak.

İşte bu anlamda Türkiye'nin yapmaya hazırlandığı bir başka şeyde, NATO adına Karadeniz'de hakimiyet kurmaktır.

Rusya ise bu durumdan oldukça rahatsızdır ve bunu da açıkça ifade etmişlerdir.

Bir diğer husus ise, Türkiye'nin ABD adına rol kapıp, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü sağlamaya yönelik katkı sunmak şeklindedir.

Oysa bu durumdan gerek İran ve gerekse Çin ve Rusya ciddi şekilde rahatsızlık duymaktadır.

Diğer bir açıdan bakıldığında ise, Hürmüz'den sonra Uluslararası konsorsiyuma devredilmesi planlanan bölge, İstanbul Boğazı olacaktır.

Yani Hürmüz giderse, İstanbul Boğazı da aynı güçlerin denetimine girecektir.

Peki böyle bir olasılığı Rusya kabul eder mi?

Cumhuriyetimiz kurulduktan sonra ulu önder Atatürk, Rusya sayesinde bugün bile dahi  parmakla gösterilen devasa büyüklükteki fabrikaları, narenciye ile takas yaparak kurmuştu.

Siz bana ABD'nin Türkiye'de çakılı tek bir çivisini gösterin, bende size eyvallah diyeyim.

Yoktur gösteremezsiniz.

Bu kadar teslim alınmışlığın arka planında nelerin olduğu, her şeyin gün yüzüne çıktığı gibi gün gelir o da anlaşılacaktır.

Saddam'ın İran savaşında ve sonrasında en büyük destekçisi, ABD idi unutmayalım!

Bakınız zalime zalim diyen, ancak somut olarak onun gereğini yapandır.

Yoksa akşama kadar zalim de dur, boş lakırtı.

Bakınız ABD'li bir Belediye Başkanından bile gelen tepki, İslam ülkelerinin hiçbirisinden gelmedi.

New York Belediye Başkanı Mamdani, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun eylül ayındaki BM Genel Kurulu toplantısı için New York'a gelmesi durumunda tutuklanma ihtimaline ilişkin, "Netanyahu'nun yerinin Lahey olduğunu düşünüyorum.

O, UCM tarafından suçlanmış bir savaş suçlusu" dedi.

Hatırlanacağı üzere benzer bir açıklamada Macaristan Başbakanından gelmişti.

Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından aranan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Macaristan'ı ziyaret etmesi durumunda tutuklanacağını söylemişti.

Peki ya İslam ülkelerinin liderleri?

Mesela Türkiye'den böyle bir açıklama duyduk mu?

Bırakın böyle bir açıklamanın duyulmasını, azılı terörist Netanyahu'nun en büyük destekçisi konumunda ki Trump Türkiye'ye geldiğinde, nasıl karşılanmıştı?

Önde atlı süvari, arkada atlı süvari.

Yesinler sizin itibarınızı!

Ben İslam ülkeleri kavramını, işte bu yüzden reddediyorum!

Yaşasın Atatürk Cumhuriyeti.

 

 

 
Hacı Gaydan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.