HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 20 EKİM 2021, ÇARŞAMBA

Sömürgecilik ve emperyalizm

26.09.2021 00:00:00

Dünya nüfusunun yüzde birlik kesiminin sahip olduğu, zenginlik ve servetin miktarı; dünyanın geri kalan insanlarının, yani yüzde doksan dokuzluk kesimin varlığına, servetine, zenginliğine denk. Bu nasıl bir şey?

Böyle bir zulüm anlayışının hâkim olduğu bir dünyada huzur olabilir mi?

Böyle bir gelir adaletsizliğinin olduğu bir dünyada insanların karnı doyabilir mi, yüzü gülebilir mi?

Bu yüzde birlik kesimi oluşturanlar acaba yüzde doksan dokuzun varlığına denk bir varlığa, servete nasıl eriştiler? Bunları sormadan, sorgulamadan, Avrupa'nın ve diğerlerinin nasıl zenginleştiğini, nasıl bu kadar güçlendiğini anlayamayız. Batıcılığın büyüsüne kapılanların bunu çok iyi sorgulamaları gerekir. Bu sorgulamaların sonucunda aldıkları cevaplarla birlikte batıya, batıla duydukları hayranlıklarını bir daha gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Soralım şimdi bu zenginliğin, bu gücün esas kaynağı nereden? Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Acaba Avrupa kıtası doğal kaynaklar açısından çok mu zengin? Avrupalının yeraltı yer üstü maden kaynakları mı var? Hayır. Bilakis fakir, bunu biliyoruz. Değerli madenler bu kıtada yok denecek kadar az olmasına rağmen Avrupa çok çeşitli madenlere sahip bir maden zengini kıta gibi, pek çok madeni işleyip, pazarlayıp satarak zenginleşiyor. Avrupalı nereden buluyor bu madenleri, acaba? Hem soralım hem de anlatmaya, anlamaya çalışalım.

Avrupa maden fakiri olmasına karşın teknoloji ve sanayi açısından çok gelişmişti. Fabrikalarında çok çeşitli madenler işleyebiliyor ve çok ciddi katma değerler katarak, dünyaya satıyordu.

Avrupa sanayisini, ekonomisini ayakta tutabilmek için, gelişimini, büyümesini sürdürebilmek için hammaddeye çok ciddi anlamda ihtiyaç duyuyordu. Kendi kıtasında yeterli hammaddeyi bulamayan Avrupalılar, pusulanın da icadıyla birlikte gemiler aracılığıyla dünyanın uzak diyarlarını keşfe çıktılar. Amerika'nın 1492'de keşfi ve dört yıl önce Ümit Burnu'nun açılmasıyla beraber, insanlığa kan kusturan Avrupalının, yaklaşık olarak beş yüzyıldır süren hala daha devam eden sömürgecilik serüveni böylece başladı.

Tabi, keşfe çıkan bu gemilerin finansörlüğünü krallar ve kilise yaptı. Gemiciler aldıkları bu destekle kral adına dünyanın birçok bilinmeyen yerini keşfetti. Keşif edilen yerler Avrupa kıtasına göre doğal kaynaklar açısından çok zengin yerlerdi. Avrupalı bu zenginlik karşısında vahşi batılığının gereği olarak bu kaynaklara el koydu ve sömürmeye başladı. 

Sömürgecilik; hazır emek ve servet birikimlerine taarruz etmek, mülkiyet hakkını gözetmeksizin, güçlünün zayıfın tepesine vurup zayıfın elinde olanı almaktır. Batılı da öyle yaptı. Yerli halkı kırk türlü alavere dalavere ile bazen uyutup, bazen bayıltıp, çoğu zaman da öldürüp ellerinde, topraklarında bulunan yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürerek Avrupa'ya, krallarına taşıdılar. 

Avrupalı karşılaştığı bu zenginlikleri elde etmek için yerli halkla oturup karşılıklı rıza ve haklar korunarak, hakça bir ticaret yaparak almak yerine, yerli halktan daha güçlü olduklarından bu insanları ezerek, onların elinden zorla, zorbalıkla bu kaynakları aldılar. Böylece batı dünyası bugünkü zenginliğinin temellerini zulümle atmış oldu. İnsanlık tarihi boyunca bilinen, geleneksel kadim değerlerin belirlediği sahip olmak için kabul edilen hak ve hukuku tanımadan zalimlikle, sömürerek başlayan bir zenginleşme hikâyesi.

Bu zorla el konulan kaynakların ele geçirilişinde yerli halkın canı, malı, namusu batılılar açısından bir hammadde kadar kıymetli değildi. Sömürgeci, istilacı Batının, Özellikle savaş teknolojisinde sahip oldukları üstünlükleri, Avrupalıda bir güç sarhoşluğu oluşturmuş ve bu güç sarhoşluğu da Afrika'da çıkar elde etmek amacıyla kullanılan, hayvanlardan aşağı olan bir dürtüye dönüşmüştü. Bu çıkar dürtüsünün ilk pratik sonuçları; Avrupa'daki fabrikaların hammadde ihtiyacını karşılamak için yapılan yer altı ve yer üstü zenginliklerinin sömürülmesi; aynı zamanda, yakalanan Afrika yerlilerinin köle olarak kıta dışına adeta bir mal gibi ihraç edilmesi olmuştur. Avrupalı tıyneti gereği sömürdüğü yerin her şeyini kanını, canını, malını sonuna kadar sömürüyor, ayak bastığı yeri kurutuyor ve geriye bir enkaz bırakıyordu.

 İnsanı bir mal gibi alınıp satılan bir meta olarak gören anlayış sayesinde Avrupa'da köle ticareti kısa zamanda yaygınlaşmış ve yüz binlerce Afrika yerlisi köle olarak gemilerle kıta dışına taşınarak satılmış, bir o kadarı da yakalanmaya çalışılırken öldürülmüş veya yolculuk sırasında açlıktan, hastalıktan, bakımsızlıktan, hayatlarını kaybetmiştir. Çok büyük dramlar yaşanmıştır.

Sömürgecilik İnsanlık tarihi açısından, İnsanlık dışı süreçlerin yaşandığı bir dönemdir. Sömürgecilikte yapılan uygulamalar tarihin büyük lekelerinden birisidir. İspanyollar, Portekizliler ile başlayan bu süreç daha sonra diğer ülkeler tarafından sürdürülmüştür. Bu furyaya Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya da katılmıştır. Öyle ki 19.yüzyıla gelindiğinde dünyanın hiçbir yeri yok ki bu emperyalistlerden birisine bağlı olmasın ve sömürülmesin.

Avrupalının zihni, fikirsel açıdan beslendiği kaynakların bir sonucu olarak gittiği yeri mutlaka birkaç parçaya böler ki, işi yürüsün. Yumurtaların hepsini bir sepete koymaz. Mutlaka alternatiflerini de, yedeğini de bir kenarda hazır tutar. Emperyalistler, başta Afrika'da ve bulaştığı her yerde aynısını yaptı. Bunlar gittikleri yerlerde genellikle o toprakların insanlarının mallarını, yeraltı ve yer üstü servetlerini yerli halkın elinden alıyorlardı. Bir süre sonra aşağı yukarı 17. yüzyıla gelindiğinde yerli halkı çok vahşi yöntemlerle köle olarak gemilere yükleyip ucuz iş gücü için ülkelerine taşıdılar. Tabi bu köle ticareti işinde yerli işbirlikçilerden de destek gördüler.

Avrupalı, köle ticaretini bölgedeki kabileler veya kabile şefleri aracılığıyla yaptı. Böylece kıta halkının birbirine olan karşılıklı güven duygusunu yok etmiş oldu. Bu insanların birlik ve beraberliğini bozarak, düşmanlıklara çevirdi. Böylece kabileler arası nefretin temelleri atılmış oldu. 

Bu bağlamda köle ticareti, günümüzde de hala devam eden Afrika'daki iç savaşların en vahim dinamiklerinden birisi oldu. Avrupalı çok büyük dramlar yaşatarak, bu yerli halkın kan ve gözyaşına rağmen çıkarını, karını her şeyin üstünde tutarak hiçbir şey olmamış gibi işini yürütmeye, çarkını döndürmeye çalışıyor, zenginleşmeye devam ediyordu. Olan gariban yerli halka oluyordu. Bu yaşanılan dramların daha iyi anlaşılabilmesi için bazı örnekler verirsek; mesela başka kıtalara götürülmek üzere köle olarak satılmak için yakalanan iki bin kişi ile yola çıkılıyor. Ama varılan yere beş yüz kişi sağ olarak varabiliyordu, ulaşabiliyordu. Bin beş yüz kişi yolda ölüyordu. 

Afrika kıtasının sömürgecilerin istila etmediği zamandaki nüfusuna bir bakalım, sonra da istiladan sonraki nüfusa bakalım. Aradaki fark her şeyi açıklayacaktır. 16. yüzyıl da Afrika kıtasının nüfusu 50 milyon civarındadır. Bir yüzyıl sonra Afrika kıtasının nüfusu 4 milyondur.

Buyurun size bir Avrupa medeniyet anlayışının, hümanizm anlayışının örnek çalışması, prototipi! Ne olmuş bu 46 milyon Afrikalı insana, ne olmuş?

 19. yüzyıla gelindiğinde Avrupalının, sömürgeciliğini sürdürebilmek için 120 milyon insanı katlederek yok ettiği tahmin ediliyor. Bu kitle içinde Kızılderililer gibi ırklar da yok edilmiştir. Maalesef Batılı akıl yükleyicileri, yüklenicileri aynı strateji ile günümüzde de emperyalist emellerini sürdürüyor. 

Şairin dediği gibi; 

Ne hayasızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı!

Nerde gösterdiği vahşetle bu bir Avrupalı.

Ancak şunu da belirtelim ki zulüm ile abat olanın akıbeti berbat olur.

 
Ergül Güner / diğer yazıları
- Batılın 3G’si / 16.10.2021
- Ateş ve toprak anlayışı / 15.10.2021
- Düşünce eylemin tohumudur / 09.10.2021
- Emperyalizm sadece mali bağımlılık mıdır? / 02.10.2021
- Sömürgecilik ve emperyalizm / 26.09.2021
- Batılın tıyneti / 08.09.2021
- Okullar açıldı -2- / 07.09.2021
- Okullar açıldı -1- / 06.09.2021
- Buyurgan batının Müslümanları / 01.09.2021
- Doğu doğudur, batı da batıdır -2- / 27.08.2021
- Doğu doğudur, batı da batıdır -1- / 26.08.2021
- Her zalim bir Yezit’tir, her mazlum bir Hüseyin -2- / 19.08.2021
- Her zalim bir Yezit’tir, her mazlum bir Hüseyin -1- / 18.08.2021
- Batı için insanlık maskeli bir oyun -2- / 17.08.2021
- Batı için insanlık maskeli bir oyun -1- / 16.08.2021
- Dijital çağda esen dijital fırtına / 10.08.2021
- Sanal âlemde milli ve manevi hassasiyet olmalı / 06.08.2021
- Batının değersizlik trajedisi -2- / 04.08.2021
- Batının değersizlik trajedisi -1- / 03.08.2021
- Akıl insanın kalbindedir / 31.07.2021
- Sanal dünyanın sanal kimlikleri ve sanal duyguları / 28.07.2021
- ‘Ben’ farklılıklarından ‘biz’ zenginliğine kavuşmak - 2 / 25.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 22.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 22.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 20.07.2021
- ‘Ben’ farklılıklarından ‘biz’ zenginliğine kavuşmak (1) / 19.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (6) / 17.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (5) / 05.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (4) / 30.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (3) / 22.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (2) / 14.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık -I- / 08.06.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 5 / 26.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 4 / 25.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 3 / 24.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 2 / 23.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 1 / 22.05.2021
- Enfeksiyonlu din anlayışı Hz. Ali’yi şehit etti / 06.05.2021
- Şehr-i Ramazan-II / 27.04.2021
- Şehr-i Ramazan-I / 26.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-III / 19.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-II / 16.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-I / 15.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-III / 08.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-II / 07.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-I / 06.04.2021
- Kültür ve kimlik neden önemli / 01.04.2021
- Müslümanı Ehl-i Beyt kurtarıyor-II / 09.03.2021
- Müslümanı Ehl-i Beyt kurtarıyor-I / 08.03.2021
- Hz. Alinin künyeleri ve lakapları-II / 26.02.2021
- Hz. Ali’nin künyeleri ve lakapları-I / 25.02.2021

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

26.09.2020, 26.09.2019, 26.09.2018, 26.09.2017, 26.09.2016, 26.09.2015, 26.09.2014, 26.09.2013, 26.09.2012, 26.09.2011, 26.09.2010, 26.09.2009, 26.09.2008, 26.09.2007, 26.09.2006, 26.09.2005, 26.09.2004, 26.09.2003, 26.09.2002
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.