logo
28 EYLÜL 2026

Sorun belli çözüm yok

Türk futbolunda, kulüplerin hakem kararlarına yönelik tepkileriyle başlayan süreçte Merkez Hakem Kurulunun (MHK) yapısına ve işleyişe yönelik tartışmalar gündemde

21.10.2021 13:23:00
 
Sorun belli çözüm yok
Sorun belli çözüm yok
Kulüpler Birliği Vakfının, yapısal değişiklik talebi Türkiye Futbol Federasyonundan (TFF) karşılık bulurken taraflar arasında, hakem kararlarının tartışmalardan uzak bir boyuta taşınması için görüşmeler sıklaştı ve ortak çalışmalar yapılmaya başlandı.

Mevcut sistemde TFF Başkanı'nın teklifi ve TFF Yönetim Kurulunun onayı ile atanan bir başkan ile 8 üyeden oluşan MHK'ye futbol camiasında yöneltilen eleştiriler ve gelişmelere ilişkin, TRT Spor yorumcusu eski hakem Bünyamin Gezer ile gazeteciler Ömer Faruk Ünal ve Atilla Türker değerlendirmelerde bulundu.

Gezer: "Ülkede yetenekli hakemler var. Samimiyetle aranırsa bulunup, yetiştirilir"

Bünyamin Gezer, kulüplerin MHK'ye tepkileriyle ilgili olarak, "Kulüplerin tepkileriyle ilgili ilk madde olarak VAR müessesinin iyi kullanılmadığını söyleyebilirim. İtirazların çoğu buradan geliyor. İki, mevcut sistemdeki hakemlerin yetersizliği. Kulüpler Birliği bunu vurguluyor, doğru da vurguluyor. Adam 10 yıllık hakem ama Süper Lig'de 3 maçı yok. 15 yıllık Süper Lig hakemi, üç büyüklerle 10 maçı yok. Böyle olunca sürekli aynı isimler büyük maçları yönetiyor, hakemlerin yıpranma sürelerini kısalıyor. Hakem kalitesinin mutlaka yükseltilmesi gerek. Bu problemler çözülürse Türk hakemliğinin önü açılır." ifadelerini kullandı.

Gezer, en önemli sorunlardan birinin de torpil olduğunun altını çizerek, "Mevcut sorunların çözülmesi için, bir, torpil müessesi hakemliğin içine sokulmayacak, iki, MHK üyelerinin bölgecilik ve adamcılık tavırları son bulacak, üç, MHK kurulları hakem bulmaya çalışacak, herkese eşit şans verecek, dört, bulunan yetenekli çocuklara hemen kapasitesinin üzerinde maç vermeyerek, önce yetiştirecek. Örneğin, Tugay Kaan Numanoğlu gibi bir ismi geçen sene, büyük bir takımın maçını yönetmeden bir derbiye atamak çok büyük bir hataydı. Görülüyor ki bu hatadan hala MHK ders almamış. Ali Şansalan yeni bir hakem. Bu sezon yönettiği maçlara bakalım, hepsi büyük takımların şampiyonluğa oynayan takımların maçları. Dört kez büyük takımın maçını, bir de Trabzon-Fenerbahçe derbisini yönetti. Bu yükü taşıyabilecek duruma gelmeden hakem atamak MHK'nın en büyük yanlışlarından bir tanesi. Ödül-ceza sistemi uygulanmıyor. Başarılı hakeme mükafat, başarısız hakeme ceza uygulanmıyor. Önemli eksiklerden biri de bu." şeklinde konuştu.

"Kulüpler adalet, iyi ve samimi maç yönetilmesini ve şüphe kalmadan atama isteyecekler. Bundan doğal bir şey yok." sözlerini kullanan Gezer, şöyle konuştu: "Kulüpler yeni isim isteyecekler, yeni isimler yetişmiyor, yetiştirilemiyor. Bulunamıyor. Halbuki ülkede yetenekli hakemler var. Samimiyetle aranırsa bulunup, yetiştirilir. Bunun önündeki en büyük engel bölgecilik. MHK oluşurken, hep belli illerden sürekli aynı kurul üyeleri geliyor ve kurul üyeleri şuna mahkum kalıyor. Örneğin; İzmir'den sizden önce Ünsal Çimen vardı, Erol Ersoy olarak sen niye bu bölgeden hakem çıkartamadın. Hep bu muhabbet dönüyor. Diğer illerden hakem aranmıyor. 'Sen Ünsal'ın sen Erol'un adamısın' gibi paye verilen çocuklar yeni yönetimlerde kayboluyor. 'Sen onun adamısın, geçmiş yöneticinin adamısın onun için maç vermiyoruz.' Belki bunu söylemiyorlar ama genel düşünce yapıları bu. Ayrıca profesyonellik hakemlik getirdik ama tam uygulayamıyoruz. Bir anda sözleşmelere son veriliyor. Bir futbolcu başka işle uğraşınca eleştiriyoruz, ama profesyonel hakemler başka işlerle uğraşıyor bunlara müsaade ediyoruz. Özlük hakları dört dörtlük olmalı, başka işlerle uğraşmaları yasaklanmalı."

"Metin Tokat'ın kendi isteğiyle istifa ettiğine inanmıyorum"

Bünyamin Gezer, MHK üyeliğinden istifa eden Metin Tokat'la ilgili olarak ise, "Metin Tokat'ın kendi isteğiyle istifa ettiğine inanmıyorum. İstifa ettirildiğine inanıyorum. Çünkü geçmiş dönemde de Yusuf Namoğlu komitesinde de başkan vekilliğinden alındı. Ama Yusuf Namoğlu komitesinden alınmasına rağmen komite tamamen MHK'den ayrılana kadar kendisi görevi bırakmadı. Bu dönemde de aynı düşünce içindeydi ama son olaylardan sonra Kulüpler Birliği'nin geçtiğimiz hafta MHK Başkanı ve TFF Başkanı ve yöneticileriyle yaptığı toplantıdan sonra böyle bir karar alındı ve istifası istendi. İstifa etmek zorunda kaldı. Bence bir hafta önceki toplantıda zaten bileti kesilmişti." değerlendirmesinde bulundu.

Türk hakemliğine yeni yüzlerin gerekli olduğunu aktaran Gezer, şu ifadeleri kullandı: "Yüzde yüz yeni isimler gerekli. Göreve gelen kişi, mevcut hakemlerden kendisini aramayanı siliyor, görevde değilken görüştüğüne fazla maç veriyor. Sürekli aynı isimler geldiği için bir önceki dönemden sonra beni aramadı, beni sormadı diye hakemlere tavır alınıyor. Bazı hakemler bir önceki MHK üyesinin adamı olmakla suçlanıyorlar ve şans bulamıyorlar. Bunu başkalarının anlaması güç ama hakem camiası çok iyi anlıyor. Adamcılık had safhaya çıkıyor. MHK'dan ayrılmış bir yönetici, bir hakem onunla ilişkisi devam ediyor, onu arayıp soruyor ve göreve geldiğinde ona toleranslı bakmaya kendini mecbur hissediyor. En büyük eksiklik, MHK aynı isimler arasında dönüyor. Bugün yönetici, yarın gözlemci, yarın MHK kuruluna giriyor. Çark böyle dönüyor. Ortada hakem yetiştiren bir müessese olmuyor. Türk hakemliğinin en büyük sorunu kendi içindeki adamcılık."

Ömer Faruk Ünal: "Türkiye'deki futbolumuzun meselesi, problemi hakem değil"

Gazeteci ve hakem yorumcusu Ömer Faruk Ünal, problemin MHK'nin yapısından ziyade hakemlik camiasındaki akrabalık ilişkilerinde olduğunu söyledi. MHK'nin, UEFA Hakem Konvansiyonuna üye olduğunu hatırlatan Ünal, şunları kaydetti:  "Aslında UEFA standartlarında bir sistem var. Ancak biz bu sistemi kötü kullanıyoruz. Biz, akraba hakemler, babadan oğula geçen hakemlik üzerinde debelenip duruyoruz. Bu işin çözümünü bilen veya arayan yok. Dört büyük takım hakemle yatıp hakemle kalkıyor. Ancak Avrupa'ya gittiğimizde boyumuzun ölçüsünü alıyoruz. Bizim meselemiz hakem değil ama hakemler için hijyen bir ortam yok. Herkes hakemi baskı altına alma derdinde. Ali Koç gibi bir insan, sosyal medyayı ayaklanmaya davet ediyor. Türkiye'deki futbolumuzun meselesi, problemi hakem değil ama mesaimizin tamamını bu işe harcıyoruz. Futbolun esas problemlerini göz ardı ediyoruz. Hakem işi, Türkiye'de futbolda ne kadar suçlu insan varsa tamamının kabahatini örtüyor. Onun için bu bahaneye sığınıyorlar."

Ünal, TFF bünyesindeki kurullar üzerine büyük baskı kurulduğunu aktararak, "Tarafsız kurulları göreve getiremiyoruz veya seçtiğimiz kurullara çok büyük baskı yapıyoruz. Büyük takımlardaki bir futbolcuya veya teknik direktöre ceza vereceği zaman kılı kırk yarıyorlar. Ancak bir Anadolu takımının futbolcusuna gözünü bile kırpmadan ceza veriyorlar. Burada baskı var. Bütün kurulları baskılardan uzak tutmamız lazım ama biz bunu yapamıyoruz. Temel problem de bu." ifadelerini kullandı.

"Serdar Tatlı şu anda günlük yaşıyor. Şu andaki tek derdi 10. haftayı kurtarmak. 11. haftayı hiç düşünmüyor." diyen Ömer Faruk Ünal, "Metin Tokat, sezon başında pasivize edilmişti. Sezon başından itibaren tayinlere karışmıyordu. Yerine gelen Ferhat Gündoğdu da hiçbir şeye karışmayacak. Tayinleri sadece Serdar Tatlı yapıyor. Ondan bu hatalar ortaya çıkıyor. Bu çok hassas bir iş, elimizdeki hakem sayısı belli. Bu tayinler özenle, saatlerce çalışılarak yapılmalı ama Serdar Tatlı tek başına atıyor. Bu yüzden de her hafta birkaç tane fahiş hata görüyoruz. Şu anda plansız ve programsız bir hakem atama şekli yürürlükte." şeklinde görüş belirtti.

Atilla Türker: "MHK'nin mevcut yapısı çok hantal ve ahbap-çavuş ilişkilerine dayalı vaziyette"

Gazeteci Atilla Türker de MHK ve hakem camiasındaki akrabalık ilişkilerine dikkati çekti. Çağdaş ve realist bir uygulamayla sağlıklı bir MHK'ye kavuşulabileceğini aktaran Türker, "MHK'nin mevcut yapısı çok hantal ve ahbap-çavuş ilişkilerine dayalı vaziyette. Hem MHK hem de hakem camiası tamamen babalar-oğullar ve günü kurtarma politikasıyla bugünlere geldi." dedi.

MHK üyesi Metin Tokat'ın istifasını değerlendiren Türker, "Metin Tokat'ın pasivize edilmesi ve istifa ettirilmesi, bazı kulüplerin isteği sonucu oldu. Bu güç gösterisi sonucunda Metin Tokat ile MHK'nin yolları ayrıldı. Metin Tokat, mevcut MHK'de hakemleri en iyi tanıyan, atamaları en doğru yapabilecek isimdi ama bazı kulüpler ilk dakikadan itibaren Metin Tokat'ı istemedi. Serdar Tatlı da buna sessiz kaldı. Türk hakem camiasında hakemlerin geçmişini, geleceğini, form durumunu en iyi bilenlerden biri olmasına rağmen Metin Tokat istifaya zorlandı. Bundan dolayı son haftalarda hakem atamalarında çok büyük hatalar yapılıyor." diye konuştu.

Kulüpler tarafından belirlenecek bir MHK'nin Türk futboluna neler getireceğinin sorulması üzerine Türker, "Ne yazık ki bazı kulüp başkanları, bazı hakemleri destekliyor, koruyor, kolluyor. Sözleşmesi sona erdirilen bir hakem, güçlü bir kulüp başkanı tarafından korunup kollandığı için maç alabiliyor. Şu anda Türk hakemlerinin büyük bölümü 'Acaba benim de biletim kesilecek mi?' endişesi yaşıyor. Yarınlarda kulüp başkanları bizzat işin içine girdiği zaman herkes kendine yakın ismi MHK'ye yerleştirmeye çalışacak. Bu sıkıntı disiplin ve tahkim kurullarına yaşanıyor. Dengeli ve dikkatli davranılmadığı takdirde her kulüp kendine yakın ismi MHK'ye alabilir. Bunun sonucunda da yanlış kararlar alınabilir, düdükler daha fazla hatalı çalabilir." değerlendirmesinde bulundu. AA

Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular

27.09.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular
Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular
Başkan Dursun Özbek'in, Suudi Arabistan Genel Eğlence Heyeti Başkanı olan Turki Al-Sheikh ile yapmayı planladığı görüşme iddia edilenin aksine Galatasaray'ın "satışından" ziyade, Suudi Arabistan'ın futbola akıttığı milyar dolarlık pastadan sponsorluk ve ticari iş birlikleri kanalıyla pay alma çabası. Ancak kulübün geleceği ve finansal yapısı üzerindeki Arap sermayesi etkisi arttıkça, satılma dedikoduları da kaçınılmaz olarak basında ve taraftar arasında konuşulmaya devam edecek.

Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ile Turki Al-Sheikh'in yakınlaşması; Türk futbolundaki finansal sıkıntılar ve Suudi Arabistan'ın futbola yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında oldukça kritik bir hamle. Bu yüzden kamuoyunda bu görüşme için camiada "Dursun Özbek, Galatasaray'ı satmak için ilk adımları attı" şeklinde dedikoduları yayılmaya başladı. Ancak işin aslı elbetteki öyle değil.

Galatasaray'ın öncelikli hedefi kulübe sıcak para girdisi sağlamak, küresel marka değerini artırmak ve proje bazlı yatırımlarına kaynak bulmak.

Galatasaray, Avrupa standartlarında gelir elde edebilmek için Suudi menşeli büyük şirketlerle (Fly Nas, NEOM, Aramco, Visit Saudi vb.) yüksek bütçeli sponsorluk anlaşmaları talep edebilir.

Kemerburgaz Tesisleri veya Florya projesi gibi gayrimenkul dönüşümlerinde Suudi fonlarından uzun vadeli ve düşük maliyetli yatırım imkanı aranabilir.

Yüksek maliyetli oyuncuların transferinde veya kadrodaki yüksek maaşlı isimlerin Suudi kulüplerine satılarak bonservis geliri elde edilmesinde bir köprü kurulması hedeflenebilir.

Riyad Seasons gibi uluslararası organizasyonlarda yer alarak ciddi katılım payları ve galibiyet primleri kazanmanın yolları zorlanabilir.

Suudi Arabistan Genel Eğlence Heyeti Başkanı olan Turki Al-Sheikh, ülkesinin "Vision 2030" çerçevesinde sporu ve eğlenceyi küresel bir güç unsuru olarak kullanma stratejisinin merkezinde.

Türk futbolunun bölgedeki en yüksek izlenebilirliğe sahip kulüplerinden biri olan Galatasaray'a, Suudi devlet fonu (PIF) destekli dev markalar üzerinden stratejik sponsorluklar teklif edebilirler.

Galatasaray'ı Riyad'da düzenlenecek özel turnuvalara, hazırlık maçlarına dahil ederek milyon dolarlık katılım ücretleri sunabilirler.

Suudi Pro Ligi kulüpleri ile Galatasaray arasında oyuncu kiralama veya transfer süreçlerinde öncelik ve finansal kolaylıklar sağlanabilir.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinden genç yeteneklerin Galatasaray altyapısında yetişmesi için ortak akademi projeleri ve fon aktarımı teklif edilebilir.

"Galatasaray Araplara satılıyor" söylentileri yıllardır Türk futbol kamuoyunu meşgul eden bir iddiadır. Ancak bu görüşmeyi doğrudan bir "satış" olarak okumak hukuki ve hukuki olmayan nedenlerle gerçekçi değil.

Newcastle United veya PSG örneklerinde olduğu gibi, devlet destekli Arap fonlarının kulüplere ilk girişi genelde sponsorluklar, hazırlık turnuvaları ve dostluk ilişkileriyle başlar. Dedikodu üreten çevreler bu ziyareti bir "zemin arayışı" veya "kamuoyu nabzı ölçme" adımı olarak yorumlar. Bu yüzden Dursun Özbek'in kulübü satmak için zemin hazırladığı iddiaları altı boş olsa da dolanıyor.

Futbolun zirvesinden mali krize

Fenerbahçe'nin eski yıldızı, futboldan kazandığı paranın yüzde 99'unu kaybettiğini açıkladı

26.09.2026 20:09:00
Haber Merkezi
 
Futbolun zirvesinden mali krize
Futbolun zirvesinden mali krize
Brezilya futbolunun efsane isimlerinden ve bir dönem Fenerbahçe forması giyen Roberto Carlos, futbolculuk kariyerinde kazandığı servetin yüzde 99'unu kaybettiğini açıkladı.

53 yaşındaki eski futbolcu, çarpıcı açıklamaları Portugal Football Summit etkinliğinde, futbolcuların kariyer sonrası yaşamı ve finansal yönetimi üzerine düzenlenen panelde yaptı.

"HESABIMI SIFIRLAYAN İNSANLARLA SORUN YAŞADIM"

Roberto Carlos, servetindeki büyük kaybın tek bir nedenden kaynaklanmadığını söyledi. Eski menajeriyle yaşadığı ciddi bir problem ile ailevi meselelerin finansal çöküşünde etkili olduğunu belirtti.

Carlos'un anlatımına göre olay oldukça ani gelişti. Bir gece hiçbir şeyden habersiz uyuduğunu, ertesi gün ise daha önce varlığından haberdar olmadığı çok sayıda belgeyle karşılaştığını söyledi.

"Eski menajerimle ciddi bir problem yaşadım. Çok ciddi bir ailevi problem yaşadım. Perşembe günü gece yarısı uyudum, cuma günü varlığından bile haberdar olmadığım bir sürü belge aldım. Orada bütün hikâyemi kaybettim."

KAYBIN NEDENİNİ AÇIKLADI

Carlos, yaşadıklarını anlatırken özellikle menajerler ve ailevi sorunlara dikkat çekti.

"Menajerler ve ailevi meseleler yüzünden futboldan kazandığım her şeyin yüzde 99'unu kaybettim. Hatalar yaptım."

Eski yıldız, yaşadıklarının başka futbolcular için ders olması gerektiğini belirterek genç oyunculara da uyarıda bulundu.

Burada önemli bir ayrıntı var: Roberto Carlos, parasının hangi kişi tarafından, hangi işlemle veya hangi miktarda kaybedildiğini ayrıntılı biçimde açıklamadı. Kamuoyuna yansıyan açıklamalarında eski menajeri ve ailevi sorunlardan söz etti ancak belirli kişileri isim vererek suçlamadı.

"POST-KARİYERİMİ DÜŞÜNMÜŞTÜM"

Roberto Carlos, aslında futbolu bırakmadan önce geleceğini planladığını da anlattı.

Futbolculuk döneminde kariyer sonrasına hazırlandığını, sportif direktörlük lisansı aldığını ve çeşitli markalarla çalıştığını belirten Brezilyalı yıldız, buna rağmen yaşadığı sorunların mali durumunu ağır biçimde etkilediğini söyledi.

HAYATINI YENİDEN DÜZENLEDİ

Carlos, yaşadığı finansal krizin ardından hayatını yeniden yapılandırdığını da açıkladı.

İş ortağı Paul Brighten ve Entourage Sport & Entertainment ile çalışmasının ardından finansal ve ailevi hayatını yeniden düzenlediğini belirtti.

175 MİLYON DOLAR İDDİASI

Bazı haberlerde Roberto Carlos'un futbol kariyerinden yaklaşık 175 milyon dolar kazandığı yönünde rakamlar yer alsa da, son açıklamalarında Carlos'un kendisi bu rakamı doğrulamadı. Güvenilir kaynakların aktardığı kesin ifade, onun futboldan kazandığı paranın yüzde 99'unu kaybettiği yönünde.

Bu nedenle ortaya çıkan tablo, "175 milyon doların tamamını kaybetti" şeklinde kesin bir hesaplamadan ziyade, Roberto Carlos'un kendi beyanına göre futbolculuk döneminde elde ettiği servetin neredeyse tamamını kaybettiği şeklinde aktarılmalı.

FUTBOLUN ZİRVESİNDEN MALİ KRİZE

Real Madrid ve Brezilya Milli Takımı'nın unutulmaz sol beki olan Roberto Carlos, kariyeri boyunca dünyanın en yüksek gelir elde eden futbolcularından biri haline geldi. Ancak kendi anlatımına göre menajerlik ilişkileri, ailevi problemler ve kendi yaptığı hatalar, futbol sonrasında ciddi bir finansal kayba yol açtı.

Carlos bugün yaşadığı süreci genç futbolculara yönelik bir uyarı olarak anlatıyor: "Başıma gelen kötü şeyleri gençlere anlatıyorum ki benim yaptığım hataları yapmasınlar."

Asya Oyunları'nda 100 metrede çifte rekor


 
Taylandlı atlet Puripol Boonson, erkekler 100 metre kategorisinde 9.90'lık derecesiyle Japonya'da düzenlenen şampiyonada Asya Oyunları rekoru kırdı.
 

26.09.2026 07:06:00 / Güncelleme: 26.09.2026 07:14:52
Yaşar Cebesoy
 
Asya Oyunları'nda 100 metrede çifte rekor
Asya Oyunları'nda 100 metrede çifte rekor

Japonya'nın Aiçi eyaleti ile Nagoya kentinin ev sahipliğinde düzenlenen 20. Asya Oyunları devam ediyor. Organizasyonun altıncı gününde Nagoya City Mizuho Park Atletizm Stadı'nda erkekler ve kadınlar 100 metre finalleri gerçekleştirildi. Final yarışında Taylandlı atlet Puripol Boonson ile Çinli atlet Yucie Çen, Asya Oyunları rekoru kırarak altın madalya kazandı. Boonson 9.90, en 11.06 koştu.

Asya'daki en iyi derece

Boonson, yarı finade de 9.91 koşmuştu. 9.90'lık derece aynı zamanda bir Asyalı tarafından elde edilen en hızlı ikinci 100 metre derecesi... Çinli Su Bingtian, 2021'de düzenlenen Tokyo Olimpiyatları'nda 9.83'lük dereceyle Asya rekoru kırmıştı. Aynı yarışta olimpiyat şampiyonu olan İtalyan atlet Marcell Jacobs da 9.80 ile Avrupa rekoru kırmıştı. Afrika rekoru ise 9.77 ile Kenyalı atlet Omanyala'ya ait... Kırılış tarihi yine 2021... Dünya rekoru ise 9.58 ile Usain Bolt'a ait... Bolt, bu efsanevi dereceyi 2009'da Berlin'de yapmıştı.

İkincilik ve üçüncülük Ummanlı kardeşlerin

Asya Oyunları'nda 100 metre erkeklerde Ummanlı kardeşler Ali El Beluşi ve Melham El Beluşi, sırasıyla ikinci ve üçüncü olarak kişisel en iyi derecelerini elde ederek dikkat çekici bir aile zaferine imza attı. Ali, 10.04; Melham, 10.11 koştu.

Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi

A Milli Takım'ın UEFA Uluslar Ligi'ndeki mücadelesi kötü başladı

26.09.2026 00:53:00 / Güncelleme: 26.09.2026 00:58:24
Haber Merkezi
 
Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi
Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi
A Milli Takım'ın UEFA Uluslar Ligi'ndeki mücadelesi kötü başladı. Türkiye, ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup olurken, grubun diğer karşılaşmasında İtalya da sahasında Belçika'ya 2-0 yenildi.

Bu sonuçla birlikte Türkiye ve İtalya ilk maçlarını puansız tamamladı. Fransa ile Belçika ise 3'er puan aldı.

Türkiye, 28 Eylül Pazartesi günü İtalya'yı konuk edecek. İki takım açısından da karşılaşma kritik hale gelirken, kaybeden tarafın gruptaki işi daha da zorlaşacak. UEFA'nın resmi fikstüründe de Türkiye-İtalya karşılaşması 28 Eylül olarak yer alıyor.

GRUPTA SON DURUM

Belçika – 3 puan
Fransa – 3 puan
Türkiye – 0 puan
İtalya – 0 puan

Türkiye'nin Fransa karşısındaki 1-0'lık yenilgisinin ardından şimdi gözler İtalya maçına çevrildi. İtalya da Belçika'ya 2-0 kaybederek Türkiye karşısına puansız çıkacak.

Pazartesi günü oynanacak mücadele, iki takım için de "ya tamam ya devam" niteliğinde erken bir kritik sınav olacak.

Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu

Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, Bulgaristan'da düzenlenen 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda erkekler 90 kilo finalinde İspanyol rakibi Enmanuel Reyes Pla'yı mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu

25.09.2026 22:51:00
İhlas Haber Ajansı
 
Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu
Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu
Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, Bulgaristan'da düzenlenen 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda erkekler 90 kilo finalinde İspanyol rakibi Enmanuel Reyes Pla'yı mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.

Bulgaristan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Avrupa Boks Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil eden Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, 90 kilo final müsabakasında İspanyol Enmanuel Reyes Pla ile karşı karşıya geldi. Ringde sergilediği üstün performansla rakibine şans tanımayan milli sporcu, maçı kazanarak Avrupa şampiyonu unvanını elde etti ve ay-yıldızlı bayrağı zirveye taşıdı.

Daha önce Kick Boks branşında da Avrupa şampiyonluğu bulunan genç boksörün kariyerinde ayrıca U22 ve U23 yaş kategorilerinde kazanılmış Avrupa şampiyonlukları da yer alıyor. Emrah Yaşar, aldığı bu zaferle başarılarına bir yenisini daha eklemiş oldu.

Busenaz Sürmeneli üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu

Fenerbahçeli milli boksör Busenaz Sürmeneli, 2026 Avrupa Boks Şampiyonası 70 kilo finalinde İngiliz rakibi Chantelle Reid'i 5-0 mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu ve üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonluğunu elde etti

25.09.2026 22:49:00
İhlas Haber Ajansı
 
Busenaz Sürmeneli üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu
Busenaz Sürmeneli üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu
Fenerbahçeli milli boksör Busenaz Sürmeneli, 2026 Avrupa Boks Şampiyonası 70 kilo finalinde İngiliz rakibi Chantelle Reid'i 5-0 mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu ve üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonluğunu elde etti.

Bulgaristan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyonda ringe çıkan milli boksör Busenaz Sürmeneli, 70 kilo final müsabakasında İngiliz Chantelle Reid ile karşı karşıya geldi. Müsabaka boyunca rakibine karşı üstün bir oyun sergileyen milli sporcu, karşılaşmadan 5-0'lık net bir skorla galip ayrılarak şampiyonluğa uzandı.

Kariyerindeki ikinci Avrupa şampiyonluğunu kazanan Busenaz Sürmeneli, bu başarıyla birlikte organizasyondaki toplam madalya sayısını 4'e çıkardı. Milli boksörün Avrupa Şampiyonası kariyerinde 2 altın ve 2 bronz madalyası bulunuyor.

Büşra Işıldar gümüş madalya kazandı

Milli boksör Büşra Işıldar, ise 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda gümüş madalya kazandı. 75 kilo finalinde İrlandalı sporcu Aoife O'Rourke ile karşılaşan 24 yaşındaki sporcu, mücadeleden mağlup ayrılarak Avrupa ikincisi oldu. Gençler kategorisinde Dünya ve Avrupa şampiyonlukları bulunan Büşra Işıldar'ın, büyükler kategorisinde Dünya Şampiyonası'nda gümüş, Avrupa Şampiyonası'nda ise bronz madalyası var.

11 günde 4 milli maç

Ay-Yıldızlılar tarihinde ilk kez UEFA Uluslar Ligi A Ligi'nde mücadele edecek. Türkiye'nin ilk sınavı 25 Eylül'de Fransa karşısında. Grupta Fransa, İtalya ve Belçika bulunuyor

21.09.2026 22:20:00
Haber Merkezi
 
11 günde 4 milli maç
11 günde 4 milli maç
Ay-Yıldızlılar tarihinde ilk kez UEFA Uluslar Ligi A Ligi'nde mücadele edecek. Türkiye'nin ilk sınavı 25 Eylül'de Fransa karşısında. Grupta Fransa, İtalya ve Belçika bulunuyor.

A Milli Futbol Takımı için yeni milli mesai başlıyor. Türkiye, 2026-27 UEFA Uluslar Ligi A Ligi 1. Grup'taki ilk maçında Fransa'yı ağırlayacak. Karşılaşma 25 Eylül Cuma günü saat 21.45'te Kocaeli Stadyumu'nda oynanacak.

TÜRKİYE İLK KEZ A LİGİ'NDE

Ay-Yıldızlı ekip, UEFA Uluslar Ligi tarihinde ilk kez A Ligi'nde mücadele edecek. Türkiye'nin grubunda Avrupa futbolunun önemli ekiplerinden Fransa, İtalya ve Belçika yer alıyor.

Türkiye'nin bulunduğu A Ligi 1. Grup'ta şu anda tüm takımlar 0 puanda. Dolayısıyla Fransa karşılaşması, grubun ilk puan mücadelesi olacak.

İLK İKİ MAÇ TÜRKİYE'DE

Milli Takım, gruptaki ilk iki karşılaşmasını kendi sahasında oynayacak:

25 Eylül Cuma

Türkiye – Fransa
21.45 | Kocaeli Stadyumu

28 Eylül Pazartesi

Türkiye – İtalya
21.45 | Bursa Yüzüncü Yıl Atatürk Stadyumu

Ardından milliler peş peşe iki deplasmana çıkacak. 2 Ekim'de Belçika, 5 Ekim'de ise İtalya ile deplasmanda karşılaşacak.

SON İKİ MAÇ KASIMDA

Türkiye'nin grup aşamasındaki son iki maçı ise kasım ayında oynanacak. Ay-Yıldızlılar 12 Kasım'da Belçika'yı İzmir'de, 15 Kasım'da ise Fransa'yı deplasmanda karşılayacak.

Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak

Formula 1 yönetimi, Azerbaycan Hükümeti'nden gelen resmi talep üzerine Bakü Şehir Pisti'ndeki yarış takvimini bir gün öne çekti. 27 Eylül Anım Günü nedeniyle alınan bu karar doğrultusunda, hafta sonu rutinini bozan yarışın ışıkları bu kez pazar değil, cumartesi günü sönecek

21.09.2026 17:30:00
Eyüp Kabil
 
Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak
Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak
Formula 1 dünyası, sezonun 15. ayağı olan Azerbaycan Grand Prix'si öncesinde sıra dışı bir takvim güncellemesine sahne oluyor. Normal şartlarda pazar günleri gerçekleştirilen ana yarış, bu yıla özel olarak 26 Eylül Cumartesi gününe alındı.

Kararın arkasında, Azerbaycan'ın 2020 yılındaki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nda hayatını kaybeden askeri personeli anmak adına ilan ettiği 27 Eylül Anım Günü bulunuyor. Ulusal yas ve anma etkinlikleriyle çakışmaması adına F1 yönetimi ve yerel organizatörler, tüm seansları 24 saat öne kaydırma konusunda mutabık kaldı.

Hafta sonu programı tamamen değişti

Takvimin öne çekilmesiyle birlikte takımların ve medyanın alışık olduğu akış da tamamen değişti. Bakü'nün dar sokaklarında ve 2 kilometrelik devasa düzlüğünde mücadele edecek olan pilotlar, perşembe günü antrenman seansları için piste çıkacak. Kritik sıralama turları ise 25 Eylül Cuma günü gerçekleştirilecek.

Bu esneklik, Formula 1 tarihinde son yıllarda Ramazan ayı veya lojistik nedenlerle Bahreyn, Suudi Arabistan ve Las Vegas'ta uygulanan cumartesi yarışları trendinin en yeni halkasını oluşturuyor. Dar ve virajlı eski şehir bölgesiyle yüksek hız gerektiren düzlükleri bir arada barındıran Bakü Şehir Pisti, özellikle yeni nesil hibrit motorların enerji yönetimi açısından bu yıl takımları her zamankinden daha fazla zorlayacak.

Şampiyonluk yarışında akıl oyunları

Pist üstündeki teknik zorlukların yanı sıra, gözler şampiyona lideri üzerinde olacak. Mercedes'in 20 yaşındaki genç yeteneği Kimi Antonelli, en yakın takipçisi ve takım arkadaşı George Russell'ın 81 puan önünde liderliğini sürdürüyor. Antonelli, Bakü'de kazanması halinde Formula 1 tarihinin en genç dünya şampiyonu olma yolunda dev bir adım daha atmış olacak.

Ancak eski dünya şampiyonu Nico Rosberg'in de belirttiği gibi, genç pilotun bu süreçteki en büyük rakibi kendi üzerindeki psikolojik baskı ve McLaren ile Ferrari'nin getirdiği yeni güncelleme paketleri olacak. Özellikle son yarışlarda şanssız sanal güvenlik aracı kararlarıyla galibiyeti kaçıran McLaren pilotu Lando Norris, Bakü'ye getirilen yeni taban ve kanat güncellemeleriyle Antonelli'nin en ciddi tehdidi konumunda.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.