logo
06 TEMMUZ 2026

STK'lar teröre karşı tek yumruk

23.10.2011 00:00:00
 
TOBB ile birlikte, Türkiye'nin her bölgesinde örgütlü, toplumun bütün kesimlerini temsil eden 13 sivil toplum kuruluşu Başbakan Erdoğan'ı ziyaret ederek 'terör' konusunu görüştü... YENİ MESAJ - ANKARATOBB ile birlikte, Türkiye'nin her bölgesinde örgütlü, toplumun bütün kesimlerini temsil eden 13 sivil toplum kuruluşu Başbakan Erdoğan'ı ziyaret ederek 'terör' konusunu görüştü. Görüşme sonrası ortak açıklamayı seslendiren TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, terörü nefretle kınadıklarını belirterek, "Huzurlu ve güçlü bir Türkiye için gün birlikte hareket etme günüdür" dedi.Hisarcıklıoğlu, bu konuda neler yapılabileceğine dair istişareler yaptıklarını ve bu değerlendirme sürecine, Cumhurbaşkanımızı, Meclis Başkanımızı, Başbakanımızı ve siyasi partilerimizin Genel Başkanlarını da dâhil etmeye karar verdiklerini anlattı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu'nun dile getirdiği ortak açıklama şöyle: "Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK), Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), HAK- İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ), MEMUR Sendikaları Konfederasyonu (MEMUR-SEN), Türkiye KAMUSEN, Türkiye Barolar Birliği (TBB), Türkiye Noterler Birliği (TNB), Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB), Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) olarak buradayız. Türkiye'nin her bölgesinde örgütlü, toplumun bütün kesimlerini temsil eden 13 kuruluş olarak bir aradayız. 74 milyon olarak birbirimize en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir zamandayız. Artan terör olayları neticesinde şehit olan polis ve askerlerimiz ile hayatını kaybeden vatandaşlarımızın acısını toplum olarak derinden hissediyoruz. Terörü nefretle kınıyoruz. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, milletimize ve değerli ailelerine baş sağlığı, gazilerimize de acil şifalar diliyoruz. Bütün milletimizi derinden üzüntüye boğan son saldırılar toplumumuzdaki hassasiyeti arttırmıştır. Bu hassasiyet, 74 milyonun ortak geleceğinin en önemli meselesidir. Biz böyle değerlendiriyoruz. Bu duyarlılığı dikkate alarak neler yapabileceğimiz konusunda kendi içimizde istişareler yapıyoruz. İstişarelerimizin sonucunda geldiğimiz noktayı paylaşmak amacıyla, bu değerlendirme sürecine, Cumhurbaşkanımızı, Meclis Başkanımızı, Başbakanımızı ve siyasi partilerimizin Genel Başkanlarını da dâhil etmeye karar verdik."

Ekrem İmamoğlu bugün üç ayrı davada hakim karşısında

23 Mart 2025'te tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilen ve İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu bugün yargılandığı üç ayrı davada hakim karşısına çıkıyor

06.07.2026 12:10:00
Haber Merkezi
 
Ekrem İmamoğlu bugün üç ayrı davada hakim karşısında
Ekrem İmamoğlu bugün üç ayrı davada hakim karşısında
23 Mart 2025'te tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilen ve İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu bugün yargılandığı üç ayrı davada hakim karşısına çıkıyor.

6 Temmuz'da İBB davasının 62. günü; "casusluk" davasının 2. günü ve 'sahte diploma' davasının 5. günündeki duruşmalar görülüyor.

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor ve yanındaki heyet Silivri'de duruşmaları takip ediyor.

İmamoğlu'nun hazır bulunduğu ilk duruşma olan "casusluk" davasından diploma davası duruşmasına geçme talebi kabul edildi.

Ekrem İmamoğlu, 5 Temmuz'da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "3 dava tek cümle: Demokrasiyi savunuyorum" dedi.

İmamoğlu geçen hafta, yargılandığı üç ayrı dava için kendisinden 6 Temmuz'da savunma istenmesine tepki göstermişti.

Açıklamasında, "Bir insan aynı gün üç ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken Mahkeme Başkanı'nın 9 Temmuz'da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür. Neden 9 Temmuz ısrarı?" diye sormuştu.

Savunmasının "kısıtlandığını" savunan İmamoğlu, 9 Temmuz sonrası Türkiye'de ne olacak?" demişti.

İmamoğlu hakkında bugün görülen davalarda son durum şöyle:

'Casusluk' davası: İmamoğlu'nun önce 'diploma davası'na geçmesi talebi kabul edildi
Davada Ekrem İmamoğlu ile birlikte gazeteci Merdan Yanardağ, siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılanıyor.

6 Temmuz'da İmamoğlu'nun hazır bulunduğu ilk duruşmada avukatı aynı saate denk gelen diploma davasına katılabilmesi için salondan ayrılmasına izin verilmesini talep etti.

Mahkeme bu talebi kabul ederek, diğer duruşma sona erdiğinde yeniden salona getirilmesine karar verdi.

Mahkeme, bir önceki duruşmada sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vermiş; dosyadaki kritik dijital delillerin incelenmesi amacıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Emniyet ve Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan (MİT) ek rapor talep etmişti.

Sanıklara yöneltilen temel suçlama, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 328/1 maddesi uyarınca "siyasal veya askeri casusluk maksadıyla devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin etmek".

Haklarında 20 yıla kadar hapis cezası istenen sanıklar suçlamaları kesin dille reddediyor; iddianamenin somut delillere dayanmadığını ve davanın tamamen siyasi saiklerle açıldığını savunuyor.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) 12 Haziran tarihli yaz kararnamesiyle davanın mahkeme heyeti değiştirilmişti.

Avukatı 6 Temmuz'daki duruşmada, İmamoğlu hakkında son bir yılda açılan çeşitli davalarda yargıç ve heyet değişiklikleri yaşandığını, bunun farklı kaygılar doğurduğunu savundu.

Ancak geçmişte yaptıkları benzer başvurulardan sonuç alamadıkları ve yargılamanın uzamasını istemedikleri için bu celsede reddi hakim talebinde bulunmayacaklarını belirtti.

Avukat Hasan Fehmi Demir, yeni atanan mahkeme başkanının sanıkları yeniden dinlemesinin uygun olacağını belirtirken, iki tanığın SEGBİS üzerinden değil, yüz yüze ve mahkeme salonunda dinlenmeleri gerektiğini savundu.

Diploma davası
Ekrem İmamoğlu'nun, iptal edilen üniversite diplomasına ilişkin "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması da bugün görülecek.

Savcılık bu dosyada İmamoğlu hakkında 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası istiyor.

İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi, önceki celsede İstanbul 5'inci İdare Mahkemesi'nde görülen diploma iptaline ilişkin davanın sonucunun beklenmesine karar vermişti.

İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu, 18 Mart 2025'te aldığı kararla, 1990 yılında Girne Amerikan Üniversitesi'nden yapılan yatay geçişin usulsüz olduğu gerekçesiyle İmamoğlu'nun lisans diplomasını iptal etmişti.

Suçlamaları reddeden İmamoğlu bu karardan bir gün sonra gözaltına alınmış ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ilan edildiği 23 Mart 2025'te "yolsuzluk" suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Türkiye'de cumhurbaşkanı adayı olmak için en az lisans düzeyinde yükseköğrenim yapmış (üniversite mezunu) olmak gerekiyor.

İBB davası
İstanbul Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi duruşma salonunda yoğun tartışmalar ve gerginliklerle devam eden davada, 59'u tutuklu toplam 414 sanık yargılanıyor.

2 Temmuz'daki 61. celsede, mahkeme başkanı ile Ekrem İmamoğlu arasında savunma sırası ve takvimi nedeniyle sert bir tartışma yaşandı.

Mahkeme heyeti, yaşanan gerginliğin ardından İmamoğlu'nun salondan çıkarılmasına karar verdi.

İmamoğlu, mahkemenin savunmaları 9 Temmuz'a kadar tamamlama planına itiraz ederek, üst üste farklı davalarının bulunduğunu söyledi ve "Burada insanüstü bir gayretle hakkımızı savunuyoruz. Savunmaların 9 Temmuz'a yetişmesi mümkün değil" dedi.

Gerginlik sırasında izleyici sıralarında bulunan CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş ile mahkeme başkanı arasında da tartışma çıkmış ve duruşmaya bir süre ara verilmişti.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, sanık savunmalarının 9 Temmuz'da tamamlanmasını hedefliyor.

Yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianamede İmamoğlu, "Suç örgütü kurmak ve yönetmek" başta olmak üzere çok sayıda suçla itham ediliyor.

Savcılık, 142 ayrı eylemden sorumlu olduğunu sürdüğü İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.

İmamoğlu ise davayı "siyasi" olarak nitelendiriyor ve kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddediyor.

Japon Deprem Uzmanı, Çanakkale gerçeğini açıkladı

Japon Deprem Uzmanı Moriwaki: "Çanakkale Türkiye'nin deprem tehlike seviyesi 1'inci bölgelerden bir tanesi"

06.07.2026 10:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Japon Deprem Uzmanı, Çanakkale gerçeğini açıkladı
Japon Deprem Uzmanı, Çanakkale gerçeğini açıkladı
Japon Deprem Uzmanı, Yüksek Mühendis ve Mimar Yoshinori Moriwaki, Türkiye ve Çanakkale'nin deprem riskini değerlendirdi.

Japon Deprem Uzmanı, Yüksek Mühendis ve Mimar Yoshinori Moriwaki, Türkiye'nin deprem bölgesi olduğunu ve bunun için her zaman tedbirli olunması gerektiğini vurguladı. Kentsel dönüşümün büyük önemine değinen Yoshinori Moriwaki; binanın sağlamlığının, baktığı cephe ve metrekaresinden daha önemli olduğunu söyledi. Çanakkale'nin risk değerlendirmesini yapan Moriwaki, "Çanakkale 1912'de Marmara-Kuzey Anadolu Fay Hattının kuzey kolu olarak büyük deprem gördü. Tabi hemen şimdi olacak diye söyleyemeyiz ama risk var. Türkiye'nin deprem tehlike seviyesi 1'inci bölgelerden bir tanesi" dedi.

Japon Deprem Uzmanı, Yüksek Mühendis ve Mimar Yoshinori Moriwaki, "Çanakkale 1912'de Marmara-Kuzey Anadolu Fay Hattının kuzey kolu olarak büyük deprem gördü. Tabi hemen şimdi olacak diye söyleyemeyiz ama risk var.

Türkiye'nin deprem tehlike seviyesi 1'inci bölgelerden bir tanesi. Hocalar yeni keşifleriyle fay hatlarının fazla olduğunu söylüyor. Evet böyle ama Japonya'da bakıldığında da mutlaka fay hattı sayıları artıyor. Bunlar yeni de olabiliyor önceki fay hatlarının bölünmüş kolları da olabilir. Bu hocaların bu konuları bulup haberleştirmesiyle deprem riski arttı mı diye sorarsanız hayır derim. Teknolojinin gelişmesiyle görebildiğimiz fay oranları arttı" diye konuştu.

Yoshinori Moriwaki, sözlerine şöyle devam etti: "Kentsel dönüşüm devlet ve belediye tarafından yapılmaya çalışılıyor. Ama Japonya'ya baktığımızda depremde zarar gören bir bina hemen mühürleniyor.

Japonya'da tek tarafın kararı ile mühürlenirken Türkiye'de 2 tarafın yüzde 50 yüzde elli imkanı var. Kentsel dönüşüm için sadece devlet ve belediye değil vatandaşlara da yardım yapmak lazım. Ben de Japonya'da eski bir evde yaşadım. Eskiden güney tarafa bakıyordu şimdi doğu tarafına bakıyor ya da metrekare küçülebiliyor. İleride büyük deprem geldiğinde sıkıntı var ama bina sağlam bunu herkesin kabul etmesi gerekiyor."

Usta oyuncu Zihni Göktay yaşamını yitirdi

Türk tiyatrosuna 28 yıl oynadığı "Lüküs Hayat" ile damgasını vuran sanatçı Zihni Göktay hayatını kaybetti

06.07.2026 05:37:00
AA
 
Usta oyuncu Zihni Göktay yaşamını yitirdi
Usta oyuncu Zihni Göktay yaşamını yitirdi

Sanatçının kızı Zeynep Göktay Dilbaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, babasının vefat ettiğini belirterek, şu ifadelere yer verdi:

"Sene başında Ankara turnesinde yaşadığı kalça kırığının ardından artan sağlık sorunlarına rağmen, yaşama sevincini, çevresine duyduğu merakı ve son ana kadar yeniden sahneye çıkıp, çok sevdiği seyircisine kavuşma umudunu hiç kaybetmedi. Seyircisi, sevenleri ve hayatına dokunduğu herkes tarafından büyük bir sevgiyle kucaklandı. Babamız adına bu süreçte ilgi gösteren, arayanı soran ve yanında olan herkese gönülden minnettarız."

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da sosyal medya hesabında şunları kaydetti:

"Türk tiyatrosunun asırlık çınarı, geleneksel tiyatromuzun büyük temsilcisi Zihni Göktay Hocamızı ne yazık ki kaybettik. Onu tanıyan herkes, Zihni Hocamızın insan sıcaklığı ve sevgisi ile nasıl özel bir değer olduğuna şahit olmuştur. Eminönü Halkevi'nden yetişerek tam 53 yıl boyunca İBB Şehir Tiyatroları'nın yaşayan bir anıtı haline gelen ustamız, sahnelerimizdeki tuluat geleneğinin ve kavuklu ruhunun en görkemli ismiydi. O sadece üstün yeteneğiyle değil, vatanın her köşesindeki insana sanatı taşıma arzusu, halkın içinden hiç kopmayan mütevazı duruşu ve sahneye olan sarsılmaz sadakatiyle hepimize ilham oldu.

Sanata, insana ve tiyatroya duyduğu o eşsiz sevgiyle, ömrünün son anına kadar sahnede dolu dolu, yürekten bir hayat yaşadı. Türk tiyatrosunun kurucu babası Muhsin Ertuğrul ile bizzat çalışmış, onun yakın arkadaşı ve ekolün dev ismi Vasfi Rıza Zobu'nun tezgahından geçmişti. O, tiyatroyu 'insanı insanla, insanca anlatma sanatı' olarak gören o eski, disiplinli ve ahlaki ekolün son neferlerindendi. Mekanın cennet olsun Zihni Hocam. İBB Kültür ve İBB Şehir Tiyatroları Ailesi olarak bu tarifsiz acıyı derinden hissediyor, kıymetli ailesinin ve tüm sevenlerinin hüznünü yürekten paylaşıyoruz. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.

Usta tiyatrocu Zihni Göktay'ın eşi Sevinç Göktay, Ocak 2022'de yaşama veda etmişti.

Sanatçı Göktay, 2 Aralık 1945'te İstanbul'da dünyaya geldi.

Profesyonel kariyerine 1964'te Ankara Meydan Sahnesi'nde başlayan sanatçı, İstanbul Şehir Tiyatrolarına geçtiği 1973'e kadar bu görevini sürdürdü.

Göktay, 1978-1996 yıllarında İstanbul Radyosu Radyo Tiyatro Şubesi'nde birçok oyunda yönetmen ve oyuncu olarak görev aldı.

Türk tiyatrosunda tuluat geleneğinin son temsilcilerinden biri olarak kabul edilen sanatçı, 28 yıl oynadığı "Lüküs Hayat" operetindeki performansıyla unutulmazlar arasına girdi. Sanatçı, 36 yılda 72 oyunda rol aldı.

İstanbul Barosu'ndan NATO Zirvesi öncesi operasyonlara tepki: Demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağı

İstanbul Barosu, NATO Zirvesi öncesindeki gözaltıların "Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağı olduğunu, hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamaların, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına geldiğini" belirtti

05.07.2026 19:50:00
Haber Merkezi
 
İstanbul Barosu, NATO Zirvesi öncesindeki gözaltıların "Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağı olduğunu, hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamaların, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına geldiğini" belirtti.

İstanbul Barosu'ndan yapılan yazılı açıklamada, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin hemen öncesinde, sabaha karşı İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerde operasyonlar düzenlendiği anımsatıldı.

Arasında İstanbul Barosu üyesi ve aynı zamanda Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı Ezgi Önalan ile Yunusemre Işık'ın da bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Yine Birinci Meclis önünde baromuz üyeleri Pınar Akbina Karaman, Doğan Zafer Çıngı ve Fettah Ayhan Erkan ile Tacettin Çolak, İbrahim Kıvılcım Çolak ve Sait Kıran'la birlikte birçok yurttaş bu gözaltılara eklenmiştir.

Son haftalarda ülke genelinde uygulamaya konulan yaygın yasaklar, gözaltı ve tutuklama işlemleri ile savaş halinde bile koruma altında olan temel hak ve özgürlüklerin keyfi biçimde ve kitlesel olarak yok edilme sürecine dönüşmüş bulunuyor. Öyle ki daha geçen hafta düzenlenen operasyonlar kapsamında, içlerinde meslektaşlarımız Doğa İncesu, Semra Demir ve Kürşat Bafra'nın da bulunduğu onlarca kişi hukuka aykırı şekilde tutuklanmıştı. Bu operasyonlar Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağıdır. Hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamalar, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına gelmekte ve hak özneleri üzerinde caydırıcı etki yaratılması amaçlanmaktadır.

Avukatların üstlendikleri davalar, mesleki faaliyetleri, düşünceleri veya üyesi oldukları meslek örgütleri ve dernekler nedeniyle hedef haline getirilmeleri, Avukatlık Kanunu'nun avukatlık mesleğinin bağımsızlığını güvence altına alan hükümleri göz ardı edilerek sabaha karşı ev baskınlarıyla gözaltına alınmaları, yalnızca meslektaşlarımızın değil, savunma makamının ve adil yargılanma hakkının da hedef alınması anlamına gelmektedir. İstanbul Barosu olarak, gözaltındaki meslektaşlarımız ve yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyor; savunma makamının bağımsızlığına, hukuk devletine ve temel hak ve özgürlüklere yönelik her türlü müdahaleye karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ve meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Terör örgütünün silahlarını bırakması ve tasfiyesiyle, çıkarılacak yasalarla artık bu iş tamamen geride kalacak" dedi

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terör örgütünün silahlarını bırakması ve tasfiyesiyle, TBMM'de çıkarılacak yasalarla artık bu iş tamamen geride kalacak, ülkede birlik, beraberlik hakim olacak" dedi

05.07.2026 19:30:00
AA
 
 TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Terör örgütünün silahlarını bırakması ve tasfiyesiyle, çıkarılacak yasalarla artık bu iş tamamen geride kalacak" dedi
 TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Terör örgütünün silahlarını bırakması ve tasfiyesiyle, çıkarılacak yasalarla artık bu iş tamamen geride kalacak" dedi
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Şırnak'ta TRT Haber canlı yayınında ''Terörsüz Türkiye'' sürecine dair açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, "Ümit ediyorum ki parlamentomuz tatile girmeden evvel bu iş büyük oranda bitmiş olur ve Türkiye rahat bir nefes alır." ifadelerini kullandı.

Provokasyonlara ve kullanılan dile dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, sürecin yüzde 80'inin geride kaldığınıı belirtti.

Konuyla ilgili Meclis'in çok titiz bir çalışmayla raporunu tamamladığını belirten Kurtulmuş şunları söyledi: ''Çok zor bir rapordu. Destek veren tüm milletvekili arkadaşlarımıza ve siyasilerimize teşekkür ediyorum. Herkes tarafından ortak çalışması şeklinde değil de Meclis'e gelmesi şık olur. Dolayısıyla herkes bu sürece nasıl katkı verebilecekse versin, her türlü desteği vermeye hazır olduğumu söylemek isterim.

''GEÇİCİ BİR YASA OLACAK''

Herkes eteklerindeki taşı döktü. Kritik eşik diye bir tanımlamadan vazgeçildi. 'İmralı silahlara yer yoktur' dedi, örgüt böyle bir iradeyi ortaya koymasaydı böyle bir süreç başlamazdı. Silahların bırakıldığının tespitiyle oluşacak bir çerçeve yasa. Bu yasa geçici bir yasa olacak. Kıyamete kadar olmayacak. Silahlarını bırakan bundan istifade edecek. Yasal düzenleme genel af niteliğinde olmayacak.''

Namık Zeybek'in açtığı tazminat davasında karar: Oktay Saral tazminat ödeyecek

ATA Partisi Genel Başkanı Namık Zeybek'in, sosyal medya paylaşımı nedeniyle Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'a açtığı manevi tazminat davasında karar çıktı

05.07.2026 15:30:00
Haber Merkezi
 
Namık Zeybek'in açtığı tazminat davasında karar: Oktay Saral tazminat ödeyecek
Namık Zeybek'in açtığı tazminat davasında karar: Oktay Saral tazminat ödeyecek
ATA Partisi Genel Başkanı Namık Zeybek'in, sosyal medya paylaşımı nedeniyle Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'a açtığı manevi tazminat davasında karar çıktı. Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi, Saral'ın Zeybek'e 10 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti.

ATA Partisi Genel Başkanı Namık Zeybek'in, Cumhuriyet'in 102. yıl dönümünde düzenlenen Cumhuriyet Balosu'nda yaptığı konuşmanın ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral hakkında açtığı manevi tazminat davası karara bağlandı. Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada Zeybek, Cumhuriyet'in 102. yılına atıfla 29 bin 102 lira manevi tazminat talep ederken, mahkeme talebin bir kısmını kabul ederek Saral'ın 10 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verdi.

Kararın ardından ATA Partisi tarafından yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

"Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Sayın Oktay SARAL bu videoyu alıntılayarak, hakaret içeren ifadelerle yeniden paylaşmıştır.

ATA PARTİ Genel Bakanı kişilik haklarına yönelen bu saldırıyı, avukatı Ahmet DİNÇ vasıtasıyla yargıya taşımıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu günü ifade eden 29 rakamı ve konuşmanın Cumhuriyetimizin 102. yıldönümünde yapılmasından dolayı, bu iki rakam birleştirilerek 29.102,00TL tutarında manevi tazminat davası açılmıştır.

Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi davayı kabul ederek, Sayın Oktay SARAL'ın manevi tazminat ödemesine hükmetmiştir. Mahkemenin 2025/661 Esas sayılı dosyada verdiği karar, ifade özgürlüğü ile hakaret arasındaki ayırım ve hukuki sınır bir kez daha ortaya koymuştur. Bu karar ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde hiçbir makam, unvan veya kişinin hukukun üstünde olmadığı teyit edilmiştir.

ATA PARTİ Genel Başkanı Sayın Namık Kemal ZEYBEK, özellikle siyasette kullanılan dil ve üslupta hassasiyet ve nezaketin ön planda olması gerektiğine inanmaktadır.

ATA PARTİ hukukun üstünlüğü, yargının tarafsız ve bağımsızlığı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi ile Anayasamızda belirtilen temel değerleri sonuna kadar savunmaya devam edecektir. Kamuoyuna saygıyla duyururuz."

NATO 3.0 dönemi Türkiye’de başlayacak

Dünyanın gözü, 22 yıl sonra yeniden Türkiye'de düzenlenecek olan tarihi 36. NATO Liderler Zirvesi'ne çevrildi. Ankara, İttifak'ın gelecek stratejilerini belirleyecek kritik oturumlara ve liderler arasındaki küresel diplomasi trafiğine ev sahipliği yapıyor

05.07.2026 12:50:00
Haber Merkezi
 
NATO 3.0 dönemi Türkiye’de başlayacak
NATO 3.0 dönemi Türkiye’de başlayacak
Küresel güvenlik mimarisinin en önemli dönemeçlerinden biri olan 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da kapılarını açıyor. İttifak'ın 32 üyesinin lider kadrosunu bir araya getiren zirvede, Rusya-Ukrayna savaşı, yeni savunma bütçesi hedefleri ve terörle mücadele gibi kritik başlıklar masaya yatırılacak. Yaklaşık 3 bin basın mensubunun takip ettiği bu dev zirve, "NATO 3.0" olarak adlandırılan yeni askeri ve stratejik dönemin başlangıcı olarak nitelendiriliyor.

Trump geniş bir heyetle geliyor

Zirve kapsamında Ankara, uluslararası siyasetin en güçlü figürlerini ağırlıyor.

ABD Başkanı, yaklaşık bin kişilik dev bir heyet, güvenlik ve lojistik ekibiyle Ankara'ya geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Beştepe'de atlı birlikler eşliğinde yapılacak resmi törenin ardından baş başa bir görüşme gerçekleştirecek.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni Ankara'da müttefik masasında yer alacak.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, zirveye özel davetli olarak katılıyor. Ayrıca NATO'nun Asya-Pasifik ortakları olan Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda liderleri ile Avrupa Birliği lider kadrosu da zirvede hazır bulunacak.

Geçtiğimiz dönemde görevi devralan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirvenin resmi oturumlarına başkanlık edecek.

Yoğun diplomasinin iki günlük takvimi

Zirvenin resmi programı, askeri, ekonomik ve diplomatik komisyonların eş zamanlı oturumlarıyla oldukça yoğun bir takvime sahip.

7 Temmuz Salı (1. Gün): Zirve sabah saatlerinde Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde ilk kez resmi programa dahil edilen Savunma Sanayii Forumu ile başlayacak. Forumda insansız sistemler, uzay, yapay zeka ve transatlantik ortak üretim projeleri tartışılacak. Öğleden sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde müttefik Dışişleri Bakanları ile Körfez ülkeleri (Bahreyn, Kuveyt, Katar, BAE) temsilcileri bir araya gelecek. Akşam saatlerinde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde liderler onuruna resmi bir akşam yemeği düzenlenecek.

8 Temmuz Çarşamba (2. Gün): Sabah saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Genel Sekreter Mark Rutte liderleri resmi olarak karşılayacak ve geleneksel aile fotoğrafı çekilecek. Ardından en kritik oturum olan Kuzey Atlantik Konseyi Toplantısı gerçekleştirilecek. Zirve, öğleden sonra düzenlenecek kapanış ve değerlendirme basın toplantılarıyla sona erecek.

Masadaki büyük çatlaklar

Ankara Zirvesi, İttifak içi görüş ayrılıklarının en net şekilde telaffuz edileceği zirvelerden biri olmaya aday. Masadaki en büyük tartışma konusu "Savunma Harcamaları". ABD yönetiminin baskısıyla, üye ülkelerin savunma harcamalarını GSYH'lerinin yüzde 3.5'ine, altyapı yatırımlarını ise yüzde 1.5'ine çıkarmasını öngören yeni hedefin müttefikler arasında ciddi bütçe tartışmaları yaratması bekleniyor.

Bir diğer çatlak ise Ukrayna'ya yapılacak askeri yardımların boyutu ve Rusya ile kurulacak diyaloğun sınırları konusunda yaşanıyor. Washington ve Doğu Avrupa bloğu daha sert bir askeri tahkimat isterken, bazı Avrupa başkentleri daha temkinli bir hat savunuyor. Öte yandan Suriye'nin kuzeyi ve Doğu Akdeniz'deki stratejik dengeler konusunda da Fransa ve Türkiye arasında yeni bir sayfa açılmak istense de arka plandaki görüş ayrılıkları varlığını koruyor.

Türkiye'nin beklentileri

Ev sahibi Türkiye, Ankara Zirvesi'ni kendi milli güvenlik tezlerini ve savunma sanayii potansiyelini müttefiklerin önüne koymak için önemli bir fırsat olarak görüyor. Türkiye'nin zirvedeki temel beklentileri şu şekilde sıralanıyor:

1. 360 Derece Güvenlik Yaklaşımı: Ankara, NATO'nun sadece Doğu Avrupa ve Rusya tehdidine odaklanmasını eksik buluyor. Türkiye; Suriye, Gazze, Akdeniz ve Afrika kaynaklı istikrarsızlıklar ile sınır aşan terör örgütleriyle (PKK/YPG/FETÖ) mücadeleye İttifak'ın doğrudan destek vermesini talep ediyor.

2. Savunma Sanayiindeki Ambargoların Kaldırılması: Müttefiklerin birbirine uyguladığı gizli ya da açık savunma sanayii kısıtlamalarının tamamen kaldırılması istenecek.

3. ABD ile Kritik Masalar: Trump ile yapılacak ikili görüşmede, Milli Muharip Uçak KAAN'da kullanılacak F-110 motorlarının tedariki, F-35 programına geri dönüş süreçleri ve Suriye'deki ABD varlığı Ankara'nın öncelikli dosyaları arasında yer alıyor.

RTÜK'ten kanallara 'NATO Zirvesi' uyarısı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 7-8 Temmuz'da gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında yayıncı kuruluşların, haber ve tartışma programlarında kamu yararını ve milli güvenlik perspektifini gözetmesinin büyük önem arz ettiğini bildirdi

05.07.2026 12:13:00
Anadolu Ajansı
 
RTÜK'ten kanallara 'NATO Zirvesi' uyarısı
RTÜK'ten kanallara 'NATO Zirvesi' uyarısı

RTÜK'ün NSosyal hesabından yapılan açıklamada, Ankara'nın, 7-8 Temmuz tarihlerinde ülkenin, bölgesel ve küresel barışa katkı sunacağı önemli bir uluslararası diplomasi buluşmasına ev sahipliği yapacağı hatırlatıldı.

Türkiye'nin NATO içindeki kilit rolünü, diplomatik etkinliğini ve bölgesel caydırıcılığını bir kez daha öne çıkaracak bu zirvenin, devletin vakarını ve asil milletin ev sahipliğini uluslararası alanda sergileyeceği önemli bir süreç olduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Küresel güvenlik ve diplomasi başlıklarının yoğunlaştığı bu kritik dönemde, yayıncı kuruluşlarımızın haber ve tartışma programlarında kamu yararını ve milli güvenlik perspektifimizi gözetmeleri büyük önem arz etmektedir. Yayınların teyit edilmiş bilgiye dayalı, ölçülü, toplumsal hassasiyetleri gözeten ve dezenformasyondan uzak bir anlayışla yürütülmesi temel beklentimizdir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak, ifade özgürlüğü ile yayıncılık sorumluluğu arasındaki dengeyi esas alıyor, tüm yayın akışlarının İzleme ve Değerlendirme Uzmanlarımızca zirvenin ehemmiyetine uygun bir titizlikle takip edilmekte olduğunu önemle hatırlatıyoruz. Yayıncı kuruluşlarımızın ülkemizin uluslararası konumuna yakışır bir mesleki etikle hareket edeceklerine inanıyor, tüm medya mensuplarımıza görevlerinde başarılar diliyoruz." 

Haziran ayında okyanus sıcaklıkları rekor kırdı

Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Pasifik Okyanusu'nda hızla güçlenen El Nino hava olayının küresel sıcaklıkları benzeri görülmemiş seviyelere çıkardığını duyurdu. Yapılan son ölçümlere göre dünya genelindeki okyanusların yüzde 80'inden fazlası şiddetli deniz sıcak dalgalarının etkisi altında kalırken, uzmanlar Temmuz ve Eylül ayları arasında aşırı hava olaylarının daha da tırmanacağı konusunda kritik uyarılarda bulunuyor

05.07.2026 11:40:00
Eyüp Kabil
 
Haziran ayında okyanus sıcaklıkları rekor kırdı
Haziran ayında okyanus sıcaklıkları rekor kırdı
Küresel iklim krizi, Pasifik Okyanusu'nun ekvatoral bölgesinde yeniden canlanan güçlü El Nino salınımıyla birlikte geri dönülmez bir eşiğe doğru ilerliyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından Temmuz 2026 başında yayımlanan Küresel Mevsimsel İklim Raporu, dünya okyanuslarının tarihin en sıcak Haziran ayını geride bıraktığını ortaya koydu. Avrupa Birliği'nin deniz çevresi izleme sistemlerinden alınan verilere göre, Akdeniz, Kuzey Atlantik ve tropikal Pasifik başta olmak üzere küresel deniz yüzeyi sularının %80'inden fazlası aktif olarak "deniz sıcak dalgası" etkisi altında bulunuyor.

Sıcaklık rekorları peş peşe geliyor

WMO bilim insanı Alvaro Silva'nın yaptığı açıklamaya göre, güçlenen El Niño koşulları seragazı emisyonlarının yarattığı birikmiş ısıyla birleşerek karadaki ekstrem hava olaylarını da doğrudan tetikliyor.

Yaz mevsiminin henüz başında olunmasına rağmen Avrupa genelinde ekstrem sıcaklık dalgaları kaydedilmeye başlandı. Örgütün sözcüsü Clare Nullis, geçtiğimiz günlerde Almanya'da termometrelerin 41.7°C'yi göstererek yeni bir ulusal sıcaklık rekoru kırdığını belirtti. Benzer şekilde, Kuzey Amerika ve Asya'nın geniş kesimleri de erken başlayan aşırı sıcak hava dalgalarıyla (ısı kubbesi) mücadele ediyor.

Kuraklık ve sel riski kapıda

Meteoroloji uzmanları, Temmuz ve Eylül ayları arasındaki çeyrekte El Niño etkisinin zirve yapacağını öngörüyor. Bu durumun küresel çaptaki yansımaları bölgelere göre şu şekilde listeleniyor:

Orta Amerika ve Karayipler: Ortalamanın çok altında yağış alarak ciddi bir kuraklık riskiyle ve su krizleriyle karşı karşıya kalacak.

Güneydoğu Asya ve Endonezya: Muson sezonunda beklenenden çok daha kuru bir dönem geçirecek, bu da tarımsal üretimi ve gıda güvenliğini tehlikeye atacak.

Doğu Afrika: Eylül ve Aralık ayları arasındaki yağmurlu dönemde normalin üzerinde yağış alarak büyük sel felaketleriyle karşılaşma riski taşıyor.

Uzmanlar uyarıyor: "Ekstra bir sıcaklık artışı kapıda"

WMO yetkilileri, El Niño yıllarında küresel ortalama sıcaklıkların zaten üst seviyelere ulaştığını, ancak mevcut atmosferik kirlilik oranlarıyla bu durumun çok daha yıkıcı olabileceğini vurguluyor.

Okyanus ekosistemlerindeki mercan beyazlamalarından, tarımsal rekolte kayıplarına ve erken başlayan orman yangınlarına kadar geniş bir yelpazede acil durum önlemleri alınması çağrısı yapılıyor. Dünya genelindeki hükümetlerin su yönetimi, enerji altyapısı koruması ve erken uyarı sistemlerine yatırımlarını hızlandırması gerektiği ifade ediliyor.

Filyos Sahili'ne İHA vurdu

Zonguldak'ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde Karadeniz sahiline, askeri amaçlı olduğu değerlendirilen bir insansız hava aracının (İHA) vurması üzerine bölgede geniş güvenlik önlemleri alındı

05.07.2026 10:49:00
İhlas Haber Ajansı
 
Filyos Sahili'ne İHA vurdu
Filyos Sahili'ne İHA vurdu
Zonguldak'ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde Karadeniz sahiline, askeri amaçlı olduğu değerlendirilen bir insansız hava aracının (İHA) vurması üzerine bölgede geniş güvenlik önlemleri alındı.

Edinilen bilgilere göre, Filyos sahilinde kıyıya vurmuş bir insansız hava aracı gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda jandarma ekibi sevk edildi.



Bölgeyi güvenlik çemberine alan ekipler, vatandaşların İHA'nın bulunduğu alana yaklaşmasına izin vermedi. Olası patlayıcı ihtimaline karşı bomba imha uzmanları olay yerine çağrılırken, insansız hava aracı üzerinde teknik inceleme başlatıldı.



İlk değerlendirmelerde askeri amaçlı olduğu belirtilen İHA'nın menşeine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Güvenlik güçlerinin olayla ilgili incelemeleri sürerken, SAT komandolarının da bölgeye sevk edileceği öğrenildi.

Yetkililerden, yapılacak teknik incelemelerin ardından insansız hava aracının hangi ülkeye ait olduğunun ve Karadeniz'e nasıl ulaştığının netlik kazanması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.