logo
30 EYLÜL 2026

Tarım ilaçları kıskacındaki gıda geleceğimiz

Tarım ilaçları (pestisitler), modern tarımsal üretimin verimliliğini koruma arzusu ile insan sağlığı ve doğanın dengesini gözetme zorunluluğu arasında en çok tartışılan konuların başında gelir

30.09.2026 14:15:00
Hasan Gündoğdu
 
Tarım ilaçları kıskacındaki gıda geleceğimiz
Tarım ilaçları kıskacındaki gıda geleceğimiz
Küresel nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak adına başvurulan bu kimyasallar, doğru yönetilmediğinde ciddi çevresel ve sağlık sorunlarına yol açar.






Tarım İlaçlarının Faydaları ve Zararları

Faydaları:

Üretim ve Ekonomi: Mantar, böcek ve yabani ot kaynaklı ürün kayıplarını %30 ila %50 oranında engeller.

Gıda Arzı ve Maliyet: Birim alandan alınan verimi artırarak gıda arzını korur ve fiyat dalgalanmalarını dizginler.

Pazar Kalitesi: Ürünlerin zedelenmesini, şekil bozukluğunu ve çürümesini önleyerek görsel kaliteyi yükseltir.






Zararları:

Üretim ve Ekonomi: Topraktaki yararlı mikroorganizmaları, solucanları ve organik madde dengesini bozarak toprağı fakirleştirir.

Gıda Arzı ve Maliyet: Hedef dışı canlılara; özellikle tozlaşmayı sağlayan arılara, kuşlara ve faydalı böceklere zarar verir.

Pazar Kalitesi: Yeraltı sularına ve akarsulara sızarak su ekosistemlerini zehirler ve biyoçeşitliliği tehdit eder.






Tarım İlaçları Hiç Kullanılmazsa Ne Olur?

Sentetik tarım ilaçlarının birdenbire ve hazırlıksız şekilde tamamen hayatımızdan çıkarılması durumunda:

Devasa Rekolte Kaybı: Dünya genelinde gıda üretiminde kısa vadede %40 ila %60 arasında sert bir düşüş yaşanır.

Gıda Krizleri ve Yüksek Fiyatlar: Arzın hızla daralması, temel gıda maddelerinin fiyatlarını katlayarak özellikle dar gelirli kesimler için gıdaya erişim krizine yol açar.

Tarımsal Alan Baskısı: Aynı miktarda rekolteyi elde edebilmek için daha fazla araziye ihtiyaç duyulur; bu da ormanların ve doğal alanların tarıma açılması riskini doğurur.

Bu tablo kimyasala bağımlı kalmamız gerektiğini değil; geçişin kademeli, bilimsel ve biyolojik yöntemlerle desteklenerek yapılması gerektiğini gösterir.






Zararsız Tarım İlaçları Var mı? Neden Hâlâ Kimyasallar Kullanılıyor?

Tam anlamıyla "sıfır zararlı" bir pestisit yoktur; çünkü amaç belirli bir canlı organizmayı etkisiz hale getirmektir. Ancak Biyopestisitler (Biyolojik Tarım İlaçları) çevreye ve insana kıyasla çok daha güvenli alternatiflerdir:

Bakteriyel ve Mantar Kaynaklı Ürünler: Doğada zaten var olan faydalı bakteriler (örneğin Bacillus thuringiensis) veya doğaya zarar vermeyen mikrobiyal ajanlar.

Bitkisel Ekstreler: Neem yağı, sarımsak özütü ve doğada hızla çözünen bitkisel yağlar.

Doğal Mineraller: Organik tarımda belirli sınırlar dâhilinde kullanılan kükürt ve bakır bileşikleri.






Güvenli Alternatifler Varken Neden Hâlâ Zararlı Kimyasallar Kullanılıyor?

Maliyet Farkı: Sentetik kimyasalların fabrikasyon seri üretimi ucuzken, biyolojik ürünlerin geliştirilmesi ve uygulanması daha yüksek maliyetlidir.

Etki Hızı ve Kolaylık: Kimyasal ilaçlar saatler içinde kesin sonuç verirken, biyolojik yöntemler zaman ve düzenli takip gerektirir.

Raf Ömrü ve Depolama: Biyopestisitlerin raf ömrü kısıtlıdır ve çoğu zaman özel saklama koşulları (soğuk zincir vb.) ister.

Alışkanlık ve Bilgi Eksikliği: Üreticilerin geleneksel ilaçlama alışkanlıklarını değiştirmesi zaman alır.

Bu Durum Önlenemez mi?

Kimyasal kullanımını tamamen sıfırlamak bir günde mümkün olmasa da minimum seviyeye indirmek kesinlikle mümkündür. Bunun dünyadaki temel modeli Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) yaklaşımıdır:

Önleyici Tedbirler: Dayanıklı tohum çeşitleri seçilir, ekim nöbeti (münavebe) uygulanır ve toprak yapısı güçlendirilir.

Biyolojik Mücadele: Zararlı böcekleri yiyen faydalı avcı böcekler (örneğin uğur böcekleri veya avcı akarlar) tarlaya salınır.

Son Çare Kimyasal: Sadece zararlı yoğunluğu ekonomik zarar eşiğini aştığında ve yalnızca hedefe yönelik, kalıntı bırakmayan kimyasallar en düşük dozda kullanılır.








Zararlı Tarım İlaçlarının Sağlığımıza Olan Tehditleri

Pestisit kalıntıları içeren gıdaların uzun süre tüketilmesi ve ilaçlama yapan kişilerin maruziyeti iki farklı sağlık risk grubu oluşturur:

Akut Zehirlenmeler: İlaçlama sırasında koruyucu ekipman kullanılmaması veya ürünlerin yıkanmadan tüketilmesi sonucu baş dönmesi, mide bulantısı, solunum güçlüğü ve nörolojik şoklar.

Kanser Riski: Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kategorize edilen birçok sentetik pestisit bileşeni, lenfoma, lösemi ve organ kanserleri ile ilişkilendirilmektedir.

Hormonal ve Endokrin Bozukluklar: Vücudun hormon sistemini taklit eden veya bozan kimyasallar (endokrin bozucular); kısırlaşma, tiroit bozuklukları ve erken doğuma yol açabilir.

Nörolojik Hasarlar: Çocuklarda ve bebeklerde nörolojik gelişimi olumsuz etkileyerek dikkat eksikliği, hiperaktivite ve gelişimsel gerilik riskini artırır.

Karaciğer ve Böbrek Yükü: Vücudun yabancı kimyasalları süzme ve toksinlerden arındırma mekanizmasını aşırı yorarak kronik organ yetmezliklerine zemin hazırlar.






Devletin Yapması Gerekenler ve Politika Adımları

Devlet, üretim güvenliği ile halk sağlığı arasındaki dengeyi kuracak en temel aktördür. Bu noktada atılması gereken başlıca adımlar şunlardır:

Denetim ve İzlenebilirlik:

Tarladan sofraya kadar gıda güvenliği zinciri kurulmalı; hallerde ve zincir marketlerde düzenli pestisit kalıntı analizleri yapılmalıdır.

Yasaklı veya yüksek riskli etken maddelerin ülkeye girişi ve satışı sıkı kontrol altına alınmalıdır.

Teşvik ve Destek Mekanizmaları:

Biyolojik mücadele ürünleri ve biyopestisitler üzerindeki vergi yükü azaltılmalı, bu ürünleri kullanan çiftçilere doğrudan gelir desteği sağlanmalıdır.

Organik ve iyi tarım uygulamalarına verilen teşvikler artırılmalıdır.

Çiftçi Eğitimi ve Reçeteli Satış:

Tarım ilaçları eczanelerdeki ilaçlar gibi reçeteli hale getirilmeli; zirai mühendis kontrolü olmadan ilaç satışı engellenmelidir.

Çiftçilere doğru dozaj, son ilaçlama ile hasat arasındaki bekleme süresi ve koruyucu ekipman kullanımı konusunda sahada sürekli eğitim verilmelidir.

Yerli AR-GE Desteği:

Üniversiteler ve araştırma enstitüleri bünyesinde biyolojik mücadele ajanlarının yerli imkânlarla üretilmesi için fonlar ayrılmalıdır.

Bartın Irmağındaki köpüklenmede tarım ilacı şüphesi

Bartın Irmağının Çağlayan mevkiinde hemen her şiddetli yağışta meydana gelen köpüklenmenin çevredeki tarım arazilerinde kullanılan ilaçlardan kaynaklandığı tahmin ediliyor. Ekiplerce sudan numune alındı

30.09.2026 13:56:00
İHA
 
Bartın Irmağındaki köpüklenmede tarım ilacı şüphesi
Bartın Irmağındaki köpüklenmede tarım ilacı şüphesi
Bartın kent merkezinden geçerek Karadeniz'e dökülen Bartın Irmağının Çağlayan mevkiinde bentten dökülen suların köpürmesi dikkat çekti. Oluşan köpükler ırmak yüzeyinin büyük bölümünü kapladı. Köpüklenmenin ırmağa karışan atık ve kimyasallardan kaynaklandığı ihtimali üzerine ise Çevre ve Şehircilik bakanlığı ekiplerince inceleme başlatıldı.






 Çamur renginde akan ırmaktaki köpüklenmeyi fotoğraflayan ekipler, suyun memba ve mansap kısımlarından örnekler aldı. Irmaktan alınan numuneler, laboratuvarda incelenmek üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na gönderildi.








Irmağın çevresini de dolaşan ekipler, yaptıkları ilk tespitlerde ırmak kenarında kimyasal atık karıştırabilecek bir işletme yada atık deşarj hattına rastlamadı. Hemen her şiddetli yağmurda yaşanan köpüklenmenin çevredeki tarım arazilerinde kullanılan ilaçlardan kaynaklandığı tahmin ediliyor. Daha önce de bir çok kez ırmaktan alınan numunelerin bakanlık laboratuvarında yapılan incelemelerde, yoğun azot bileşenlerine rastlanıldığı ve bu durumun da tarım arazilerinde kullanılan ilaçları işaret ettiği öğrenildi.

Alınan son numune sonuçlarının ise önümüzdeki günlerde çıkacağı öğrenildi.

Mersin'deki mobilya mağazası küle döndü

4 katlı mobilya imalat ve satış mağazasında çıkan yangın çok sayıda ekibin yaklaşık 2,5 saatlik müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürülmesinin ardından soğutma çalışması sabaha kadar sürdü

30.09.2026 11:41:00
İhlas Haber Ajansı
 
Mersin'deki mobilya mağazası küle döndü
Mersin'deki mobilya mağazası küle döndü
Mersin'in Mezitli ilçesinde 4 katlı mobilya imalat ve satış mağazasında çıkan yangın çok sayıda ekibin yaklaşık 2,5 saatlik müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürülmesinin ardından soğutma çalışması sabaha kadar sürdü. Tedbir amaçlı itfaiye ekibinin bulunduğu alanda yangından geriye küle dönen mağazanın inşaatı kaldı.






Yangın, dün akşam saatlerinde merkez Mezitli ilçesi Kuyuluk Mahallesi Fındıkpınarı Caddesi üzerindeki mobilya imalat ve satış mağazasında henüz bilinmeyen bir nedenle çıktı. İş yerindeki mobilya ve diğer yanıcı malzemelerin tutuşmasıyla yangın kısa sürede büyüyerek mağazayı sardı. 






Haber verilmesi üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekipler, alevlere farklı noktalardan müdahale ederek yangını kontrol altına almaya çalıştı. AFAD koordinesinde Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Orman Müdürlüğü, OSB'den 15 itfaiye, 6 TOMA, 12 su ikmal aracı, 7 arozöz ile müdahale edilen yangın yaklaşık 2,5 saatlik çalışmasıyla söndürüldü.







Soğutma çalışmaları ise sabaha kadar sürdü. Sabah olmasıyla birlikte yangının enkazı tamamen ortaya çıktı. 4 katlı mağaza küle dönerken geriye inşaatı andıran bina kaldı.

Bölgede itfaiye ekibi tedbir amaçlı bekletilirken, zaman zaman çıkan dumanların olduğu bölgelere de müdahale ediliyor.

Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi

Sakarya'da etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış, yollarda su birikintilerine sebep oldu. Araçlar yollarda temkinli bir şekilde hareket etti

28.09.2026 13:57:00
İHA
 
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Sakarya'da sağanak yağış yolları gölete çevirdi
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) yaptığı son tahminlerin ardından beklenen yağış, Sakarya'da şiddetli bir şekilde başladı.








Gök gürültüsüyle birlikte aniden bastıran sağanak, cadde ve sokaklarda su birikintilerine yol açarken, sürücüler ve yayalar yollarda ilerlemekte güçlük çekti. 






Su birikintilerinin yoğun olduğu bazı bölgelerde ise araçlar temkinli bir şekilde sürüş gerçekleştirdi. Yağışlar hafta boyunca sürmesi bekleniyor.




















Sakarya'da restoran alevlere teslim oldu: Çok sayıda ekip sevk edildi

Sakarya'nın Serdivan ilçesinde bir restoran alevlere teslim oldu. Yangının kısa sürede büyümesi üzerine olay yerine çok sayıda ekip sevk edildi

26.09.2026 11:40:00
İHA
 
Sakarya'da restoran alevlere teslim oldu: Çok sayıda ekip sevk edildi
Sakarya'da restoran alevlere teslim oldu: Çok sayıda ekip sevk edildi
Yangın, Bahçelievler Mahallesi Ata Sokak'ta, Muhsin Yazıcıoğlu Bulvarı üzerinde bulunan restoranda meydana geldi. Henüz belirlenemeyen nedenle restoranın içerisinde yangın çıktı.






Alevleri ve yoğun dumanı gören çevredeki vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ekibinin yanı sıra polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. 






Kısa sürede olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, alevlerin çevredeki yapılara sıçramaması için çalışma başlattı.








Restoranı saran alevlere ekiplerin müdahalesi sürüyor.




















Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar

Deprem, öncesinde hazırlık yapılması ve anında doğru reflekslerin gösterilmesi gereken en kritik doğal afetlerden biridir. Sarsıntı başladığında ilk birkaç saniye içinde verilen kararlar, hayati önem taşır

24.09.2026 13:01:00
Hasan Gündoğdu
 
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Deprem anında yapılması gerekenler

Sarsıntı başladığı anda temel amaç, baş ve boyun bölgesini korumak ve ezilme riskini en aza indirmektir.

Çök - Kapan - Tutun Pozisyonunu Alın: Güvenli bir nesnenin (sağlam bir masa, çelik çamaşır makinesi veya dayanıklı bir koltuk) yanında diz çökün. Başınızı ve boynunuzu kollarınızla koruyacak şekilde kapanın ve sarsıntı bitene kadar sabit bir nesneye sıkıca tutunun.

Olduğunuz Yerde Kalın: İç mekândaysanız içeride kalın. Sarsıntı sırasında koşmak, merdivenlere yönelmek veya dışarı çıkmaya çalışmak düşme ve yaralanma riskini artırır.






Yatakta Yakalandıysanız Başınızı Koruyun: Eğer yataktaysanız ve üzerinize düşecek ağır bir nesne (raf, avize vb.) yoksa yatakta kalın, yüzüstü yatıp başınızı yastıkla kapatın.

Açık Alandaysanız Güvenli Bölgeye Geçin: Binalardan, elektrik direklerinden, ağaçlardan ve istinat duvarlarından uzak, açık bir alanda sarsıntının geçmesini bekleyin.

Araç Kullanıyorsanız Sağa Çekip Durun: Trafiği engellemeyecek şekilde aracı güvenli bir yere çekin, motoru durdurun ve araç içinde sarsıntının bitmesini bekleyin. Binaların, köprülerin, viyadüklerin veya üst geçitlerin altına ya da üstüne park etmeyin.

Asansördeyseniz İlk Kat Butonuna Basın: Eğer hareket halindeki bir asansördeyseniz durabileceği ilk kat butonuna basarak asansörü terk edin.






Deprem Anında Yapılmaması Gerekenler

Sarsıntı anındaki panik, yanlış davranışlara yol açarak hayati risk oluşturabilir.

Balkon ve Pencerelerden Atlamayın: Sarsıntı sırasında panikle balkona çıkmak, pencereden atlamak veya asansöre yönelmek yaralanma ve ölüm vakalarının en büyük sebeplerinden biridir.

Merdivenleri ve Asansörleri Kullanmayın: Merdivenler binaların en hassas ve ilk çökebilecek kısımları arasındadır. Asansörler ise elektrik kesintisi veya mekanik sıkışma nedeniyle mahsur kalma riski taşır.






Kapı Eşiklerinde Durmayın: Eski mimari inanışların aksine, modern binalarda kapı eşikleri taşıyıcı özelliğe sahip değildir ve baş üzerine düşebilecek yükler açısından güvensizdir.

Kibrit, Çakmak veya Elektrik Anahtarı Kullanmayın: Deprem sonrası gaz kaçakları meydana gelebilir. Alev kaynakları kullanmak veya elektrik düğmelerine basmak patlamalara yol açabilir.

Telefon Hattını Gereksiz Yerde Meşgul Etmeyin: Acil durumlar dışında arama yapmayın; haberleşmeyi SMS veya internet tabanlı mesajlaşma uygulamaları üzerinden sağlayarak acil hatları açık tutun.






Deprem Sonrası İlk Dakikalarda Ne Yapılmalı?

Sarsıntı tamamen bittikten sonra sakin kalıp hızlı adımlar atılmalıdır:

Kendinizi ve Çevrenizi Kontrol Edin: Önce kendi güvenliğinizi sağladığınızdan emin olun, ardından çevrenizdekilerin durumunu kontrol edin.

Gaz, Su ve Elektrik Vanalarını Kapatın: Olası ikincil felaketleri (yangın, su baskını vb.) önlemek için ana vanaları kapatın.

Acil Durum Çantasını Alarak Binayı Terk Edin: Önceden hazırladığınız deprem çantasını yanınıza alıp merdivenleri dikkatlice kullanarak binayı tahliye edin.

Toplanma Alanına Gidin: Önceden belirlenmiş mahalle toplanma alanına geçerek yetkililerin yönlendirmelerini bekleyin.

Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, WhatsApp durumunda yapay zekayla oluşturduğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikteki fotoğrafını paylaşan şüpheli gözaltına alındı

23.09.2026 12:44:00
İHA
 
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Edinilen bilgilere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/214389 sayılı soruşturması kapsamında yürütülen çalışmalarda, şüpheli Mehmet Ç.'nin (53) WhatsApp durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Gürlek'in fotoğraflarının yanında yapay zeka kullanarak oluşturduğu değerlendirilen kendi fotoğraflarına yer verdiği paylaşımlar yaptığı tespit edildi.






Söz konusu paylaşımlarla kamu görevlileriyle ilişkisi bulunduğu ve bu kişiler nezdinde hatırı sayıldığı yönünde bir izlenim oluşturduğu değerlendirilen şahıs, 23 Eylül tarihinde Keçiören ilçesindeki adresinde gözaltına alındı. 






Mevcutlu şekilde adli mercilere sevk edilmesi beklenen Mehmet Ç.'nin Ankara doğumlu olduğu ve 4 ayrı suç kaydının bulunduğu belirtildi.








Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.