logo
26 TEMMUZ 2026

Travestiler otoyolu karıştırdı

28.07.2001 00:00:00
 
Her zaman otoyollarda kazalara sebebiyet verebilecek davranışlarda bulunan travestiler tehlike saçmaya devam ediyor. Dün de kamyonculara kızan 5 travesti, TEM Otoyolu'nun Kavacık bölümünü trafiğe kapattı. Kendilerine kötü davrandıkları gerekçesiyle kamyonculara sinirlenen 5 travesti, gece saatlerinde, ellerine geçirdikleri kazma ve küreklerle TEM Otoyolu Kavacık bölümüne çıktı. Otoyolun İstanbul yönünü trafiğe kapatan travestilere olay yerine gelen polis ekiplerince, yolu açmaları yönünde uyarıda bulunuldu. Uyarıyı dinlemeyen travestiler, otoyolda durdurdukları araçlara ve sürücülere saldırmaya başladı. Saldırganlar daha sonra gözaltına alındı.

Tuncer Bakırhan'dan çerçeve yasa açıklaması: Her şey değil ama çok önemli bir aşama

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan yeni çözüm süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasanın bu hafta TBMM'ye gelmesini beklediklerini söyleyerek, "Bu yasa her şey değil ama çok önemli bir aşamadır" dedi

26.07.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Tuncer Bakırhan'dan çerçeve yasa açıklaması: Her şey değil ama çok önemli bir aşama
Tuncer Bakırhan'dan çerçeve yasa açıklaması: Her şey değil ama çok önemli bir aşama
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Mersin İl Başkanlığı Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, hükümetin "Terörsüz Türkiye süreci" olarak adlandırdığı süreç kapsamında hazırlanan çerçeve yasanın bu hafta TBMM'ye sunulmasını beklediklerini belirtti.

Orta Doğu'daki gelişmelere dikkati çeken Bakırhan, Türkiye'de yeni bir çözüm sürecinin konuşulmasının önemli olduğunu ifade ederek, "Acıları yeniden depreştirecek değil, acıların yeniden yaşanmaması için mücadele edeceğiz. Amed'in onuruyla Edirne'nin onurunu birlikte savunacağız. Siirt'in acısına da Trabzon'un acısına da saygı duyacağız. Umarım bu kez bu süreci ıskalamayız" dedi.

"Müzakereyle çözümünü sağlayacak bir süreç içindeyiz"
Bir aksilik çıkmazsa çerçeve yasanın en kısa sürede Meclis'e geleceğini ifade eden Bakırhan şunları söyledi:

"Bu yasayı küçümsememek gerekiyor. Bu yasa 50 yıllık acının, kanın, çatışmanın ve şiddetin ortadan kalkarak Kürt meselesinin demokratik ve hukuk zemine geçmesini sağlayacak bir yasadır. Kürt meselesini şiddet zemininden alarak diyalog ve müzakereyle çözümünü sağlayacak bir süreç içindeyiz."

Meclis'e gelecek yasanın terör eylemine karışmış, karışmamış gibi kategorik ayrımlar yapmaması gerektiğini savunan Bakırhan, "Yüreğinde ve aklında barışa inanan ve barışa gelmek isteyen hiç kimseye bu yasa kapıları kapatmamalıdır. Yasa, gelmek isteyen hiç kimseyi dışarıda bırakmamalıdır. Yarım bir yasa değil, tam bir yasa olmalıdır" dedi.

Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!


 
Yaz aylarında güneş ışınlarına maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ciltte güneş yanıkları, lekelenmeler, erken yaşlanma belirtileri ve bazı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. 

25.07.2026 23:36:00
MURAT ÇORBACI
 
Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!
Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!

Yaz aylarında güneş ışınlarına maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ciltte güneş yanıkları, lekelenmeler, erken yaşlanma belirtileri ve bazı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. Özellikle ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinin DNA yapısında hasara yol açarak, uzun vadede cilt kanseri riskini artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde 1.5 milyondan fazla yeni cilt kanserleri teşhis edildi. Üstelik, eskiden daha ileri yaşlarda görülen cilt kanserleri artık 30'lu ve 20'li yaşlardaki bireylerde de daha sık karşımıza çıkıyor. Bu artışta kontrolsüz güneşlenme alışkanlıkları ve çocukluk dönemindeki yoğun ultraviyole ışınlarına maruz kalma önemli rol oynuyor.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneşin zararlı etkilerinden korunmamızda güneş koruyucu ürünlerin kilit bir rol üstlendiğini belirterek, "Koruyucu ürünler ultraviyole ışınlarının cilt üzerindeki zararlı etkilerini azaltarak hem erken yaşlanma sorunlarına hem de cilt kanseri riskine karşı önemli bir koruma sağlar. Ancak etkin koruma için doğru ürün seçimi ve doğru kullanım büyük önem taşır. En sık yapılan üç hata; güneş koruyucuyu yetersiz miktarda sürmek, gün içinde yenilememek ve koruyucuya güvenerek uzun süre güneş altında kalmaktır" dedi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneş koruyucularda dikkat etmemiz gereken bazı kuralalrı anlattı.

1. "İstediğim kadar güneşlenebilirim" hatasına düşmeyin!
2. SPF 50 altı ürünler yetersiz kalabilir.

3. Sadece SPF tek başına yeterli değil. Ambalaj üzerinde 'Broad Spectrum', 'UVA/UVB Koruması' veya UVA logosu bulunan ürünleri tercih etmeniz cilt sağlığınız için çok önemli.
4. Her güneş koruyucu her cilt tipi için uygun olmayabiliyor.

5. Yüz ve vücudunuza aynı ürünü kullanmayın.
6. 20-30 dakika kuralına dikkat! Kimyasal filtreli ürünlerin cilt üzerinde etkili koruma oluşturabilmesi için dışarı çıkmadan yaklaşık 20-30 dakika önce uygulanması gerekiyor.

7. Cildinizde yeterince sürdüğünüzden emin olun.
8. Gün içinde her 2 saatte bir yenileyin.

Trabzonlu bakandan Trabzon halkına siem


 
1966 Trabzon doğumlu olan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yapılan ölçümlerde Karadeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin en kilolu bölgesi olarak belirlendiğine işaret ederek, "Onun için kuymağı yiyelim, sütlacı yiyelim ama lütfen hareket edelim. Bu konuda eskiden sabah kahvaltısında kuymak yiyip tütün tarlasına giden annelerimiz, ninelerimiz gibi değil, maalesef masada oturan insanlar olmuş durumdayız" dedi.

25.07.2026 11:16:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Trabzonlu bakandan Trabzon halkına siem
 Trabzonlu bakandan Trabzon halkına siem

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yapım çalışmaları devam eden Trabzon Şehir Hastanesi'nde incelemelerde bulundu. Trabzon Şehir Hastanesi'nde bütün tedavileri yapabilecek, dünyanın en ileri teknoloji cihazlarını kullanabilecek fiziki yapıyı gerçekleştirdiklerini dile getiren Memişoğlu, "Hekimlerimiz de bu konuda yeterli. İnşallah bölgenin merkezi olacak. Sadece bölgeye değil, esasında Gürcistan'dan İran'a her türlü yabancı hastaya da hizmet edebilecek bir binadayız. Herkese hayırlı olsun. Emeği geçenlere çok teşekkür ederim" dedi. Memişoğlu, 2023'te başlayan inşaat çalışmalarında sona gelindiğini ifade ederek, yaklaşık 265 bin metrekarelik alanda deprem izolatörü kullanıldığını vurguladı.

Bazı hastaneler taşınacak

Trabzon'da diğer hastanelerin taşınması konusuna değinen Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kemik Hastanesi ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ni buraya taşıyacağız. Kanuni Hastanemiz aynı şekilde doğu bölgesinde sağlık hizmeti eğitim araştırma olarak devam edecek. Bunun yanında Numune Hastanesi'nin sağlık hizmetini de buraya taşıyacağız. Fatih Hastanemizde de hizmetlere devam edeceğiz. İnşallah Fatih Hastanesi'ni yenileyerek merkezde de bir hastanemizin yeni bir şekilde hizmetine devam etmesini sağladık. Ben bütün Trabzon halkına hayırlı olmasını diliyorum."



Sağlığa ulaşım çok kolaylaşmış durumda

Trabzon'da doğduğunu ve şehirde geçmiş sağlık hizmetlerini bildiğini dile getiren Memişoğlu, "Şu anda Türkiye ve Trabzon sağlık anlamında geçmişe göre çok çok iyi yerlerde. Her bir vatandaşımız bugün sağlıktan yılda 12,2 kez hizmet alıyor. Sağlığa ulaşım çok kolaylaşmış durumda. Yalnız toplumumuzdan en çok istediğim de sağlıklı olmalarını sağlamak. Yani esas hedefimizin sağlıklı kalmak olması, kötü alışkanlıklardan, kötü beslenmeden, hareketsizlikten uzak durmamız lazım. Onun için sigara dediğimiz, alkol dediğimiz kötü alışkanlıklardan herkesin uzak durmasını, egzersiz yapmasını ve kilolarına dikkat etmesini istiyorum" diye konuştu.

Bu kilolar niye?

Memişoğlu, yapılan ölçümlerde Karadeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin en kilolu bölgesi olarak belirlendiğine işaret ederek, "Onun için kuymağı yiyelim, sütlacı yiyelim ama lütfen hareket edelim. Bu konuda eskiden sabah kahvaltısında kuymak yiyip tütün tarlasına giden annelerimiz, ninelerimiz gibi değil, maalesef masada oturan insanlar olmuş durumdayız. Sağlıklı hayat merkezlerine ve aile hekimliklerine giderek bu konuda bedenimize nasıl bakacağımızı, nasıl sağlıklı kalacağımızı öğrenelim" ifadelerini kullandı. 

YKS'de 'sıfır çekenler'in sayısı katlandı


 
Sınava katılan 67 bin 87 aday TYT puanının hesaplanmasına yetecek neti çıkaramadı, bir başka ifadeyle 'sıfır çekti.' Bu sayı geçen seneye göre yaklaşık yüzde 64 arttı. Geçen sene bu sayı 40 bin seviyesinde idi.

25.07.2026 11:02:00
Haber Merkezi
 
YKS'de 'sıfır çekenler'in sayısı katlandı
YKS'de 'sıfır çekenler'in sayısı katlandı

Türkiye'de 20-21 Haziran'da yapılan ve üniversite tercihlerini belirleyen Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) bu yıl 2 milyon 255 bin öğrenci girdi. ÖSYM'nin 21 Temmuz'da açıkladığı YKS sonuçları, yüksek puan dilimindeki adayların sayısının arttığını ancak özellikle matematik ve fen testlerinde ortalama doğru cevap sayısının yine düşük düzeyde kaldığını gösterdi. Bu yıl YKS'ye katılan aday sayısı geçen yıla göre Temel Yeterlilik Testi (TYT), Alan Yeterlilik Testi (AYT) ve Yabancı Dil Testi (YDT) oturumlarının tamamında azaldı. 170 bin kişi başvurduğu halde sınava girmedi. YKS'nin üç oturumunda toplam 301 adayın sınavı geçersiz sayıldı.

0.5'lik net bile çıkaramayan kitle

Sınava katılan 67 bin 87 aday TYT puanının hesaplanmasına yetecek neti çıkaramadı, bir başka ifadeyle 'sıfır çekti.' Bu sayı geçen seneye göre yaklaşık yüzde 64 arttı. Geçen sene bu sayı 40 bin seviyesinde idi.
Çünkü sınav kurallarına göre puan hesaplanması için Türkçe ya da matematikten 0.5 net yapılması gerekiyor. Yani eksiye düşülmemesi şart.
ÖSYM henüz iller bazında başarı sıralaması yayımlamadı. Ancak Türkiye birincilerinin önemli bölümü İstanbul'daki okullardan çıktı. TYT'de beş birincinin üçü; sayısal birincisi, sözel birincisi, eşit ağırlık birincisi ve İngilizce, Almanca, Arapça ve Rusça birincileri İstanbul'dan çıktı. Kabataş Erkek Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi ve Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi başta olmak üzere birçok başarılı okul zirvede yer aldı.

Özel okullar başarısız

Öğrencilerinin derece yaptığı diğer iller ise Eskişehir, Şanlıurfa, Denizli oldu. 2026 YKS sonuçlarında dikkat çekici bir diğer konu da, özel okullardan hiç Türkiye birincisi çıkmaması ve devlet okullarının öne çıkması oldu. Oysa LGS'de özel okullar devlet okullarına fark atmıştı. Türkiye Özel Okullar Derneği (TÖZOK) Başkanı Zafer Öztürk, Türkiye'de özel okullarda okuyan öğrencilerin genellikle yurtdışındaki üniversiteleri tercih ettiğini söylüyor. Öztürk, Türkiye'deki en prestijli ilk 10 özel okulun öğrencilerinin en az yüzde 65-70 seviyesinde yurt dışına gittiğini belirtiyor.

Orta Asya’yı CIA’ye peşkeş çeken Türk dünyası haini!

Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini’ açıklamasından sonra akıllara ilk gelen kim bu Enver Altaylı, sorusu oldu

25.07.2026 06:55:00
Haber Merkezi
 
Orta Asya’yı CIA’ye peşkeş çeken Türk dünyası haini!
Orta Asya’yı CIA’ye peşkeş çeken Türk dünyası haini!
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini' açıklamasından sonra akıllara ilk gelen kim bu Enver Altaylı, sorusu oldu.

İşte kısaca Enver Altaylı?



Enver Altaylı, Türkiye'nin istihbarat ve siyaset tarihinde MİT, MHP, FETÖ ve doğrudan CIA (Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı) bağlarını üzerinde toplayan en kritik aktörlerden biridir.

Kendisinin CIA ile olan ilişkisi, yalnızca dönemsel bir irtibatın ötesinde, tüm kariyerini ve operasyonel faaliyetlerini şekillendiren temel unsurdur.

CIA bağlantılarının temeli



Enver Altaylı'nın uluslararası casusluk ağlarındaki rolü, CIA'in efsanevi casusu ve Orta Asya uzmanı olan Ruzi Nazar'ın himayesine girmesiyle başlamıştır.

Nazar, İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'nın Türkistan Lejyonu'nda savaşmış, ardından CIA adına çalışmaya başlamış ve Türkiye'de de uzun yıllar görev yapmış bir isimdir.

Altaylı, Kara Harp Okulu'ndan atıldıktan sonra Ruzi Nazar'ın tavsiyesi ve yönlendirmesiyle MİT'e girmiş ve kendisinin adeta "manevi oğlu" ve en yakın öğrencisi olmuştur.

Altaylı, sonraki yıllarda Ruzi Nazar'ın biyografisini yazarak bu derin ilişkiyi kendisi de tescillemiştir.

MHP ve Alparslan Türkeş dönemindeki CIA Gölgesi



1970'li yıllarda MİT'ten ayrılan Altaylı, Alparslan Türkeş'in danışmanı ve MHP Genel Müfettişi olarak görev yaparken, arkasındaki bu CIA/Ruzi Nazar desteğini milliyetçi camia içinde bir güç unsuru olarak kullanmıştır.

Soğuk Savaş dönemi konjonktüründe, Türkiye'deki antikomünist hareketlerin organize edilmesi ve Orta Asya kökenli Türklerin Sovyetler Birliği'ne karşı istihbarat faaliyetlerinde konumlandırılması süreçlerinde CIA planlamaları ile MHP tabanı arasında bir köprü işlevi görmüştür.

Orta Asya ve FETÖ-CIA entegrasyonu



Sovyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasının ardından Altaylı, CIA'in bölgedeki yeni stratejilerine paralel olarak yönünü Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine çevirmiştir. Bu süreçte FETÖ'nün bölgedeki okullarının açılmasında, finansman bulunmasında ve yerel liderlerle ilişkilerin kurulmasında başrolü oynamıştır.

İstihbarat raporlarına ve yargı kararlarına göre Altaylı, FETÖ'nün Orta Asya'daki eğitim ağını, CIA'in bölgeye sızması ve istihbarat toplaması için legal bir örtü (paravan) olarak kullanmasını sağlamıştır. Rusya ve Özbekistan'ın ilerleyen yıllarda FETÖ okullarını "CIA ajanı barındırdığı" gerekçesiyle kapatması, Altaylı'nın kurduğu bu sistemin somut bir sonucudur.

Casusluk ağı, Gülen mektupları ve mahkûmiyeti

Altaylı'nın FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'e yazdığı ve dava dosyalarına giren mektuplarında, CIA ajanlarıyla olan organik bağı açıkça görülmektedir.

Mektuplarında, eski CIA yetkilileriyle (özellikle Türkiye uzmanları ve eski istihbarat şefleriyle) sık sık görüştüğünü, Türkiye'deki siyasi gelişmeleri, MİT'in yapısını ve TSK içindeki kadrolaşmaları bu isimlerle değerlendirdiğini bizzat itiraf etmiştir.

Özellikle Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde ve sonrasında, CIA'in Türkiye masasında görev yapmış üst düzey ajanlarla yoğun bir telefon ve e-posta trafiği olduğu tespit edilmiştir.

2017 yılında eski bir MİT mensubunu yurt dışına kaçırmaya çalışırken yakalanan Enver Altaylı, yapılan yargılama sonucunda sadece FETÖ üyeliğinden değil, doğrudan bu yabancı istihbarat servislerine devletin gizli bilgilerini aktardığı gerekçesiyle "Siyasi ve askeri casusluk" suçundan hapis cezasına çarptırılmıştır. Özetle Altaylı; Ruzi Nazar ile başlayan, MHP ve FETÖ süreçleriyle devam eden kariyeri boyunca, CIA'in Türkiye ve Orta Asya politikalarının en sadık ve en operasyonel yerel partnerlerinden biri olmuştur.

Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'

Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini söyledi

25.07.2026 06:27:00 / Güncelleme: 25.07.2026 06:47:19
İhlas Haber Ajansı
 
Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'
Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini söyledi.

Ekici, saat 15.15 itibarıyla parti yetkililerinden birine Altaylı kaynaklı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü haberi geldiğini söyledi. Ekici, "Bu durum, helikopterin 15.00 civarı düştüğü tahmin edildiği için önem taşıyor. Rahmetli İHA muhabiri İsmail Güneş'in 112'yi araması saat 15.26'dır. Arada 11 dakikalık bir fark var ve bu çok önemli bir durumdur" dişe konuştu..

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Muhsin Yazıcıoğlu'nun, yanındaki 5 kişi ile birlikte 25 Mart 2009'da hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturma dosyasını yeniden ele aldı. Yürütülen soruşturmada, tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 27 şüpheliden 19'u tutuklanırken, 8'i hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Aynı zamanda soruşturmaya, FETÖ'cü Enver Altaylı'nın adı da girdi.

Enver Altaylı olayının dosyaya yeni bir boyut katan bir yönü olduğunu aktaran Avukat Ekici, "Olay günü saat 15.15 itibarıyla parti yetkililerinden birine Enver Altaylı kaynaklı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü haberi geliyor. Bu durum, helikopterin 15.00 civarı düştüğü tahmin edildiği için önem taşıyor. Rahmetli İHA muhabiri İsmail Güneş'in 112'yi araması saat 15.26'dır. Arada 11 dakikalık bir fark var ve bu çok önemli bir durumdur. Enver Altaylı'nın kişiliği de dikkate alındığında bu bilginin rahmetli İsmail Güneş'in basına düşen bilgisinden önce gitmesi çok manidar bir durumdur.



İkinci bir husus olarak Enver Altaylı'nın, emekli jandarma yarbay olan Ercüment Güler isimli kişiyle ilişkisi olduğu noktasında iddialar var. Eğer bu durum teyit edilebilirse çok önemli olacaktır, çünkü Ercüment Güler, o gün arama kurtarmanın başında olan, askeri ve sivil personeli yöneten kişi olarak biliniyor. Hatta bizim arkadaşlarımız olay yerine vardıkları zaman o kişinin orada olduğu biliniyor. Bu açıdan bilginin oradan mı geldiği noktasında çok ciddi bir delil ortaya çıkmış olacak ve bu işin organize bir yapı tarafından yapıldığı teyit edilecektir" diye konuştu.

Olayı 3 boyutlu incelediklerini aktaran Ekici, "Avukatlar olarak olayı şöyle değerlendiriyoruz, olay öncesini yani helikopterin kiralanma sürecini, olayın gerçekleştiği anı ve gerçekleştikten sonra arama kurtarma dediğimiz ya da aramama kurtarmama olayı üç boyutta inceliyoruz. Aramama kurtarmama boyutuyla baktığımız zaman birçok yetkili ve görevli görevi kötüye kullanmaktan ceza aldı. Arama ve kurtarmanın gereği gibi yapılmadığı noktasında mahkeme kararları da mevcuttur. Biz o zaman da iddia etmiştik, aramama kurtarmama, helikopterin düşürülmesi ve helikopterin kiralanma süreci örgütlü bir yapının işi olabileceği noktasındaki ısrarlarımıza rağmen dosya bölünüp parçalanarak yürütüldü. Ancak bugün itibarıyla Ankara'ya gelişinden itibaren dosyada gördüğümüz kadarıyla Adalet Bakanlığı'na teşekkür etmek istiyorum, soruşturmayı yürüten savcıların da ciddi ve titiz bir çalışma yaptıklarını görüyoruz" şeklinde konuştu.

"Helikopteri Büyük Birlik Partisi'nden kimin tuttuğu çok açık belli"



Ekici, "Helikopteri düşürdüğünü tahmin ettiğimiz, iddia ettiğimiz üç tane jet vardı. Bu jetlerden önemli olanı HH-721 kodlu F-4'tü. Şimdiye kadar bu pilotlar sorgulanmadı, hatta 2019 yılında bizim talebimiz üzerine tanık olarak ifadeleri alındı. Fakat bugün HH-721 F-4'te uçan iki pilot sorgulandı ve tutuklandı. MJ-524 F-16 pilotu sorgulanıp adli kontrolle bırakıldı, HK-046 kodlu pilot da sorgulanıp adli kontrolle bırakıldı ve bunlar şu anda dosyamızın şüphelisi oldu. Bu manada dosyanın çok ciddi biçimde soruşturulduğunu müşahede ediyoruz ve bundan sonra da çok detaylı incelemelerin yapılacağını umut ediyoruz. Buradan helikopteri kim tuttu ve nasıl tuttu onu bugün de ifade etmiştim onun sorgulamak lazım. Helikopteri Büyük Birlik Partisi'nden kimin tuttuğu çok açık belli. OHEM diye bir şirket var, o şirketin Büyük Birlik Partisi'nde kime ait olduğu bellidir. Bunlar tartışmasız konular ama kamuoyunun gündemine şimdi geliyor. Birinci husus bir parti yetkilisine rahmetli İsmail Güneş'in telefonundan önce birilerinin haberinin olması, ikincisi ise helikopteri partide yetkili birinin, ismi ve savcılık dosyasına var, tutması. Bunlar çok önemli hususlar" diye konuştu.

"Önümüzdeki günlerde daha büyük gelişmeler olacağını tahmin ediyoruz"



İddialarında geçen HH-721 kodlu jetin pilotu Ali Armağan'nın, dosya açısından çok önemli bir şahsiyet olduğunu ifade eden Ekici, "Kendisinin, Adil Öksüz ile ve FETÖ ile bağlantıları ortaya çıktı. Bununla da kalmadı, eşinin de Adil Öksüz ile bağlantıları ortaya çıktı. Bu durum ciddi bir FETÖ bağlantısının olduğunu gösteriyor. Keza, helikopterin üstünden iki tane cihazı söken kişilerin de FETÖ'cü olduğu anlaşıldı ki bu görüntüler o zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından savcılığa bildirilmişti. Hatta dosyamızda şüpheli olan ve bu cihazları söken kişilerin 15 Temmuz alçak darbe girişiminde Cumhurbaşkanına suikast ekibi içinde yer almaları çok ilginçtir.

Bilindiği gibi 28 Haziran 2016 tarihinde dosyamıza takipsizlik kararı verilmişti. Biz de darbe girişiminden 2 ya da 3 gün önce itirazda bulunmuştuk. Bu şahıslar darbe girişiminden sonra ortaya çıktı ve soruşturma Kahramanmaraş'ta FETÖ üzerinden yeniden başladı. Ancak üzülerek ifade ediyorum, Maraş'ta 7 yıllık dosya uykuya yatırıldı ve bir gelişme olmadı. Gerçekten hiç şüpheli olmaması gerekenler şüpheli oldu, asıl şüpheliler kaçırıldı, fakat dosya Ankara'ya gidince bu işin ciddiye alındığını ve gerçek şüpheliler üzerinden bir soruşturmanın yürüyeceğini bugün itibarıyla teyit etmiş oluyoruz. Önümüzdeki günlerde daha büyük gelişmeler olacağını tahmin ediyoruz" dedi.

"Parti yetkilileri başka bir helikopteri, kazada düşen helikopteri tutuyor"



Helikopterin kiralama sürecine değinen Ekici, "Rahmetli Muhsin Başkan'ın bu tip helikopter kiralama, uçak kiralama ya da otel gibi programları olduğu zaman irtibata geçtiği Ahmet Demir isimli bir iş adamı dostu vardır ve kendisinden yardımcı olmasını ister. Bu helikopter meselesinde de Ahmet Demir'i arayarak yardımcı olmasını talep ediyor. Ahmet Demir bununla uğraşırken kendisinden habersiz parti yetkilileri başka bir helikopteri, yani kazada düşen Bell 206L-4 LongRanger IV tipi TC-HEK tescilli helikopteri tutuyor. Ahmet Demir Muhsin Başkan'ı arayarak 'Başkanım, bu uçan bir tabut. Kötü bir minibüsle gidin ama bununla gitmeyin, bu helikoptere binmeyin' diye ısrarlı beyanlarda bulunuyor. O dönem partide görev yapan Genel Başkan Yardımcılarından birkaçına da bu bilgi gidiyor. Ahmet Demir bunu ısrarla belirtmesine rağmen Muhsin Başkan bu Bell 206L-4 tipi uçan tabuta bindiriliyor ve bu olay meydana geliyor" diye kaydetti.

Konuşmalarını sürdüren Ekici, "Muhsin Başkan'ın uçuş programı için iki tane helikopter yer almaktadır. Birinci helikopter, düşen Bell 206L-4 LongRanger IV tipi helikopterdir, bu helikopterin birinci uçuş programı Sivas, Çağlayancerit ve Yerköy'dür. İkinci helikopter ise Agusta AW119 Koala tipi bir helikopterdir ve onun ikinci günkü uçuş güzergâhı Suşehri ve Gemerek gibi Sivas'ın ilçeleridir. AgustaWestland AW119 Koala ile Bell 206L-4 tipi helikopter karşılaştırıldığında düşen helikopter için Şahin, diğer Agusta/Koala helikopteri için Mercedes benzetmesi yapılıyor. Firma yetkililerine uzun mesafeye neden daha kötü araçla uçuş gerçekleştirildiğini, kısa mesafeler için neden daha iyi helikopterin programlanmadığını sorduk ve sormaya devam ediyoruz" cümlelerini kullandı.

"Beni öldürecek misiniz' Bu helikopter işi nereden çıktı"

Çağlayancerit'e Muhsin Başkan'ın kesinlikle gitmek istemediğini de net olarak bildiklerini dile getiren Ekici, "O dönem Kahramanmaraş Belediye Başkan adayımız olan Bekir Kılıç, Başkanı arayarak Çağlayancerit'e gelmesini istiyor. Muhsin Başkan, 'Bak Bekir, bu Çağlayancerit yüzünden birinin kalbini kıracağım, bu sen olma. Beni öldürecek misiniz' Bu helikopter işi nereden çıktı' Genel merkeze soruyorum, onlar birbirlerinin yüzlerine bakıyor' diyor ve bu ifadeler dosyada mevcuttur. Çağlayancerit'e gidebilmesi için Çubuk mitinginin iptal edilmesi gerekiyordu. Çubuk büyük bir ilçe iken Çağlayancerit onun yanında köy gibi kalan bir yerdir. 'İllaki Çağlayancerit'e geleceksin, biz seçimi kazanacağız' denilmesine rağmen seçim sonucunda Çağlayancerit'te dördüncü parti, Çubuk'ta ise ikinci parti oluyoruz.

Çubuk'un Çağlayancerit'e neden tercih edildiğinin ve bunu kimin iptal ettiğinin ciddi manada sorgulanması lazımdır. Ayrıca bilirkişilerin tespit ettiği bir husus var, helikopter kazasının meydana geldiği nokta radarların kör noktasıdır. Kör noktada uçuşa zorlanmak ya da o bölgede bir operasyon yapmak daha kolaydır. Türkiye'deki radarların kör noktalarını sen, ben, vatandaş bilmez, bunu bilen Hava Kuvvetleri'dir. Bunun da önemle dikkate alınması gerektiğini ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti


 
Bafra Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner, karpuzun tanesinin tarlada 5 liradan satıldığını belirterek, "Karpuz tüketenler Bafra karpuzunu tercih etsin. Her şeyi mükemmel, kabuk inceliği, lezzeti" diye konuştu.
 

25.07.2026 00:57:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti
 Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti

Samsun'un Bafra ilçesinde yaklaşık 12 bin 500 dekar alanda yetiştirilen karpuzun hasadı devam ediyor. Bafra Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner, Bafra Ovası'nda yaklaşık 12 bin 500 dekar alanda karpuz üretimi yapıldığını söyledi.

Tanesi ortalama 7-8 kilo

Nisan ayında örtü altı olarak ekilen karpuzda 15 Temmuz'dan itibaren hasada başladıklarını aktaran Tosuner, "Bafra karpuzu Türkiye'de kilogramı en düşük karpuzdur. Bafra karpuzunun en büyüğü 12 kilogram gelir. Bunun nedeni ise Bafra'nın yüzde 90'ının kara toprak üzerine kurulu bir ovaya sahip olmasıdır" dedi. Tosuner, ovada dekar başına verimin 7-8 ton civarında olduğunu belirterek, "Bafra karpuzunun 12 kilogram olanı, yüzde 1'i bulmaz. Genelde 7-8 kilogram arasındadır. Buradan Ankara, İstanbul ve Karadeniz'in tamamına karpuz sevkiyatı oluyor. Bunun yanında Gürcistan'a da gönderiliyor" ifadelerini kullandı.

Kilosu 1 liranın altında

Karpuzun tanesinin tarlada 5 liradan satıldığını anlatan Tosuner, "Karpuz tüketenler Bafra karpuzunu tercih etsin. Her şeyi mükemmel, kabuk inceliği, lezzeti" diye konuştu.

Sudan bayağı bayağı ucuz

İstanbul'da 5 litrelik Munzur su 75, Erikli su 69, Abant su 36, Kardelen su 32.5 liraya satılıyor. Karpuzun kilosu ise marketlerde 9.9 TL ile 40 TL arasında değişiyor. 

Yazın kaslarınızı 4 adımda güçlendirin


 
Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte sağlıklı yaş alma her zamankinden fazla önem kazanıyor. Ancak ilerleyen yaş, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve bazı kronik hastalıklar nedeniyle kaslar zamanla güç kaybedebiliyor.

25.07.2026 00:51:00
MURAT ÇORBACI
 
Yazın kaslarınızı 4 adımda güçlendirin
Yazın kaslarınızı 4 adımda güçlendirin

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Selami Çakmak, alınacak bazı basit önlemlerin kasları güçlendirmede önemli katkılar sağladığını, yaz aylarının da kas sağlığını desteklemek için çok önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, "Yaz döneminin doğru değerlendirilmesi halinde kas kaybının önlenmesi ve kasların güçlendirilmesi mümkündür. Açık havada daha fazla hareket etmek, güneş ışığından yararlanmak ve dengeli beslenmek kas sağlığını destekleyen önemli avantajlar sunmaktadır" dedi. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Selami Çakmak, kasları güçlendirmede 4 önemli yaz fırsatını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Açık havada her gün düzenli ve tempolu yürüyün

Özellikle güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde fiziksel aktivitenizi artırın. Düzenli yürüyüş yapmak, yüzmek, bisiklete binmek veya hafif tempolu koşular gerçekleştirmek kasların daha aktif çalışmasını sağlayarak güçlenmelerine katkıda bulunur. Özellikle yaş ilerledikçe ortaya çıkan kas kaybını önlemenin en etkili yollarından biri düzenli hareket etmekten geçer. Uzun süre oturmaksa kasların kullanılmamasına bağlı olarak güç kaybını hızlandırabilir. Bu nedenle gün içinde bol bol hareket etmek, kısa mesafelerde araç yerine yürümeyi tercih etmek ve asansör yerine merdiven kullanmak kas sağlığını korumaya yardımcı olur.

Güneşten mutlaka faydalanın

Güneş ışığı vücudun D vitamini üretmesini sağlayan en önemli kaynakların başında gelir.  Kasların güçlü çalışabilmesi ve kemiklerin kuvvetlenmesi için D vitamini büyük önem taşır. D vitamini eksikliği; kas güçsüzlüğü, çabuk yorulma, denge problemleri ve düşme riskini artırabilir. Yaz güneşinden uygun saatlerde yararlanmak, vücudun doğal D vitamini üretimini destekler. D vitamini düzeylerinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve gerektiğinde hekim önerisiyle destek alınması kas fonksiyonlarının korunmasına katkı sağlar.

Proteinden zengin ve dengeli beslenin

Yaz mevsimi, taze sebze ve meyveler gibi kas sağlığını destekleyen besinlere ulaşmayı kolaylaştıran önemli avantajlar sunar. Yaz sebze ve meyveleri; içeriklerindeki vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sayesinde kasların egzersiz sonrası toparlanmasına yardımcı olur. Ayrıca yaz aylarında daha hafif öğünler yapmak dengeli beslenmeyi kolaylaştırır. Ancak kas dokusunun korunması ve yenilenmesi için yalnızca sebze ve meyve tüketmek yeterli değildir. Bu nedenle yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, yağsız etler, kuru baklagiller ve kuruyemişler gibi protein kaynaklarını düzenli tüketmek gerekir. Yazın bol su içmek de kasların sağlıklı çalışmasına katkı sağlar.

Hareketsizlik döngüsünü kırın

Kasların en büyük düşmanlarından biri hareketsizliktir. Yaz aylarında kışın aksine sosyal aktiviteler, tatiller ve dışarıda geçirilen zamanın artması önemli fırsatlar sunar. Açık havada vakit geçirmek, arkadaşlarla yürüyüş planları yapmak, doğa yürüyüşlerine katılmak, bahçe işleriyle uğraşmak veya düzenli egzersiz programlarına dahil olmak kasların düzenli çalışmasına büyük katkı sağlar. Günlük hareket miktarının artması, yaşla birlikte gelişebilen kas kaybının yavaşlamasına yardımcı olurken, kas gücünün korunmasını ve artırılmasını da destekler. 

Güvenpark’ta 12. gün

Ankara'nın kalbinde emsal statü ve eşit özlük hakları talebiyle oturma eylemi başlatan er gaziler ve şehit ailelerinin direnişi bugün 12. gününe girdi. Siyasi partilerin destek ziyaretinde bulunduğu gaziler, "Mermi rütbe seçmedi, bürokrasi neden ayırıyor?" diyerek tepki gösterdi

24.07.2026 22:30:00
Haber Merkezi
 
Güvenpark’ta 12. gün
Güvenpark’ta 12. gün
Türkiye'nin terörle mücadele tarihine isimlerini kanlarıyla yazan kahramanlar, haklarını aramak için günlerdir Ankara sokaklarında direniyor. Vatan savunmasında uzuvlarını kaybeden ancak rütbe farklılıkları nedeniyle alt kademeden maaş alan ve sosyal imkanlardan mahrum bırakılan er statüsündeki gaziler ile er şehit ailelerinin Ankara Güvenpark'ta başlattığı oturma eylemi bugün itibarıyla 12. gününü geride bıraktı.

Gece gündüz demeden meydanda nöbet tutan aileler ve gaziler, talepleri anayasal güvence altına alınana kadar eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını açıkladı.

"Kurşun adres sormadı, rütbeye göre gazilik olmaz"

Eylemin sembolü haline gelen anlarda, bazı gaziler bürokratik engeller nedeniyle yenileyemedikleri protez bacaklarını çıkararak meydandaki betonların üzerine bıraktı. "Eşit statü, eşit özlük hakkı" sloganlarıyla seslerini duyurmaya çalışan Er Şehit ve Gaziler Platformu üyeleri adına yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Biz bu vatan için gözümüzü kırpmadan kolumuzu, bacağımızı, sağlığımızı verdik. Cephede mermi rütbe seçmedi, hepimiz aynı siperde omuz omuza savaştık. Ancak eve döndüğümüzde bürokrasi bizi ayırdı. Subaya, astsubaya tanınan insanca yaşam hakları, protez destekleri ve lojman hakları biz er ve erbaşlara çok görülüyor. Biz sadaka değil, sadece ve sadece adalet ve eşitlik istiyoruz."

Muhalefetten Güvenpark'a destek ziyaretleri

Gazilerin 12 gündür sürdürdüğü bu onurlu direniş, Ankara siyasetinin de ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Son olarak muhalefet liderleri ve genel başkan yardımcıları Güvenpark'taki nöbet alanını ziyaret ederek gazilerin sesine ortak oldu.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'a sert bir çağrıda bulunarak, "Bu sorumluluk sizin, elinizi vicdanınıza koyun. Gazilerin bu yaşadığı eziyete ve hak aramaktan dolayı hissettikleri utanca son verin" dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu da alanı ziyaret ederek, "Bu kadar ağır bedeller ödemiş insanların devlet kapısında bekletilmesini kabul etmiyoruz. Bu durum siyaset kurumunun utancıdır" ifadeleriyle iktidarın terör politikalarındaki çelişkilere dikkat çekti.

Gazilerin çözüm bekleyen başlıca talepleri

Güvenpark'taki pankartlara ve dövizlere de yansıyan, er gazilerin acil çözüm bekleyen yapısal talepleri şu şekilde sıralanıyor:

Emsal Statü: Subay ve astsubay gazilerle er/erbaş gaziler arasındaki maaş ve özlük hakkı uçurumunun kapatılması.

Sağlık Hizmetleri: Kaliteli ortez ve protezlerin teminindeki ağır bürokratik engellerin kaldırılması ve Ankara dışındaki illerde de protez merkezlerinin açılması.

Sosyal Haklar: Şehit yakınları ve gaziler için lojman, istihdam ve insanca yaşayabilecekleri bir ekonomik refah payının güvenceye alınması.

Meclis'e sadece 800 metre mesafede devam eden bu tarihi oturma eylemi karşısında hükümet kanadının ve Aile Bakanlığı'nın nasıl bir adım atacağı kamuoyu tarafından dikkatle takip ediliyor.

AKOM'dan İstanbul için uyarı

AKOM, Cumartesi günü sabah saatlerinden itibaren İstanbul genelinde 12 ila 18 saat boyunca etkili olması beklenen gök gürültülü şiddetli sağanak yağış ve poyraz fırtınasına karşı vatandaşları uyardı. Hava sıcaklığı ise ani bir düşüşle 25 dereceye kadar gerileyecek

24.07.2026 21:00:00
AA
 
AKOM'dan İstanbul için uyarı
AKOM'dan İstanbul için uyarı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), kentte yarın beklenen sağanağa karşı tedbirli olunması uyarısında bulundu.

AKOM'dan yapılan açıklamaya göre, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi genelinde yarın sabah saatleri itibarıyla yağışın şiddetini arttırması bekleniyor.

Kent genelinde bölgesel olarak gün boyunca sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak geçişlerinin yaşanması öngörülüyor.

Karadeniz'e kıyısı olan kuzey ilçeleri Eyüpsultan, Sarıyer ve Beykoz ile doğu ilçeleri Şile, Sultanbeyli, Pendik ve Tuzla'da yağışların çok kuvvetli şekilde görülebileceği tahmin ediliyor.

Bu nedenle rüzgarın kuzeyli yönlerden kuvvetlenerek aralıklarla fırtına şeklinde eseceği, beraberinde sağanak geçişlerinin yaşanacağı, sıcaklıkların 25 derece civarına gerileyeceği öngörülüyor.

AKOM, yarın akşam saatlerine kadar bölgede görülecek kuvvetli yağışlar nedeniyle vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması konusunda uyarıda bulundu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.