logo
01 MART 2026


Türkiye'nin yarısından fazlası borçlu

  Türkiye'de 18 yaş üstü yaklaşık 62 milyon vatandaşımız bulunuyor. Bunların 34 milyon 538 bini borçlu durumda.

20.06.2021 20:00:00
Türkiye'nin yarısından fazlası borçlu
Türkiye'nin yarısından fazlası borçlu
 
 
Türkiye'de 18 yaş üstü yaklaşık 62 milyon vatandaşımız bulunuyor. Bunların 34 milyon 538 bini borçlu durumda. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 11 Haziran itibariyle vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına kredi borcu 700 milyar 536 milyon liraya yükseldi. Söz konusu kredilerin 276 milyar 475 milyon lirası konut, 14 milyar 418 milyon lirası taşıt ve 409 milyar 642 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu. 
 
Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 2 artarak 159 milyar 759 milyon liraya çıktı. Böylece vatandaşların bankalara toplam borcu 860 milyar lirayı geçti. Bu borcun 18.6 milyar lirası zamanında ödenmediği için takipte bulunuyor. Bunun 5.4 milyar lirası kredi kartlarından kaynaklanıyor. Bankalara tüketici kredisi borcu bulunan vatandaş sayısı ise son bir yılda 2 milyon 153 bin kişi daha artarak Nisan 2021 itibariyle 34 milyon 538 bin kişiye çıktı. HABER MERKEZİ
 

İsrail'den sarsıcı iddia


 
İran lideri Hamaney'in cenazesine ait fotoğrafların Netanyahu'ya gösterildiği iddia edildi. Batı medyasında da bu yönde manşetler atılıyor. İsrail basını, Hamaney'in konutuna 30 bomba atıldığını savundu.
 

28.02.2026 23:30:00 / Güncelleme: 28.02.2026 23:38:08
Haber Merkezi/AA
İsrail'den sarsıcı iddia
İsrail'den sarsıcı iddia

ABD-İsrail saldırılarının hedefinde olan İran lideri Ali Hamaney'in cenazesine ait fotoğrafların İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya gösterildiği iddia edildi. İsrail'in Kanal 12 televizyonu, bir İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberinde, İran lideri Hamaney'in hayatını kaybettiğini ileri sürdü.

İsrailli yetkilinin İran liderinin İsrail suikastında hayatını kaybettiğini onayladığı öne sürülen haberde, Hamaney'in cenazesinin enkazdan çıkarıldığı ve vücuduna şarapnel isabet ettiği iddia edildi. Haberde, Hamaney'in cenazesine ait fotoğrafların Netanyahu'ya ve güvenlik yetkililerine sunulduğu öne sürüldü.

Netanyahu, akşam saatlerinde yaptığı açıklamada, İran lideri Hamaney'in hayatta olmadığına dair birçok işaret olduğunu iddia ederek saldırılarda yönetimin önemli bazı isimlerinin öldüğünü savunmuştu. İsrail basını, Hamaney'in konutuna 30 bomba atıldığını, saldırıyı düzenleyenin ABD değil, İsrail olduğunu ileri sürmüştü.

Arakçı: Hayattalar

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi de İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın hayatta olup olmadığı sorusuna, "Evet, benim bildiğim kadarıyla hayattalar. Yargı Başkanı Meclis Başkanı da tüm üst düzey yetkililer de hayatta herkes görevinin başında" cevabını verdi. Amerikan NBC televizyonuna konuşan Erakçi, İran'ın bölgedeki Amerikan üslerine yönelik saldırılarının savunma amaçlı bir önlem olduğunu bölgedeki mevkidaşlarına ilettiğini aktararak, "Onlar bize saldırırken oturup onların saldırılarını izleyemezdik" dedi.

İncirlik Hava Üssü'nü görüntüleyen kişiler hakkında re'sen soruşturma

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, Adana'daki İncirlik Hava Üssü'ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit ettiklerini ve konuya ilişkin re'sen soruşturma başlatıldığını duyurdu

28.02.2026 18:29:00
İHA
İncirlik Hava Üssü'nü görüntüleyen kişiler hakkında re'sen soruşturma
İncirlik Hava Üssü'nü görüntüleyen kişiler hakkında re'sen soruşturma
Adana'daki İncirlik Hava Üssü'ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit edilmesi üzerine, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri kanunun 7. ve 25/A maddeleri kapsamında re'sen soruşturma başlatıldığı belirtildi. Ayrıca konuya dair iki şüphelinin tespit edildiği ve bu kişilerin gözaltına alındığı duyuruldu.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin şu ifadelere yer verdi:

"Bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında, Adana'daki İncirlik Hava Üssü'ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit edilmiştir. Askeri tesis ve üslerin konum, güvenlik tertibatı ve fiziki yapısına ilişkin görüntülerin kamuya açık şekilde paylaşılması millî güvenlik açısından risk teşkil etmektedir. Bu kapsamda Adana Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri kanunun 7. ve 25/A maddeleri kapsamında re'sen soruşturma başlatılmıştır.

İlgili yayına dair; biri görüntü çekimini gerçekleştiren diğeri ise çekim hususunda talimat veren olmak üzere iki şüpheli tespit edilmiş ve şüpheliler hakkında gözaltı talimatı verilmiştir.

Milli güvenliği ilgilendiren askeri tesis ve güvenlik alanlarına ilişkin görüntü ve bilgilerin yetkisiz şekilde paylaşılması, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek nitelikte olup, kamu düzeni ve devlet güvenliği bakımından ciddi sonuçlar doğurabilecek mahiyettedir. Soruşturma titizlikle yürütülmektedir."

İstanbul'da 284 kilo 850 gram uyuşturucu madde ele geçirildi

İstanbul'un Büyükçekmece ilçesinde bu gece düzenlenen operasyonda 284 kilo 850 gram uyuşturucu madde ele geçirildi. 3 kişi gözaltına alındı

28.02.2026 06:03:00 / Güncelleme: 28.02.2026 06:05:59
İHA
İstanbul'da 284 kilo 850 gram uyuşturucu madde ele geçirildi
İstanbul'da 284 kilo 850 gram uyuşturucu madde ele geçirildi
Zehir tacirlerine yönelik çalışmalarını aralıksız sürdüren İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, Büyükçekmece'de nefes kesen bir operasyona imza attı.

Yürütülen soruşturma kapsamında, uyuşturucu madde ticareti suçunun önlenmesi ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik akşam saatlerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, Büyükçekmece'nin kenar mahallelerinde tespit edilen bir adrese operasyon düzenlendi. Gerçekleştirilen baskında 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Adreste yapılan aramalarda 225 kilo 650 gramı sıvı, 59 kilo 200 gramı kristal metamfetamin olmak üzere toplamda 284 kilo 850 gram uyuşturucu madde ele geçirildi.

Uyuşturucuya el konulurken, baskın anında içeride bulunan ve gözaltına alınan 3 şüpheli, sorgulanmak üzere Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi'ne götürüldü. Söz konusu kişilerin, Türk Ceza Kanunun 188'inci maddesince yürütülen tahkikat işlemlerinin sonunda sabah saatlerinde adli makamlara sevk edilecekleri öğrenildi.

Ekran gözlerinizi bozduysa, çaresiz değilsiniz


 
Göz kuruluğu, yanma, bulanık görme ve odaklanma sorunlarına neden olan dijital göz sendromu her yaş grubunda daha sık görülmeye başlarken, basit ergonomik düzenlemeler dijital göz yorgunluğunun azaltılmasına katkı sağlıyor.

28.02.2026 02:09:00
AA
Ekran gözlerinizi bozduysa, çaresiz değilsiniz
Ekran gözlerinizi bozduysa, çaresiz değilsiniz

Göz kuruluğu, yanma, bulanık görme ve odaklanma sorunlarına neden olan dijital göz sendromu her yaş grubunda daha sık görülmeye başlarken, basit ergonomik düzenlemeler dijital göz yorgunluğunun azaltılmasına katkı sağlıyor.

Telefon, tablet ve bilgisayar gibi dijital cihazların günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, ekran karşısında geçirilen sürenin artmasına yol açarken, bu durum göz sağlığını tehdit eden önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Uzaktan çalışma, çevrim içi eğitim ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla gün içinde uzun süre yakın mesafeye odaklanmak, göz kaslarının sürekli çalışmasına ve göz yüzeyinin kurumasına neden olabiliyor. Dijital göz sendromu da bilgisayar, tablet ve telefon gibi ekranlara uzun süre bakılması sonucu ortaya çıkan göz yorgunluğu ve görme problemlerini ifade ediyor. Özellikle masa başı çalışanlar, öğrenciler ve gün içinde yoğun ekran kullanan kişiler risk grubunda yer alıyor. Dijital cihaz kullanım yaşının düşmesiyle çocuklarda da göz yorgunluğu ve kuruluk şikayetleri daha sık görülmeye başladı.

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Tayfur, "Normalde bir kişi dakikada ortalama 15-20 kez göz kırpar. Ancak ekran karşısında bu sayı yarıdan fazla azalır. Göz kırpmanın azalması, gözyaşı tabakasının hızla buharlaşmasına ve göz yüzeyinde kuruluk oluşmasına neden olur. Bu durum zamanla batma, yanma, kızarıklık ve bulanık görme gibi şikayetlere yol açabilir" bilgisini verdi. Tayfur, şu önerilerde bulundu: "20-20-20 kuralını uygulamak. Her 20 dakikada bir, en az 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaklıktaki bir noktaya bakmak göz kaslarının dinlenmesine yardımcı olur. Bilinçli göz kırpmak. Ekrana odaklanırken göz kırpmanın azalması kuruluğu artırır. Bilinçli ve tam göz kırpmaya dikkat edilmelidir. Ekran mesafesini ayarlamak. Bilgisayar ekranı gözden yaklaşık 50-70 santimetre uzaklıkta ve hafif aşağı seviyede konumlandırılmalıdır. Ortam nemini korumak. Kuru hava gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına neden olur. Ortamın nem dengesine dikkat edilmelidir. Ekran parlaklığını düzenlemek. Çok parlak veya çok loş ekranlar göz yorgunluğunu artırabilir."

Yarısı Bizden için vatandaşlara "riskli yapı" kolaylığı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul'da 31 Aralık'a kadar ev ve iş yerini riskli yapı ilan ettirenlerin Yarısı Bizden kampanyasından faydalanabileceğini bildirdi

27.02.2026 15:14:00
AA
Yarısı Bizden için vatandaşlara "riskli yapı" kolaylığı
Yarısı Bizden için vatandaşlara "riskli yapı" kolaylığı
Bakan Kurum, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, İstanbul İlinde Yürütülecek Kentsel Dönüşüm Uygulamaları Kapsamında Yapım İçin Yardım Verilmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Kararın yürürlüğe girmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazetede yayımlandığını bildirdi.

Yarısı Bizden kampanyasının 22 Şubat 2024'te Cumhurbaşkanı kararnamesi ile yürürlüğe girdiğini anımsatan Kurum, kararnamede yapılan değişiklikle, 31 Aralık 2026'da sona erecek kampanya ile ilgili vatandaşların lehine önemli bir düzenleme yapıldığını belirtti.

Bakan Kurum, "Yarısı Bizden kampanyamızla ilgili İstanbulluların uzun süredir beklediği bir adımı hayata geçirdik. 31 Aralık'a kadar ev ve iş yerini riskli yapı ilan ettiren tüm vatandaşlarımız kampanyadan faydalanabilecek. 2025 ve 2026 yılında riskli ilan edilen yapıların tamamı kampanya kapsamına alınacak" bilgisini verdi.

Kurum, değişiklikle, ev ve iş yerini yenilemek isteyenler için riskli yapıların yıkım, ruhsat, kat irtifakı ve hak sahipliği tespiti gibi süreçlerin de zaman aldığı dikkate alınarak hak kaybı yaşamamaları için 31 Aralık 2026'ya kadar riskli yapı ilan edilen tüm bağımsız bölümlerin kampanyadan faydalanmasının önünün açıldığını ifade ederek, "Bu sayede 2025 ve 2026 yıllarında ilan edilen riskli yapıların tamamı Yarısı Bizden kampanyasından faydalanabilecek" dedi.

Yarısı Bizden kampanyası

Kampanyanın bina bazlı dönüşüm desteği kapsamında her bir konut için 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira taşınma desteği veriliyor.

Bu şekilde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının her bir konut için sağladığı 1 milyon 875 bin liralık finansman desteğinden faydalananlar, evlerini yüklenici firmalarla yeniden inşa ettirebiliyor.

İş yerleri için de 437 bin 500 lira hibe, 437 bin 500 lira kredi, 125 bin lira taşınma desteği sunuluyor. Bakanlığın sağladığı 875 bin liralık finansman desteğinden faydalanan vatandaşlar, iş yerlerini yüklenici firmalarla yeniden inşa ettirebiliyor.

Alan bazlı site benzeri büyük dönüşümlerde ise TOKİ veya Emlak Konut inşaatları üstleniyor. Bu modelde her bir hak sahibi için 875 bin liralık hibe desteği ve 125 bin liralık taşınma desteği sağlanıyor. Hibe tutarı bina maliyetinden düşürülüyor, arta kalan borç ise yine uzun vadeli uygun ödeme koşullarıyla taksitlendiriliyor.

Ferdi Zeyrek davası 20 Mayıs'a ertelendi

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'in evinin havuzunda elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesine ilişkin davanın ikinci duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, beklenen ek bilirkişi raporunun henüz dosyaya sunulmaması nedeniyle davayı 20 Mayıs tarihine ertelerken, tutuksuz sanıkların adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasaklarını kaldırdı

27.02.2026 12:10:00 / Güncelleme: 27.02.2026 12:14:21
İHA
Ferdi Zeyrek davası 20 Mayıs'a ertelendi
Ferdi Zeyrek davası 20 Mayıs'a ertelendi
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'in, 6 Haziran 2025 tarihinde evinin havuzundaki arızayı kontrol etmek isterken akıma kapılarak hayatını kaybetmesiyle ilgili davanın görülmesine Manisa 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. 10 tutuksuz sanığın yargılandığı davanın ikinci oturumunda tanık beyanları alınırken, yargılama sürecindeki yeni gelişmeler kayda geçti.

"Makine dairesinde su vardı, sigorta inikti"

Duruşmada dinlenen tanık Ali Altınordu, olay günü sabah namazına giderken Başkan Zeyrek'in evinden su aktığını fark ettiğini belirterek, "Namaz sonrası Ahmet Bey ile birlikte çevreyi kontrol ettik. Makine dairesinde yaklaşık bir karış su olduğunu gördük. Tahliye borusunun çalışmadığını ve sigortanın inik olduğunu görünce müdahale etmeden oradan çıktık. Akşam eve geldiğimde ise Ferdi Bey'in acı olayını öğrendim. Sitede her malik kendi havuzunun bakımını yaptırırdı" dedi.

Sitede ikamet eden diğer tanıklar Muzaffer Esenkaya ve Ozan Özer ise sitenin yapım süreci ve havuz bakımları hakkında bildiklerini paylaştı. Tanık Esenkaya, inşaat aşamasında teknik konulara hakim olmadıklarını, kendi dairesinde de zaman zaman elektrik sorunları yaşandığını ifade etti. Tanık Ozan Özer de havuzun temizlik işleriyle Yalçın isimli görevlinin ilgilendiğini ancak teknik bir sorumluluğunun bulunmadığını dile getirdi.



Adli kontrol tedbirleri kaldırıldı

Duruşmada söz alan sanıklar ve müdafi avukatları, müvekkillerinin kusurlarının bulunmadığını savunarak beraat talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, 9 Eylül Üniversitesi'nden beklenen ve havuzun elektrik tesisatı, akım koruma sistemleri ile yapı denetim süreçlerini aydınlatacak olan ek bilirkişi raporunun ulaştırılması için süre verilmesine hükmetti. Ayrıca mahkeme, tutuksuz yargılanan sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirleri ile yurt dışı çıkış yasaklarının kaldırılmasına karar vererek duruşmayı 20 Mayıs 2026 tarihine erteledi.

Olayın geçmişi

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, 6 Haziran 2025 gecesi evinin havuzundaki bir arızayı kontrol ettiği sırada elektrik akımına kapılmış, kaldırıldığı hastanede 3 günlük yaşam mücadelesini kaybederek 9 Haziran'da vefat etmişti. Olayla ilgili hazırlanan iddianamede sanıklar hakkında 'taksirle ölüme neden olma' suçlamasıyla dava açılmıştı.

İstanbul'da 10 şüphelinin 671 milyon TL'lik mal varlığına el konuldu

İstanbul'da yasadışı bahis ve POS tefeciliği soruşturması: Yaklaşık 671 milyon TL'lik mal varlığına el konuldu

27.02.2026 10:22:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da 10 şüphelinin 671 milyon TL'lik mal varlığına el konuldu
İstanbul'da 10 şüphelinin 671 milyon TL'lik mal varlığına el konuldu
İstanbul'da düzenlenen yasadışı bahis ve POS tefeciliğine karıştıkları iddia edilen 10 şüphelinin yakalandığı bildirildi. 18 şirket, 11 araç, 3 arsa ve 5 konuttan oluşan piyasa değeri yaklaşık 671 milyon 255 bin lirayı aşan taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konulurken, söz konusu şirket tarafından, elektronik ödeme kuruluşlarından temin edilen POS cihazlarının, alt hizmet sağlayıcı konumundaki çeşitli firmalara devredildiği, söz konusu cihazların yasa dışı bahis faaliyetlerinde kullanıldığı belirlendi.

Edinilen bilgilere göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü polisi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında yasadışı bahis ve POS tefeciliğine yönelik geniş kapsamlı çalışma gerçekleştirdi.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Merkez Bankası raporlarında yer alan tespitlerden yola çıkan Siber Polisi, bir şirket tarafından, elektronik ödeme kuruluşlarından temin edilen POS cihazlarının, alt hizmet sağlayıcı konumundaki çeşitli firmalara devredildiğini, söz konusu cihazların yasa dışı bahis faaliyetlerinde kullanıldığını belirledi.

Gerçekleştirilen finansal hareketlerin izini süren polis, incelemelerde, "7258 sayılı Kanuna muhalefet" kapsamında işlem görmüş üçüncü şahıs ve şirket hesaplarına para transferleri yapıldığını saptadı.

Yapılan mali analiz ve saha çalışmaları neticesinde, şüphelilere ait 18 şirket, 11 araç, 3 arsa ve 5 konuttan oluşan piyasa değeri yaklaşık 671 milyon 255 bin lira olan taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konulduğu aktarıldı.

Yasadışı bahis ve POS tefeciliği suçlarıyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar çerçevesinde operasyon başlatıldı. Bu sabah erken saatlerde ilgili şirket ve bağlantılı firmalar ile bu şirketlerin yönetici ve çalışanlarına yönelik eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Polisiye soruşturmada 10 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüpheli 10 kişi sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Söz konusu şüphelilere ilişkin yürütülen tahkikat işlemlerinin titizlik ve hassasiyet içerisinde sürdürüldüğü bildirildi.

AYM Başkanı Özkaya: '2025 yılında 71 bin 175 başvuruyu sonuçlandırdık'

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 2025 yılında 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldığını, 71 bin 175 başvurunun ise sonuçlandırıldığını belirterek, "Yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti" dedi

26.02.2026 13:27:00 / Güncelleme: 26.02.2026 13:32:30
İHA
AYM Başkanı Özkaya: '2025 yılında 71 bin 175 başvuruyu sonuçlandırdık'
AYM Başkanı Özkaya: '2025 yılında 71 bin 175 başvuruyu sonuçlandırdık'
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin 2025 yılı faaliyetlerinin değerlendirildiği iftar programına katıldı. Gölbaşı Vilayetler Evi'nde düzenlenen programda AYM Başkanvekili Basri Bağcı ile medya temsilcileri yer aldı. AYM Başkanı Özkaya, mahkemenin 2025 yılı faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2025 yılını geride bırakırken bireysel başvuru ve norm denetimi alanında hak ihlallerinin önlenmesi, anayasal ilkelerin hayata geçirilmesi ve hukuk devletinin güçlendirilmesi yolunda etkin ve verimli bir çalışma yürüttüklerini belirten Özkaya, 2026 yılında da aynı kararlılıkla çalışmalara devam edeceklerini söyledi.

"İncelemelerde evrensel hukuk ilkeleri esas alınıyor"

Adaletin devleti ayakta tutan, bireyi güven içinde yaşatan ve topluma refah sağlayan asli dayanak olduğunu vurgulayan Özkaya, AYM'nin incelemelerinde uluslararası evrensel yaklaşımların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında kullanılan ilke ve standartların, diğer ülke anayasa mahkemelerinin kararlarının ve yüksek yargı organlarının içtihatlarının titizlikle araştırıldığını belirtti. Bireysel başvurularda dile getirilen ihlal iddialarının dinî, siyasi veya ideolojik kimliğe bakılmaksızın tamamen adalet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini ifade eden Özkaya, anayasal sınırlar içinde temel hak ve özgürlüklerin korunup geliştirilmesine hizmet edecek yorum ve yöntemlerin uygulandığını söyledi.

'Dosyalarda "ilk gelen ilk çıkar" ilkesi'

Dosyaların inceleme sırasına ilişkin Özkaya, "Mahkememiz norm denetimi kapsamındaki işlerin incelenmesinde 'ilk gelen ilk çıkar' ilkesine göre hareket etmektedir. Tabii burada özellikle mahkemelerden itiraz yoluyla gelen işlerde mümkün olduğu ölçüde 5 ay içinde karar vermeye büyük bir özen gösterilmektedir. Aynı şekilde bireysel başvurular da içtüzüğümüzün 'Başvuruların inceleme sırası' başlıklı maddesi uyarınca geliş sırasına göre incelenerek karara bağlanmaktadır" ifadelerini kullandı.

Bireysel başvuruların da geliş sırasına göre incelendiğini ancak başvuruların önemi ve aciliyeti dikkate alınarak Genel Kurul kararıyla belirlenen objektif kriterler çerçevesinde farklı bir sıralama yapılabildiğini belirten Özkaya, "Acil", "Pilot ve Öncü" ve "Çekirdek Haklar" gibi kategoriler oluşturulduğunu ifade etti. Başvurucuların kimliğinden veya niteliğinden dolayı herhangi bir dosyanın geciktirilmesinin söz konusu olmadığını vurgulayan Özkaya, önceliklendirmede tamamen belirlenen kriterlere göre hareket edildiğini söyledi. Yargı organları ve diğer kurumlarla iş birliğine önem verdiklerini dile getiren Özkaya, yüksek mahkemelerle çalıştay ve sempozyumların yanı sıra ortak çalışmalar yürüttüklerini belirtti. 2025 yılında birçok yüksek mahkeme ile görüş alışverişinde bulunduklarını kaydetti.

"6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık"

Uluslararası alanda da etkin rol üstlendiklerini ifade eden Özkaya, "32 farklı ülkenin yüksek mahkemeleriyle de bugüne kadar ikili iş birliği anlaşmaları imzalamış bulunmaktayız. Sadece 2025 yılında Mısır, Azerbaycan, Cezayir, Irak, Malezya ve Togo olmak üzere 6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık. Ayrıca Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliğinin Eğitim ve İnsan Kaynakları Geliştirme Merkezi faaliyetleri kapsamında yaz okulu programlarımızın 13'üncüsünü geçtiğimiz ekim ayında düzenledik. Bu kapsamda bugüne kadar 41 farklı ülkeden 473 katılımcı misafir ettik. Bu etkinliklerde yapılan sunum ve değerlendirmeleri gerekli çeviriler yapılarak, ilgili ülke yüksek yargı organları ile paylaştık" dedi.

"2025 yılında 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı"

2025 yılı istatistiklerini paylaşan Özkaya, "2025 yılında mahkememize 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldı. Buna karşılık 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı. Yani yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti. Verilen karar sayısının yapılan başvuru sayısından fazla olduğunu ortaya koyan bu veriler, artan iş yüküne rağmen Anayasa Mahkemesinin büyük bir özveri ve gayretle çalıştığının göstergesidir. Mahkememize yapılan toplam başvuru sayısı ile sonuçlandırılan toplam başvuru sayısına da değinmek isterim. Uygulamaya girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025'e kadar bireysel başvuru sistemi kapsamında 714 bin 774 başvuru yapıldı. Bunların yaklaşık 623 bin 88'i, yani yüzde 87,2'si karara bağlandı. 91 bin 686 başvuru ise derdest durumdadır" dedi.

"2025 en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl oldu"

2025 yılında norm denetimi kapsamında 277 başvuru yapıldığını, 278 başvurunun karara bağlandığını ve 472 kuralın Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapıldığını belirten Özkaya, "Böylelikle 2025 yılının norm denetimi kapsamında birleştirme kararları hariç olmak üzere bugüne kadar en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl oldu" diye konuştu.

Özkaya, siyasi partilere ilişkin mali denetim kapsamında ise 2025 yılında 164 dosyanın sonuçlandırıldığını, parti kapatma davalarına ilişkin 5 dosyanın derdest olduğunu ifade ederek, "Anayasa ile mahkememize verilen görevler arasında siyasi partilere ilişkin kapatma davalarını karara bağlamak da bulunmaktadır. 2025 yılı sonu itibarıyla parti kapatma davalarına ilişkin derdest dosya sayısının 5 olduğunu ifade etmek isterim" dedi.

Konuşmasının sonunda Ramazan ayının huzur ve bereket getirmesini temenni eden Özkaya, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlerin ve insan hakları ihlallerinin son bulmasını diledi.

Bolu'daki Grand Kartal Otel yangını davası istinafa taşındı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'nde 21 Ocak 2025'te 78 kişinin hayatını kaybettiği, 137 kişinin yaralandığı Grand Kartal Otel yangınına ilişkin, aralarında otelin sahibi ve belediye yetkililerinin de bulunduğu 32 sanığın yargılandığı davada verilen kararlar istinafa taşındı

26.02.2026 13:12:00 / Güncelleme: 26.02.2026 13:23:30
AA
Bolu'daki Grand Kartal Otel yangını davası istinafa taşındı
Bolu'daki Grand Kartal Otel yangını davası istinafa taşındı

Başsavcılık ile müşteki ve sanık avukatları, Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği mahkumiyet ve beraat kararlarına ilişkin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesine itirazda bulundu.

Dava dosyası, 1. Ceza Dairesince incelemeye alınacak.

Mahkeme kararı

Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 31 Ekim 2025'teki karar duruşmasında, tutuklu sanıklar otelin sahibi Halit Ergül, otelin genel müdürü Emir Aras, şirketin yönetim kurulu üyeleri Emine Murtezaoğlu Ergül, Elif Aras ve Ceyda Hacıbekiroğlu, otel müdürü Zeki Yılmaz, Gazelle Otel Genel Müdürü Ahmet Demir, otelin muhasebe müdürü Kadir Özdemir, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun ve itfaiye eri İrfan Acar'ı, 34 çocuğa karşı "olası kastla öldürme" suçundan 34'er kez müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.

Ayrıca yangında yaşamını yitiren 44 yetişkin yönünden 44'er kez "olası kastla öldürme" suçundan 24 yıl 11'er ay hapis cezası verilen 11 sanık hakkında, "olası kastla birden fazla kişiyle nitelikli mala zarar verme" suçundan 3 yıl 12'şer ay hapis cezasına hükmedilmişti.

Mahkeme heyeti, 11 sanığa "olası kastla neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama", "olası kastla beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama", "olası kastla yaralama", "olası kastla beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı yaralama", "olası kastla basit yaralama", "olası kastla kadına karşı basit yaralama", "olası kastla beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı basit yaralama", "olası kastla beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kadına (kız çocuk) karşı basit yaralama" suçlarından hapis cezası da vermişti.

Bu suçlardan sanıklardan Halit Ergül, Emir Aras, Emine Murtezaoğlu Ergül, Elif Aras, Ceyda Hacıbekiroğlu, Zeki Yılmaz, Ahmet Demir toplam 41 yıl 721 ay 600'er gün, Kadir Özdemir, Sedat Gülener ve Kenan Coşkun toplam 41 yıl 708 ay 590'ar gün ve İrfan Acar toplam 41 yıl 679 ay 560 gün hapis cezası almıştı.

Heyet, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan muhasebe personeli Cemal Özer ve Mehmet Salun'u 22 yıl 3'er ay, LPG tesisatı bakım görevlileri Doğan Aydın ve Muharrem Şen ile iş güvenliği uzmanı Kübra Demir'i 21 yıl 4 ay 15'er gün, mutfak personeli Reşat Bölük, teknik personel şefi Tahsin Pekcan, teknik personel Hüseyin Özer, sertifikasyon şirketi yetkilisi Ali Ağaoğlu ve çalışanı Aleyna Beşinci, Mudurnu Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yetkilileri İbrahim Polat ve İsmail Karagöz, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli, İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı Bünyamin Bal, eski Bolu İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürü Mehmet Özel, İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürü Yeliz Erdoğan'ı 21'er yıl, teknik personel Bayram Ütkü'yü 18 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

Resepsiyon görevlisi Yiğithan Burak Çetin'e "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 12 yıl hapis cezası veren heyet, sanıklar mutfak personelleri Faysal Yaver ve Enver Öztürk ile iş güvenliği uzmanı Ece Kayacan'ın beraatine hükmetmişti.

Hapis cezalarında "takdir indirimi" uygulamayan heyet, tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına, İbrahim Polat ve İsmail Karagöz'ün tutuklanmasına, Doğan Aydın hakkında "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına, bazı sanıklar hakkındaki diğer adli kontrol hükümlerinin devamına karar vermişti.

Mahkeme kararına itiraz

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, yangına ilişkin davada 10 sanığa verilen hapis ve 2 sanığa yönelik beraat kararlarının bozulmasını istemişti.

Başsavcılık, "olası kastla öldürme ve yaralama" suçundan ceza verilen şirket yönetim kurulu üyeleri Emine Murtezaoğlu Ergül, Ceyda Hacıbekiroğlu ve Elif Aras ile otel müdürü Zeki Yılmaz, beraat eden sanıklar mutfak personeli Faysal Yaver ve iş güvenliği uzmanı Ece Kayacan hakkında, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan hüküm kurulmasını talep etmişti.

İddia makamı, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan hapis cezası verilen sanıklar FQC Global Sertifikasyon Anonim Şirketi yetkilisi Ali Ağaoğlu ile çalışanı Aleyna Beşinci, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli, İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı Bünyamin Bal, eski Bolu İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürü Mehmet Özel, İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürü Yeliz Erdoğan için "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan ceza tayin edilmesini istemişti. 

Terörsüz Türkiye süreci ne pahasına?

Terörsüz Türkiye süreci şeffaflıktan yoksun, aceleci ve geçmişteki başarısızlıkları tekrar etme riski taşıyor. PKK’nın somut silahsızlanma taahhüdü olmadan atılan adımlar, güvenlik zaafı yaratabilir ve kamuoyunda ‘taviz’ algısını güçlendirerek yeni bir hayal kırıklığına kapı aralayabilir

26.02.2026 10:56:00
Eyup Kabil
Terörsüz Türkiye süreci ne pahasına?
Terörsüz Türkiye süreci ne pahasına?
Türkiye'nin en yoğun tartışılan konularından biri hâlâ "Terörsüz Türkiye" süreci. Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın mesajları, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporu ve siyasi aktörlerin açıklamalarıyla ivme kazanan bu süreç, iktidar tarafından "tarihi fırsat" ve "devlet politikası" olarak sunulurken, muhalefet ve bağımsız gözlemciler tarafından eleştiriliyor.

Sürecin mevcut durumu

Komisyon raporu 18 Şubat'ta çoğunlukla kabul edildi (47 evet, 2 hayır, 1 çekimser). Rapor, PKK'nın silah bırakması ve örgütün tasfiyesi sonrası yasal düzenlemeleri (umut hakkı, demokratikleşme adımları vb.) tavsiye niteliğinde öneriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup toplantısında "elimizi değil gövdemizi taşın altına koyduk" diyerek risk aldıklarını vurguladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise "kişiye özel düzenleme yok, terörün tamamen bitmesi şart" dedi.

Ancak süreç, somut adım eksikliği nedeniyle eleştiriliyor. PKK'nın fiili silah bırakma ilanı hâlâ net değil; Suriye'deki SDG anlaşması olumlu katkı olarak gösterilse de, Türkiye'nin talepleri (tam silahsızlanma ve dağılma) karşılanmadı. Irak'ın kuzeyindeki askeri operasyonlar ve üs genişletmeleri ise "çift başlı politika" algısını güçlendiriyor.

Kapalı kapılar ardında yürütülüyor

En ağır eleştirilerden biri, sürecin şeffaflıktan yoksun olması. Komisyon çalışmaları büyük ölçüde kapalı kapılar ardında yürütüldü.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un "ramazan sonrası yasal düzenlemeler şart" çıkışı, acelecilik endişelerini artırıyor. Geçmiş Çözüm Süreci'nde (2013-2015) yaşanan hayal kırıklıkları hatırlatılıyor. Müzakereler sırasında güvenlik zaafı yaratıldığı, hendek olayları ve şehir çatışmalarıyla binlerce can kaybı yaşandığı, sürecin tek taraflı çökertildiği iddiaları hâlâ canlı. Muhalefet, "yine aynı senaryo mu oynanıyor?" sorusunu soruyor.

Güvenlik riskleri

Süreç, terörle mücadelede kararlılık ile barış arayışını dengelemeye çalışıyor gibi görünse de, eleştirmenler "güvenlik zaafı yaratma" riskine dikkat çekiyor. F-16 kazası gibi olaylar gündemdeyken, askeri hazırlıkların devam etmesi bir yandan "ciddi niyet" gösterirken, diğer yandan "müzakere masasında zayıf görünmeme" çabası olarak yorumlanıyor.

Bazı yorumculara göre süreç, bölgesel konjonktür (Suriye'deki yeni yönetim, İran-Irak dengeleri) nedeniyle hızlandırılıyor; ancak PKK'nın tam fesih ve silahsızlanma taahhüdü olmadan atılacak adımlar, "taviz" algısı yaratabilir. Kamuoyu yoklamalarında terörün bitmesi %95 destek görse de, "nasıl ve ne pahasına?" sorusu cevapsız kalıyor.

Ekonomik ve sosyal boyutun gölgesinde kalan sorular

Süreç başarılı olursa yatırımlar artar, ekonomik güven yükselir deniyor (şubatta endeks zaten artış gösterdi). Ancak kuraklık, su açığı, yüksek enflasyon ve yaşam maliyeti gibi acil sorunlar varken, sürecin bu konuların önüne geçirilmesi "gündem değiştirme" olarak eleştiriliyor. Şehit aileleri ve gazilerle iftar programları yapılırken, geçmiş mağduriyetlerin telafisi için somut adımlar hâlâ sınırlı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.