logo
26 TEMMUZ 2026

Virüssüz il kalmayacak gibi !..

11.01.2006 00:00:00
 
Türkiye'nin gündemine geçtiğimiz hafta Doğubeyazıt'ta hastalanan çocuklarla giren kuş gribi hergün biraz daha yayılıyor. Büyük kentlerde önce başkent Ankara sonra İstanbul dün de İzmir'de kuş gribi saptandı.

Dün İzmir'in yanısıra birbiri ile ilgisiz coğrafyalardaki Sivas ve Isparta'da da kuş gribi bulundu. Herkesin kafası karıştı. Kuşların önemli göç zamanı olmamasına karşın virüsün birdenbire yurdun dörtbir yanında ortaya çıkmasının nedeni ise henüz bilinmiyor. İzmir'in Bayındır İlçesi'nde, 2 tavuk ve 1 güvercinden alınan numuneler pozitif çıktı. Sivas'ta bir kişide kuş gribine rastlandı, Isparta'nın Şarkikaraağaç İlçesi'ne bağlı Karayaka Köyü'nde ölü bulunan 24 tavukta, kuş gribi virüsü tespit edildi...

İzmir Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, Bornova Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'ne incelenmek üzere 100 numune gönderildiği, Bayındır Demircilik Mahallesi'nden dün enstitüye gönderilen 2 tavuk ile 1 güvercinden alınan numunelerin ilk incelemelerinde sonuçların pozitif çıktığının tespit edildiği kaydedildi.

Açıklamada, şöyle denildi: ''Bu bölgedeki hayvanlarla temas ettiği düşünülen 3 vatandaşımız tedbiren gözlem altında tutulmakta, tetkikleri sürmektedir. Vatandaşlarda kuş gribini düşündürecek klinik tablo tespit edilmemiştir. İlçede tedbiren hayvan hareketleri kontrol altına alınmış, dezenfeksiyon işlemleri başlatılmıştır. Kati raporun da pozitif çıkması halinde, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu çerçevesinde bölge karantinaya alınacaktır.''

Kuş gribi hastalığının kanatlı hayvanları etkilemekle beraber insan sağlığını da tehdit eder boyuta ulaştığı ifade edilen açıklamada, şöyle devam edildi: ''Bulaşma, hasta hayvanlarla sağlıklı hayvanların teması ve bunlarla insanların teması sonucu oluşmaktadır. Hastalıkla mücadelede en önemli faktör, bulaşmanın halkalarını ortadan kaldırmaktır. Dolayısıyla kümes hayvanlarının diğer hasta hayvanlarla veya kuşlarla temasının engellenmesi gerekmektedir. Alınan tüm önlemlere rağmen hastalık şüphesi olan hayvanlarla temas etmiş kişilerin sağlıklarıyla ilgili şüpheli durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir.'' Açıklamada, İzmir Valiliği, İl Tarım ve İl Sağlık müdürlükleri bünyesinde kriz masaları oluşturulduğu bildirildi.

İzmir Valiliği Kriz Yönetim Merkezi'ne ''489 67 67'', İl Tarım Müdürlüğü Kriz Masası'na ''462 24 93, 435 10 01-02-03-04'', İl Sağlık Müdürlüğü Kriz Masası'na ise ''483 31 02, 441 81 11 (dahili 246)'' numaralı telefonlardan ulaşılabileceği kaydedildi.      Isparta'da da kuş gribiIsparta'nın Şarkikaraağaç İlçesi'ne bağlı Karayaka Köyü'nde bir süre önce ölü bulunan 24 tavukta, kuş gribi virüsü tespit edildi.Isparta Vali Yardımcısı Bekir Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Şarkikaraağaç'ın Karayaka Köyü'nde ölü bulunan 24 tavuktan alınan numunelerin Konya'da laboratuvarda incelendiğini ve sonuçlarının pozitif çıktığını bildirdi.Bölgeye, tarım ve sağlık il müdürlüklerinden ekiplerin gönderildiğini ifade eden Kaya, köyün karantinaya alındığını kaydetti.Bölgede yaklaşık 5 bin kanatlı hayvan tespit edildiğini belirten Bekir Kaya, incelemelerin tamamlanmasının ardından hayvan itlafına başlanacağını söyledi.Kaya, şu ana kadar sağlık kuruluşlarına kuş gribi nedeniyle herhangi bir başvuru bulunmadığını açıkladı.

Beyşehir Gölü kıyısındaŞarkikaraağaç Kaymakamı Salih Işık da geçen hafta sonu Karayaka Köyü'nde hayvan ölümleri olduğunu, bu hayvanlardan alınan numunelerin laboratuvar ortamında incelenmesi için Konya'ya gönderildiğini ve sonuçların pozitif çıktığı bilgisinin bugün kendilerine ulaştığını bildirdi.Köyün, Beyşehir Gölü kıyısında olduğuna dikkati çeken Işık, göldeki kuş popülasyonu nedeniyle çevresindeki köylerde de temkinli olduklarını belirtti.Kaymakam Işık, Karayaka Köyü'nün yakınlarındaki Yeniköy ve Yassıbel Köyü'nü de içine alan toplam 10 kilometre yarıçaplı alanın karantina altına alındığını açıkladı.      Sivas'ta 1 kişide kuş gribiSİVAS'ın Kangal İlçesi Yellice Köyü'nden Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Gülten Yeşilırmak'da (37), yapılan tahliller sonucu kuş gribi virüsüne rastlandı. Yeşilırmak'ın 3 çocuğunda ise virüs belirlenmedi. Ancak Hasan (8), Ali (12) ve Emel Yeşilırmak'ın (13) tedavileri sürüyor.

Gülten Yeşilırmak, 8 Ocak Pazar günü saat 18.00 sıralarında, yüksek ateş, öksürük, halsizlik şikayetleriyle çocukları Hasan, Ali ve Emel ile birlikte Kangal Devlet Hastanesi'ne başurdu. Gülten Yeşilırmak, ölü tavuklara dokunduğunu söyleyince, kuş gribi şüphesiyle Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi. Yeşilırmak ve 3 çocuğu Enfeksiyon Hastalıkları Servisi'nde tedavi altına alındı. Yeşilırmak ailesinden alınan kan örnekleri Ankara Hıfzıssıhha Enstitüsü'ne gönderildi. Burada yapılan incelemelerde, Gülten Yeşilırmak'da kuş gribi virüsüne rastlandı. Doktorlar, çocuklarda virüse rastlanmadığını ancak, çocukların da tedavilerinin sürdüğünü, çocuklardan da kan örnekleri alınmaya devam edileceğini açıkladı.      'Ölen tavuğu çıplak elle çöpe attımKanında kuş gribi virüsüne rastlanan Gülten Yeşilırmak, sonuçlar açıklandıktan sonra tedavi gördüğü Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Servisi'ndeki tek kişilik odasında, DHA'ya konuştu. Yeşilırmak, aynı serviste kalan 3 çocuğunun sık sık kendisinin yanına geldiğini belirterek, "Onlarda virüs çıkmadı. Ancak, burada sık sık benim yanıma geliyorlar. Doktorlar, onlardan kan almayı sürdürecek. Köyde, yetiştirdiğim tavuklardan biri öldü. Onu çıplak elle çöpe attım. Sonra bir kaç tavuğum daha öldü. Onları da evimden uzağa bir yere attım. Hiçbir tedbir almamıştım. Pazar akşamı ateşim yükselince hastaneye gittik. Çocuklarım da da aynı şikayetler vardı. İnşalah çocuklarımda virüs çıkmaz'' dedi.      Köyde tüm kanatlılar itlaf ediliyorGülten Yeşilırmak'ta kuş gribi virüsüne rastlanmasının ardından, Yeşilırmak ailesinin yaşadığı Kangal İlçesi'ne bağlı Yellice köyü, karantinaya alındı. Tarım İl Müdürlüğü ekipleri, köydeki tüm kanatlı hayvanları özel ekiplerle toplamaya başladı. Toplanan kanatlı hayvanlar itlaf edilecek. Karantinaya alınan köye giriş ve çıkışlar yasaklandı. Köy girişinde jandarma ekipleri 24 saat nöbet tutuyor.Bu sabah Kangal İlçe Merkezinden Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'ne gelen Nazife Yıldırım ile oğlu Hanifi Yıldırım da, kuş gribi şüphesiyle Enfeksiyon Hastalıkları Servisi'nde tedavi altına alındı.      BAYBURT'TA 1 TAVUKTA KUŞ GRİBİBaybut'un Demirözü İlçesi'nde telef olan bir tavuktan kuş gribi şüphesiyle alınan örnekler tahlil için Erzurum'daki Veteriner Araştırma ve Kontrol Enstitüsü'ne gönderildi. Yapılan tetkiklerde tavukta kuş gribine rastlandı. Bayburt Vali Yardımcısı Süleyman Yıldırım, "Demirözü İlçesi'nden gönderdiğimiz bir tavukta kuş gribinin belirlenmesi üzerine, civardaki yaklaşık bin 500 kanatlı hayvan itlaf edildi. Hastalık görülen bölgede prosedür gereği yapılması gereken tüm işlemler yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Endişe edilecek bir durum yok'' dedi.

Bu arada, bölge genelinde bayramın ilk gününde de şüpheli kanatlı hayvan ölümleri hakkında ihbar aldıklarını belirten Tarım İl Müdürlükleri yetkilileri, tüm ihbarları değerlendirdiklerini ve şüpheli vakalardan aldıkları örnekleri laboratuvarlara gönderdiklerini kaydetti.

Trabzonlu bakandan Trabzon halkına siem


 
1966 Trabzon doğumlu olan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yapılan ölçümlerde Karadeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin en kilolu bölgesi olarak belirlendiğine işaret ederek, "Onun için kuymağı yiyelim, sütlacı yiyelim ama lütfen hareket edelim. Bu konuda eskiden sabah kahvaltısında kuymak yiyip tütün tarlasına giden annelerimiz, ninelerimiz gibi değil, maalesef masada oturan insanlar olmuş durumdayız" dedi.

25.07.2026 11:16:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Trabzonlu bakandan Trabzon halkına siem
 Trabzonlu bakandan Trabzon halkına siem

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yapım çalışmaları devam eden Trabzon Şehir Hastanesi'nde incelemelerde bulundu. Trabzon Şehir Hastanesi'nde bütün tedavileri yapabilecek, dünyanın en ileri teknoloji cihazlarını kullanabilecek fiziki yapıyı gerçekleştirdiklerini dile getiren Memişoğlu, "Hekimlerimiz de bu konuda yeterli. İnşallah bölgenin merkezi olacak. Sadece bölgeye değil, esasında Gürcistan'dan İran'a her türlü yabancı hastaya da hizmet edebilecek bir binadayız. Herkese hayırlı olsun. Emeği geçenlere çok teşekkür ederim" dedi. Memişoğlu, 2023'te başlayan inşaat çalışmalarında sona gelindiğini ifade ederek, yaklaşık 265 bin metrekarelik alanda deprem izolatörü kullanıldığını vurguladı.

Bazı hastaneler taşınacak

Trabzon'da diğer hastanelerin taşınması konusuna değinen Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kemik Hastanesi ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ni buraya taşıyacağız. Kanuni Hastanemiz aynı şekilde doğu bölgesinde sağlık hizmeti eğitim araştırma olarak devam edecek. Bunun yanında Numune Hastanesi'nin sağlık hizmetini de buraya taşıyacağız. Fatih Hastanemizde de hizmetlere devam edeceğiz. İnşallah Fatih Hastanesi'ni yenileyerek merkezde de bir hastanemizin yeni bir şekilde hizmetine devam etmesini sağladık. Ben bütün Trabzon halkına hayırlı olmasını diliyorum."



Sağlığa ulaşım çok kolaylaşmış durumda

Trabzon'da doğduğunu ve şehirde geçmiş sağlık hizmetlerini bildiğini dile getiren Memişoğlu, "Şu anda Türkiye ve Trabzon sağlık anlamında geçmişe göre çok çok iyi yerlerde. Her bir vatandaşımız bugün sağlıktan yılda 12,2 kez hizmet alıyor. Sağlığa ulaşım çok kolaylaşmış durumda. Yalnız toplumumuzdan en çok istediğim de sağlıklı olmalarını sağlamak. Yani esas hedefimizin sağlıklı kalmak olması, kötü alışkanlıklardan, kötü beslenmeden, hareketsizlikten uzak durmamız lazım. Onun için sigara dediğimiz, alkol dediğimiz kötü alışkanlıklardan herkesin uzak durmasını, egzersiz yapmasını ve kilolarına dikkat etmesini istiyorum" diye konuştu.

Bu kilolar niye?

Memişoğlu, yapılan ölçümlerde Karadeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin en kilolu bölgesi olarak belirlendiğine işaret ederek, "Onun için kuymağı yiyelim, sütlacı yiyelim ama lütfen hareket edelim. Bu konuda eskiden sabah kahvaltısında kuymak yiyip tütün tarlasına giden annelerimiz, ninelerimiz gibi değil, maalesef masada oturan insanlar olmuş durumdayız. Sağlıklı hayat merkezlerine ve aile hekimliklerine giderek bu konuda bedenimize nasıl bakacağımızı, nasıl sağlıklı kalacağımızı öğrenelim" ifadelerini kullandı. 

YKS'de 'sıfır çekenler'in sayısı katlandı


 
Sınava katılan 67 bin 87 aday TYT puanının hesaplanmasına yetecek neti çıkaramadı, bir başka ifadeyle 'sıfır çekti.' Bu sayı geçen seneye göre yaklaşık yüzde 64 arttı. Geçen sene bu sayı 40 bin seviyesinde idi.

25.07.2026 11:02:00
Haber Merkezi
 
YKS'de 'sıfır çekenler'in sayısı katlandı
YKS'de 'sıfır çekenler'in sayısı katlandı

Türkiye'de 20-21 Haziran'da yapılan ve üniversite tercihlerini belirleyen Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) bu yıl 2 milyon 255 bin öğrenci girdi. ÖSYM'nin 21 Temmuz'da açıkladığı YKS sonuçları, yüksek puan dilimindeki adayların sayısının arttığını ancak özellikle matematik ve fen testlerinde ortalama doğru cevap sayısının yine düşük düzeyde kaldığını gösterdi. Bu yıl YKS'ye katılan aday sayısı geçen yıla göre Temel Yeterlilik Testi (TYT), Alan Yeterlilik Testi (AYT) ve Yabancı Dil Testi (YDT) oturumlarının tamamında azaldı. 170 bin kişi başvurduğu halde sınava girmedi. YKS'nin üç oturumunda toplam 301 adayın sınavı geçersiz sayıldı.

0.5'lik net bile çıkaramayan kitle

Sınava katılan 67 bin 87 aday TYT puanının hesaplanmasına yetecek neti çıkaramadı, bir başka ifadeyle 'sıfır çekti.' Bu sayı geçen seneye göre yaklaşık yüzde 64 arttı. Geçen sene bu sayı 40 bin seviyesinde idi.
Çünkü sınav kurallarına göre puan hesaplanması için Türkçe ya da matematikten 0.5 net yapılması gerekiyor. Yani eksiye düşülmemesi şart.
ÖSYM henüz iller bazında başarı sıralaması yayımlamadı. Ancak Türkiye birincilerinin önemli bölümü İstanbul'daki okullardan çıktı. TYT'de beş birincinin üçü; sayısal birincisi, sözel birincisi, eşit ağırlık birincisi ve İngilizce, Almanca, Arapça ve Rusça birincileri İstanbul'dan çıktı. Kabataş Erkek Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi ve Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi başta olmak üzere birçok başarılı okul zirvede yer aldı.

Özel okullar başarısız

Öğrencilerinin derece yaptığı diğer iller ise Eskişehir, Şanlıurfa, Denizli oldu. 2026 YKS sonuçlarında dikkat çekici bir diğer konu da, özel okullardan hiç Türkiye birincisi çıkmaması ve devlet okullarının öne çıkması oldu. Oysa LGS'de özel okullar devlet okullarına fark atmıştı. Türkiye Özel Okullar Derneği (TÖZOK) Başkanı Zafer Öztürk, Türkiye'de özel okullarda okuyan öğrencilerin genellikle yurtdışındaki üniversiteleri tercih ettiğini söylüyor. Öztürk, Türkiye'deki en prestijli ilk 10 özel okulun öğrencilerinin en az yüzde 65-70 seviyesinde yurt dışına gittiğini belirtiyor.

Malatya'da 2,8 milyar liralık yasa dışı bahis ağına operasyon: 16 tutuklama

Malatya'da yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyonda hesaplarında yaklaşık 2 milyar 871 milyon TL işlem hacmi tespit edilen şüphelilere yönelik operasyonda 20 kişi yakalanırken, 16 zanlı tutuklandı

25.07.2026 07:32:00
İhlas Haber Ajansı
 
Malatya'da 2,8 milyar liralık yasa dışı bahis ağına operasyon: 16 tutuklama
Malatya'da 2,8 milyar liralık yasa dışı bahis ağına operasyon: 16 tutuklama
Malatya'da yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyonda hesaplarında yaklaşık 2 milyar 871 milyon TL işlem hacmi tespit edilen şüphelilere yönelik operasyonda 20 kişi yakalanırken, 16 zanlı tutuklandı.

Malatya'da, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, 7258 Sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 5/c maddesi kapsamında "para nakline aracılık etmek" suçuna yönelik çalışma yürütüldü. Soruşturma kapsamında yasa dışı bahis faaliyetlerinde bulunduğu değerlendirilen şahıslara ait 22 hesabın hareketleri incelendi. Yapılan incelemelerde hesaplarda yaklaşık 2 milyar 871 milyon TL işlem hacmi bulunduğu belirlendi.

Elde edilen deliller doğrultusunda 24 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 20 şüpheli yakalanırken, şüphelilerin üzerlerinde ve adreslerinde yapılan aramalarda 61 dijital materyal ele geçirildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 16'sı çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 2 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 2 şüpheli ise savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı. Operasyon kapsamında hakkında işlem yapılan 2 şüphelinin başka suçlardan cezaevinde bulunduğu belirlenirken, firari 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'

Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini söyledi

25.07.2026 06:27:00 / Güncelleme: 25.07.2026 06:47:19
İhlas Haber Ajansı
 
Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'
Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini söyledi.

Ekici, saat 15.15 itibarıyla parti yetkililerinden birine Altaylı kaynaklı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü haberi geldiğini söyledi. Ekici, "Bu durum, helikopterin 15.00 civarı düştüğü tahmin edildiği için önem taşıyor. Rahmetli İHA muhabiri İsmail Güneş'in 112'yi araması saat 15.26'dır. Arada 11 dakikalık bir fark var ve bu çok önemli bir durumdur" dişe konuştu..

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Muhsin Yazıcıoğlu'nun, yanındaki 5 kişi ile birlikte 25 Mart 2009'da hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturma dosyasını yeniden ele aldı. Yürütülen soruşturmada, tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 27 şüpheliden 19'u tutuklanırken, 8'i hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Aynı zamanda soruşturmaya, FETÖ'cü Enver Altaylı'nın adı da girdi.

Enver Altaylı olayının dosyaya yeni bir boyut katan bir yönü olduğunu aktaran Avukat Ekici, "Olay günü saat 15.15 itibarıyla parti yetkililerinden birine Enver Altaylı kaynaklı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü haberi geliyor. Bu durum, helikopterin 15.00 civarı düştüğü tahmin edildiği için önem taşıyor. Rahmetli İHA muhabiri İsmail Güneş'in 112'yi araması saat 15.26'dır. Arada 11 dakikalık bir fark var ve bu çok önemli bir durumdur. Enver Altaylı'nın kişiliği de dikkate alındığında bu bilginin rahmetli İsmail Güneş'in basına düşen bilgisinden önce gitmesi çok manidar bir durumdur.



İkinci bir husus olarak Enver Altaylı'nın, emekli jandarma yarbay olan Ercüment Güler isimli kişiyle ilişkisi olduğu noktasında iddialar var. Eğer bu durum teyit edilebilirse çok önemli olacaktır, çünkü Ercüment Güler, o gün arama kurtarmanın başında olan, askeri ve sivil personeli yöneten kişi olarak biliniyor. Hatta bizim arkadaşlarımız olay yerine vardıkları zaman o kişinin orada olduğu biliniyor. Bu açıdan bilginin oradan mı geldiği noktasında çok ciddi bir delil ortaya çıkmış olacak ve bu işin organize bir yapı tarafından yapıldığı teyit edilecektir" diye konuştu.

Olayı 3 boyutlu incelediklerini aktaran Ekici, "Avukatlar olarak olayı şöyle değerlendiriyoruz, olay öncesini yani helikopterin kiralanma sürecini, olayın gerçekleştiği anı ve gerçekleştikten sonra arama kurtarma dediğimiz ya da aramama kurtarmama olayı üç boyutta inceliyoruz. Aramama kurtarmama boyutuyla baktığımız zaman birçok yetkili ve görevli görevi kötüye kullanmaktan ceza aldı. Arama ve kurtarmanın gereği gibi yapılmadığı noktasında mahkeme kararları da mevcuttur. Biz o zaman da iddia etmiştik, aramama kurtarmama, helikopterin düşürülmesi ve helikopterin kiralanma süreci örgütlü bir yapının işi olabileceği noktasındaki ısrarlarımıza rağmen dosya bölünüp parçalanarak yürütüldü. Ancak bugün itibarıyla Ankara'ya gelişinden itibaren dosyada gördüğümüz kadarıyla Adalet Bakanlığı'na teşekkür etmek istiyorum, soruşturmayı yürüten savcıların da ciddi ve titiz bir çalışma yaptıklarını görüyoruz" şeklinde konuştu.

"Helikopteri Büyük Birlik Partisi'nden kimin tuttuğu çok açık belli"



Ekici, "Helikopteri düşürdüğünü tahmin ettiğimiz, iddia ettiğimiz üç tane jet vardı. Bu jetlerden önemli olanı HH-721 kodlu F-4'tü. Şimdiye kadar bu pilotlar sorgulanmadı, hatta 2019 yılında bizim talebimiz üzerine tanık olarak ifadeleri alındı. Fakat bugün HH-721 F-4'te uçan iki pilot sorgulandı ve tutuklandı. MJ-524 F-16 pilotu sorgulanıp adli kontrolle bırakıldı, HK-046 kodlu pilot da sorgulanıp adli kontrolle bırakıldı ve bunlar şu anda dosyamızın şüphelisi oldu. Bu manada dosyanın çok ciddi biçimde soruşturulduğunu müşahede ediyoruz ve bundan sonra da çok detaylı incelemelerin yapılacağını umut ediyoruz. Buradan helikopteri kim tuttu ve nasıl tuttu onu bugün de ifade etmiştim onun sorgulamak lazım. Helikopteri Büyük Birlik Partisi'nden kimin tuttuğu çok açık belli. OHEM diye bir şirket var, o şirketin Büyük Birlik Partisi'nde kime ait olduğu bellidir. Bunlar tartışmasız konular ama kamuoyunun gündemine şimdi geliyor. Birinci husus bir parti yetkilisine rahmetli İsmail Güneş'in telefonundan önce birilerinin haberinin olması, ikincisi ise helikopteri partide yetkili birinin, ismi ve savcılık dosyasına var, tutması. Bunlar çok önemli hususlar" diye konuştu.

"Önümüzdeki günlerde daha büyük gelişmeler olacağını tahmin ediyoruz"



İddialarında geçen HH-721 kodlu jetin pilotu Ali Armağan'nın, dosya açısından çok önemli bir şahsiyet olduğunu ifade eden Ekici, "Kendisinin, Adil Öksüz ile ve FETÖ ile bağlantıları ortaya çıktı. Bununla da kalmadı, eşinin de Adil Öksüz ile bağlantıları ortaya çıktı. Bu durum ciddi bir FETÖ bağlantısının olduğunu gösteriyor. Keza, helikopterin üstünden iki tane cihazı söken kişilerin de FETÖ'cü olduğu anlaşıldı ki bu görüntüler o zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından savcılığa bildirilmişti. Hatta dosyamızda şüpheli olan ve bu cihazları söken kişilerin 15 Temmuz alçak darbe girişiminde Cumhurbaşkanına suikast ekibi içinde yer almaları çok ilginçtir.

Bilindiği gibi 28 Haziran 2016 tarihinde dosyamıza takipsizlik kararı verilmişti. Biz de darbe girişiminden 2 ya da 3 gün önce itirazda bulunmuştuk. Bu şahıslar darbe girişiminden sonra ortaya çıktı ve soruşturma Kahramanmaraş'ta FETÖ üzerinden yeniden başladı. Ancak üzülerek ifade ediyorum, Maraş'ta 7 yıllık dosya uykuya yatırıldı ve bir gelişme olmadı. Gerçekten hiç şüpheli olmaması gerekenler şüpheli oldu, asıl şüpheliler kaçırıldı, fakat dosya Ankara'ya gidince bu işin ciddiye alındığını ve gerçek şüpheliler üzerinden bir soruşturmanın yürüyeceğini bugün itibarıyla teyit etmiş oluyoruz. Önümüzdeki günlerde daha büyük gelişmeler olacağını tahmin ediyoruz" dedi.

"Parti yetkilileri başka bir helikopteri, kazada düşen helikopteri tutuyor"



Helikopterin kiralama sürecine değinen Ekici, "Rahmetli Muhsin Başkan'ın bu tip helikopter kiralama, uçak kiralama ya da otel gibi programları olduğu zaman irtibata geçtiği Ahmet Demir isimli bir iş adamı dostu vardır ve kendisinden yardımcı olmasını ister. Bu helikopter meselesinde de Ahmet Demir'i arayarak yardımcı olmasını talep ediyor. Ahmet Demir bununla uğraşırken kendisinden habersiz parti yetkilileri başka bir helikopteri, yani kazada düşen Bell 206L-4 LongRanger IV tipi TC-HEK tescilli helikopteri tutuyor. Ahmet Demir Muhsin Başkan'ı arayarak 'Başkanım, bu uçan bir tabut. Kötü bir minibüsle gidin ama bununla gitmeyin, bu helikoptere binmeyin' diye ısrarlı beyanlarda bulunuyor. O dönem partide görev yapan Genel Başkan Yardımcılarından birkaçına da bu bilgi gidiyor. Ahmet Demir bunu ısrarla belirtmesine rağmen Muhsin Başkan bu Bell 206L-4 tipi uçan tabuta bindiriliyor ve bu olay meydana geliyor" diye kaydetti.

Konuşmalarını sürdüren Ekici, "Muhsin Başkan'ın uçuş programı için iki tane helikopter yer almaktadır. Birinci helikopter, düşen Bell 206L-4 LongRanger IV tipi helikopterdir, bu helikopterin birinci uçuş programı Sivas, Çağlayancerit ve Yerköy'dür. İkinci helikopter ise Agusta AW119 Koala tipi bir helikopterdir ve onun ikinci günkü uçuş güzergâhı Suşehri ve Gemerek gibi Sivas'ın ilçeleridir. AgustaWestland AW119 Koala ile Bell 206L-4 tipi helikopter karşılaştırıldığında düşen helikopter için Şahin, diğer Agusta/Koala helikopteri için Mercedes benzetmesi yapılıyor. Firma yetkililerine uzun mesafeye neden daha kötü araçla uçuş gerçekleştirildiğini, kısa mesafeler için neden daha iyi helikopterin programlanmadığını sorduk ve sormaya devam ediyoruz" cümlelerini kullandı.

"Beni öldürecek misiniz' Bu helikopter işi nereden çıktı"

Çağlayancerit'e Muhsin Başkan'ın kesinlikle gitmek istemediğini de net olarak bildiklerini dile getiren Ekici, "O dönem Kahramanmaraş Belediye Başkan adayımız olan Bekir Kılıç, Başkanı arayarak Çağlayancerit'e gelmesini istiyor. Muhsin Başkan, 'Bak Bekir, bu Çağlayancerit yüzünden birinin kalbini kıracağım, bu sen olma. Beni öldürecek misiniz' Bu helikopter işi nereden çıktı' Genel merkeze soruyorum, onlar birbirlerinin yüzlerine bakıyor' diyor ve bu ifadeler dosyada mevcuttur. Çağlayancerit'e gidebilmesi için Çubuk mitinginin iptal edilmesi gerekiyordu. Çubuk büyük bir ilçe iken Çağlayancerit onun yanında köy gibi kalan bir yerdir. 'İllaki Çağlayancerit'e geleceksin, biz seçimi kazanacağız' denilmesine rağmen seçim sonucunda Çağlayancerit'te dördüncü parti, Çubuk'ta ise ikinci parti oluyoruz.

Çubuk'un Çağlayancerit'e neden tercih edildiğinin ve bunu kimin iptal ettiğinin ciddi manada sorgulanması lazımdır. Ayrıca bilirkişilerin tespit ettiği bir husus var, helikopter kazasının meydana geldiği nokta radarların kör noktasıdır. Kör noktada uçuşa zorlanmak ya da o bölgede bir operasyon yapmak daha kolaydır. Türkiye'deki radarların kör noktalarını sen, ben, vatandaş bilmez, bunu bilen Hava Kuvvetleri'dir. Bunun da önemle dikkate alınması gerektiğini ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi Handan Sonel tutuklandı

25.07.2026 02:00:00
AA
 
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı

Doku soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen ve savcılık sorgusu tamamlanan Handan Sonel, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan tutuklandı.

Korucubaşı Y.A. ise savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Böylelikle soruşturmada bugüne kadar tutuklanan zanlı sayısı 15 oldu.

14 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "kasten öldürmeye yardım", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 30 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu, güvenlik korucusu Fatih Özmen ve Doku'nun telefonuna müdahale ettiği değerlendirilen bilişim şirketinin sahibi Mehmet Aca tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E, iş insanı O.Y, F.K, A.Ş, H.K, E.E, M.Y, T.S, E.Y, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla Y.S, M.P. ve Y.A. savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı. 

Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti


 
Bafra Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner, karpuzun tanesinin tarlada 5 liradan satıldığını belirterek, "Karpuz tüketenler Bafra karpuzunu tercih etsin. Her şeyi mükemmel, kabuk inceliği, lezzeti" diye konuştu.
 

25.07.2026 00:57:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti
 Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti

Samsun'un Bafra ilçesinde yaklaşık 12 bin 500 dekar alanda yetiştirilen karpuzun hasadı devam ediyor. Bafra Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner, Bafra Ovası'nda yaklaşık 12 bin 500 dekar alanda karpuz üretimi yapıldığını söyledi.

Tanesi ortalama 7-8 kilo

Nisan ayında örtü altı olarak ekilen karpuzda 15 Temmuz'dan itibaren hasada başladıklarını aktaran Tosuner, "Bafra karpuzu Türkiye'de kilogramı en düşük karpuzdur. Bafra karpuzunun en büyüğü 12 kilogram gelir. Bunun nedeni ise Bafra'nın yüzde 90'ının kara toprak üzerine kurulu bir ovaya sahip olmasıdır" dedi. Tosuner, ovada dekar başına verimin 7-8 ton civarında olduğunu belirterek, "Bafra karpuzunun 12 kilogram olanı, yüzde 1'i bulmaz. Genelde 7-8 kilogram arasındadır. Buradan Ankara, İstanbul ve Karadeniz'in tamamına karpuz sevkiyatı oluyor. Bunun yanında Gürcistan'a da gönderiliyor" ifadelerini kullandı.

Kilosu 1 liranın altında

Karpuzun tanesinin tarlada 5 liradan satıldığını anlatan Tosuner, "Karpuz tüketenler Bafra karpuzunu tercih etsin. Her şeyi mükemmel, kabuk inceliği, lezzeti" diye konuştu.

Sudan bayağı bayağı ucuz

İstanbul'da 5 litrelik Munzur su 75, Erikli su 69, Abant su 36, Kardelen su 32.5 liraya satılıyor. Karpuzun kilosu ise marketlerde 9.9 TL ile 40 TL arasında değişiyor. 

Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü


 
Aydın'da iki aile arasında çıkan kavgada 2 kişi öldü, 5 kişi yaralandı.
 

25.07.2026 00:43:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü
Aydın'da iki aile birbirine girdi, iki kişi öldü

Aydın'ın Söke ilçesinde iki aile arasında çıkan silahlı kavgada 2 kişi öldü, 5 kişi yaralandı. Kemalpaşa Mahallesi'nde kız alma meselesi nedeniyle aralarında husumet bulunan iki aile arasında kavga çıktı. Tarafların birbirlerine silahla ateş etmesi sonucu 7 kişi yaralandı. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Kavgayı ayırmaya gitti, öldü

Çeşitli hastanelere kaldırılan yaralılardan Umut Cabaş (38), müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Cabaş'ın kavgayı ayırmaya gittiği ve bu sırada silahla vurulduğu öğrenildi. Yaralılardan Doğan Işık da kaldırıldığı Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti.

Olaya ilişkin R.D, C.D, M.N.D ve S.D. gözaltına alındı. Polis, hastanelerde de tarafların yakınları arasında olumsuzluk yaşanmaması için yoğun güvenlik önlemi aldı. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen 4 şüpheli tutuklandı.

AKOM'dan İstanbul için uyarı

AKOM, Cumartesi günü sabah saatlerinden itibaren İstanbul genelinde 12 ila 18 saat boyunca etkili olması beklenen gök gürültülü şiddetli sağanak yağış ve poyraz fırtınasına karşı vatandaşları uyardı. Hava sıcaklığı ise ani bir düşüşle 25 dereceye kadar gerileyecek

24.07.2026 21:00:00
AA
 
AKOM'dan İstanbul için uyarı
AKOM'dan İstanbul için uyarı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), kentte yarın beklenen sağanağa karşı tedbirli olunması uyarısında bulundu.

AKOM'dan yapılan açıklamaya göre, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi genelinde yarın sabah saatleri itibarıyla yağışın şiddetini arttırması bekleniyor.

Kent genelinde bölgesel olarak gün boyunca sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak geçişlerinin yaşanması öngörülüyor.

Karadeniz'e kıyısı olan kuzey ilçeleri Eyüpsultan, Sarıyer ve Beykoz ile doğu ilçeleri Şile, Sultanbeyli, Pendik ve Tuzla'da yağışların çok kuvvetli şekilde görülebileceği tahmin ediliyor.

Bu nedenle rüzgarın kuzeyli yönlerden kuvvetlenerek aralıklarla fırtına şeklinde eseceği, beraberinde sağanak geçişlerinin yaşanacağı, sıcaklıkların 25 derece civarına gerileyeceği öngörülüyor.

AKOM, yarın akşam saatlerine kadar bölgede görülecek kuvvetli yağışlar nedeniyle vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması konusunda uyarıda bulundu.

Ahbap soruşturması kapsamında ifade veren Fatih Altaylı:

Fatih Altaylı: "Haluk Levent'e ve Ahbap derneğinin asla hak etmediği bir desteği vermiş olmaktan pişmanlık duyuyorum"

24.07.2026 19:41:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ahbap soruşturması kapsamında ifade veren Fatih Altaylı:
Ahbap soruşturması kapsamında ifade veren Fatih Altaylı:
Ahbap soruşturması kapsamında ifade veren Fatih Altaylı, "2020 yılında ülke genelinde gerçekleşen orman yangınlarında Ahbap'ın ve Haluk Levent'in büyük çabaları oldu. Helikopter, uçak kiralayıp yangın söndürme faaliyetlerine fiilen katılıp çaba gösterdiler. Bu durum hem benim nazarımda hem de kamuoyunda Ahbap derneğine bir sempati oluşturdu. Gelinen aşamada Haluk Levent'e ve Ahbap derneğinin asla hak etmediği bir desteği vermiş olmaktan üzüntü hatta pişmanlık duyuyorum" dedi.

Ahbap soruşturması kapsamında gazeteci Fatih Altaylı ifade verdi. Haluk Levent isimli şahsı ilk olarak 2021 yılında yapmış olduğum bir programda tanıdığını söyleyen Altaylı, "Kendisiyle ilk tanışıklığım bu program vesilesiyle oldu. Daha önce mesleğim itibariyle tabi ki kendisini bilirdim. Ama kendisinin bende olumsuz bir intibası bulunmaktaydı. Çünkü kendisinin kumarbaz, dolandırıcılıktan hapse girmiş bir adam olarak bilirdim.

Açıkçası kendisine de çok güvenmezdim. 2017 yılında Ahbap isimli bir dernek kurdu. Bu dernekle ben para topladığını bilmiyordum. Bu dernek vasıtasıyla hayırseverleri ihtiyaç sahipleri ile buluşturup bu insanlara da konser, etkinlik vb. gibi programlar düzenliyor olarak beliyordum. 2020 yılında ülke genelinde gerçekleşen orman yangınlarında AHBAP'ın ve Haluk Levent'in büyük çabaları oldu. Helikopter, uçak kiralayıp yangın söndürme faaliyetlerine fiilen katılıp çaba gösterdiler. Bu durum hem benim nazarımda hem de kamuoyunda Ahbap derneğine bir sempati oluşturdu. Toplum nazarında güven kazandı" dedi.

"Güven ortamı ile birlikte benim de Ahbap ile ilgili olumlu yönde söylemlerim olmuş olabilir"



Altaylı "En son 6 Şubat depremlerinde bu dernek vasıtasıyla yardımlar yapmaya başladı. Ancak benim bu dönemde de Haluk Levent ile ilgili şahsen soru işaretlerim devam etmekteydi. Kamuoyunda ve şahsen benim nazarımda hem orman yangınlarında yapmış olduğu çalışmalar hem de depremin yaşandığı ilk andan itibaren yaptıkları ile bu kişiler hakkında bir güven ortamı oluştu. Bu güven ortamı ile birlikte benim de Ahbap ile ilgili olumlu yönde söylemlerim olmuş olabilir. Ama bununla birlikte ben kesinlikle bu adamın geçmişinde kumar, mali suçlar gibi yüz kızartıcı olaylar bulunması hasebiyle bu derneğin kesinlikle çok iyi denetlenmesi gerektiğini savundum. Hatta bu konuda 'Haluk çuvallamamalısın, süt gibi lekesiz görünmek zorundasın' minvalinde yazılar kaleme aldım.

Bunun üzerine Haluk Levent benimle irtibatı kesti. Telefonlarıma cevap vermemeye başladı. Ben de bu süreçten sonra derneğin ve Haluk'un bağımsız kuruluşlarca denetlenmesini her platformda söylemeye devam ettim. Son olarak birkaç ay önce Haluk Levent'in tekrardan gündeme gelmesi ile bir yazı daha kaleme aldım. Bu yazıda internet sitende hesap vermiyorsun, acilen uluslararası kuruluşlarca denetlenmen gerekiyor diyerek İçişleri Bakanlığını da göreve çağırdım. Bu yazıdan sonra Haluk Levent bana 'çok çok haklısın abim, 10 ay kadar önce denetim geçirmiştik. Düzenli denetleniyoruz. Denetim sonrası canlı yayınlarda tek tek kuruşuna kadar hesap vereceğim, sözüm söz bu mesaj da burada kalsın' şeklinde mesaj attı. Ben de kendisine bu iş böyle olmaz. Büyük denetim firmaları ile çalışmalısın. Her şeyi açık ve net bir şekilde yayınlamalısın dedim ve bundan bir süre sonra kendisi gözaltına alındı. Süreci bende herkes gibi medyadan takip ettim" ifadelerini kullandı.

"Haluk Levent'e ve Ahbap derneğinin asla hak etmediği bir desteği vermiş olmaktan üzüntü hatta pişmanlık duyuyorum"

6 Şubat depremlerinden sonra yüzyılın en büyük afetlerinden olması nedeniyle puslu bir hava olduğunu söyleyen Fatih Altaylı, "Herkes bir şeyin ucundan tutup birbirine yardım etme derdindeydi. Kayıplar o kadar çoktu ki insanlara yetişilemiyordu. Böyle bir ortamda bizde yardım eden herkese destekleyici ve elimizden geldiğince bu faaliyetleri duyurmaya çalışarak sürece katkı sağlamaya çalıştık. Bunu da programlarımda defaatle dile getirdim. Daha sonra istenirse de programın kaydını da dosyanıza sunabilirim. Bir programda Kızılay'ın ya da AFAD'ın karalanmaya çalışılması sırasında AFAD'ı ve Kızılay'ı savunup bu tür söylemlerin manasız olduğunu söylemişimdir.

Biz o dönem oluşan havada Ahbap'ı ve taşın altına elini sokan herkese vesile olmaya çalıştık. Benim Ahbap derneğine veyahut Haluk Levent'e maddi olarak herhangi bir yardımım söz konusu değildir. Kendisine para göndermedim. Ahbap derneğinin topladığı paraları da daha sonra bu yardımların ilgililerine ulaşıp ulaşmadığı konusunda açıkçası araştırma yapamadım. Elimde o dönem bu denetlemeyi yapabilecek yetki ve kabiliyet bulunmamaktaydı. Sadece yazılarımda ve Youtube videolarımda bu işin profesyonelce denetlenmesi gerektiğini ve denetim raporlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savundum.

Elimden gelen bu kadardı. Daha sonra yaşanan süreçte Haluk Levent'in huyundan vazgeçmediğini hep beraber görmüş olduk. Ben o süreçte her insan ikinci bir şansı hak eder ve insanların yardımına koşan herkesi destekleme düşüncesi ile bu yayınları yaptım ve tweetleri attım. Ancak şu an görüyorum ki hak etmediği bir destek vermişim. Depremden sonra Türkiye bir genel seçim ve yerel seçim geçirdi. Yoğun gündem içerisinde bu işi yeterince takip edememiş olabiliriz. Zaten denetim yetkisi de bizde değildi. Ama gelinen aşamada Haluk Levent'e ve Ahbap derneğinin asla hak etmediği bir desteği vermiş olmaktan üzüntü hatta pişmanlık duyuyorum. Başkaca eklemek istediğim bir husus yoktur" dedi.
Fatih Altaylı ifadesinin ardından adliyeden ayrıldı.

BTP’den Lozan mesajı

BTP, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünü resmi sosyal medya hesabından yayımladığı bir paylaşımla kutladı. Partinin açıklamasında Lozan, "Türkiye'nin tapu senedi" olarak nitelendirilirken, antlaşmanın Türk milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini tüm dünyaya kabul ettirdiği vurgulandı

24.07.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
BTP’den Lozan mesajı
BTP’den Lozan mesajı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümünü resmi sosyal medya hesabından yayımladığı bir paylaşımla kutladı. Partinin açıklamasında Lozan, "Türkiye'nin tapu senedi" olarak nitelendirilirken, antlaşmanın Türk milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini tüm dünyaya kabul ettirdiği vurgulandı.

Paylaşımda, Lozan Antlaşması'nın Sevr'i hükümsüz kıldığı, kapitülasyonları kaldırdığı, milli egemenliği tescillediği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukukta yerini aldığı ifade edildi. Parti, antlaşmayı "büyük bir diplomasi başarısı" olarak tanımladı.

Lozan'ın ruhu ve tam bağımsızlık vurgusu

BTP açıklamasında, Lozan'ın gerçek ruhunun yalnızca sınırları korumakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Partinin görüşüne göre bu ruh; ekonomisiyle, üretimiyle, teknolojisiyle ve dış politikasıyla da tam bağımsız bir Türkiye inşa etmeyi gerektiriyor.

Paylaşımda ayrıca başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanları saygı, rahmet ve minnetle anıldı. Görselde tarihi fotoğraflar, Türk bayrağı ve "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Tapusu – Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıl Dönümü Kutlu Olsun" ifadeleri yer alırken, partinin "İstikbal Biziz Biz Geleceğiz" sloganı da dikkat çekti.

BTP, Lozan'ı "milletimizin bağımsızlık iradesinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi" olarak niteleyerek yıl dönümünü resmi olarak kutlamış oldu.

BTP'nin mesajı şöyle:

"24 Temmuz 1923... Türkiye'nin tapu senedi Lozan'ın imzalandığı tarih.

Lozan Antlaşması; Türk milletinin bağımsızlığını, egemenliğini ve vatanının bölünmez bütünlüğünü tüm dünyaya kabul ettirdiği tarihî bir dönüm noktasıdır.

Sevr'i hükümsüz kılan Lozan; kapitülasyonların kaldırıldığı, milli egemenliğin tescillendiği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukukta yerini aldığı büyük bir diplomasi başarısıdır.

Bağımsız Türkiye Partisi olarak inanıyoruz ki Lozan'ın gerçek ruhu; yalnızca sınırlarını koruyan değil, ekonomisiyle, üretimiyle, teknolojisiyle ve dış politikasıyla da tam bağımsız bir Türkiye inşa etmektir.

Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.

Lozan, milletimizin bağımsızlık iradesinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedidir."



Hüseyin Baş: 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve temsil heyetini saygı ve rahmetle anıyorum'

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı: 
 
"Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi olan Lozan Barış Antlaşması'nın 103. yıl dönümü kutlu olsun.
 
Milletimize parçalanmış bir ülkeyi dayatan Sevr'i tarihin çöplüğüne atan; bağımsızlığımızı, egemenliğimizi ve Misak-ı Milli sınırlarımızı dünyaya kabul ettiren bu büyük diplomasi zaferi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki en önemli dönüm noktalarından biridir.
 
Bu zaferi mümkün kılan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve temsil heyetini saygı ve rahmetle anıyorum."


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.