logo
13 EYLÜL 2026

Zonguldak'ta ormanlık alana atılan cam şişeler yangın riski oluşturdu

Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde iki köy arasındaki ormanlık alana bırakılan çöpler, sıcak havalarda cam şişelerin güneş ışığını yansıtması nedeniyle yangın tehlikesi oluşturdu. Vatandaşlar da çöpleri çevreye atanlara tepki gösterdi

17.08.2026 13:53:00
İHA
 
Zonguldak'ta ormanlık alana atılan cam şişeler yangın riski oluşturdu
Zonguldak'ta ormanlık alana atılan cam şişeler yangın riski oluşturdu
Nebioğlu Pilavcılar Köyü ile Serdaroğlu Köyü arasında kalan ormanlık bölgeye kimliği belirsiz kişilerce atılan çöpler çevre kirliliğine sebep oldu. Alanda biriken cam şişeler ve çeşitli atıklar çevrede yaşayanların tepkisine yol açtı.






Yöre sakinleri, özellikle sıcak havalarda güneş ışığını yansıtan cam şişelerin orman yangınına neden olabileceğinden endişe duyduklarını belirttiler. Bölgede yaşayan vatandaşlar, ormanlık alanın temizlenmesini etti.








Vatandaşlar ayrıca çevreye çöp atan kişilerin belirlenerek haklarında gerekli işlemlerin yapılmasını istedi. Ormanlık alandaki atıkların bir an önce kaldırılması gerektiği belirttiler.













Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde zemin oturması nedeniyle kolon ve duvarlarında tehlikeli yarıklar oluşan Emirali Apartmanı, hem bina sakinleri hem de çevredekiler için büyük risk oluşturuyor. Hukuki mücadelesini sürdüren ve korkudan geceleri gözüne uyku girmediğini söyleyen bina sakini Halit Erbulut, facia yaşanmadan yetkililerin acil olarak binada inceleme yapmasını ve karar vermesini istiyor

12.09.2026 12:50:00 / Güncelleme: 12.09.2026 12:54:09
İHA
 
Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu
Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu
Manisa'nın Turgutlu ilçesine bağlı Sefa Mahallesi Subaşı Sokak No: 1 adresinde bulunan Emirali Apartmanı'nın yapımına 2010 yılında bir müteahhit tarafından başlandı. İddiaya göre müteahhidin inşaatı yarım bırakması üzerine, temeli atılmış ve kolonları dikilen inşaat projesini binada hak sahibi olan Turgutlulu esnaf Halit Erbulut devralarak 2011 yılında binayı tamamladı. Ancak aradan geçen yıllar içerisinde zemin oturmasına bağlı olarak binada ufak çaplı çatlamalar başladı. Zamanla bu çatlaklar büyüyerek yapının taşıyıcı sistemlerini de tehdit eden tehlikeli yarıklara dönüştü.






Kendi oturduğu ve dairelerinin bulunduğu binadaki durumu fark eden Halit Erbulut, özel mühendisler getirterek binada inceleme yaptırdı. Yapılan incelemelerde binanın statiğinin tamamen bozulduğu ve yaşanabilecek en ufak bir depremde veya farklı bir sarsıntıda yıkılabileceği tespiti yapıldı. Bunun üzerine Erbulut, inşaata ilk başlayan müteahhite karşı hukuk mücadelesi başlattı. Turgutlu mahkemelerinde görülen davayı kaybeden Erbulut, yılmayarak dosyayı istinafa taşıdı.

"Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım"

Binada yapılacak işlemler için bir sonuç alamadığını belirten Erbulut, "Bu binada yaşıyorum. Binamda zeminden kaynaklı oturmalar oldu. Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım. Ancak çarem kalmadı ve bu binada yaşıyorum. 2011 yılında projesi hazır temeli atılmış ve kolonları dikilmiş bir inşaat durumundan ben devraldım. Binada 8 yıl kadar oturduktan sonra çatlaklar oluşmaya başladı. Biz bunu oturmaya bağlı olduğunu düşündük ancak devam edince tadilat yaptırdık. Ancak tadilat sonrasında da çatlaklar devam etmeye başladı" dedi.








"Apartmandaki herkes korkup kaçtı"

Apartman sakinlerinin binayı terk ettiğini kendisinin de binadan taşınacağını ama binanın çevreye de tehdit oluşturduğunu belirten Erbulut, "Apartmandaki herkes korkup kaçtı. Ben de çıkmayı düşünüyorum. Ancak benim bu apartmandan çıkmam bir şeyi değiştirmiyor. Depremde ve ya bir yıkılma durumunda çevreden geçenlere zarar vereceğini düşünüyorum. Yetkililerin gelip bu konuyla ilgili ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı.








"Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım"

Binada yapılacak işlemler için adli süreç başlattığını ancak bir sonuç alamadığını ifade eden Erbulut, "Adli süreçte bir hakime düştük. Hiçbir çalışma yapılmadı. Sonra başka bir hakim devraldı davayı ancak bir kere keşfe geldi. Sonrasında da dosyayı reddederek kapattı. İstinaf yolu açıktı ancak 2-3 yıl sürebileceğini öğrendim. Ancak bu süreçte acil bir şekilde binayla ilgilenilmesi gerekiyor. Binayla ilgili güçlendirmeyse güçlendirme, yıkılması gerekiyorsa yıkılması kararı alınsın. Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım" dedi.








Temel iki parça atılmış, oturma sınırı aşılmış

Öte yandan, mahkeme sürecinde dosyaya giren bilirkişi heyeti ve itiraz tutanakları ise binadaki vahim tabloyu gözler önüne serdi. İtiraz dilekçelerinde yer alan Turgutlu mahkemelerinin raporlarına göre; binada zemin-yapı ilişkisinin doğru kurulamadığı belirlendi. Tanıklara ve raporlara yansıyan en çarpıcı detay ise binanın temelinin iki parça halinde dökülmüş olması. Birlikte hareket etmesi gereken temelin ayrı hareket etmesi nedeniyle binanın ara sokağa doğru yattığı ifade edildi. İnşaat mühendisliği açısından maksimum 2,50 santimetre olması gereken zemin oturmasının söz konusu binada 5,92 santimetreye ulaştığı ve yapının statik açıdan ciddi şekilde zorlandığı kayıtlara geçti.






Kendi oturduğu ve dairelerinin bulunduğu binadaki durumu fark eden Halit Erbulut, özel mühendisler getirterek binada inceleme yaptırdı. Yapılan incelemelerde binanın statiğinin tamamen bozulduğu ve yaşanabilecek en ufak bir depremde veya farklı bir sarsıntıda yıkılabileceği tespiti yapıldı. Bunun üzerine Erbulut, inşaata ilk başlayan müteahhite karşı hukuk mücadelesi başlattı. Turgutlu mahkemelerinde görülen davayı kaybeden Erbulut, yılmayarak dosyayı istinafa taşıdı.

"Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım"

Binada yapılacak işlemler için bir sonuç alamadığını belirten Erbulut, "Bu binada yaşıyorum. Binamda zeminden kaynaklı oturmalar oldu. Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım. Ancak çarem kalmadı ve bu binada yaşıyorum. 2011 yılında projesi hazır temeli atılmış ve kolonları dikilmiş bir inşaat durumundan ben devraldım. Binada 8 yıl kadar oturduktan sonra çatlaklar oluşmaya başladı. Biz bunu oturmaya bağlı olduğunu düşündük ancak devam edince tadilat yaptırdık. Ancak tadilat sonrasında da çatlaklar devam etmeye başladı" dedi.

Dolandırıcıların 'Sınavsız ehliyet' oyunu bu kez pes dedirtti

Son dönemlerde çeşitli yöntemler geliştiren dolandırıcılar, özellikle sosyal medya platformlarında yayılan "sınavsız ehliyet" ve "joker kursiyer" şeklindeki paylaşımlarla vatandaşları ağlarına düşürmeye çalışıyor. Reklam veren dolandırıcıların ise sosyal medya üzerinden mesajlaştıkları kişilere 'sizin yerinize joker adayımız giriyor sınava siz ön ödemeyi yapın' şeklindeki konuşması ise dikkat çekti

11.09.2026 12:29:00
İHA
 
Dolandırıcıların 'Sınavsız ehliyet' oyunu bu kez pes dedirtti
Dolandırıcıların 'Sınavsız ehliyet' oyunu bu kez pes dedirtti
İnternet siteleri ve uygulamalar üzerinden dolandırıcılık faaliyetleri her geçen gün artıyor. Özellikle internet üzerinden çok çeşitli taktikler geliştiren dolandırıcılar, kolay yoldan ehliyet almak isteyen vatandaşları hedef alıyor. Dolandırıcılar, sosyal paylaşım siteleri üzerinden 'sınavsız ehliyet' veya kendi hazırladıkları sahte paylaşım videoları ile ağlarına düşürdüğü vatandaşları dolandırıyor. Reklam veren dolandırıcıların ise sosyal medya üzerinden mesajlaştıkları kişilere 'sizin yerinize joker adayımız giriyor sınava siz ön ödemeyi yapın' şeklindeki konuşması ise dikkat çekti.






"Sürücü kursları haricinde ehliyet alınmamaktadır"

Ehliyet belgesinin yalnızca Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlar tarafından verildiğine dikkat çeken Konya Sürücü Kursları Derneği Başkanı Selman Ceylan, "Özellikle sosyal medyada "ehliyetsiz ehliyet" gibi çeşitli paylaşımların dolaştığını görmekteyiz. Bu paylaşımlar nedeniyle vatandaşlarımızın kafasında doğal olarak bazı soru işaretleri oluşmaktadır. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek istiyoruz; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet göstermekte olan sürücü kursları haricinde ehliyet alınmamaktadır. Ehliyet almak isteyen adaylarımız, Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatı kapsamında gerekli eğitimleri tamamladıktan ve sınavlardan başarıyla geçtikten sonra ehliyetlerini alabilmektedir. Vatandaşlarımızdan ricamız, ehliyet konusunda duydukları her habere itibar etmemeleri ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı sürücü kurslarından konularla ilgili bilgi almalarıdır. Biz, Konya Sürücü Kursları Derneği olarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini önemsiyoruz" dedi.








"Başka bir kişinin sınava girmesi mümkün değildir"

Dernek başkanı Selman Ceylan, "Burada vatandaşlarımızın özellikle dikkat etmesi gereken bir konu var. Sürücü belgesi sınavlarında adayın yerine başka bir kişinin sınava girmesi mümkün değildir. Bunun nedeni ise nüfus dairesinden gelen fotoğraf ile kursa kayıt esnasında verilen kimlik fotoğrafının birbirleriyle aynı olması gerekliliğidir. Kontroller ise şu şekilde yapılmaktadır, Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan elektronik sınavlarda, kursa kayıt esnasındaki fotoğraf ile nüfus dairesinden gelen fotoğraf ve sınava giren kursiyerin yüzü eşleştirilerek aday sınava alınmaktadır. Bu şekilde bir kişinin yerine başka bir kişinin sınava girmesi mümkün olmamaktadır" ifadelerini kullandı.








"Vatandaşlarımızın kesinlikle itibar etmemesini istiyoruz"

Ceylan, "Adayların öncelikle zorunlu olarak almaları gereken teorik eğitimleri; trafik, motor ve ilk yardım eğitimlerini tamamlamaları, ardından yine zorunlu olarak almaları gereken direksiyon eğitimlerini tamamlayarak bu sınavlardan başarılı olmaları gerekmektedir. Bu eğitimlere devam edilmesinin, ilerleyen zamanlarda meydana gelebilecek kazaların önüne geçilmesine katkı sağlayabileceğini düşünmekteyiz. Dolayısıyla 'jokerle sınava girilirse sınavsız veya başkasının yerine sınava girerek ehliyet alınır' şeklindeki söylemlere vatandaşlarımızın kesinlikle itibar etmemesini istiyoruz" diye konuştu.




















Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak

Bir ülkede vatandaş polise güvenmiyor, yargının adalet dağıttığına inanmıyor, Meclis’in kendi iradesini temsil ettiğini düşünmüyorsa sorun artık yalnızca tek tek kurumların değil, devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin sorunudur

11.09.2026 00:20:00
Yaşar Cebesoy
 
Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak
Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak
Bir ülkede vatandaş polise güvenmiyor, yargının adalet dağıttığına inanmıyor, Meclis'in kendi iradesini temsil ettiğini düşünmüyorsa sorun artık yalnızca tek tek kurumların değil, devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin sorunudur.

Toplumların ayakta kalmasını sağlayan yalnızca yasalar, kurumlar ve devlet mekanizmaları değildir. Bunların üzerinde daha önemli bir unsur vardır: güven.

Vatandaşın polise başvurduğunda korunacağına, mahkemeye gittiğinde hakkını arayabileceğine, Meclis'e baktığında kendi iradesinin temsil edildiğine inanması gerekir.

Bu güven zedelendiğinde ise ortaya çok daha derin bir toplumsal kriz çıkar.







Polise güven azalırsa ne olur?

Polis, vatandaşın güvenliğinin en temel güvencelerinden biridir. Ancak vatandaşın kolluk kuvvetlerinin herkese eşit davrandığına ilişkin inancı zayıflarsa, insanlar sorunlarını devlet mekanizmaları yerine farklı yollarla çözmeye yönelebilir.

Devletin otoritesi korkuyla değil, hukuka ve adalete dayalı güvenle güçlenir.







Yargıya güven sarsılırsa hukuk yara alır

Bir toplum için en tehlikeli eşiklerden biri yargıya olan güvenin kaybolmasıdır.

Vatandaş "Haklı olsam bile hakkımı alamam" düşüncesine kapılırsa hukuk düzeninin en önemli dayanağı ortadan kalkmaya başlar.

Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve bütün vatandaşlara eşit mesafede olduğu algısı yalnızca hukukçular için değil, toplumun tamamı için hayati önem taşır.

Çünkü adalet duygusu kaybolduğunda, hukuka bağlılık da zayıflar.







Meclis temsil makamıdır

Demokrasinin temel kurumlarından biri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin toplumdaki karşılığı da büyük önem taşır.

Vatandaş, seçtiği milletvekilinin kendi sorunlarını gündeme getirdiğine, Meclis'in ülkenin gerçek meselelerini tartıştığına ve millet iradesinin burada etkili olduğuna inanmalıdır.

Meclis'in etkisiz olduğu düşüncesinin yaygınlaşması ise seçmenin siyasete ve demokratik süreçlere olan ilgisini ve güvenini aşındırabilir.







Asıl tehlike: "Hiçbir kuruma güvenmiyorum"

Polise, yargıya veya Meclis'e yönelik eleştiriler tek başına demokratik bir sorun değildir. Aksine, demokratik toplumlarda kurumların eleştirilmesi doğaldır.

Asıl tehlike, kurumların tamamına yönelik ortak bir güvensizlik duygusunun yerleşmesidir.

Vatandaşın zihninde "Polise güvenemem, mahkemeden adalet bekleyemem, Meclis de beni temsil etmiyor" düşüncesi kökleşirse, devlet ile vatandaş arasındaki bağ zayıflar.

Bu nedenle mesele yalnızca kurumların itibarını korumak değildir.

Mesele, vatandaşın yeniden adalete, hukuka ve devletin kurumlarına güvenmesini sağlamaktır.

Çünkü devletin en güçlü dayanağı yalnızca sahip olduğu yetki değil, vatandaşının duyduğu güvendir.

Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor

Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, Adana'nın üzerinde yangın nedeniyle yoğun bir şekilde bu hava kirliliği olduğunu belirterek, "Hava kirliliği çok geniş alanlara yayıldığı için uydu fotoğraflarından da görülebiliyor. Bu hava kirliliği hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor" dedi

10.09.2026 12:33:00
İHA
 
Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor
Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor
Adana'nın Kozan ilçesinde başlayarak Aladağ ve İmamoğlu ilçelerine yayılan orman yangını nedeniyle kent merkezinde de is kokusu ve hava kirliliği etkili oldu. Yangın çok geniş alanlara yayıldığı için felaketin boyutu uydudan da görülebiliyor. Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, orman yangınları sonrasında oluşan hava kirliliği ve dumanın kent merkezlerine ulaşmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.






"Hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor"

Konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, orman yangınları ciddi hava kirleticileri olduğunu söyleyerek, "Adana'nın üzerinde yangın nedeniyle yoğun bir şekilde bu hava kirliliği var. Hava kirliliğinin çok geniş alanlara yayıldığı uydu fotoğraflarından da görülebiliyor. Bu hava kirliliği hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor. Hava kirliliğinin özellikle çocuklar bebekler kronik hastalıkları olanlar ve yaşlılar üzerinde çok ciddi manada olumsuz etkileri var. Şehirler üzerinde hava kirliliği açısından çok ciddi olumsuz etkiler olduğunu söyleyebiliriz. Pencerelerin kapalı tutulması her zaman tavsiye ediliyor. Şu anda bizde pencereleri kapalı tutacak kadar yoğun bir hava kirliliği olduğunu söylemek doğru değil dedi.








"Orman yangınlarının yüzde doksanı insan kaynaklıdır"

Orman yangınlarının kendi içerisinde pek çok ciddi çevresel problemleri olduğunu dile getiren Başıbüyük, "Orman yangınlarının ekosisteme toprağa havaya su kaynaklarına ve hava üzerinden doğrudan insanlar üzerine verdiği zararlar var. Bunun dışında ormanda yaşayan hayvan ve bitki türleri gibi diğer canlılara olan olumsuz etkileri saymakla bitmez. Ülkemizde son yıllarda iklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcaklıklar ve meteorolojik şartlar orman yangınlarını daha zor kontrol edilebilir bir hale getirdi. Vatandaşlarımızdan sigara izmaritleri ve cam atıkları gibi konularda dikkatli olmalarını orman alanlarında piknik yapmamalarını ve orman alanlarına yakın tarım alanlarında anız yakmamalarını rica ediyoruz. Bu konularda belli bir hassasiyet oluştuğunu görsek de ülkemizde çıkan orman yangınlarının yüzde doksanı insan kaynaklıdır" ifadelerini kullandı.








"Yangın söndürülüyor ama çevreye olan zararı kalıyor"

Vatandaşlardan Savaş Sözcü ise yangın uzakta da olsa dumanını burada hissettiklerini ifade ederek, "Ormanların yanmasını istemiyoruz. Herkes dikkat etsin. Sigara izmaritini atarken ormanımıza zarar vermeyelim. Bu sıcakta çalışanlara ormanımıza ve insanlara yazık. Sigara izmaritini atarken söndürerek atalım. Piknik yaparken rastgele yerlerde ateş yakmayalım. Zaten bu sıcak geçmiyor bir de yangınla ve dumanla uğraşıyoruz. Yangın söndürülüyor ama çevreye olan zararı kalıyor. Buna dikkat etmeliyiz. Bunun zararını hepimiz görüyoruz. Yazık günahtır. Bu suçları işleyenlerin en ağır cezayı almalarını isterim" şeklinde konuştu.








"Halkımızı bilinçsizlik konusunda uyarıyorum"

Mina Erdem ise Adana'nın Kozan ilçesinde oluşan yangın bütün Adana ilçelerini merkezlerini etkilediğini aktararak, "İnsanlar Adana'da hem Adana sıcağıyla hem de Adana yangınıyla uğraşmak zorunda kaldı. Halkımızı bilinçsizlik konusunda uyarıyorum. İnsanlarımız sigara izmaritini çöpleri yerlere attığı için yangınlar daha da çoğalıyor. Parklarımızı bahçelerimizi kirlettiği için yangınlarımız daha da çoğalıyor. İnsanlarımızı daha hijyene daha temiz sokaklara davet ediyorum" dedi.






Kazaya sebebiyet verdi, yaralı sürücüyü bırakıp kaçtı

Dönüş yapmak isteyen otomobile çarpmamak için manevra yapan motosiklet sürücüsü devrilerek sürüklendi. Kazaya sebebiyet veren otomobil sürücüsü ise olay yerinden kaçtı

10.09.2026 11:01:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kazaya sebebiyet verdi, yaralı sürücüyü bırakıp kaçtı
Kazaya sebebiyet verdi, yaralı sürücüyü bırakıp kaçtı
Antalya'nın Manavgat ilçesinde dönüş yapmak isteyen otomobile çarpmamak için manevra yapan motosiklet sürücüsü devrilerek sürüklendi. Kazaya sebebiyet veren otomobil sürücüsü ise yaralı sürücüye yardım etmek yerine olay yerinden uzaklaştı.






Kaza, Manavgat ilçesi Örnek Mahallesi 1525 Sokak'ta meydana geldi.

Şükrü Sözen Köprüsü istikametine seyir halindeki Mesut K.'nın kullandığı 07 LJB 75 plakalı motosiklet yasak olmasına rağmen 1057 Sokak istikametine dönüş yapmak için sola manevra yapan sürücüsü tespit edilemeyen 07 JG 147 plakalı otomobile çarpmamak için manevra yaptı. Motosikletin kontrolünü kaybeden Mesut K. devrilerek sürüklenmeye başladı.







Yardım etmek yerine yoluna devam etti

Güvenlik kamerasına yansıyan kazanın ardından kazaya sebebiyet veren otomobil sürücüsü kısa süre duraklamanın ardından yaralı motosiklet sürücüsüne yardım etmek yerine ambulans ve trafik ekibini beklemeksizin olay yerinden ayrıldı. Kazada yaralanan motosiklet sürücüsü 112 sağlık ekiplerinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.








Kazanın ardından olay yerini terk eden otomobilin sürücüsünün belirlenmesi için emniyet güçleri tarafından çalışma başlatıldı.

Kocaeli'de 5,4 milyon liralık kaçakçılık operasyonu

Kocaeli'de jandarma ekiplerince Dilovası ve Gebze'de 3 araçta yapılan aramalarda piyasa değeri yaklaşık 5 milyon 400 bin TL olan kaçak ürünler ele geçirildi. Operasyonda 4 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı

09.09.2026 14:28:00
İHA
 
Kocaeli'de 5,4 milyon liralık kaçakçılık operasyonu
Kocaeli'de 5,4 milyon liralık kaçakçılık operasyonu
Kocaeli İl Jandarma Komutanlığınca kaçakçılık suçlarıyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar kapsamında, Dilovası ve Gebze ilçelerinde 3 araçta arama gerçekleştirildi. 6-7 Eylül tarihlerinde yapılan aramalarda piyasa değeri yaklaşık 5 milyon 400 bin lira olan çok sayıda kaçak ürün ele geçirildi.






Ekiplerce yapılan aramalarda 500 paket ısıtılmış elektronik sigara tütünü, bin paket kaçak sigara, 238 elektronik sigara ve ünlü markalara ait bin 500 çift gümrük kaçağı terlik bulundu. 






Operasyon kapsamında 4 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.

Antalya'da 15 katlı binada can pazarı

Antalya'da 15 katlı binanın dış cephesini boyayan iki işçi, iskele halatının boşalması sonucu 13'üncü katta asılı kaldı. Emniyet halatları sayesinde ölümden dönen işçiler, kendi imkanlarıyla dairenin balkonuna girdi

09.09.2026 14:17:00
İHA
 
Antalya'da 15 katlı binada can pazarı
Antalya'da 15 katlı binada can pazarı
Olay, dün öğle saatlerinde Muratpaşa ilçesi Meltem Mahallesi Dumlupınar Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, isimleri öğrenilemeyen iki işçi 15 katlı binanın dış cephesinde boyama yaptığı sırada iskele henüz belirlenemeyen bir nedenle düşmeye başladı. Bu sırada iki işçi emniyet kemerlerinden halatlara tutulu vaziyette asılı kaldı. Büyük bir tehlike atlatan işçiler, kendi imkanlarıyla 13'üncü kattaki dairenin balkonuna girdiler. İskele ise apartmanın dördüncü katındaki klima ve balkon demirlerine takılı vaziyette durdu.






İhbar üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Adrese gelen ekipler, işçilerin güvenli bölgede olduğunu görünce, bina etrafında şeritlerle güvenli alan oluşturdu.

Dairede oturanların olmaması nedeniyle bir süre balkonda bekleyen işçiler, ardından ev sahibinin gelmesi sonrası aşağı indi. İşçilerin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.








"Çok korktum"

Olayın görgü tanıklarından Gülefer Anlak, "Yemek yemeye geliyordum. Karşı yoldan geçip kaldırımın dibine ulaştığımız sırada apartmandan iskeleler yuvarlandı. Bir baktım, iki beyefendi asılı halde kalmış. O anda çok korktum. Yanımdan geçen, yandaki inşaatta çalıştığını öğrendiğim beyefendiye, 'Lütfen hemen yardım çağırın' dedim. O da bana, 'Abla, bu iskelenin böyle olması ikinci kez oluyor' dedi. Ben de 'Neden aynı iskeleyi tekrar tekrar kullanıyorlar' İnsanların canı bu kadar mı değersiz' diye tepki gösterdim. Çok üzüldüm. Allah'tan canları kurtuldu. İtfaiye çağrıldı, şimdi müdahale ediliyor" dedi.




















Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor

Mersin'in Bozyazı ilçesinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen orman yangınına ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sürüyor

08.09.2026 13:46:00
İHA
 
Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor
Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor
Edinilen bilgiye göre, Tekeli Mahallesi Akdam mevkisinde, seraların bulunduğu alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.






Alevler, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede çevredeki ormanlık alana yayıldı. İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri sevk edildi.








Yangına havadan ve karadan müdahale edilirken, ekiplerin alevleri kontrol altına alma çalışmaları devam ediyor.













Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi

Okula uyum süreci, çocukların aile ortamından çıkıp kurumsal bir sosyal yapıya geçiş yaptığı ilk kritik eşiktir

07.09.2026 13:11:00
Hasan Gündoğdu
 
Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi
Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi
Anaokulu ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için düzenlenen bu süreç, akademik bir başlangıçtan ziyade psikolojik ve duygusal bir güven alanı inşa etme amacı taşır.






Ayrışma Kaygısını Güvenli Bağlanmaya Dönüştürme
 
Aileden İlk Kopuş: Özellikle anaokulu çağındaki çocuklar için okul, ebeveyn korumasından ilk kez uzun süreli uzaklaşma anlamına gelir. Uyum haftası, çocuğun "Ebeveynim beni buraya bırakıyor ama mutlaka geri alacak" algısını geliştirmesini sağlar.

Aşamalı Süreç: İlk günlerde ders saatlerinin kısa tutulması ve ebeveynlerin okul bahçesinde/bekleme alanlarında bulunması, çocuğun kaygı düzeyini kademeli olarak düşürür.







Güvenli Alan ve Fiziksel Mekânı Tanıma
 
Bilinmezliği Giderme: Çocukların tanımadıkları mekânlara karşı doğal bir çekincesi vardır. Uyum sürecinde sınıfın, tuvaletlerin, yemekhanenin ve oyun alanlarının gezilip tanıtılması, ortamı öngörülebilir kılar.
 
Öğretmenle İlk Temas: Birebir iletişim sayesinde öğretmen, otorite figüründen ziyade ihtiyaç anında sığınılacak güvenli bir rehber olarak algılanmaya başlar.







Sosyal Kurallar ve Akran İletişiminin Temelleri
 
Akran Etkileşimi: İlk kez kendi yaş grubuyla yoğun bir paylaşım alanına giren çocuklar; sırasını bekleme, paylaşma, dinleme ve ortak hareket etme gibi temel sosyal becerileri bu süreçte deneyimler.
 
Baskısız Rutin: Akademik yükün ve katı kural listelerinin bulunmadığı ilk günlerde oyun temelli etkinlikler kullanılarak okul rutinine yumuşak bir geçiş yapılır.







Uzun Vadeli Okul Algısı ve Akademik Başarıya Etkisi
 
Uyum süreci başarılı geçtiğinde ya da uyum süreci ihmal edildiğinde neler olur, karşılaştırmalı olarak değerlendirelim:
 
Okul Algısı: Okul, keşfedilecek ve eğlenilecek bir yer olarak görülür. Okul, ebeveynden ceza olarak ayırma mekânı gibi algılanabilir.
 
Duygusal Durum: Özgüven artar, okula gitme isteği (motivasyon) yüksek olur. Okul fobisi, somatik ağrılar (karın/baş ağrısı) ve ağlama krizleri görülebilir.
 
Öğrenme Becerisi: Zihinsel enerji kaygıya değil, derse ve etkinliklere odaklanır. Kaygı seviyesi yüksek olduğu için odaklanma ve öğrenme güçleşir.
 
Ebeveynlerin bu dönemde sergileyeceği kararlı, sakin ve tutarlı tutum ile okulun esnek ve şefkatli yaklaşımı birleştiğinde; uyum haftası çocukların tüm eğitim hayatını olumlu etkileyecek sağlam bir temel oluşturur.

2 milyon 296 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi

Mersin'de polis ekiplerince kapı kilidi kesilerek girilen adreste 2 milyon 296 bin 336 adet sentetik hap ele geçirildi. Olaya ilişkin 4 şüpheli yakalandı

07.09.2026 11:56:00
İHA
 
2 milyon 296 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi
2 milyon 296 bin adet uyuşturucu hap ele geçirildi
Alınan bilgiye göre, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şubesi ekiplerince yüklü miktarda uyuşturucu madde bulunduğu değerlendirilen merkez Yenişehir ilçesi Batıkent Mahallesi'nde paravan olarak kullanılan dükkan tespit edildi.








Operasyon için harekete geçen polis ekipleri kapı kilidi kesilerek girilen iş yerinde 97 adet koli içerisinde 2 milyon 296 bin 336 adet sentetik ecza hapı ele geçirdi. Operasyonda aralarında hırsızlık, yaralama gibi çeşitli suç kayıtları olan şüphelilerin de bulunduğu K.S., İ.A., H.S. ve K.K. yakalanarak gözaltına alındı. 






Emniyete götürülen 4 şüphelinin uyuşturucu ticaretinden ifadelerinin alınıp adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

Operasyonla ilgili soruşturma sürüyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.