logo
05 TEMMUZ 2026

2026’da dünya düzeni nereye evriliyor?

Küresel güvenlik mimarisi, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en kırılgan ve gergin dönemlerinden birini yaşıyor

05.07.2026 00:31:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
2026’da dünya düzeni nereye evriliyor?
2026’da dünya düzeni nereye evriliyor?
Küresel güvenlik mimarisi, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en kırılgan ve gergin dönemlerinden birini yaşıyor.

Araştırma merkezlerinin verileri, dünya genelindeki aktif devletlerarası ve iç çatışma sayısının rekor seviyelere ulaştığını gösterirken; diplomasi masalarının yerini doğrudan askeri hamleler, vekalet savaşları ve hibrit stratejiler alıyor.

2026 yılı itibarıyla uluslararası güvenlik çalışmalarının ve stratejik analizlerin odaklandığı ana sıcak noktalar ve yapısal dönüşümler şu şekilde şekilleniyor:







1. Orta Doğu'da Fay Hatları Kırıldı: Doğrudan Devletlerarası Savaş Dönemi

Yıllardır "gölge savaşı" olarak adlandırılan İran-İsrail rekabeti ve Washington-Tahran gerilimi, 2026'nın ilk yarısında doğrudan ve topyekûna yakın bir askeri çatışmaya dönüştü. ABD ve İsrail'in İran'ın nükleer kapasitesini ve liderlik kadrosunu hedef alan operasyonları sonrası, Basra Körfezi ve çevresi büyük bir ateş hattı haline geldi.

Hürmüz Boğazı ve Enerji Krizi: İran'ın misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı bloke etme girişimleri, küresel petrol ve doğal gaz piyasalarında ciddi bir arz krizini ve finansal dalgalanmayı tetikledi.

Vekalet Savaşlarının Evrimi: Suriye sahasında, Lübnan hattında (Hizbullah) ve Yemen'de (Husiler) düzensiz milis güçlerin kullanımı ve devlet dışı aktörlerin sofistike silah sistemlerine (kamikaze İHA'lar ve balistik füzeler) erişimi, bölgesel istikrarsızlığı daha karmaşık ve yönetilemez bir boyuta taşıdı.







2. Avrupa ve Karadeniz Jeopolitiği: Ukrayna'da Yıkım ve Yıpratma Savaşı

Ukrayna'daki savaş 4. yılına girerken, askeri literatürde Birinci Dünya Savaşı'nı andıran uzun soluklu bir "yıpratma ve siper savaşı" karakterine büründü.

Hibrit ve Asimetrik Tehditler: Rusya'nın konvansiyonel askeri operasyonlarının yanı sıra Avrupa genelinde siber saldırılar, kritik altyapı sabotajları ve dezenformasyon kampanyaları gibi hibrit yöntemlere ağırlık vermesi, NATO'nun kolektif savunma mekanizmalarını (özellikle 4. ve 5. maddeler çerçevesinde) test etmeye devam ediyor.

Karadeniz ve Göç Baskısı: Bölgedeki güvensizlik, Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleri üzerinde lojistik hatların güvenliği, enerji koridorları ve potansiyel yeni göç hareketleri açısından ciddi bir risk unsuru oluşturuyor.







3. Pasifik Alevi: Çin-Tayvan Gerilimi ve Yeni İttifaklar

Asya-Pasifik bölgesi, küresel bir hegemonya mücadelesinin en kritik merkez üssü konumunu koruyor. Pekin yönetimi, ordusunun modernizasyon hedefleri doğrultusunda Tayvan üzerindeki askeri, diplomatik ve ekonomik baskısını maksimum seviyeye çıkarmış durumda.

Abluka Senaryoları: Stratejistler, Çin'in doğrudan bir işgal yerine Tayvan'ı dünyadan izole edecek, enerji ve gıda hatlarını kesecek bir deniz/hava ablukası senaryosuna ağırlık verdiğini belirtiyor. Bu durum, Güney ve Doğu Çin Denizi'ndeki ABD müttefiki ülkeleri (Japonya, Filipinler vb.) savunma konseptlerini tamamen revize etmeye zorluyor.







4. Afrika'nın Boynuzu ve Sahel Kuşağı: Kronik İstikrarsızlık

Afrika kıtası, yalnızca iç savaşlarla değil, devletlerarası yeni cepheleşmelerle de sarsılıyor.

Kızıldeniz Hakimiyet Mücadelesi: Etiyopya'nın Somaliland ile yaptığı liman anlaşması, Somali ve Eritre ile ilişkileri kopma noktasına getirirken; Mısır'ın bölgeye askeri yığınak yapması "Nil suları" krizini bir Kızıldeniz egemenlik savaşına dönüştürme riski taşıyor.

Sahel'de Güvenlik Vakumu: Mali, Burkina Faso ve Nijer gibi ülkelerde askeri yönetimlerin Batılı güçleri dışlayarak Rus özel askeri şirketleriyle (eski adıyla Wagner yapıları) ortaklığa gitmesi, radikal örgütlerin hareket alanını genişletiyor ve derin bir insani krize yol açıyor.







Stratejik Analiz ve Sonuç

2026 yılındaki çatışmalar, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler gibi çok taraflı kurumların yaptırım gücünün ne denli zayıfladığını açıkça ortaya koyuyor.

Modern savaş sahnesinde Yapay Zekâ destekli otonom silahlar, siber harp ve ekonomik yaptırımların silah olarak kullanılması (Geo-economics) küresel güvenlik çalışmalarının ana müfredatını oluşturuyor.

Diplomasinin tıkandığı bu dönemde, ülkelerin sınır güvenliğini korumak adına çok taraflı ittifaklar yerine "önleyici diplomasi" ve "bölgesel caydırıcılık" stratejilerine ağırlık vermesi kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.

Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu

"Tık odaklı" haberciliğin ve sosyal medya algoritmalarının yarattığı yankı odaları, toplumsal fay hatlarını derinleştirirken; Barışçıl İletişim kavramı, yapay kutuplaşmalara karşı en güçlü panzehir olarak yeniden masaya yatırılıyor

05.07.2026 00:43:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu
Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu
Dijitalleşmenin zirve yaptığı, dezenformasyonun ve nefret söyleminin saniyeler içinde milyonlara ulaştığı 2026 dünyasında, medyanın toplumsal huzuru korumadaki rolü hayati bir kırılma noktasında. İletişim bilimciler ve sosyologlar, medyanın yalnızca bir "bilgi aktarıcısı" olmadığını, kullandığı dil ve kurguladığı çerçeveyle toplumsal barışı inşa etme ya da tamamen dinamitleme gücüne sahip olduğunu vurguluyor.

"Tık odaklı" haberciliğin ve sosyal medya algoritmalarının yarattığı yankı odaları, toplumsal fay hatlarını derinleştirirken; Barışçıl İletişim kavramı, yapay kutuplaşmalara karşı en güçlü panzehir olarak yeniden masaya yatırılıyor.







1. "Savaş Haberciliğinden "Barışçıl İletişim"e Geçiş

Geleneksel ve dijital medya, doğası gereği genellikle çatışmayı, dramı ve sansasyonel olayları ön plana çıkarma eğilimindedir. Ancak bu durum, toplumda "kronik bir güvensizlik ve düşmanlık" algısı yaratıyor.

Barışçıl iletişim yaklaşımı, medyanın şu temel sorumlulukları üstlenmesini zorunlu kılıyor:

Çatışmayı Değil, Çözümü Çerçevelemek: Olayları sadece "kazananlar ve kaybedenler" veya "biz ve onlar" ikilemiyle vermek yerine, tarafların altındaki temel ihtiyaçları ve ortak zeminleri görünür kılmak.

Şiddeti Sıradanlaştırmamak: Şiddet görsellerinin ve dilinin dramatikleştirilerek sunulması, toplumda empati duygusunu köreltirken, suça ve nefret söylemine karşı duyarsızlaşmaya yol açıyor.







2. Sosyal Medya Algoritmaları ve Toplumsal Kırılganlık

2026 yılı itibarıyla bireylerin haber tüketim alışkanlıkları büyük oranda yapay zekâ tabanlı algoritmalara bağımlı hale geldi. Bu algoritmalar, kullanıcıların öfke, korku ve nefret gibi ekstrem duygularını tetikleyen içerikleri daha fazla öne çıkarıyor.







Doğrulama (Fact-Checking) Sorumluluğu: Geleneksel gazeteciliğin kurumsal refleksleri, sosyal medyanın hız yarışı karşısında aşınıyor. Medya kuruluşlarının, toplumsal infial yaratma potansiyeli yüksek haberlerde "hız" yerine "doğruluk ve sağduyu" ilkelerini işletmesi toplumsal huzurun ilk kalkanıdır.






3. Dilin Gücü: Kelimeler Silaha Dönüşebilir

Kullanılan tek bir sıfat, haber başlığındaki manipülatif bir vurgu, mikro düzeyde komşuluk ilişkilerinden makro düzeyde etnik ve dini grupların bir arada yaşama kültürüne kadar her şeyi etkileyebilir. Medya; göçmenler, dezavantajlı gruplar veya siyasi fikri farklı olan kesimler hakkında haber yaparken "ötekileştirici" ve "kriminalize edici" dilden kaçınmakla yükümlüdür.







Gazetecilik Etiğinde Yeni Yol Haritası

Barışçıl iletişim, gerçekleri gizlemek ya da pembe bir tablo çizmek demek değildir. Aksine; gerçeği tüm boyutlarıyla, önyargılardan arındırarak ve toplumsal maliyetini hesaba katarak sunmaktır. Medyanın toplumsal huzurdaki sorumluluğu, olayların sadece "yangınını" göstermek değil, o yangının nasıl söndürülebileceğine dair yapıcı kamusal tartışmalara alan açmaktır.

'İran halkının acısını paylaşıyoruz'

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD/İsrail ikilisinin şehit ettiği İran'ın eski lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılmak üzere gittiği Tahran'da, Türkiye'nin coğrafyanın kadim ülkeleri olduğunu vurgulayarak, İran halkının acısını paylaştığını belirtti
 

03.07.2026 17:10:00
AA
 
'İran halkının acısını paylaşıyoruz'
'İran halkının acısını paylaşıyoruz'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD/İsrail ikilisinin şehit ettiği İran'ın eski lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılmak üzere gittiği Tahran'da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

İran'a son dönemde düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyen Yılmaz, savaşın engellenmesi için Türkiye'nin gösterdiği çabaları hatırlattı.

Yılmaz, "İran ve Türkiye bu coğrafyanın kadim ülkeleri, ortak bir medeniyet ve geçmişimiz var. Kardeş ve komşu ülkeleriz. İran halkının acısı bizim acımızdır" ifadelerini kullandı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Yılmaz, İran ve ABD arasında imzalanan mutabakat zaptına işaret ederek, Türkiye'nin mutabakatın kalıcı barışa dönüşmesi için çaba gösterdiğini vurguladı.

Yılmaz, "Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bölgemizde savaş istemiyoruz, istikrar istiyoruz. Bölgedeki tüm toplumların huzur ve istikrar içinde yaşamalarını istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ve İran arasındaki ticari potansiyele işaret eden Yılmaz, iki ülkenin önemli ticari partner olduğunu belirtti.

Yılmaz, jeopolitik gerilimler ve yaptırımlar gibi nedenlerle iki ülke arasındaki mevcut potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilemediğini belirterek ortamın normalleşmesiyle birlikte Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey çalışmalarının yeniden etkin hale getirileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı, iki ülke arasında ulaştırmadan, sanayiye, ticarete ve sınır kapılarının daha iyi çalıştırılmasına kadar birçok alanda yapılacak önemli işlerin bulunduğunu ifade etti.

Yılmaz, "İran şu anda savaşın yaralarını sarmak durumunda. İran halkının ekonomik refahını artırma gündeminin önümüzdeki dönem daha merkezi bir noktaya geleceğine inanıyorum. Bu çerçevede Türkiye'yle ilişkiler, ekonomik ilişkiler de bugün yaptığımız toplantıda yine gündemimizde olan hususlar arasındaydı" dedi.






Türkiye-İran ekonomik ilişkilerini çok daha hızlı geliştirme imkanı

İki ülke arasındaki ticaret hacmi hedefinin 30 milyar dolar olduğunu hatırlatan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

"Şimdi yaptırımların hafifletilmesi, kaldırılması gündemde. Bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu yaptırımlar esas olarak İran halkını cezalandırıyor. İran halkının refahını aşağıya çekiyor ve tüm bölgedeki ekonomik faaliyete zarar veriyor.

Dolayısıyla bu yaptırımların gevşemesi ve sonuçta kalkması hepimizin arzu ettiği bir durum. Böyle bir ortamda da Türkiye ve İran ilişkileri, ekonomik ilişkileri çok daha hızlı bir şekilde gelişme imkanına kavuşmuş olacaktır."

"Enerji işbirliği en önemli başlıklardan biri"

Türkiye ile İran arasındaki enerji işbirliğine ilişkin ise Yılmaz, enerjinin en önemli başlıklardan bir tanesi olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin İran'dan doğal gaz ithal eden bir ülke olduğu ve iki ülke arasında boru hattı bulunduğunu belirten Yılmaz, "Ayrıca bir dönem Türkmen doğal gazı İran üzerinden Türkiye'ye aktarıldı ama yaptırımlar nedeniyle şu anda askıya alınmış durumda. Gerek doğal gaz gerek diğer başlıklarda enerji işbirliği İran'la aramızda en önemli başlıklardan bir tanesi. Tabii ki İran'la bu konuda da çalışmak isteriz." ifadelerini kullandı.






"İsrail bölgenin istikrarını tehlikeye atıyor"

Yılmaz, gazetecilerin ABD-İsrail-İran Savaşı'nda gelinen son durumla ilgili sorusu üzerine şu an bir mutabakat zaptı olduğunu ve yoğun bir çalışma ortamının olmadığını dile getirdi.

Mutabakatın zaman zaman ihlal edildiğine işaret eden Yılmaz, "Bunu zaman zaman hep birlikte görüyoruz. Karşılıklı bazı hadiseler yaşanıyor. Bunların bir an önce sona ermesi, başta Lübnan olmak üzere bölgedeki çatışmaların son bulması da mutabakatın önemli unsurlarından biri." değerlendirmesinde bulundu.

Bölgede istikrarın sağlanmasının, kalıcı barış açısından çok kıymetli olduğunu vurgulayan Yılmaz şöyle devam etti:

"Şunun altını çiziyoruz, İsrail'in 'güvenliğim için yapıyorum' dediği hadiseler güvenlikle ilgili değil bir yayılmacı politika ve bu bütün bölgenin istikrarını tehlikeye atıyor. Yine bu savaşta şunu gördük, bu savaş sadece insani maliyetler üretmekle kalmadı. Aynı zamanda büyük çevresel ve ekonomik maliyetler üretti, Hürmüz başta olmak üzere."

Yılmaz, "bir an önce savaş öncesi normal şartlara dönülmesinin hem küresel ekonomi açısından hem bölgesel ekonomi açısından hem de ikili ilişkiler bakımından çok önemli" olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye ile İran'ın köklü devlet geleneğine sahip iki kadim ülke olduğunu belirterek, siyasi, kültürel ve ekonomik alanlarda geliştirilecek daha yakın işbirliğinin yalnızca iki ülkeye değil tüm bölgenin refahı ve istikrarına katkı sağlayacağını söyledi.

Yılmaz, açıklamalarına şu şekilde devam etti:

"Şunu da biliyoruz, bu bölge üzerinde oyun oynayan dış güçler, mezhep farklılıkları, etnik farklılıklar üzerinden çatışmalar oluşturup bu bölgenin kaynaklarını sömürme faaliyeti içindeler.

Buna karşı bizim yapmamız gereken bu farklılıklara saygı duyarak ortak noktalarımızı ön plana çıkarmak, ilişkilerimizi geliştirmek, güçlendirmek ve bu tuzaklara çatışmalara düşmeden bölge halklarının, milletlerinin, devletlerinin refahını yükseltmek. Bunun da en önemli şartlarından biri huzur ve güven ortamı. Güvenliğin olmadığı yerde kalkınma olmuyor. Ekonomik kalkınma güvenli ortamda gerçekleşiyor."

Şu anda bölgenin kırılgan bir dönemde olduğunu kaydeden Yılmaz, "Provokasyonlara açık bir dönemde olduğumuzu, sabotajlara açık bir dönemde olduğumuzu söyleyebiliriz. Bunlara karşı da hepimizin çok uyanık olması gerekiyor" dedi.

Mersin'de acı olay

Mersin'de doğum gününde hayatını kaybeden Bilal Şimşek, nikah günü ise gözyaşları arasında toprağa verildi

02.07.2026 12:37:00
İhlas Haber Ajansı
 
Mersin'de acı olay
Mersin'de acı olay
Mersin'de doğum gününde geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybeden Bilal Şimşek, nikah günü ise gözyaşları arasında dualarla toprağa verildi.






Olay, dün Erdemli ilçesi Koramşalı Mahallesi'nde meydana geldi. Bilal Şimşek patpat diye tabir edilen tarım aracıyla kiraz taşırken kaza geçirdi. Taklalar atan aracın altında kalan Şimşek, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Şimşek'in doğum gününde hayatını kaybettiği, bugün de Erdemli Belediyesi Evlendirme Memurluğunda Eda Kıllı ile resmi nikahının olduğu öğrenildi. Doğum gününde vefat eden Şimşek'in cenazesi hastane morgundan evine götürülüp helallik alındı. Daha sonra mezarlığa götürülen Şimşek'in naaşı, kılınan cenaze namazının ardından dualarla toprağa verildi. Nikahı olacağı gün defnedilen Şimşek'in cenaze törenine Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara, mahalleli, yakınları ve aileler katıldı.








Şimşek'in akrabalarından Ercüment Çağlayanlar, "Dün rahmetlinin doğum günüydü, bugün de nikahı vardı. Maalesef elim bir kaza sonucu toprağa verdik" dedi.








Koramşalı Mahalle Muhtarı Hasan Kurt, mahalle için çok zor ve üzücü bir olay yaşadıklarını, nikah beklerken kazanın yaşandığını söyledi.

Alanya'da otelin çatı katında yangın: Konaklayan misafirler tedbir amaçlı tahliye edildi

Antalya'nın Alanya ilçesinde 3 yıldızlı bir otelin çatı katında gece saatlerinde çıkan yangın korkuttu. Olayda yaralanan ya da dumandan etkilenen olmazken, otelde konaklayan misafirler tedbir amacıyla tahliye edildi

02.07.2026 02:30:00
İHA
 
Alanya'da otelin çatı katında yangın: Konaklayan misafirler tedbir amaçlı tahliye edildi
Alanya'da otelin çatı katında yangın: Konaklayan misafirler tedbir amaçlı tahliye edildi
Yangın, saat 00.30 sıralarında Cumhuriyet Mahallesi Ahmet Tokuş Caddesi üzerinde bulunan 3 yıldızlı bir otelin çatı katında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, otelin çatı bölümünden yükselen dumanları ve alevleri fark eden otel görevlileri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.








İhbar üzerine bölgeye çok sayıda Alanya Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekibi, polis, sağlık ekipleri ve AFAD personeli sevk edildi. Otelde bulunan yerli ve yabancı turistler ile personel, ekiplerin yönlendirmesi doğrultusunda kısa sürede güvenli şekilde tahliye edildi. Tahliye sırasında herhangi bir panik yaşanmaması için polis ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi alırken, sağlık ekipleri de olması muhtemel bir olumsuzluğa karşı hazır bekletildi.








Kısa sürede olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, çatı katını saran alevlere müdahale etti. Yaklaşık 1 saat devam eden çalışmaların ardından yangın kontrol altına alınarak tamamen söndürüldü. Ekipler, yangının yeniden başlamaması için çatı bölümünde uzun süre soğutma çalışması gerçekleştirdi. Yangında dumandan etkilenen ya da yaralanan kimsenin bulunmadığı öğrenilirken, otelin çatı katında ciddi ölçüde maddi hasar meydana geldi. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için itfaiye ve polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.




















İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri

Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan NATO Zirvesi öncesi, İstanbul ile Ankara arasında köprü görevi gören Bolu'da polis ekipleri teyakkuza geçti. Şehrin giriş ve çıkış noktalarında kuş uçurtmayan ekipler, geniş çaplı denetim yapıyor

02.07.2026 01:30:00
İHA
 
İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri
İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri
Ankara'da gerçekleştirilecek dev zirveye sayılı günler kala, Başkentin en önemli geçiş güzergahlarından biri olan Bolu'da güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, hem D-100 Karayolu hem de TEM Otoyolu'nun çıkış noktalarında şüpheli araçlara yönelik şok uygulamalar gerçekleştiriyor.








Ekipler teyakkuzda

TEM Otoyolu Batı Gişeleri mevkiinde oluşturulan denetim noktasında ekipler sürücüleri tek tek denetledi. Uygulamaya İl Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü, Asayiş Şube Müdürlüğü, Çevik Kuvvet personeli ile çarşı ve mahalle bekçileri katıldı. Durdurulan araçlar ekipler tarafından sürücü ve yolcuların Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgulamaları yapıldı. Asayiş kontrollerinin yanı sıra trafik yönünden de eksikleri bulunan ve kurallara uymadığı tespit edilen sürücülere, cezai işlem uyguladı.








Denetimde durdurulan bir araçta yolcu konumunda bulunan Serhat Küçük, "Bolu gerçekten çok huzurlu bir yer, polislerimiz sayesinde. Denetimler yarar sağlıyor sık sık yapılmalı" dedi.















BTP'den dev gençlik kampı

BTP'nin Afyonkarahisar'da düzenleyeceği geleneksel yaz gençlik kampı, 3-5 Temmuz tarihleri arasında Türkiye'nin dört bir yanından gelen teşkilat mensuplarını buluşturuyor. Eğitim seminerleri, yarışmalar ve şölenlerle dolu dev organizasyon, Genel Başkan Hüseyin Baş'ın yapacağı kapanış konuşmasıyla taçlanacak

29.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
BTP'den dev gençlik kampı
BTP'den dev gençlik kampı
Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) geleneksel yaz gençlik kampı, bu yıl 3-5 Temmuz 2026 tarihleri arasında Afyonkarahisar'da gerçekleştirilecek.

Türkiye'nin dört bir yanından teşkilat mensuplarının katılacağı kampta, eğitim seminerleri, teşkilat toplantıları, yarışmalar ve gençlik şöleni düzenlenecek. Kampın onur konuğu ise BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş olacak.






İlk gün eğitim ve teşkilat toplantısı olacak

Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) artık geleneksel hale gelen yaz gençlik kampı, bu hafta sonu Afyonkarahisar'da yapılacak.
Kampın ilk günü olan 3 Temmuz Cuma günü etkinliğide, açılış programı kapsamında çekiliş, genişletilmiş teşkilat toplantısı ve eğitim seminerleri gerçekleştirilecek.






Kampın en yoğun günü cumartesi

4 Temmuz Cumartesi günü kampın en yoğun programı icra edilecek.

Sabah saatlerinde başlayacak eğitim seminerlerinin ardından meslek grup toplantıları, gençlik ve kadın kolları faaliyetleri ile bilgi ve beceri yarışmaları düzenlenecek.






Akşam saatlerinde ise gençlik şöleni gerçekleştirilecek.

Türkiye'nin dört bir yanından gelen gençler BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'la buluşup eğlenecek.






Kapanış konuşmasını Hüseyin Baş yapacak

Kampın son günü olan 5 Temmuz Pazar günü önce kamp sonuç raporları sunulacak.

Ardından BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın yapacağı değerlendirme ve kapanış konuşmasıyla kamp sona erecek.






Geleneksel bir parti faaliyeti

BTP'nin her yıl düzenlediği gençlik kampları, partinin kurucusu merhum Prof. Dr. Haydar Baş döneminde başlatılan ve artık geleneksel hâle gelen önemli parti faaliyetleri arasında yer alıyor.






Geçtiğimiz yıl da Afyonkarahisar'da gerçekleştirilen gençlik kampına Türkiye'nin dört bir yanından yoğun katılım sağlanmış, üç gün süren etkinlikler renkli görüntülere sahne olmuştu.

Bu yılki kampta da Türkiye genelinden yoğun katılım olması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.