Prof. Dr. Haydar Baş'ın bu veciz sözü, bayramların yalnızca bir anma değil, milletlerin varoluşunu ayakta tutan temel direkler olduğunu vurgulamaktadır. Hafta sonu BTP İstanbul İl Başkanlığı'nın düzenlediği 30 Ağustos Zafer Bayramı programında bu hakikat bir kez daha coşku ve gönülden katılımla ortaya kondu. Bir kez daha görüldü ki, 30 Ağustos bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun adıdır. 103 yıl önce, 30 Ağustos 1922'de emperyalizm diz çöktürülmüş, bağımsızlık tutkusu dünyaya haykırılmıştır. O gün verilen mücadele yalnızca askeri bir savaş değil; aynı zamanda milletin iradesinin, imanının ve kararlılığının beyanıydı. Bugün bizler de aynı ruhla, aynı inanç ve kararlılıkla buradayız.
İstanbul'un aczi, Anadolu'nun direnişi
O günlerde İstanbul Hükümeti işgaller karşısında adeta acz içindeydi. Trabzon Mebusu Hafız Mehmet Bey, Meclis'te şöyle haykırıyordu:
Birçok yerler işgal olunuyor ve Dışişleri Bakanı henüz nerelerin işgal edildiğini bile bilmiyor… Hükümetler mağlup olurlar fakat vatanın müdafaası sonunda bir millet ölse bile namusu ile şerefi ile ölür."
Evet, hükümetler düşebilir, makamlar boşalabilir. Ama millet dimdik ayakta kaldığında, vatan asla düşmez!
Emperyalizm bugün farklı kılıklarda
Bizlere düşen görev, o günün iradesini bugünün şartlarında hayata geçirmektir. Çünkü milletimiz bir kez daha ekonomik kuşatmalarla, siyasi baskılarla, bölgesel oyunlarla sınanmaktadır. Tıpkı işgal yıllarında olduğu gibi bugün de karşımızda emperyalizm vardır. Ancak artık tankla, tüfekle değil; borçla, faizle, ithalatla, ambargolarla saldırmaktadır.
Balıkesir Hutbesi: Milletin ayağa kalkışı
Balıkesir'de işgallerin hemen ardından Zağnos Paşa Camii'nde Müftü ve eşraf halka şöyle seslenmişti:
"Bu millet esir edilemez! İstiklâl uğruna can vermek haktır, haysiyettir. Silahı olan silahını alsın, olmayan kazmasını, küreğini alsın; yeter ki vatan müdafaasında geri durmasın!"
Tek millet, tek yürek
Bugünlerde kimi çevreler Türk, Kürt, Arap ayrımı yaparak milletimizi bölmeye çalışıyor. Oysa bizim tarihimizde bu millet ayrılmadı, ayrılmayacak! Çünkü biz tek millet, tek yürek, tek bayrak, tek vatanız. Çanakkale'de yan yana şehit düşen de Türk'tü, Kürt'tü, Arap'tı, Laz'dı, Çerkes'ti, Boşnak'tı… 30 Ağustos'ta aynı siperden aynı düşmana karşı direnen de onlardı. İşte bu ruhu diri tuttuğumuz sürece, hiçbir güç bizi bölemez!
Zaferin ekonomik boyutu: Tam bağımsızlık
30 Ağustos Zaferi yalnızca askeri bir başarı değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığın yolunu açan bir dönüm noktasıdır. Atatürk'ün en büyük farkı, zaferi yalnızca düşmanı Anadolu'dan kovmakla sınırlı görmemesi, bu zaferi ekonomik kalkınma ve tam bağımsızlıkla taçlandırmasıdır.
Zaferin manası
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözü hâlâ yol göstericidir:
"Zafer, zafer benimdir diyebilenindir."
Evet, zafer kararlılıkla kazanılır. Zafer, bağımsızlık aşkıyla kazanılır. Zafer, hakka ve halka dayanan bir duruşla kazanılır. Bugün 30 Ağustos yalnızca geçmişin bir hatırası değil, geleceğin de yol haritasıdır.
Ahkam-ı Hatime
Bizler BTP kadroları olarak, ekonomide kendi modelimizi üreten, siyasette kendi yolunu çizen, dünyaya kendi değerleriyle yön veren bir Türkiye'yi inşa etme kararlılığındayız. İşte 30 Ağustos ruhu, bize bu istikameti göstermektedir.
103. yıldönümünde, aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.
- Küresel sistem çıkmazda: Viyana’dan yükselen alternatif / 14.02.2026
- GSYH büyürken refah neden geriliyor? Ölçüm krizinin tarihsel arka planı / 12.02.2026
- Hayat paraya indirgenemez / 11.02.2026
- Bir mumdan güneşe: Viyana’dan dünyaya yükselen iktisadî bir itiraz / 10.02.2026
- Dünyanın Milli Ekonomi Modeli’ne ihtiyacı var / 07.02.2026
- Emekli askerin meselesi: Maaş değil, sistem meselesi / 29.01.2026
- ABD YPG’den neden uzaklaşıyor? / 28.01.2026
- Trump’ın Davos mesajı ne anlama geliyor? / 26.01.2026
- Kürt sorunu değil, geçim ve onur sorunu var / 25.01.2026




























































