logo
24 HAZİRAN 2026

Yeni anayasa, meşruiyet arayışı ve muhalefetin dizaynı

24.06.2026 00:00:00

Türkiye siyaseti, suyun altından yürütülen stratejilerin, kapalı kapılar ardında yapılan hesapların ve kamuoyuna sunulan algı yönetimlerinin tam ortasından geçiyor. 

Görünürdeki tartışmaların aksine, iktidar ve muhalefet bloklarında derin bir yeniden yapılanma ve pozisyon alma mücadelesi yaşanıyor. 

Cumhur İttifakı'nın uzun vadeli takviminden muhalefet partilerinin iç hesaplaşmalarına kadar uzanan bu süreç, ülkenin yakın gelecekteki siyasi çehresini belirleyecek dinamikleri barındırıyor.

Cumhur İttifakı'nın üç aşamalı takvimi: Süreç, yeni anayasa ve seçim

Cumhur İttifakı'nın ve özelde AK Parti'nin öncelikli hedefi, sanılanın aksine baskın veya çok yakın bir erken seçim kararı almak değil. 

Mevcut siyasi aritmetikte iktidarın acele bir seçime ihtiyacı bulunmuyor. 

Ankara kulislerinde konuşulan ve pratik adımlarla örülen üç aşamalı net bir takvim söz konusu.

Bu takvimin ilk adımını, "terörsüz Türkiye" başlığıyla İmralı'nın ve Kandil'in talepleriyle şekillenen süreç oluşturuyor.

Her ne kadar vitrinde İmralı ve Kandil gözükse de, esasen bu taleplerin arkasındaki gerçek iradenin ülkemiz üzerinde hesabı olan ABD'nin başını çektiği Batı bloğu olduğunu asla unutmayalım.

Demokratik süreç de denilen bu süreçte, ülkemizin üniter yapısına zarar verecek olan birçok talep de maalesef masada.

İktidar, bu süreci belirli bir noktaya bağlayarak DEM Parti'nin parlamento içerisindeki desteğini konsolide etmeyi amaçlıyor. 

Çünkü bir sonraki büyük hedef, ikinci aşama olan yeni anayasa süreci. 

Halk desteğinin sandıkta tek başına anayasayı değiştirmeye yetmeyeceğini bilen iktidar, meclis içindeki aritmetiği kendi lehine çevirmek istiyor. 

Yeni anayasa hedefine ulaşıldıktan ve sistem tahkim edildikten sonra üçüncü aşama olarak 2028 veya hemen öncesinde bir erken seçim planı devreye sokulacak.

Bu yol haritasıyla hem küresel iradelerin meşruiyet adına talepleri karşılanırken, hem de iktidarın devamı da sağlanmış olacak.

Meşruiyet illüzyonu ve muhalefeti yargı eliyle biçimlendirmek

Mevcut siyasetin küresel ve yerel ayağında en çok aradığı olgu meşruiyettir.

Trump yönetimi ve uluslararası aktörlerle yapılan temaslarda iktidarın elde etmek istediği en büyük kazanım bu meşruiyet zeminini sağlamlaştırmaktı. 

Ancak içeride geniş bir halk desteği yokken varmış gibi göstermenin yolu, muhalefet blokunu zayıflatmaktan ve oradan katılımlar sağlamaktan geçiyor.

Bugün muhalif belediyeler ve siyasetçiler üzerinde yargı eliyle kurulan baskı, tam da bu amaca hizmet ediyor. 

Muhalefette adeta bir "arınma" formülü dayatılıyor. 

Bu formüle göre; iktidar partisine geçen veya mutlak butlanla CHP Genel Başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun çizgisinde saf tutan aktörlerin üzerindeki hukuki yükler hafifliyor, davalar beraatle sonuçlanıyor ve fezlekeler düşüyor. 

Özgür Özel ve onun yanında kalanlar ise cezalandırma pratikleriyle karşı karşıya bırakılıyor. 

Bazı sanatçıların, futbolcuların ve yerel yöneticilerin iktidar safına geçmesiyle "Halk bizi destekliyor" imajı üretilmek isteniyor. 

Kendi dişine göre, kendi kontrolünde bir muhalefet yaratma arzusu, demokratik bir denetim mekanizmasından ziyade otoriter bir rejimin kendi muhalefetini üretme çabasına dönüşüyor.

"Baba Ocağı" sıkışması ve yeni parti arayışları

Muhalefet cephesinde ise yerel seçimlerde başarı getiren "değişim" mottosu, bugün yeni bir yol ayrımının eşiğinde. 

Özgür Özel ve ekibinin siyasi geleceği, CHP tabanını kaybetmeden bir varlık gösterme mücadelesine dayanıyor. 

Kılıçdaroğlu ve ekibi, Özgür Özel'in olağanüstü kurultay çağrılarını ve bu kurultayın yapılması için toplanan 833 delege imzasını mahkemenin "ihtiyadi tedbir" kararını gerekçe göstererek reddetti.

Ve Kılıçdaroğlu'nun sözcüsü olan Müslim Sarı'nın ilan etmesiyle 1 Eylül itibarıyla olağan kurultay süreci başlatılacak. Mart 2027 gibi de olağan kurultay yapılmış olacak.

Kılıçdaroğlu'nun buradaki temel amacı, bu süreçte kendisini seçmeyecek olan tüm delegeleri değiştirmek. İstanbul, Ankara, İzmir Kayseri gibi illerin başkanlarının ihraç edilmesi bunu açıkça gösteriyor.

Böylece Kılıçdaroğlu'nun "arınma" derken neyi kastettiğini de anlamış oluyoruz.

Hatırlarsanız, Kılıçdaroğlu'nun başkanlığındaki CHP'nin, 2017 referandumundaki "mühürsüz oylar" skandalının üzerine neden gitmediğini de şimdi daha iyi anlıyoruz: O günkü mühürsüz oylar sadece sistem değişikliğinin değil, CHP'deki bugünkü "mutlak butlan"ın da zeminini oluşturdu.

Bugün gelinen noktada, Özgür Özel ve ekibi her ne kadar Baba Ocağı dedikleri CHP içinde sonuna kadar bir mücadeleyi hedefleseler de, olağanüstü kurultayın reddedilmesi, partiden ihraçlar, parti içindeki siyasi mücadele kapılarının tek tek kapanması bunun mümkün olmadığını gösteriyor.

CHP'deki bu süreç, MHP'nin iktidarın rotasına dümen kırdığı dönemde MHP içinde yaşanan sürece çok benziyor. İYİ Parti'nin kuruluş sürecinde yaşanan tecrübeler de gösteriyor ki, parti içi kanalların tıkandığı noktada yeni bir siyasi hareket alanı açmak kaçınılmaz bir son durak olarak masada bekliyor.

Yaşanan bu gelişmelerden mutlaka ders çıkartılması gerekiyor.

Yeni oluşan ana muhalefet, tüm muhalefeti bir araya getirecek iktidar adayı bir muhalefet bloğunu, bütünleşik muhalefeti oluşturmak zorundadır. Bu, "Ben dedim oldu" şeklinde değil, demokratik bir şekilde istişare edilerek olmalıdır.

Sadece bu da yeterli değil, Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) sıkça dile getirdiği gibi, muhalefeti sadece siyasi parti boyutunda tutmayıp, barolar, sivil toplum kuruluşları, sanatçılar, akademisyenler, sporcular da dahil edilerek toplumsal bir muhalefet boyutuna da taşınması gerekmektedir.

İktidarın "meşruiyet" illüzyonu ancak böyle bozulabilir.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.