Bir milleti millet yapan en önemli unsur o milletin evlatlarının birlik ve beraberliğidir, dostluk ve kardeşliğidir… Bu duygunun milletçe yaşanmasına o işin ruhu deriz. İstenilen bu duygu ve davranışın en doruk noktası tarihte Çanakkale’de yaşandığı için “Çanakkale ruhu” terim olarak dilimize, kültürümüze, ruhumuza yerleşmiştir.
Çanakkale ruhundan sık sık söz edilir. Nedir Çanakkale ruhu? Topyekûn vatan evlatlarının Türk, Arap, Çerkez, Laz; kadın, erkek, yaşlı genç birlikte can verip; vatan vermemek şuurudur. Yani “Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez!” sözünün yaşanmasıdır. Vatan uğruna “fedai can” edebilmenin şuurudur.
Bunun içindir ki Allah Resulü (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp şehit olmayı, diriltilip yine şehit olmayı, tekrar diriltilip şehit olmayı isterim (Buhari Cihad 199)
“Çanakkale“ destanı, 250 bin imanlı vatan evlâdının, şahadet şerbetini içmesiyle yazılmıştır. Şehitlik mümin için yüce bir mertebedir. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın; bilakis, onlar diridirler. Rableri katında rızıklanmaktadırlar”. (Ali İmran 3/169)
Sevgili Peygamberimiz de: “Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki bütün şeyler kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmek istemez. Sadece şehit, gördüğü itibar ve ikrâm sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve defalarca şehit olmayı ister (Buhari Cihad 21) buyurmuştur.
Vatan müdafaası sürekli olduğuna göre; bu ruhunda sürekli yaşatılması lazımdır. Yeni nesil mutlaka tarih bilincine erdirilmelidir. Tarihteki dostlarımız, düşmanlarımız ve bunların yaptıkları hiç ama hiç unutulmamalıdır. “Su uyur düşman uyumaz” sözü acı tecrübeler neticesinde söylenmiş bir sözdür.
Dün Çanakkale’mizde gözü olanların bu gün bu sevdalarından vazgeçtiklerini düşünmek imkânsızdır “Çanakkale vatandır.” Öyleyse her karış vatan topraklarında yaban ellerin gözü gönlü vardır. Bu unutulmaması gereken bir gerçektir.
Son zamanlarda yürütülen faaliyetlerin, bölgemizdeki sıcak gelişmelerin, AB ve ABD nin isteklerinin temelinde, vatan topraklarımız üzerindeki emellerinin yattığını görmemek mümkün değildir. Misyonerlerin, aziz vatan topraklarımızı kötü niyetleri ve ayaklarıyla kirletmelerinin bile altında o emeller yatmaktadır.
Milletimizin bekası, işte bu ruhla yetişmiş nesillere sahip olmakla mümkündür. Bunun için çocuklarımıza Çanakkale destanını ve ardındaki ruhu anlatmalı, aziz vatanımızın ve yüce değerlerimizin kıymetini öğretmeliyiz.
Çanakkale denince Milli Şairimizi anmadan onun Çanakkale’yi anlatan dizelerinden bir nebze de olsa bahsetmeden geçilmez.
“Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!”
Vatanımızda gözü olan dünün yamyam milletleri farklı çehreyle de olsa, farklı isimlerle de olsa gene aynı düşünceyle karşımızda durmakta, emellerine ulaşmak için her türlü yolu denemektedir. Maalesef içimizdeki aymazlar da onların değirmenine su taşımaktadırlar.
Haçlı batının bu oyununu görmek ve bozmak için bugün Çanakkale ruhuna dünden daha fazla muhtacız.
Çanakkale ruhundan sık sık söz edilir. Nedir Çanakkale ruhu? Topyekûn vatan evlatlarının Türk, Arap, Çerkez, Laz; kadın, erkek, yaşlı genç birlikte can verip; vatan vermemek şuurudur. Yani “Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez!” sözünün yaşanmasıdır. Vatan uğruna “fedai can” edebilmenin şuurudur.
Bunun içindir ki Allah Resulü (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp şehit olmayı, diriltilip yine şehit olmayı, tekrar diriltilip şehit olmayı isterim (Buhari Cihad 199)
“Çanakkale“ destanı, 250 bin imanlı vatan evlâdının, şahadet şerbetini içmesiyle yazılmıştır. Şehitlik mümin için yüce bir mertebedir. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın; bilakis, onlar diridirler. Rableri katında rızıklanmaktadırlar”. (Ali İmran 3/169)
Sevgili Peygamberimiz de: “Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki bütün şeyler kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmek istemez. Sadece şehit, gördüğü itibar ve ikrâm sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve defalarca şehit olmayı ister (Buhari Cihad 21) buyurmuştur.
Vatan müdafaası sürekli olduğuna göre; bu ruhunda sürekli yaşatılması lazımdır. Yeni nesil mutlaka tarih bilincine erdirilmelidir. Tarihteki dostlarımız, düşmanlarımız ve bunların yaptıkları hiç ama hiç unutulmamalıdır. “Su uyur düşman uyumaz” sözü acı tecrübeler neticesinde söylenmiş bir sözdür.
Dün Çanakkale’mizde gözü olanların bu gün bu sevdalarından vazgeçtiklerini düşünmek imkânsızdır “Çanakkale vatandır.” Öyleyse her karış vatan topraklarında yaban ellerin gözü gönlü vardır. Bu unutulmaması gereken bir gerçektir.
Son zamanlarda yürütülen faaliyetlerin, bölgemizdeki sıcak gelişmelerin, AB ve ABD nin isteklerinin temelinde, vatan topraklarımız üzerindeki emellerinin yattığını görmemek mümkün değildir. Misyonerlerin, aziz vatan topraklarımızı kötü niyetleri ve ayaklarıyla kirletmelerinin bile altında o emeller yatmaktadır.
Milletimizin bekası, işte bu ruhla yetişmiş nesillere sahip olmakla mümkündür. Bunun için çocuklarımıza Çanakkale destanını ve ardındaki ruhu anlatmalı, aziz vatanımızın ve yüce değerlerimizin kıymetini öğretmeliyiz.
Çanakkale denince Milli Şairimizi anmadan onun Çanakkale’yi anlatan dizelerinden bir nebze de olsa bahsetmeden geçilmez.
“Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!”
Vatanımızda gözü olan dünün yamyam milletleri farklı çehreyle de olsa, farklı isimlerle de olsa gene aynı düşünceyle karşımızda durmakta, emellerine ulaşmak için her türlü yolu denemektedir. Maalesef içimizdeki aymazlar da onların değirmenine su taşımaktadırlar.
Haçlı batının bu oyununu görmek ve bozmak için bugün Çanakkale ruhuna dünden daha fazla muhtacız.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Atatürksüz Zafer Bayramı kutlamanın anlamı olmaz / 30.08.2025
- Millete rağmen bir şey yapmak ayıptır günahtır / 29.08.2025
- Allah ile kulu arasındaki yakınlık / 28.08.2025
- Şüphesiz Rabbim duayı işitendir / 27.08.2025
- Her şeye rağmen hayra çağıranlardan olunuz / 26.08.2025
- İsrail vuruyor, dinli dinsiz bütün iktidarlar seyrediyor / 25.08.2025
- Kokuşmuş ve eskimiş siyasete mecbur değilsiniz / 24.08.2025
- BTP Gençlik Kampı analizi -18- / 23.08.2025
- BTP Gençlik Kampı analizi -17- / 22.08.2025
- BTP Gençlik Kampı analizi -16- / 21.08.2025
- Millete rağmen bir şey yapmak ayıptır günahtır / 29.08.2025
- Allah ile kulu arasındaki yakınlık / 28.08.2025
- Şüphesiz Rabbim duayı işitendir / 27.08.2025
- Her şeye rağmen hayra çağıranlardan olunuz / 26.08.2025
- İsrail vuruyor, dinli dinsiz bütün iktidarlar seyrediyor / 25.08.2025
- Kokuşmuş ve eskimiş siyasete mecbur değilsiniz / 24.08.2025
- BTP Gençlik Kampı analizi -18- / 23.08.2025
- BTP Gençlik Kampı analizi -17- / 22.08.2025
- BTP Gençlik Kampı analizi -16- / 21.08.2025