logo
24 HAZİRAN 2026

AB Türkiye'ye fakirlik getirir

04.11.2004 00:00:00
l AB'cilerin ekonomi yalanı

AB konusundaki flu fotoğraf gittikçe netleşmesi AB'cilerin nasıl bir yalanla Türkiye'yi oyalamakta olduğunu iyice ortaya çıkardı. Ülkemiz, diğer alanlar bir yana pompalandığının aksine ekonomik alanda da vahim gelişmelerle karşı karşıya kalacak.

l AB bizi fakirleştirecek

Ekonomist Selim Somçağ, ""AB, bizim üzerimize uygun bir kıyafet değil. Eşit şartlarda bile olsa AB'ye üye olmanın Türkiye'ye faydası yok. AB ile birarada olmak bize zenginlik değil fakirlik getirir" diyor.

l 40 yıllık danışıklı döğüş

41 seneden beri AB kapısında oyalanan bir Türkiye var olduğuna dikkat çeken Somçağ, "Türkiye'nin devlet adamlarını, müzakerecilerini 41 senedir oyalamayı birtakım şeyleri paylaşmadan yapmak mümkün değil. Bunların büyük bölümü danışıklı döğüştür" diyerek önemli bir gerçeğe işaret ediyor.

Türkiye'nin 41 yıldır kapısında hem de tarihine, misyonuna, milletinin sahibi bulunduğu şerefli konuma rağmen aşağılanarak oyalandığı AB süreci enteresan bir noktaya geldi, dayandı. Tarihî, kültürel, siyasal, medeniyet ve hepsinden önemlisi inancımız açısından böyle bir birlikte hiç mi hiç yerimiz olmadığının kesinliği bir yana "AB üyeliği özgürlük, demokrasi, ekonomik refah getirecek" propaganda bombardımanının da flu fotoğraf netleştikçe ahlaksızca söylenmiş ve söylenmeye de devam eden bir yalan olduğu ortaya çıktı. Türkiye'nin 41 yılını heba etmesine sebep olan AB macerasının iş, aş, özgürlük, demokrasi, adalet değil Türk insanı için özellikle ekonomik açıdan tam bir felaket getireceğini söyleyen ekonomist Selim Somçağ'ı "Sohbet Masası"na konuk ettik. Ve bizleri AB üyeliğine temel gerekçe gösterilen sahalarda da nasıl vahim bir tablonun beklediğini bir kez daha gördük.

r Selim Bey, 29 Ekim Cumhuriyetin kurulduğu gündü. Aynı gün Roma'da AB Anayasasına imza atıldı. Bu imzada Başbakan Tayyip Erdoğan da vardı. AB Anayasasının bilhassa 29 Ekim'de imzalanmasını ve böyle bir tarihte imzalanmasının içinde Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanının da bulunmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Selim Somçağ- Bu tesadüflerin üst üste gelmesi hakikaten dikkat çekici. Türkiye'nin en büyük şehri ve Osmanlının başkenti olan İstanbul'un Batılı işgal kuvvetlerinden temizlendiği gün 6 Ekim'de de AB'nin İlerleme Raporu yayınlandı. Bana kalırsa bu tesadüf değil. Çünkü bu günler rahatlıkla bir-iki gün oynatılabilirdi. Ama yapılanlar Türkiye Cumhuriyetini tasfiye amacını taşıyınca işler böyle seyrediyor.

r Bu Anayasaya imza atmakla artık egemenliğimiz de devredilmiş oluyor değil mi?

Somçağ- Tabii. Bu bence vahim ve elim bir olaydır. 29 Ekim'de AB Anayasasının imzalanmasında Türkiye'nin Başbakanı ve Dışişleri Bakanının gerçek anlamda bir katılımcı değil seyirci olarak bulunmaları bence vahim bir olaydır.

AB, AVRUPA'NIN BİLİNÇLİ BİR TERCİHİ

AB, Avrupa ülkelerinin daha güçlü olmak ve ayakta kalabilmek için girmiş oldukları mücadelenin mantıkî ve tarihi bir sonucudur. Bir tarafta Avrupa'dan dünya hegemonyasını devralmış olan ABD, öbür tarafta Rusya, Uzakdoğu'nun dinamik nüfusu artan toplumlarına karşı ortaya çıkan rekabet ortamında dünya üzerinde daha geri plana düşmemek için bu AB formülünü ortaya çıkarmışlardır. Yoksa Avrupa'da milli duygular, milli devletler, milliyetçilik ortadan kalkmış değil. Avrupa'da hâlâ milli sınır çizgileri canlıdır. Bu milli devletlerin tepesinde oturan irade bilinçli olarak egemenliklerinin bir bölümünü AB adı altındaki ortak bir yapıya devrediyor. Çünkü tekil milli devletler çerçevesinde bugünkü refahını ve dünyadaki imtiyazlı yerini koruyamayacağını görüyor.

Biz ise, çok farklı kategoride bulunan bir ülke olarak böyle bir ihtiyaç içinde değiliz. AB sürecinde Türkiye'nin uyutulması, ikinci sınıf ülke muamele edilmesi, sözde üyelik sürecinin Türkiye'nin parçalanmasına zemin hazırlamasını bir yana koyuyorum. Bize baştan itibaren eşit davranılmış olsa bile AB üyeliği Türkiye için yanlış bir projedir.

r Neden yanlış bir projedir?

Somçağ- Çünkü Türkiye, henüz sanayileşmiş bir ülke değildir. Avrupa ise sanayileşmenin zirvesine gelmiş ve o zirveden aşağı doğru inmekte. Bu itibarla kendilerinden çok daha düşük seviyede olan, fakat bir çok sanayi dalının teknolojisini ülkelerine aktarmış olan başta Çin, Uzakdoğu ülkeleri, bazı Latin Amerika ülkeleri ve Türkiye ile sanayinin bir çok dalında rekabet etmeleri mümkün değil. Peki bu işi nasıl götürüyorlar? Yüksek teknoloji ürünlerinde tekeli ellerinde tutarak götürüyorlar. Kültürel alanda üstünlükleri var. Ticaret ve finansta da öyle. Bu manivelalarla üstünlüklerini sürdürmeye çalışıyorlar. Ama genel mânâda sanayileşme ile fert başına milli gelirimizi arttıralım yolu bu ülkeler için kapanmıştır. Türkiye'nin ise daha sanayileşme ile zenginleşme yolunda katedecek çok fazla yolu var.

KIYAFET BİZE UYGUN DE?İL

r Yani Türkiye onlar için basit bir lokma mı?

Somçağ- Onu demek istemiyorum. Demek istediğim AB, bizim üzerimize uygun bir kıyafet değil. AB'nin üzerindeki kıyafet 75 yaşında artık beli bükülmüş, dizleri titreyen, fakat bu arada çok da zenginleşmiş, fazla zenginleşmekten, senelerce et yemekten gut hastalığına yakalanmış bir adamın kıyafeti.

r Ama kamuoyuna anlatılan Avrupa çok farklı bir Avrupa. Hiç de beli bükülmüşlüğünden bahsedilmiyor.

Somçağ- O da ayrı bir konu. AB'ye üye olmanın, eşit şartlarda bile olsa Türkiye'ye faydası yok. Bir misal verelim. Bizde güçlü bir tekstil sanayii var. Buna hammadde sağlayan pamukçuluk var. Varımızı yoğumuzu ortaya koyup GAP'ı gerçekleştirdik. Pamukçuluğa açtık. "Türkiye'nin pamuk üretimi artacak. Tekstile hammadde gelecek" dedik. Fakat bu arada AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını imzaladık. AB, işgücü maliyetlerinin çok yüksek olması yüzünden markasız tekstili artık tasfiye etmiş durumda. Yalnız "Pamuk ipliği türü şeylere hiçbir kota uygulamıyorum. Mümkün olan en ucuz şekilde gelsin" diyor. Bir Almanya için bu mantıklı. Gümrük Birliği içinde buna biz de uyuyoruz. Ama bizim bir farkımız var. Biz, tükettiğimizden daha fazla pamuklu ve pamuk üreten bir ülkeyiz. Önemli bir katmadeğer ve istihdam kapısı sağlamış durumdayız. AB'nin kendisi için mantıklı olan bu adımı bizim ekonomimiz için zararlı. Nitekim 2-3 senedir ortaya anormal bir durum çıktı. Türkiye pamuklu tekstil üretiminde rekorlar kırarken pamuk ipliği sektörü sarsıntı geçirdi, pamuk ekim alanları ciddi bir daralma gösterdi. Şu anda geçmişin pamuk ambarı olan Söke'de neredeyse pamuk üretimi ortadan kalktı. Çukurova bile son üç yıldır artan oranda buğdaya dönmeye başladı. Dolayısıyla AB ile birarada olmak bize zenginlik değil fakirlik getirir.

r O zaman şunu net olarak söyleyebiliriz herhalde: Türkiye AB'ye girerse ekonomisi kurtulacak, refah düzeyi artacak, sözlerinin hepsi yalandır.

Somçağ- Bunlar tamamen yalan. AB'nin ekonomik kıstaslarının uygulanması ile ekonomimizin güçleneceği diye bir şey yok.

GÜMRÜK BİRLİ?İ

TURNUSOL OLDU

Türkiye'ye yabancı yatırımcı gelecek, deniliyor. İyi de burada özellikle gözden kaçırılan nokta diğer aday ülkelerden farklı olarak 1 Ocak 1996'dan itibaren AB ile Gümrük Birliği içine girmiş olmamız. Ben AB sermayesi isem bir ülkeye doğrudan yatırıma neden geleyim? "O ülkede maliyetler ucuz. Ben burada üretip AB'ye satarım" diye gelirim. Ama burada gümrüksüz satış imkanı 8 senedir zaten var. Bu kadar senedir niye doğru dürüst bir yabancı yatırımcı gelmedi? Demek ki gelecek olan adam 1996'dan bu yana gelirdi. Üyelik ile birlikte ekonomik anlamda bugünkünden çok farklı bir şey olmayacak.

AB'nin yardımlarına gelince; AB'nin İspanya, Portekiz, Yunanistan'a yaptığı o cömert yardımlar bir kere son on ülke için çok kısıtlandı. Daha önce bir ülkenin milli geliri AB ortalamasının yüzde 75'inden düşükse AB'nin bu ülkeye özel sübvansiyonlar yapma yükümlülüğü vardı. Şimdi böyle bir yükümlülük yok. Normal AB politikası gereği her ülkeye uygulanan bazı sübvansiyonlar var. Bunun başında da ortak tarım politikası geliyor. Fakat Türkiye'ye bu da uygulanamaz. Çünkü Türkiye'nin şu andaki tarım sektörü AB'deki toplam tarım sektörünün üçte biri büyüklüğünde. Bizdeki tarım sektörü bu ortak tarım politikasına dahil edilirse 50 milyar Euro'luk tarım bütçesi 75 milyar Euro'ya çıkacak. Peki bu para nereden gelecek? Dolayısıyla göreceğiz ki AB ile görüşmeler ilerledikçe, bize, "serbest dolaşımdan nasıl vazgeçti iseniz bundan da vazgeçin" diyecekler.

r Bu husus çok önemli. Bizimkiler AB için hep bu mali yardımlar konusunu da koz olarak kullanıyorlardı. Bu koz da temelsizmiş meğer öyle mi?

Somçağ- Bakınız, serbest dolaşımda kalıcı kısıtlamaların önünü 6 Ekim raporunda açtılar. Diplomatik bir dille "Serbest dolaşım yok" dediler. Bugün Anadolu'da iki haneden birinin Avrupa ülkelerinde akrabası, hısmı var. Bu insanlara hep bu hayal pompalanıyor. "AB'ye üye olduğumuz zaman tası tarağı toplayıp doğru Hamburg'a, Berlin'e gidebileceksiniz" deniliyor. Böyle bir şey yok.

ELMA ŞEKERİ

MİSALİ OYALAMA

r Peki bütün bunlar işin içinde olanlar tarafından konuşulmuyor mu? Yoksa bilerek mi, buna rağmen mi AB'ye üye olmak yolunda yürünüyor?

Somçağ- 41 seneden beri AB kapısında oyalanan bir Türkiye var. Türkiye'nin devlet adamlarını, müzakerecilerini 41 senedir oyalamayı birtakım şeyleri paylaşmadan yapmak mümkün değil. Bunların büyük bölümü danışıklı döğüştür.

Türkiye 1980'lerden sonra Cumhuriyetin kalkınmacı-büyümeci yaklaşımını terk etmiştir. Bunu Türkiye'ye başta ABD olmak üzere Batı ülkeleri dayattı. "Serbest piyasaya geçeceksiniz. Liberalizme geçeceksiniz. Gümrükleri açacaksınız. Devletin ekonomideki planlayıcı ve öncü rolünü ortadan kaldıracaksınız. Devleti küçülteceksiniz""dediler. Gelişmiş dünyanın çok ağır rekabetinin söz konusu olduğu şartlar altında bir ülke bunlardan vazgeçtiği takdirde sanayileşme ve kalkınmadan vazgeçmiş demektir. Eğer KİT'ler olmasaydı, Türkiye'de sanayileşme hangi özel teşebbüsle başlayacaktı? Karma ekonomi sistemi Türkiye'yi tamamen bir tarım ülkesi olmaktan çıkartıp, yarı sanayileşmiş bir ülke konumuna getirdi. Özel sektördeki sanayinin öncülüğünü de buradan yetişen insanlar yaptı.

Bugün bütün Batı ekonomilerinde, milli gelirde kamunun payı Türkiye'nin bir buçuk katı kadardır. Kamu çalışanlarının istihdam içerisindeki, nüfus içerisindeki oranı Türkiye'nin iki üç katıdır. Bu gerçekler bir propaganda dalgasıyla Türkiye'de halkımızdan gizlendi. Özal iktidarı zamanında gizlenerek bir kampanya yaratıldı. Bu şekilde Türkiye'de kalkınmacı sanayileşmeci ekonominin önü tıkandı. Bunun getireceği ekonomideki daralmanın gözlerden gizlenmesi için bir müddet Dünya Bankası kredileriyle, daha sonra da yurt dışındaki uluslararası tefeci sermayeden borç alınarak çark çevrilmeye çalışıldı. 15 sene içerisinde bugün itibariyle geldiğimiz ortamda Türkiye ekonomisi tıkandı. Karşımızda, uçan kuşa borcu olan, bankacılık-finans sistemi bu borçlar tarafından bloke edilmiş olan, sanayileşme imkanları bir çok sahada tıkanmış olan, istihdam yaratma olanağı tıkanmış bulunan, bağımlı hale düşürülmüş olan bir ekonomik tablo var.

r Ama enflasyonun % 10'un altına düştüğüyle övünülüyor.

Somçağ- Enflasyonun %10'un altına düşmesi insanların alım gücü arttığı anlamına gelmiyor. Bu da çok ucuz bir propaganda. Arjantin 1992'den 2001'e kadar 10 sene para kurulu uyguladı. Enflasyon sıfırdı. Neticede ne oldu? Japonya'da enflasyon yıllardan beri negatif ama büyük bir ekonomik bunalım içinde. Türkiye'de gerçek anlamda, dünyadaki iktisadi gerçekleri tahlil eden ve bunları milletimize anlatmaya çalışan bir iktisatçılar camiasının olmaması ve medyanın büyük ölçüde satılmış olması sebebiyle en küçük ekonomik gerçekler bile ters yüz edilebiliyor. Hitler dönemindeki Gobbels'in propaganda makinası gibi bir propaganda örneği sergileniyor. Tıkanmış bir ekonomik sistem var. Vatandaşa bir gelecek vizyonu sunamıyor. Bu ortamda politikacı esnafı açısından AB hayali ve vizyonu en güzel malzeme. İnsanları hangi elma şekeri ile tavlıyacaksınız? AB bunların kurtuluş kapısı oldu. Ve bunu 1990'lardan itibaren Tansu Çiller, Karayalçın, Mesut Yılmaz özellikle, en son olarak da AKP hükümeti çok güzel kullandı, kullanıyor. Türkiye'de şu anda bulunan AB'ci siyaset esnafının hemen hemen hepsi bundan nemalandı. n

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yapan sanık, 3 farklı suçtan 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

22.06.2026 13:55:00 / Güncelleme: 22.06.2026 13:58:11
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan Ay'ın (19) yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Furkan Ay katılmazken, tarafların avukatları hazır bulundu. Müşteki sıfatındaki Minguzzi ailesi ise duruşmaya katılmadı.

7 yıl 20 gün hapis cezası

Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Furkan Ay'ın, 'birden fazla kişiyle tehdit', 'kişinin hatırasına hakaret' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme veya yayma' suçlarında toplamda 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırılmasına, 'suçu ve suçluyu övme' suçundan ise beraatına hükmetti.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi 'müşteki', Furkan Ay ise 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.

"Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin"

Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım'dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'ye küfür ettikleri aktarıldı.

Müşteki Yasemin Minguzzi'nin cep telefonuna Nisan 2025'te şüpheli Furkan Ay tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı.

13 yıla kadar hapis cezası talebi

İddianamede, Furkan Ay hakkında 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak', 'birden fazla kişi ile birlikte tehdit' ile 'kişinin hatırasına hakaret' suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.