HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

ABD Başkanı ile 2. kez aynı şehirde

18.11.2009 00:00:00
ŞANGHAY / ÇİN - ABD Başkanı Barack Obama, önceki gün Çin'in en büyük şehri Şanghay'daydı. Tıpkı Nisan ayında İstanbul'un fazla bilinmeyen tarih mekanlarından biri olan Tophane-i Amire'de üniversiteli gençlerle buluştuğu gibi Şanghay Bilim ve Teknoloji Müzesi'nde de Çinli üniversite öğrencileriyle bir araya geldi. Önce 15 dakikalık bir konuşma yapan Obama, 1 saat boyunca da soruları cevaplandırdı. Obama'nın gençlere verdiği mesaj, Çin'in ABD ile ilgili en büyük kaygısına yönelikti: Rejim ve ekonomi politikaları dolayısıyla tecrit edilme endişesi... Obama, bu vadide şunları söylüyordu: "Herhangi bir yönetim tarzını bir ülkeye empoze etmenin peşinde değiliz." Buradaki yabancı gazeteciler, Obama'nın mesajlarının dengeli olduğunda hem fikir. Obama bir yandan Çin'i ekonomi başarısından ötürü överken, öte yandan insan hakları ihlallerini ve Çin'in interneti sıkı şekilde zapturapt altına almasını eleştiriyordu. Obama'nın konuşması ulusal Çin TV kanallarınca canlı yayınlanmadı. Sadece yerel Şanghay TV ile 2 internet portalı konuşmayı canlı aktardı. Çinli tanıdıklar, ses kalitesinin düşük olduğunu ve konuşmayı duymanın güç olduğunu bilgisini verdiler bize! Bir bit yeniği var mı, bilmiyoruz! Oysa Obama'nın Türk gençleriyle buluşması Türkiye'de bir çok ulusal kanal tarafından canlı aktarılmıştı. Şunu da vurgulayalım: Başkan Obama'nın Pazartesi başlayan ve 4 gün sürecek ziyareti Çin'de bir numaralı gündem. Ülkenin önde gelen gazeteleri ziyarete geniş yer veriyor. Çin ile ABD arasında diplomatik ilişki kurulmasının bu yıl 30. yıldönümü. 1971'den önce Çin, ABD'yi tanımıyordu. Keza Türkiye de... Onun yerine bugünkü Çin'in tümünün hakimi ve yöneticisi olarak Tayvan'ı tanıyordu. Bugün ise Tayvan'ı tanımıyor ama Çin'e karşı koruyor! İlginç dünya...Ziyarette Obama'nın Türkiye ziyaretinde öne çıkan benzer bir nokta daha var. İlk kez bir ABD Başkanı, görev süresinin ilk yılında Çin'i ziyaret ediyormuş! Aman ne büyük onur Şanghay ziyaretini çabucak tamamlayan Obama, başkent Pakin'e uçarak Çin Devlet Başkanı Hu Cintao ile görüştü. Cintao, konuğu onuruna Diaoyutai Devlet Konuk Evi'nde görkemli bir akşam yemeği verdi. Çin gazeteleri bir kaç gündür menüden bahsedip duruyor. Şimdi de ABD ile Çin arasındaki ilişkilere bir göz atalım. Önceki gün, İngiliz Daily Telegraph gazetesinde Çin - Batı ilişkilerini değerlendiren ilginç bir analiz yer aldı. Yazının başlığı enteresandı: "Çin, dünya ekonomisi için en büyük riski oluşturuyor."Analizde öne çıkan düşünceler ana hatlarıyla şöyle: "Çin'in büyümenin motoru olma görevini Batı'dan alması beklenirken, Asya devi uyguladığı 'komşuyu zarara uğratma' politikalarıyla küresel ticareti altüst ederek, dünyayı Büyük Durgunluğun ikinci aşamasına sürüklüyor. Nobel Ödüllü Ekonomist Paul Krugman, Çin'in ihracatını artırmak için para birimi Yuan'ın dolar karşısındaki değerini sabit tutarak "ABD'dekilerin işlerini elinden aldığını" savunuyor. Krugman, Batıdaki kapitalistlerin de bu duruma suç ortağı olduğunu söylüyor. Bu kişilerin Çin'de üretim yaptırdıktan sonra Kongre'ye buna engel olmaması için baskı yaptığına değiniyor. Durumun farkında olan ABD Başkanı Barack Obama da Çin'e yapacağı ziyaret öncesinde durumun vahametine dikkat çekerek, Asyalıların, zaten gırtlağına kadar borca batmış olan ABD'lilere mal satarak artık daha fazla hayatlarını sürdüremeyeceğini belirtmişti. İki ülke arasındaki stratejik dengede ABD'nin yalvaran tarafta olduğu yorumu bugünlerde çok moda bir söylem olsa da gerçeği yansıtmıyor. Çünkü, ABD istediği zaman pazarını Çin'e kapatarak bu ülkenin belini bükebilecek kapasiteye sahipken, bunun karşılığında Çin'den gelecek olan elindeki ABD tahvillerini nakde çevirme hamlesini sermaye kontrolü ile dengeleyebilir. Bu da, silahlarını iyi şekilde donanmış egemen bir ülkenin her istediğini yapabileceğini gösteriyor."Çin, ABD karşısında makalede kaydedildiği gibi gerçekten zayıf taraf mı? Maalesef bazı açılardan öyle görünüyor. Çin'in toplam döviz rezervi 2.1 trilyon ABD Doları. Bu alanda dünyada rakip tanımıyorlar! Ellerindeki ABD Hazine bonolarının değeri 802 milyar dolar. ABD hükümetinin en fazla borçlu olduğu  ülke ya da kurum Çin... Çin'in elindeki ABD kaynaklı hisse senedinin miktarı ise 1.6 trilyon dolar. Yani neticede Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nde vurguladığı gibi, ABD kağıdı boyamış Çinlilerin emeğini Amerikan halkının rahatı ve keyfi için ülkesine transfer etmiş! İki ülke arasındaki ihracat - ithalat rakamlarına bakalım. ABD 2008'de Çin'e 71.5 milyar dolarlık mal satmış, Çin'den ise 338 milyar dolarlık mal almış. ABD'nin Çin'e karşı verdiği dış ticaret açığı, 266.5 milyar dolar. Ticari ilişkilerde borçlu ve mal alan taraf genelde zayıftır. Ancak ABD gibi bir borçlu ve tüketici tarafsan, durum farklı. Onun için Çin, elleri kolları bağlı olmasa da ihracatçılarını düşünerek ABD ile ilişkilerde Washington' çok yüklenmiyor, bir bakıma alttan alıyor. Ancak buna rağmen, Pekin, İran ve Rusya ilişkilerinde de taviz vermiyor. ABD baskısına rağmen, Prof. Dr. Haydar Baş'ın tezini hayata geçirerek Moskova  ile ticaretini kendi para birimi üzerinden yapıyor. Biz de yağmurlu ve soğuk Şanghay'ı terkederek, bol türbülanslı bir yolculuktan sonra Çin'in orta bölgesindeki Yantai kentine uçtuk. Kısmet olursa yarın oradan sesleneceğiz sizlere.
 
Recep Bahar / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.