HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

Ne yapmalı?

13.08.2018 00:00:00
Şu sıralar sosyal medyada sık sık 'sarı inek' hikâyesi paylaşılıyor. Malum vaktiyle ormanda yaşayan aslan ve inek sürüleri varmış. Aslan sürüsünün gözü inek sürüsünde ama inek sürüsü kendini savunacak kadar kalabalık ve güçlü. Derken aslanlar saldırı kozunu kullanarak ineklerle pazarlık ederler ve bilge ineğin itirazına rağmen sarı ineği alırlar ve yerler... Sonra sıra boynuzu kırık ineğe gelir, onu da alırlar. İşin püf noktasını öğrenen aslanlar bu yöntemle sürünün çoğunu mideye indirmiş. Sürünün ileri gelen inekleri panik içinde bilge ineğe koşmuşlar, 'biz nerede hata yaptık' demişler. O da cevap vermiş: "Siz hatayı sarı ineği verirken yaptınız." 
Ceza Hukuku Profesörü Ersan Şen, geçtiğimiz hafta katıldığı bir TV programında Papaz Brunson olayını değerlendirirken, Almanya vatandaşı Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel'in iadesiyle bu yolun açıldığını söyledi.
Hakikaten Türkiye, Batı'dan talep ettiği teröristlerden hiçbirini alamadı ancak sadece Fransa'ya iade ettiğimiz DEAŞ'li terörist sayısı 50'yi buldu. Bunlar suçluların iadesi anlaşmasıyla mümkün oldu. Deniz Yücel'in iadesi ise 25 Ağustos 2017'de çıkarılan 694 Sayılı OHAL kararnamesiyle Cumhurbaşkanı'na verilen yetki çerçevesinde hayat buldu. Şimdi ABD bu yolun yine devreye sokularak Papaz Brunson'ın iadesini istiyor. 
Şimdi sarı ineği verdik ancak bari boynuzu kırık ineği (Brunson'ı) vermeyelim.
Dahası bu bağlamda bir şeyler de yapmamız, bizim de dişimizin olduğunu göstermemiz gerekiyor. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, üç gün önce "Yastığının altında doları, Euro'su, altını olan varsa bunu gitsin Türk lirası ile bankalarımızda bozdursun. Bu bir milli, yerli mücadeledir" dedi. Devlete destek her vatandaşın borcu ancak bu sembolik kalır. Bir örnek vermek gerekirse Malezya'da şu anda ülkenin dış borçlarının ödenmesine katkı sağlamak için hükümetin kurduğu 'Ümit Fonu' diye bir fon var. Malezya halkı 30 Mayıs'tan 29 Temmuz'a kadar fona 41 milyon dolar bağışta bulundu. Malezya'nın şu sıralar yargılanmakta olan eski Başbakan Necip Rezak döneminden kalan yaklaşık 252 milyar dolar dış borcu bulunuyor. Halktan iki ayda toplanan para ülke borcunun 6 binde biri kadar! Vatandaşın katkısı bu kadar olur, ülkenin dayanışma içinde olduğunu gösterir ve dahası dünyaya önemli bir mesajdır. Ancak sorun bu yolla çözülmez. Bu çerçevede Ticaret Bakanlığı'nın Temmuz ayı ithalat verilerine bakalım: Ocak-Temmuz 2018 döneminde 143 milyar 70 milyon dolarlık ithalat yaptık. İhracatımız ise 96 milyar 329 milyon dolarda kaldı. Dış ticaret açığımız 46 milyar 741 milyon dolar... Türkiye yıllardır yüksek miktarda dış ticaret açığı veriyor. Son 18 yıldaki açığın toplamı 1 trilyon doları aştı. Cari (döviz) açığımızın toplamı da 750 milyar doları... Bu açığı fabrikalarımızı yabancılara satarak ve bol bol borç alarak kapattık. Şimdi istediğimiz kadar borç gelmiyor. Uluslararası Finans Enstitüsü'nün geçen hafta bana gönderdiği rapora göre Türkiye'ye bu yılın ilk 6 ayında 24.6 milyar dolar net sermaye girişi olmuş. 1.2 milyar nüfuslu Hindistan'a giden para 32.3, 1.4 milyar nüfuslu Çin'e giden para ise 73.7 milyar dolar.  Rusya'dan ise aynı dönemde 33.9 milyar dolar para çıkmış... 
Demek para geliyor ama yetmiyor. Ya Rusya gibi çıkış olsa? Demek ki geçen hafta ölümüne bir çıkış başladı ki dolar 6.87'yi gördü.  
Türkiye'nin ana sorunu belli: Yüksek cari açık ve dış borç... Osmanlı'yı çöküşe sürükleyen Duyun-i Umumiye tecrübesine rağmen son 15 yılda dışarıdan yoğun borç almaya devam ettik. Aldığımız 650 milyar dolar borçla güzel binalar yaptık. 210 milyar dolarlık kısmıyla da güzel güzel otomobiller aldık... Şimdi aldıklarımızı geri ödeme zamanı ama neyle! Elde avuçta pek bir şey yok... Bankalardaki bütün döviz mevduatı 193 milyar dolar. Ne kadarı döviz cinsinden şu anda bankalarda mevcut ancak Merkez Bankası bilir? Bu para memleketin sigortası... Şirketlerin kara gün akçesi... Vatandaşın hastalık, düğün ya da kefen parası... Bu parayla ilgili hesap yapmak doğru değil. İthalat sürsün diye bu paraya dokunulmaması lazım. Peki, ne yapılabilir çok kısa vadede? Holywood filmlerinden başlamalı işe... Niye para kazandıralım onlara? 
Türkiye'deki şirketlerin ABD merkezli sosyal medyaya reklam vermesi engellenmeli. En az 500 milyon dolar tasarruf ederiz. Çoluğumuzu çocuğumuzu zehirleyen Amerikan fast-food zincirlerinin Türkiye'de işi ne? Milyonlarca dolar kazanıyorlar bu ülkeden... 
Ceviz ve badem ağırlıklı olarak ABD'den geliyor. Sadece ceviz ithalatı 100 milyon doları geçiyor. Ne gerek var buna! Fındıktan daha sağlıklı da değil.
Türkiye'ye muz ithalatı ABD şirketleri marifetiyle yapılıyor. 150 milyon dolar gidiyor her yıl. Yerli muz neyimize yetmiyor? Ya soya ve mısır ithalatı? Bir kaç kalemde birkaç milyar doları kurtarmak mümkün...
Türkiye'nin borç sarmalından ve dış ticaret dengesizliğinden kurtulmasının, ekonomide şaha kalkmasının kapsamlı bir yolu yok mu? Yıllardır söylüyoruz. Elbette var? Çözümün adresi Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ve Milli Devlet/Sosyal Devlet adlı dev eseri.
 
Recep Bahar / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.