9 Haziran 2004 Çarşamba, Türkiye için kritik dönüm noktalarından birisiydi. O gün, aynı düzlemde üç önemli gelişme yaşandı:
1- Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet televizyonu olan TRT'de Kürtçe yayın yapıldı.
2- PKK işbirlikçisi ve bölücü DEP'li milletvekilleri serbest bırakıldı.
3- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) bölücübaşı Öcalan ilgili görüşme yapıldı. Mahkeme, nihai kararını Eylül ayında verecek.
Geçen haftaki yazımda AKP hükümetinin AB'den tarih alabilmek için, her türlü tavize hazır olduğunu belirttikten sonra, Leyla Zana ve arkadaşlarıyla ilgili önümüzdeki günlerde önemli gelişmeler yaşanabileceğini dile getirmiştim. Öyle de oldu, Hükümet AB'nin emrini yerine getirerek DEP'lileri serbest bıraktı. TRT'de Kürtçe yayın yapıldığı sıralarda, Kürtçe yüzünden hapse giren DEP'liler tahliye ediliyordu.
Türkiye çok tehlikeli bir mecraya sürükleniyor. AKP hükümeti, AB uğruna ülkenin milli yapısını hızla yok ediyor. Çıkarılan her uyum yasası, milli yapıyı hedef alan tahrip gücü yüksek birer bomba niteliğinde.
Konu laf yapmaya gelince, "Türkiye hukuk devleti, yargı bağımsız" nutukları çekenlerin sesi neden çıkmıyor? Tamam "milli devlet" kavramından rahatsız oluyorsunuz, peki hani yargı bağımsızdı, hani Türkiye hukuk devletiydi! Hiç kimse kalkıp da, DEP'lilerin serbest bırakılmasıyla ilgili kararın hukuki olduğu yalanını söylemesin. Buz gibi siyasi bir karar, AB için alınmış zorlama bir karar.
Hükümet, mili devleti yok etme noktasında hızla yol alıyor. Kürtçe yayın başladı, Zana ve ekibi serbest, sırada ne var? Sırada 30 bin kişinin katili, bölücübaşı Öcalan'ın serbest bırakılması var.
Çarşamba günü AİHM'de görüşülen Öcalan davasıyla ilgili karar Eylül 2004'te verilecek. Yani, hükümetin AB'den tarih beklediği Aralık'tan iki ay önce. Aralık'a aylar önce kala bu tür tavizler veren hükümetin, zaman kısaldıkça ne gibi tavizler verebileceğini tahmin etmek zor değil.
Artık AİHM kararları eskiden olduğu gibi, Türkiye açısından "tavsiye niteliği" taşımıyor. Çünkü AKP tarafından çıkarılan uyum yasaları, AİHM kararlarını "yaptırıcılığı" ve "bağlayıcılığı" olan, emirler haline getirdi. Hele AB'den tarih alma hayali tepede beklerken, hükümetin cür'et edemeyeceği hiçbir tehlikeli girişim olamaz. Hükümetin yeni şeriatında, "AB için her yol mübah" hükmü var. Mübah olan yollardan en önemlisi de; Türkiye'nin milliliğinin imha edilmesi.
Apo'nun yayın organı Özgür Gündem gazetesinin, Güney Afrikalı uyduruk bir hakimin beyanlarından hareketle, bölücü başını Nelson Mandela ile özdeşleştirme gayretleri, Apo'nun serbest bırakılması için dünya kamuoyunu hareket geçirme girişimidir. Onların ifadesiyle 30 bin kişinin katili, bölücübaşı Apo, bir "Kürt halk önderi" ve tıpkı Mandela gibi bir özgürlük kahramanıdır. Ve yine Mandela gibi Apo da serbest bırakılmalıdır.
Hükümetin AB'den aldığı son ev ödevi; basit bir dört işlem problemi. Çözüm çok basit: Nelson Mandela ile Apo'nun özdeşleştirilerek, "halk kahramanı" motiflerinin işlenmesine, AİHM'nin Eylül'de vereceği kararı ekleyin. Çıkan sonucu, tüm milli sinirleri alınmış AKP hükümetinin AB'den alacağı direktifleri büyük bir zevkle yerine getirmesi ile çarpın. Ve sonuç: Apo, bir kahraman olarak serbest bırakılmış, önümüzdeki seçimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde "Kürt halk önderi" olarak, Kürtleri temsil ediyor.
Unutmadan, toplama ve çarpmadan sonra bir işlem daha var: Bölme!
Çıkan sonucu Türkiye ile bölün, ya da hiç uğraşmayın direk Türkiye'yi bölün!
1- Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet televizyonu olan TRT'de Kürtçe yayın yapıldı.
2- PKK işbirlikçisi ve bölücü DEP'li milletvekilleri serbest bırakıldı.
3- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) bölücübaşı Öcalan ilgili görüşme yapıldı. Mahkeme, nihai kararını Eylül ayında verecek.
Geçen haftaki yazımda AKP hükümetinin AB'den tarih alabilmek için, her türlü tavize hazır olduğunu belirttikten sonra, Leyla Zana ve arkadaşlarıyla ilgili önümüzdeki günlerde önemli gelişmeler yaşanabileceğini dile getirmiştim. Öyle de oldu, Hükümet AB'nin emrini yerine getirerek DEP'lileri serbest bıraktı. TRT'de Kürtçe yayın yapıldığı sıralarda, Kürtçe yüzünden hapse giren DEP'liler tahliye ediliyordu.
Türkiye çok tehlikeli bir mecraya sürükleniyor. AKP hükümeti, AB uğruna ülkenin milli yapısını hızla yok ediyor. Çıkarılan her uyum yasası, milli yapıyı hedef alan tahrip gücü yüksek birer bomba niteliğinde.
Konu laf yapmaya gelince, "Türkiye hukuk devleti, yargı bağımsız" nutukları çekenlerin sesi neden çıkmıyor? Tamam "milli devlet" kavramından rahatsız oluyorsunuz, peki hani yargı bağımsızdı, hani Türkiye hukuk devletiydi! Hiç kimse kalkıp da, DEP'lilerin serbest bırakılmasıyla ilgili kararın hukuki olduğu yalanını söylemesin. Buz gibi siyasi bir karar, AB için alınmış zorlama bir karar.
Hükümet, mili devleti yok etme noktasında hızla yol alıyor. Kürtçe yayın başladı, Zana ve ekibi serbest, sırada ne var? Sırada 30 bin kişinin katili, bölücübaşı Öcalan'ın serbest bırakılması var.
Çarşamba günü AİHM'de görüşülen Öcalan davasıyla ilgili karar Eylül 2004'te verilecek. Yani, hükümetin AB'den tarih beklediği Aralık'tan iki ay önce. Aralık'a aylar önce kala bu tür tavizler veren hükümetin, zaman kısaldıkça ne gibi tavizler verebileceğini tahmin etmek zor değil.
Artık AİHM kararları eskiden olduğu gibi, Türkiye açısından "tavsiye niteliği" taşımıyor. Çünkü AKP tarafından çıkarılan uyum yasaları, AİHM kararlarını "yaptırıcılığı" ve "bağlayıcılığı" olan, emirler haline getirdi. Hele AB'den tarih alma hayali tepede beklerken, hükümetin cür'et edemeyeceği hiçbir tehlikeli girişim olamaz. Hükümetin yeni şeriatında, "AB için her yol mübah" hükmü var. Mübah olan yollardan en önemlisi de; Türkiye'nin milliliğinin imha edilmesi.
Apo'nun yayın organı Özgür Gündem gazetesinin, Güney Afrikalı uyduruk bir hakimin beyanlarından hareketle, bölücü başını Nelson Mandela ile özdeşleştirme gayretleri, Apo'nun serbest bırakılması için dünya kamuoyunu hareket geçirme girişimidir. Onların ifadesiyle 30 bin kişinin katili, bölücübaşı Apo, bir "Kürt halk önderi" ve tıpkı Mandela gibi bir özgürlük kahramanıdır. Ve yine Mandela gibi Apo da serbest bırakılmalıdır.
Hükümetin AB'den aldığı son ev ödevi; basit bir dört işlem problemi. Çözüm çok basit: Nelson Mandela ile Apo'nun özdeşleştirilerek, "halk kahramanı" motiflerinin işlenmesine, AİHM'nin Eylül'de vereceği kararı ekleyin. Çıkan sonucu, tüm milli sinirleri alınmış AKP hükümetinin AB'den alacağı direktifleri büyük bir zevkle yerine getirmesi ile çarpın. Ve sonuç: Apo, bir kahraman olarak serbest bırakılmış, önümüzdeki seçimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde "Kürt halk önderi" olarak, Kürtleri temsil ediyor.
Unutmadan, toplama ve çarpmadan sonra bir işlem daha var: Bölme!
Çıkan sonucu Türkiye ile bölün, ya da hiç uğraşmayın direk Türkiye'yi bölün!
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012






















































