HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak

12.01.2013 00:00:00
Prof. Dr. Haydar Baş beyin önceki gün yayınlanan “Atatürk’e sahip çıkmak” başlıklı yazısı tarihi bir manifesto niteliğinde olup, Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçek manada anlaşılması ve gelecek nesillere doğru olarak aktarılabilmesi noktasında tam bir başucu eseri kıvamındadır. Her Türk vatandaşının evinde, işyerinde, çantasında daha da ötesi zihninde her an bulundurması gereken “tarihi” bir yazıdır.
Bu yazı bu topraklarda bu millete oynanan yüzyıllık kirli bir oyunun ifşası ve panzehiridir adeta.
Atatürk’ün gerçekte kim olduğu, Türk milletine bir asra yakın zamandır ne şekilde takdim edildiği ve nasıl istismar edildiğini Haydar Baş beyin cümlelerinden daha açık kimse anlatamazdı herhalde.
Ne diyor Prof. Dr. Haydar Baş bey:
“Atatürk, kimsenin tekelinde ve yalnız bazılarının izni ile konuşulacak bir kimlik değildir. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu, Lozan’da gayrimüslim - Müslim ayrımını, daha sonra da Yunanistan ile nüfus mübadelesini gerçekleştirecek hassasiyette bir Müslümandı. Üstelik maneviyatı yaşayan bir kişi olarak Atatürk, kapitalizmin karşısında ezilen halklara örnek bir liderdi. Bugün Atatürk’ten bahsedenler, onu “içinde bulunmadığı bir dinsizlik kimliğine bürüyeceklerine”, hayatı boyunca yaptığı sömürüyle mücadelesini anlatmalılar.”
Neden böyle diyor sayın Baş? Çünkü yılların Atatürkçüsü olduğu iddia edilen Emin Çölaşan Prof. Dr. Haydar Baş beyin geçtiğimiz Pazar günü Kocaeli’de gerçekleşen Milli Kahramanlarımızı Anma Programı’nda yaptığı tarihi konuşmayı dinlemiş, sayın Baş’ın Atatürk’ten övgü ile bahsetmesini ve sayın Baş’ı dinleyen binlerce başörtülü ve sakallı dinleyicinin bu konuşmayı ayakta alkışlamasını büyük bir şaşkınlıkla karşılamış.
Emin Çölaşan’ın bu şaşkınlığı iki şekilde izah edilebilir. Ya Çölaşan bugüne kadar uzayda yaşıyordur, ya da Çölaşan da bir asırlık kirli oyunun bir parçası haline gelmiştir. Çünkü bu oyun Atatürk’ün İslam dışı gösterilmesi üzerine kurulu olup, oyunun iki ayağı bulunmaktadır.
Birinci taraf Mustafa Kemal’i “din dışı” gösterip lanet okuyacak, ikinci taraf da Mustafa Kemal’e atılan bu çirkin iftiraya sahip çıkıp “laiklik kisvesi” altında bununla gurur duyacaktı.
Birinci taraf Atatürk’e hakaret edip mutlu olacak, ikinci taraf ise Atatürk’ü kendi tekeline alıp tüm hayat felsefesini birinci tarafla kavga üzerine bina edip Atatürk’ün gerçek yönlerini perdelemiş olacaktı.
Özetle iki taraf da Saidlerin, mollaların hizmet ettikleri çevrelerin ekmeğine yağ sürmüş oluyorlar.
Bu coğrafya din istismarından çok çekti. Osmanlı parçalanırken de, Cumhuriyet kurulurken de en yumuşak karnımız hep dindi. Bunu bilen oryantalist zihniyet yüzyıllardır olduğu gibi yine aynı tuzağını sahneye koydu. İsminin başına “molla ve hoca” lar eklettiği sakallı-cübbeli ajanlarını milletin içine salıp onlarla bu milleti zehirledi. Kurtuluş mücadelesinin ve Mustafa Kemal’in karşısında en acımasız ve ahlaksız mücadeleyi veren İngiliz Muhipleri (sevenleri) Cemiyeti’nin başında bir İngiliz ajanı olan Said Molla bulunuyordu. Said Molla, İngiliz rahip Frew’den talimat ve para alan hoca görünümlü profesyonel bir ajan olarak Türk milletinin din duygularını Milli mücadele kahramanları aleyhine istismar ederek misyonunu yerine getiriyordu. Aynı şekilde Teali İslam cemiyeti içinde yer alan hoca, molla lakaplı ve günümüzde bile hala takipçileri bulunan ajanlar Mustafa Kemal aleyhine faaliyet göstermekteydi.
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının “dinsiz” olarak gösterilmesi tuzağı bir asırlık kirli bir oyunun parçasıdır. Çünkü bu oyunu sahneye koyanlar çok iyi biliyorlardı ki, Mustafa Kemal ve İslam dini bir araya geldiğinde onlar için Anadolu’yu cehenneme çeviren Kurtuluş mücadelesi ortaya çıkacaktı ve nitekim öyle de oldu. Ama yine onlar çok iyi biliyorlardı ki, Mustafa Kemal ve dindar Türk milleti ayrı düştüklerinde Anadolu paramparça olacak. İşte bu yüzden bir asırdır bu kirli tuzağı bıkmadan devam ettiriyorlar.
O gün Mustafa Kemal ve arkadaşlarını “dinsiz” olarak gösteren Said Mollalar kime hizmet ediyorsa, bugün de Atatürk’ü “din dışı” “İslam düşmanı” olarak gösteren zihniyet aynı yere hizmet ediyorlar.
Haydar Baş beyin ifade ettiği gibi “Türk devletinin kurucusu elbette ki, Türk milleti gibi Müslümandı, dindardı.”
Ve daha da önemlisi yine Haydar Baş beyin ifade ettiği üzere, “bugün bazı çevrelerin işlerine öyle geldiği için dine karşı imiş gibi gösterdikleri Atatürk, “aslında Pazar günü sakallı ve başörtülü vatandaşlarımızın alkışladığı” liderdir.”
Başta Çölaşan olmak üzere milletimize düşen tek görev de, bu devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e gerçek manada sahip çıkan Prof. Dr. Haydar Baş beye sonuna kadar sahip çıkmak ve onun yanında yer almaktır. Bu devletin parçalanmadan varolabilmesi için başka da seçeneğimiz bulunmamaktadır. Hele hele Atatürk’e sahip çıkmayı beceremeyenlerin Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmaktan başka çıkar yolları zinhar
bulunmamaktadır.
 
Alperen Polat / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.