logo
13 EYLÜL 2026

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

"Ailem Güvende" operasyonlarında 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye adli işlem yapıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 5 il merkezli 15 ili kapsayan "Ailem Güvende" operasyonlarında 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlem gerçekleştirildiğini bildirdi

13.09.2026 16:18:00
AA
 
"Ailem Güvende" operasyonlarında 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye adli işlem yapıldı
"Ailem Güvende" operasyonlarında 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye adli işlem yapıldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "fuhuş", "müstehcenlik" ve "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak veya satın almak" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü KOM ve Siber şube müdürlüklerince teknik ve fiziki takipler gerçekleştirildiği, tanık ifadeleri ve ihbarların değerlendirildiği bildirildi.

Açıklamada, soruşturma kapsamında, bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimlerini henüz tamamlamamış çocuklar ile reşit olmayan gençlerin yaş ve gelişim düzeyleri gözetilmeksizin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında yönlendirildiğine ilişkin deliller elde edildiği belirtildi.

Bu faaliyetleri yürüttüğü değerlendirilen dernekler ile bunları finanse eden kişi ve grupların, "ücretli sosyal arkadaşlık hizmeti" adı altında istismarda bulunduğu değerlendirilen kişilerin ve eğlence faaliyeti görünümünde hukuka aykırı eylemlere ortam sağladığı değerlendirilen işletmelerin tespit edildiği kaydedilen açıklamada, faaliyetlerin toplum nezdinde olağanlaştırılmasının önlenmesi, çocukların üstün yararı, aile kurumunun ve toplumun ortak ahlaki değerlerinin korunması amacıyla Anayasa'nın 41. maddesi başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda operasyon düzenlendiği bildirildi.

38 şüpheliye yönelik arama, yakalama ve el koyma işlemi
Açıklamada, İstanbul merkezli operasyonda İstanbul'da 20, Ankara'da 4, Çanakkale'de 3, İzmir'de 2, Antalya'da 2, Ordu'da 1, Elazığ'da 1, Balıkesir'de 1, Aydın'da 1, Kırşehir'de 1, Iğdır'da 1 ve Hatay'da 1 olmak üzere 38 şüpheliye yönelik 38 adreste arama, yakalama ve el koyma işlemi gerçekleştirildiği kaydedildi.

İstanbul'da faaliyet gösteren 10 işletme ile 6 LGBTİ+ derneğinin de aralarında bulunduğu 54 iş yeri, ev ve derneğe 12 ve 13 Eylül tarihlerinde operasyon düzenlendiği aktarılan açıklamada, 25 gram uyuşturucu ve uyarıcı madde, 10 gram kokain, 9 gram esrar, uyuşturucu madde olduğu değerlendirilen 10 sentetik hap, 7 enjektör ve iğnesi, 2 bin şişe kaçak alkol, 1 ruhsatsız tabanca, 5 kamera kayıt cihazı ve 26 cep telefonu ele geçirildiği belirtildi.

Açıklamada, operasyon kapsamında 26 şüphelinin gözaltına alındığı, diğerlerinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Bir işletmenin ruhsatına aykırı faaliyette bulunması nedeniyle mühürlendiği aktarılan açıklamada, soruşturmanın tüm yönleriyle sürdürüldüğü kaydedildi.

KAOS GL Derneğine yönelik soruşturmada 21 şüpheli gözaltına alındı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, derneğin internet sitesi ile sosyal medya hesaplarında, çocukların erişimine açık şekilde müstehcen içerikli paylaşımlar yapıldığına ilişkin ihbar üzerine soruşturma başlatıldı.

Başsavcılığın talimatları doğrultusunda, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen tespit ve araştırmalarda, derneğin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarını kullanan, yöneten ve bu hesaplarla bağlantılı dijital platformları idare eden şahıslar tespit edildi.

Bu kapsamda, dernek yöneticileri ile internet sitesi ve sosyal medya hesaplarını yönettiği tespit edilen 18, çeşitli internet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden toplumun genel ahlakını ve kamu düzenini bozucu nitelikte paylaşımlarda bulunarak müstehcenlik ve fuhuş suçlarını işledikleri tespit edilen 8 şüpheli hakkında, arama, el koyma ve dijital materyallerin incelenmesine yönelik adli kararlar ile gözaltı talimatı verildi.

Düzenlenen operasyonda şüphelilerden 21'i gözaltına alındı, 5 şüphelinin yakalanması için çalışmalar devam ediyor.

Ayrıca, derneğin internet sitesine Türkiye'den erişimin engellenmesine karar verildi.

İzmir'de 16 şüpheli yakalandı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında, kent genelinde toplumun huzurunu ve sükununu bozmaya yönelik faaliyetlerde bulundukları, sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımlarla "müstehcenlik" ile "fuhşa teşvik, aracılık etmek veya yer temin etmek" suçlarını işledikleri değerlendirilen şüphelilere yönelik soruşturma başlatıldığı bildirildi.

Soruşturma kapsamında çeşitli ilçelerdeki 24 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

Eş zamanlı arama ve yakalama işlemlerinin gerçekleştirildiği, 16 zanlının gözaltına alındığı, 8 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği belirtildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten açıklama
Adalet Bakanı Akın Gürlek de NSosyal'deki hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu "2026-2035 Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonu ve "2026/4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi" doğrultusunda, çocukların, aile kurumunu ve toplum düzenini korumaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.

İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet başsavcılıklar​​​​​​​ının koordinasyonunda, emniyet ve jandarma teşkilatlarıyla "Ailem Güvende" operasyonlarının yapıldığını ifade eden Gürlek, 5 il merkezli 15 ili kapsayan çalışmalarda 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlemler gerçekleştirildiğini kaydetti.

Soruşturmalarda, fuhuşa aracılık veya yer temin eden kişilerin, bu faaliyetlere ortam sağladığı değerlendirilen işletmelerin, müstehcen içerik üreten ve yayan şüpheliler ile çocukların bu içeriklere maruz bırakılmasına yönelik faaliyetlerin incelendiğini aktaran Gürlek, şu bilgileri verdi:

"Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, teknik ve fiziki takip, tanık beyanları, dijital incelemeler ve görüntü kayıtları sonucunda eş zamanlı gözaltı, arama ve el koyma işlemleri yapılmış, uyuşturucu maddeler ile çok sayıda dijital materyale el konulmuş, çok sayıda sosyal medya hesabı ve internet sitesine erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmıştır. Soruşturmaların mali boyutunda LGBT ve ahlaksızlığı teşvik eden derneklere ilişkin MASAK incelemelerinde bazı derneklere yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda fon aktarıldığı tespit edilmiştir. Bu para hareketlerinin kaynağı ve soruşturmalara konu faaliyetlerle bağlantısı araştırılmaktadır."

Soruşturmaları titizlikle yürüten Cumhuriyet başsavcılıklarına ve kolluk kuvvetlerine teşekkür eden Gürlek, Anayasanın, aile ve çocukların korunmasına ilişkin devlete yüklediği sorumluluk çerçevesinde, çocukları, gençleri ve aileleri hedef alan hiçbir suç yapılanmasına, istismar ağına ve yasa dışı faaliyete müsamaha gösterilmeyeceğini vurguladı.

Kanserin genetik şifresi çözüldü

Tıbbi onkolojinin hedeflenmesi en zor alanı olarak kabul edilen pankreas kanserinde, uzun yıllardır "ulaşılamaz" denilen KRAS gen mutasyonunu kilitleyen yeni bir akıllı molekül (daraxonrasib), ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylandı. Laboratuvardan klinik aşamaya taşınan bu tarihi gelişme, pankreas kanserini çaresiz bir hastalık olmaktan çıkarıp yönetilebilir bir kronik durum haline getirmeyi hedefliyor

13.09.2026 11:10:00
Eyüp Kabil
 
Kanserin genetik şifresi çözüldü
Kanserin genetik şifresi çözüldü
Dünya genelinde agresif seyri ve çok kısıtlı tedavi seçenekleriyle bilinen pankreas kanseri için tıp tarihi niteliğinde bir adım atıldı. Sağlık Editörleri tarafından derlenen bilgilere göre, vakaların neredeyse %90'ından sorumlu olan ancak yapısal özellikleri nedeniyle otuz yılı aşkın süredir ilaçla hedeflenemeyen KRAS proteini, geliştirilen yeni nesil bir "moleküler yapıştırıcı" teknolojisi sayesinde tamamen kilitlendi.

Geleneksel kemoterapilerin aksine doğrudan tümörün mutasyonlu gen yapısına saldıran bu yeni etken madde, kanserli hücrelerin büyüme sinyallerini kalıcı olarak kesiyor.


Hücreleri birbirine "yapıştırarak" tümörü durduruyor


Onkoloji uzmanları, yeni nesil tedavinin çalışma mekanizmasını bir mühendislik harikası olarak tanımlıyor. İlaç, kanser hücresindeki mutasyonlu proteini bloke etmek yerine, hücre içindeki bir yardımcı proteini yakalayarak adeta bir "moleküler tutkal" gibi KRAS genine yapıştırıyor. Bu sayede kanserli hücre bölünme yeteneğini kaybederek kendi kendini imha etme sürecine giriyor.

Klinik çalışmalarda elde edilen ilk sonuçlar, özellikle ileri evre ve yayılım göstermiş (metastatik) hastalarda tümör boyutlarında belirgin bir küçülme ve hastaların sağ kalım sürelerinde ciddi bir uzama sağlandığını ortaya koydu. Ayrıca ağızdan günlük tablet olarak alınması, hastaların hastaneye bağımlı kalmadan ev konforunda tedavi olmalarına imkan tanıyor.


Kemoterapi yan etkilerine son


Yeni tedavinin hastalar açısından en büyük avantajlarından biri de hafif yan etki profili oldu. Kemoterapinin saç dökülmesi, ağır halsizlik ve bağışıklık çökmesi gibi yıkıcı yan etkilerine yol açmayan akıllı molekül, sadece tümörlü dokuyu hedef alarak sağlıklı hücreleri koruyor. Uzmanlar, hastaların tedavi süresince günlük yaşam kalitelerini neredeyse tamamen koruyabildiklerini belirtiyor.


Türkiye'ye ne zaman gelecek?


Sağlık Bakanlığı onay ve ruhsatlandırma süreçlerinin ardından, ilacın küresel ölçekte yaygınlaşması bekleniyor. Türkiye'deki onkoloji profesörleri, Türk hastaların bu yenilikçi tedaviye erken erişim sağlayabilmesi için "Erken Erişim ve İnsani Amaçlı İlaca Ulaşım Programları" kapsamında gerekli girişimlerin hızla başlatılacağını ifade ediyor. Tıp dünyası, 2026 yılını onkolojide biyolojik sistemlerin tamamen restore edildiği yeni bir çağın başlangıcı olarak kabul ediyor.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açıldı

 
Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında açılan mezarından örnekler alındı. Örnekler, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

12.09.2026 13:48:00 / Güncelleme: 12.09.2026 14:51:00
AA
 
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açıldı
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açıldı
 
İstanbul Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun kesin ölüm sebebinin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan feth-i kabir kararı kapsamında 3 adli tıp uzmanı, 1 kimyager ve 1 otopsi teknikerinden oluşan heyet, Ümraniye'deki mezarlığa gelerek mezarın açılması için çalışma başlattı. Heyetin çalışmasıyla açılan mezardan kemik, toprak ve diğer örnekler alındı. Örnekler, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Alınan örnekler, ceza infaz kurumuna ait kamera görüntüleri, 112 kayıtları ve hastane belgeleriyle birlikte değerlendirilecek.
İncelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunca Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeni ile ölümünde üçüncü kişi müdahalesi bulunup bulunmadığına ilişkin mütalaa hazırlanacak.
 
Kabri neden açıldı?
 
Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.
 
Eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011 tarihinde rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesine sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir" ifadelerini kullanmıştı.
 
Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğinin altını çizerek, şunları kaydetmişti:
"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."
 
Gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen 10 şüpheliden 1'i tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.
Devam eden çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla feth-i kabir kararı alınmıştı.
 

İstanbul'da okullara ilk gün ayarı


 
 
İstanbul'daki okullarda 14 Eylül'de dersler 10.00-15.00 saatleri arasında yapılacak.
 

12.09.2026 08:11:00
AA
 
İstanbul'da okullara ilk gün ayarı
İstanbul'da okullara ilk gün ayarı

İstanbul'daki resmi ve özel tüm ilkokul, ortaokul ve liselerde 14 Eylül Pazartesi günü derslerin 10.00-15.00 saatleri arasında yapılmasının kararlaştırıldığı duyuruldu. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamada, 2026-2027 eğitim öğretim yılının 14 Eylül Pazartesi günü başlayacağı hatırlatıldı.

3 milyona yakın kişiyi ilgilendiriyor

Kent genelinde 2 milyon 800 bin öğrenci, 161 bin 453 öğretmen ve 19 bin civarında okul servisinin yeni dönemin ilk günü trafiğe çıkacağı aktarılan açıklamada, velilerin de öğrencilerini araçlarıyla okullara götürmesiyle birlikte oluşabilecek yoğunluğun ulaşımda aksaklıklara yol açmaması amacıyla önemli bir düzenleme yapıldığı belirtildi.
Açıklamada, "Bu kapsamda, İstanbul'daki resmi ve özel tüm ilkokul, ortaokul ve liselerde 14 Eylül 2026 Pazartesi günü ilk derslerin 10.00-15.00 saatleri arasında yapılması kararlaştırıldı. Alınan kararla hem öğrencilerin ve öğretmenlerin okullarına güvenle ulaşabilmesi hem de şehir içi trafiğin düzenli ve kontrollü şekilde işlemesi hedefleniyor" ifadelerine yer verildi.

Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı

Iğdır'ın Aralık ilçesinde devriye görevi yapan askeri aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı

11.09.2026 21:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı
Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı
Iğdır'ın Aralık ilçesinde devriye görevi yapan askeri aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı.

Kaza, bugün saat 15.30 sıralarında Aralık ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Şehit Bülent Aydın Karakolu'nda görev yapan personelin içerisinde bulunduğu askeri araç, devriye görevi sırasında henüz belirlenemeyen bir nedenle kontrolden çıkarak devrildi.

Kazada araçta bulunan askerlerden 1'i şehit oldu, 2 asker yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı askerler, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Nevruz Erez Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

Şehit olan asker ile yaralanan 2 askerin kimlikleri henüz açıklanmadı. Askerlerin kimliklerinin, yapılacak resmi açıklamanın ardından kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

Bebek katilinin talepleri bitmiyor

Nagehan Alçı’nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı sözler, İmralı tartışmasını yeni bir boyuta taşıdı

11.09.2026 21:21:00
Haber Merkezi
 
Bebek katilinin talepleri bitmiyor
Bebek katilinin talepleri bitmiyor
Nagehan Alçı'nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı sözler, İmralı tartışmasını yeni bir boyuta taşıdı.

Alçı'nın anlatımına göre Bahçeli, Abdullah Öcalan için İmralı'da önünde bahçesi bulunan, "ev konforunda" bir yaşam alanı hazırlandığını söyledi. Öcalan'ın ise bu yere geçmeyi reddettiği ve gerekçesinin "statü" talebi olduğu ileri sürüldü.

Peki Türkiye, terör örgütü PKK'nın elebaşı için "statü" tartışmasının yapılabildiği bir noktaya nasıl geldi?

Türkiye yıllarca terörle mücadelede binlerce insanını kaybetti. Asker, polis, korucu ve siviller terör saldırılarında hayatını kaybetti. Şehit aileleri acılarını yıllarca taşıdı.

Bugün ise Türkiye'nin gündeminde, terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan'ın hangi şartlarda yaşayacağı, kendisine nasıl bir yaşam alanı sağlanacağı ve daha da önemlisi "statü" talep edip etmediği tartışılıyor.

Nagehan Alçı'nın Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin aktardığı ifadeler bu nedenle büyük önem taşıyor.

Alçı'nın anlatımına göre Bahçeli, Öcalan için İmralı'da bahçeli, insani yaşam koşullarına sahip ve ev konforunda bir yer hazırlandığını söyledi. Öcalan'ın ise buraya geçmeyi reddettiğini ve bunun nedeninin "statü" talebi olduğunu belirtti.

Şehitlerin ardından "statü" tartışması



Türkiye'nin hafızasında terör saldırılarının acıları hâlâ canlıyken, kamuoyunun karşısına "Öcalan ne istiyor?" sorusunun çıkması toplumda ciddi rahatsızlık oluşturuyor.

Buradaki temel mesele yalnızca İmralı'daki fiziki koşullar değildir. Asıl soru şudur:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yıllarca terörle mücadele ettiği bir örgütün elebaşının taleplerini neden bu kadar ayrıntılı biçimde tartışmak zorunda kalmaktadır?

Bir terör örgütünün elebaşının yaşam koşullarının iyileştirilmesi ayrı bir tartışma konusu olabilir. Ancak bunun ötesine geçilerek "statü" talebinin gündeme gelmesi, kamuoyunun cevap beklediği çok daha ciddi soruları ortaya çıkarıyor.

"Bebek katili" üzerinden yeni bir siyasi denklem mi?

Öcalan, 1999 yılında yakalanarak Türkiye'ye getirildi. Hakkındaki ağır suçlamalar ve PKK'nın gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle Türkiye'nin yakın tarihindeki en tartışmalı isimlerden biri oldu.

Aradan geçen yılların ardından bugün tartışmanın "statü" noktasına taşınması, Türkiye'nin terörle mücadele anlayışında neyin değiştiği sorusunu gündeme getiriyor.

Devletin terör sorununu bitirmek istemesi elbette anlaşılabilir. Ancak terörün sona erdirilmesi adına atılan adımların şehitlerin hatırası, hukukun üstünlüğü ve vatandaşların adalet duygusu açısından da izah edilebilir olması gerekir.

Türkiye'nin cevabını beklediği sorular

İmralı'da gerçekten bahçeli ve ev konforunda yeni bir yaşam alanı mı oluşturuldu?

Bu yapı hangi karar ve hangi yetkiyle hazırlandı?

"Statü" talebi gerçekten gündemde mi?

Bu ifade hukuki olarak ne anlama geliyor?

Türkiye'nin terörle mücadele politikasında hangi yeni aşamaya geçiliyor?

Ve en önemlisi: Şehit ailelerine bu süreç nasıl anlatılacak?

Türkiye'nin terör sorununu çözmesi, silahların susması ve yeni acıların yaşanmaması herkesin isteğidir. Ancak çözüm adına yapılan her adımın toplumun vicdanında karşılık bulması gerekir.

Çünkü mesele artık yalnızca İmralı'daki bir mahkûmun yaşam koşulları değildir.

Mesele, Türkiye Cumhuriyeti'nin terör karşısındaki devlet ciddiyetinin, şehitlerin hatırasının ve adalet duygusunun nasıl korunacağıdır.

Ve Türkiye'nin sormaya hakkı vardır: Terörün elebaşının talepleri neden sürekli gündemde? Türkiye bu noktaya nasıl getirildi?

Otopsiden korkunç gerçek çıktı

Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde müstakil bir evde çıkan yangında can verdikleri düşünülen Ağa ve Hayriye Üykü çiftinin otopsisinde sırtlarında kurşun izleri tespit edildi. Altınları çalındıktan sonra delilleri karartmak amacıyla evleri yakılan talihsiz çiftin ölümüyle ilgili 4 şüpheli gözaltına alınırken, acılı oğul Düzgün Üykü, "2 bileziğe, 1 yüzüğe tav olup insanları katledebiliyorlar" sözleriyle isyan etti

11.09.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Otopsiden korkunç gerçek çıktı
Otopsiden korkunç gerçek çıktı
Elazığ'ın Karakoçan ilçesine bağlı Koçyiğitler köyü Ürünlü mezrasında yaşanan ve ilk etapta kayıtlara "ev yangını faciası" olarak geçen olayın arkasından tüyler ürperten bir çifte cinayet ve yağma çıktı.

İki katlı müstakil evde henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangına müdahale eden Karakoçan Belediyesi itfaiye ekipleri, alevleri söndürdükten sonra içeride 7 çocuk sahibi Ağa ve Hayriye Üykü çiftinin cansız bedenlerine ulaştı. Dumandan zehirlenerek öldükleri tahmin edilen yaşlı çiftin cenazeleri, otopsi işlemleri için Fırat Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırıldı.

Gerçek otopsi raporuyla ortaya çıktı: Sırtlarından vurulmuşlar!

Morga kaldırılan cenazeler üzerinde yapılan ön otopsi incelemesi, olayın seyrini tamamen değiştirdi. Uzmanların yaptığı incelemede, Ağa ve Hayriye Üykü çiftinin vücutlarında, özellikle de sırt bölgelerinde kurşun izlerine rastlandı. Canilerin, yaşlı çifti silahla vurarak katlettikten sonra cinayete "yangın süsü" vermek ve delilleri yok etmek amacıyla evi ateşe verdikleri belirlendi.

Vahşetin arkasındaki neden: Altın yağması

Cinayet şüphesi üzerine soruşturmayı derinleştiren jandarma ekipleri, evde yaptıkları detaylı aramalarda çarpıcı bir bulguya daha ulaştı. Hayriye Üykü'ye ait olduğu bilinen altın ve bazı değerli ziynet eşyalarının evde olmadığı ve çalındığı saptandı. Sadece 4-5 hanenin yaşadığı tenha mezrada, çiftin gece saatlerinde kapıyı açmış olmasından yola çıkan ekipler, faillerin aileyi tanıyan ya da mezra çevresini iyi bilen en az iki kişi olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Yürütülen çok yönlü teknik ve fiziki takip sonucunda olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 4 şüpheli gözaltına alındı.

Gözyaşları içinde toprağa verildiler

Otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından yakınları tarafından teslim alınan Ağa ve Hayriye Üykü'nün cenazeleri, Ürünlü mezrasına getirildi. Kılınan cenaze namazının ardından yaşlı çift, köy sakinlerinin ve yakınlarının gözyaşları arasında aile kabristanında yan yana toprağa verildi.

"Biz kaza biliyorken vahşet çıktı: 2 bilezik için can alıyorlar"

Cenaze töreninin ardından metanetini koruyarak açıklamalarda bulunan çiftin oğlu Düzgün Üykü, adaletin yerini bulmasını isteyerek şu yürek yakan ifadeleri kullandı:

"Kimsenin hak etmediği bir ölüm şekli... Para için, pul için can almaya, kıymaya gerek yok. Sonuç olarak insanoğlu nefsine yenik düşebiliyor; 2 bileziğe, 1 yüzüğe tav olup insanları katledebiliyor." (Açıklamanın tam metni için ilgili kaynaklara başvurulabilir).

Jandarma ekiplerinin, cinayetin tüm ortaklarını ve kayıp ziynet eşyalarını ortaya çıkarmak için bölgedeki arama kurtarma köpekleriyle yürüttüğü geniş çaplı soruşturma devam ediyor.

Lüks düğünün ardından çember daralıyor

Sosyal medyada sergilenen kilolarca altın ve lüks yaşamın ardından başlatılan soruşturmada sarsıcı gelişmeler yaşanıyor. "Vanlı Kara Haydar" lakaplı Mehmet Fatih Tançalan'ın tutuklanmasının ardından, 222 milyon liralık gizemli para trafiğini ortaya çıkaran MASAK raporu dosyaya girdi. Soruşturma kapsamında kayınvalide gözaltına alınırken, sosyal medya fenomeni gelin Çağla Öz Tançalan'ın firari olarak arandığı bildirildi

11.09.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Lüks düğünün ardından çember daralıyor
Lüks düğünün ardından çember daralıyor
Kamuoyunda "Vanlı Kara Haydar" ismiyle tanınan Mehmet Fatih Tançalan ile sosyal medya fenomeni eşi Çağla Öz Tançalan'ın geçtiğimiz pazar günü Van'da gerçekleştirdiği şatafatlı düğün, adli makamları harekete geçirdi. Geline takılan kilolarca altın ve lüks yaşam paylaşımlarının ardından, Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada çember giderek daralıyor.

"Devleti aşağılama" (TCK 301) ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla gözaltına alınan Mehmet Fatih Tançalan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanırken, firari durumdaki eşi Çağla Öz için yakalama kararı çıkarıldı. Soruşturmanın son dalgasında ise kayınvalide İstanbul'da yakalandı.

74 bin liralık gelire karşılık 222 milyon liralık trafik!

Soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan rapor, çiftin paravan olduğu değerlendirilen finansal ağını gözler önüne serdi. Raporda öne çıkan çarpıcı detaylar şunlar oldu:

Gelir Uyumsuzluğu: Mehmet Fatih Tançalan'ın 2020 yılından itibaren resmi kayıtlardaki toplam ticari kâr beyanının sadece 74 bin 281 TL olduğu görüldü. SSK kaydı bulunmasına rağmen prime esas kazanç bilgisine rastlanmadı.

Devasa Banka Hareketleri: Çiftin resmi gelirleriyle tamamen çelişen bir servet artışı tespit edildi. Mehmet Fatih Tançalan'ın banka hesaplarında yaklaşık 115 milyon TL, eşi Çağla Öz Tançalan'ın hesaplarında ise 107 milyon TL'yi aşkın para hareketi belirlendi. Çiftin toplam banka transfer trafiği 222 milyon TL'yi aştı.

Lüks Araçlar: Çiftin üzerine kayıtlı, mali profilleriyle uyuşmayan çok sayıda ultra lüks otomobilin alım, satım ve devir işlemleri mercek altına alındı.

"Altınlar emanet, Dubai'den kazanıyorum" savunması çöktü

Mehmet Fatih Tançalan ifadesinde, düğünde sergilenen ve milyonlarca lira değerinde olan takıların, kuyumcudan reklam amaçlı "emanet" alındığını iddia etmişti. Ancak MASAK raporunda yer alan kuyumcu faturası, takıların bir kısmının doğrudan satıldığını kanıtlayarak bu savunmayı çürüttü.

Tançalan'ın, paranın kaynağını Dubai üzerinden yürütülen "mail order" ticaretine dayandırma çabası da boşa çıktı. İncelemelerde, yurt dışından çiftin hesaplarına yasal finansal kanallar aracılığıyla gelen herhangi bir fon transferine rastlanmadığı açıklandı.

Fenomen gelin firarda, annesi gözaltında!

Operasyonun ardından sosyal medya hesaplarını aniden kapatarak sessizliğe bürünen fenomen gelin Çağla Öz Tançalan, hakkında verilen gözaltı kararına rağmen henüz yakalanamadı ve polis ekiplerince her yerde aranıyor.

Buna karşın, MASAK raporunda şüpheli para hareketlerinde rolleri olduğu belirlenen isimlere yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, Çağla Öz'ün annesi N.O. İstanbul'da, şüphelilerden M.S.T. ise Van'ın Muradiye ilçesinde gözaltına alındı.

Kabarık suç dosyası ve şok iddialar

Tutuklanan Mehmet Fatih Tançalan'ın UYAP adli sicil taramasında 37 ayrı soruşturma ve 20 kovuşturma kaydı olduğu belirlendi. Öte yandan, ünlü sanatçı Ferdi Tayfur'un damadı Muhammet Aydın da Tançalan'ın tutuklanmasının ardından şok bir iddiada bulunarak, "Vanlı Kara Haydar yaklaşık bir ay önce benim iş yerime çökmeye çalıştı, elimde tüm yazışma ve mesaj kayıtları var" açıklamasını yaptı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek de konuya ilişkin yaptığı resmi açıklamada net bir mesaj vererek, "Sanal şöhret, suçun ve suç gelirlerinin gizlenmesine perde olamayacaktır" ifadelerini kullandı. Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın geniş çaplı kara para aklama soruşturması çok yönlü olarak devam ediyor.

İBB önünde olaylı eylem

Fatih Saraçhane'de bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde toplanan çalışanlar, Sosyal Denge Sözleşmesi (SDS) sürecinde taleplerinin karşılanmadığı gerekçesiyle eylem yaptı. Saraçhane'yi terk etmeyeceklerini söyleyen işçiler, belediye binasına girmeye çalışınca gerginlik yaşandı. Barikatları aşmaya çalışan eylemciler, polis ekipleri tarafından sakinleştirildi

11.09.2026 17:27:00 / Güncelleme: 11.09.2026 17:32:26
İhlas Haber Ajansı
 
İBB önünde olaylı eylem
İBB önünde olaylı eylem
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Saraçhane önünde toplanan Tüm Yerel Çalışanları Sendikası'na (Tüm Yerel-Sen) bağlı çalışanlar, SDS sürecinde tıkandıklarını belirterek eylem yaptı. Saraçhane'deki belediye binası önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, sözleşme masasındaki tutumlar eleştirildi.

"Şantajla karşı karşıyayız"

Grup adına konuşma yapan Sendika Başkanı Sezgin Sevin, "Biz hep söyledik, biz kıran döken bir sendika değiliz, biz belediye başkanlarını zor durumda bırakmak için çöp dağları sendikası değiliz. Biz vuran, kesen, asan bir sendika değiliz. Ama nereye kadar. Emekçinin hakkı peşkeş çekildiği zaman biz vuran, kıran, döken bir sendika haline geliriz. Tıpkı bugün burada olduğu gibi. Buradan şantajcı İBB yetkililerine, sarı sendikaya sesleniyorum. İETT'de imzaladığınız toplu sözleşmeden dolayı "bizler de İETT'de gizli kapaklı olarak toplu sözleşme imzaladık. Yüzde yüz 20 dışında bir şey vermedik. Sizlerde gelin toplu sözleşmeyi imzalayalım. Kaçak, göçek, el altından duymaz' diyen İBB yetkilileri, isterseniz toplu sözleşmemizi kesin sonuna kadar direneceğiz, isterseniz hiç vermeyin sonuna kadar mücadele edeceğiz. Maalesef İBB'nin genel sekreter yardımcısı Zeynep Akçabay, bu hanımefendinin kibrini, egosunu yenersek 20 bin memur arkadaşımız çoluğunun çocuğunun rızkını alacak" dedi.



Sendika Başkanı Sezgin Sevinç, haklarını alana kadar Saraçhane'yi terk etmeyeceklerini vurgulayarak süresiz eylem mesajı verdi. Sevinç, alanın terk edilemeyeceğini belirtirken, tüm çalışanlar kurum kimlik kartlarını çıkarmaya davet edildi.

Açıklamanın ardından "Haklıyız, kazanacağız" sloganları eşliğinde kurum kartlarını gösteren belediye çalışanları, tepkilerini göstermek üzere İBB binasına doğru yürüyüşe geçti. İçeri alınmayan çalışanlar, barikatları yerlere atarak belediyeye girmeye çalıştı. Kısa süreli gerginlik ve izdiham polis ekipleri tarafından sonlandırıldı.

Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu

Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu

11.09.2026 14:10:00
AA
 
 Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu
 Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu
Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu.

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, şirket tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA, operasyonel yeteneklerini geliştirmeye ve uzun menzilli farklı mühimmat entegrasyonlarını artırmaya devam ediyor. Bu kapsamda yapılan testte ROKETSAN tarafından geliştirilen İHA-300 süpersonik balistik füzesi ile 250 kilometrenin üzerindeki menzilde yer alan hedef başarıyla vuruldu.

Test faaliyeti kapsamında Tekirdağ'da bulunan Çorlu Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nden kalkış yapan Bayraktar AKINCI, Karadeniz üzerindeki test sahasına intikal etti. Sinop açıklarında icra edilen testte deniz üzerindeki hedef, Bayraktar AKINCI'dan ateşlenen İHA-300 mühimmatı tarafından tam isabetle vuruldu. Atış testinin başarıyla sonuçlanmasının ardından Bayraktar AKINCI, planlanan rotayı takip ederek Çorlu'ya geri döndü.

Daha önce İHA-122 ve İHA-230 süpersonik füzelerinin Bayraktar AKINCI'ya entegrasyonu başarıyla tamamlanmıştı. İHA-300 füzesinin de başarılı entegrasyonu ile AKINCI'nın uzun menzilli ve yüksek etkili taarruz kapasitesi yeni bir seviyeye taşındı. Farklı görev ihtiyaçlarına yönelik çok çeşitli mühimmatları hem kara hem de hava hedeflerine karşı kullanabilen AKINCI, sahip olduğu geniş milli mühimmat yelpazesiyle stratejik görev kabiliyetini bir kez daha ortaya koydu.

Milli mühimmatlarla görev çeşitliliği
Bugüne kadar milli TİHA'nın geliştirme ve mühimmat entegrasyon faaliyetleri kapsamında MAM-L, MAM-L TV, MAM-T, MAM-T IIR/TV, MAM-C, TOLUN mühimmat ailesi, TEBER-81, TEBER-82, LAÇİN, LGK-81, LGK-82, HGK-82, GÖKÇE Güdüm Kiti, GÖZDE Güdüm Kiti, KGK-82-SİHA, İHA-230 Süpersonik Füze, TV arayıcı ve lazer arayıcı başlıklı İHA-122 Süpersonik Füze, ÇAKIR Seyir Füzesi ile EREN Yüksek Hızlı Çok Amaçlı Dolanan Mühimmat başarıyla entegre edildi.

Farklı menzil, güdüm ve harp başlığı seçeneklerine sahip bu mühimmat çeşitliliği sayesinde AKINCI, yakın mesafeden uzun menzile uzanan, farklı hedef türlerine karşı görev yapabilen katmanlı bir harekat ve taarruz kabiliyeti kazandı.

İhracat şampiyonu
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini tamamen öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2025 yılında da insansız hava aracı segmentinde dünyanın en büyük ihracatçısı olmaya devam etti. Son 3 yılda dünya SİHA pazarında liderliğini sürdüren Baykar, 2025 yılında ulaştığı 2,2 milyar dolarlık ihracat hacmiyle kendi rekorunu tazeledi.

Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90'ını ihracattan elde eden Baykar, Türkiye'nin yüksek teknoloji ihracatının lokomotifi oldu.

2023, 2024 ve 2025 yıllarında Türkiye'deki tüm sektörlerde en çok ihracat yapan ilk 10 firma arasına girerek İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. 2023'te sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024 yılında da savunma ve havacılık sektörü toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye'yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı.

Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 36 ülkeyle, AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 16 ülke ile olmak üzere toplamda 39 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.