Irak'ın işgali öncesi bölgesel açılımlarını gerçekleştiremeyen Ankara, ABD Şahinleri'nden fırça yemeye devam ediyor.
Stratejik ortak ABD'nin Ankara'ya yönelik açıklamaları/azarlamaları yenilir yutulur cinsten değil.
Savunma Bakanlığı (Wolfowitz) kanalıyla havası alınan Ankara lastiğine, Dışışleri Bakanlığı (Powell) nın üflediği hava da yetmiyor.
Bir taraftan karizmanız çizilirken, diğer taraftan sırtınız sıvazlanıyor.
ABD'nin Ankara'ya yönelik muamelesi böyle. Tarih bilgisini biraz zorlayanlar, ilişkilerin son otuz yılda bu seyirde gittiğini görürler. Yunan sorununda, Kıbrıs Harekatında, Birinci Körfez Savaşı'nda aynı sahneleri yaşadık.
Ne yardan ne serden...tanım olarak stratejik ama içerik olarak asimetrik şekilde gelişen Türk-Amerikan ilişkilerinde ABD yönetimleri Ankara'yı sürekli yanlarında bulundurdular. Ankara'nın ulusal menfaatlerinden daha üstün görülen ABD pragmatizmi, ikili ilişkilerde belirleyici rol oynadı.
Irak'ta Ankara'nın verdiği rolü oynamasını isteyen ABD, Ankara'nın bölgesel beklentilerine cevap verecek adımlar atmıyor.
Irak'ta işgal sürecinin tamamlanmasından sonra Ankara dışındaki müttefiklerini masaya oturtan ABD, sınır komşusu olduğu Türkiye'yi yanında görmek istemiyor.
Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ile Ankara'nın kulağı çekilirken Dışişleri Güvercini Colin Powell ile de gönlü yapılıyor. ABD Ankara'ya baba gibi yaklaşıyor. Ev ödevini ( savaş öncesi askeri ve lojistik destek )yapmayan çocuğa sokakta ( Bağdat'taki ekonomik ve siyasal alanlar ) oynama izni verilmiyor
Ankara ile ABD arasındaki mekiksel kriz bununla sınırlı değil. Çatışmalar sırf siyasal alanda değil. Ekonomik ve diğer alanlarda da yaşanıyor. Türkiye'nin Bağdat'a atadığı Büyükelçi, ABD tarafından güvenlik gerekçesiyle reddedildi. Türk şirketleri Irak'taki ihalelerden dışlandı. Türk askerinin Kuzey Irak'a bundan böyle ABD'den vize alarak giremeyeceği, PKK/KADEK ( Irak'ın kuzeyine konuşlanan terör örgütleri Avrupa ülkelerinin tavır almaları sonucu yeni isimler altında toparlandılar) v.d yasadışı örgütlerin üzerine fazla gidilmemesi... gibi.
ABD, Ankara'nın bölgedeki jandarmalığını yeni Irak yönetimine verecek. Rütbesi sökülen Ankara, büyük ihtimalle bekçi olarak tutulacak.
Mandater ABD, yeni sömürge Valisi Paul Bremer başkanlığında Kürtlerle arayı düzeltmiş durumda. Kuzeyde Ankara'ya alternatif bir Kürt Devleti kapıda.
Ankara'nın sözkonusu coğrafyadaki hassasiyetlerini çok iyi bilen ABD'nin Ankara'nın tersine adımlar atmaya başlaması anlamlı aslında.
Türk-Amerikan a-stratejik ortaklığının turnusolu Irak oldu. Tarafların gerçek niyetleri günyüzüne çıktı ve çıkacak da.
Terör uzmanı Bremer başkanlığındaki Irak'a komşu olan Türkiye, yaşanan bu gerilimlerden sonuçlar çıkarmalı. Bölgedeki hesaplarını iyi değerlendirmek ve attığı adımları düşünerek atmak zorunluluğunda olan Ankara'nın yapması gerekenlere gelince; Jeostratejik konumu nedeniyle kendisini vazgeçilmez olarak gören Ankara, kendine yeni yandaşlar, yeni ittifaklar aramalıdır.
ABD ile yaşanan ilişkide normal bir doğum gerçekleşmedi çünkü.
Stratejik ortak ABD'nin Ankara'ya yönelik açıklamaları/azarlamaları yenilir yutulur cinsten değil.
Savunma Bakanlığı (Wolfowitz) kanalıyla havası alınan Ankara lastiğine, Dışışleri Bakanlığı (Powell) nın üflediği hava da yetmiyor.
Bir taraftan karizmanız çizilirken, diğer taraftan sırtınız sıvazlanıyor.
ABD'nin Ankara'ya yönelik muamelesi böyle. Tarih bilgisini biraz zorlayanlar, ilişkilerin son otuz yılda bu seyirde gittiğini görürler. Yunan sorununda, Kıbrıs Harekatında, Birinci Körfez Savaşı'nda aynı sahneleri yaşadık.
Ne yardan ne serden...tanım olarak stratejik ama içerik olarak asimetrik şekilde gelişen Türk-Amerikan ilişkilerinde ABD yönetimleri Ankara'yı sürekli yanlarında bulundurdular. Ankara'nın ulusal menfaatlerinden daha üstün görülen ABD pragmatizmi, ikili ilişkilerde belirleyici rol oynadı.
Irak'ta Ankara'nın verdiği rolü oynamasını isteyen ABD, Ankara'nın bölgesel beklentilerine cevap verecek adımlar atmıyor.
Irak'ta işgal sürecinin tamamlanmasından sonra Ankara dışındaki müttefiklerini masaya oturtan ABD, sınır komşusu olduğu Türkiye'yi yanında görmek istemiyor.
Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz ile Ankara'nın kulağı çekilirken Dışişleri Güvercini Colin Powell ile de gönlü yapılıyor. ABD Ankara'ya baba gibi yaklaşıyor. Ev ödevini ( savaş öncesi askeri ve lojistik destek )yapmayan çocuğa sokakta ( Bağdat'taki ekonomik ve siyasal alanlar ) oynama izni verilmiyor
Ankara ile ABD arasındaki mekiksel kriz bununla sınırlı değil. Çatışmalar sırf siyasal alanda değil. Ekonomik ve diğer alanlarda da yaşanıyor. Türkiye'nin Bağdat'a atadığı Büyükelçi, ABD tarafından güvenlik gerekçesiyle reddedildi. Türk şirketleri Irak'taki ihalelerden dışlandı. Türk askerinin Kuzey Irak'a bundan böyle ABD'den vize alarak giremeyeceği, PKK/KADEK ( Irak'ın kuzeyine konuşlanan terör örgütleri Avrupa ülkelerinin tavır almaları sonucu yeni isimler altında toparlandılar) v.d yasadışı örgütlerin üzerine fazla gidilmemesi... gibi.
ABD, Ankara'nın bölgedeki jandarmalığını yeni Irak yönetimine verecek. Rütbesi sökülen Ankara, büyük ihtimalle bekçi olarak tutulacak.
Mandater ABD, yeni sömürge Valisi Paul Bremer başkanlığında Kürtlerle arayı düzeltmiş durumda. Kuzeyde Ankara'ya alternatif bir Kürt Devleti kapıda.
Ankara'nın sözkonusu coğrafyadaki hassasiyetlerini çok iyi bilen ABD'nin Ankara'nın tersine adımlar atmaya başlaması anlamlı aslında.
Türk-Amerikan a-stratejik ortaklığının turnusolu Irak oldu. Tarafların gerçek niyetleri günyüzüne çıktı ve çıkacak da.
Terör uzmanı Bremer başkanlığındaki Irak'a komşu olan Türkiye, yaşanan bu gerilimlerden sonuçlar çıkarmalı. Bölgedeki hesaplarını iyi değerlendirmek ve attığı adımları düşünerek atmak zorunluluğunda olan Ankara'nın yapması gerekenlere gelince; Jeostratejik konumu nedeniyle kendisini vazgeçilmez olarak gören Ankara, kendine yeni yandaşlar, yeni ittifaklar aramalıdır.
ABD ile yaşanan ilişkide normal bir doğum gerçekleşmedi çünkü.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005


























































