Bugün 'Anneler Günü'. Selam olsun Hz. Fatıma'ya, Hz. Hatice'ye, Hz. Meryem'e, Hz. Asiye'ye, Hz. Havva'ya…
Selam olsun Başkomutanımızın annesine, selam olsun Baş Hocamın annesine, selam olsun anneme ve tüm annelerimize…
Bugün başta siyasiler olmak üzere sivil toplum örgütleri, medya, toplum herkes anneleri anıyor, çok güzel cümleler kuruyor. Sonra? Sonrası yok.
Bugün en çok duyacağınız cümle Peygamber Efendimizin (s.a.a.v) 'Cennet, annelerin ayağı altındadır' hadisi olacaktır.
Amenna! Doğrudur. Duyamayacağınız söz ise 'devletin bekası, annelerin elindedir' gerçeğidir.
Bir başka en çok kullanılan cümle ise 'yuvayı dişi kuş yapar' cümlesidir. Doğru mu? Doğru.
Peki, bugünün başlıkları neler?
Sağlıksız beslenen çocuklar, kalp krizi yaşının 9'lara kadar inmesi, obezite, okula aç giden çocuklar, derse odaklanamama, dijital bağımlılık, sorumsuzluk, akran zorbalığı, milli ve manevi değerlere yabancılık, içine kapanıklık, sosyalleşememe gibi nice başlıklar.
Bu başlıkların yanında evlenme yaşının artması, doğum oranlarının düşmesini de eklersek tehlikenin diğer ifade ile devletin bekasının tehdit altında olduğu ortaya çıkar.
Şimdi ne diyeceğiz! Dişi kuş yuvayı yapmadı mı, diyeceğiz? Elbette hayır.
Anneler, yuvalarını en iyi, en mükemmel şekilde yaparlardı. Ama 'yuva yapma' fırsatını elinden alıp, yuvasından alıp, kapitalizmin çarklarına, iş hayatına attılar.
Bugün bütün siyasi partiler, sosyal yapılar, kadın dernekleri vs. 'kadınların daha fazla istihdamda yer alması gerektiğini' vurguluyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurmayları, aile ve kadın istihdamı alanında nasıl bir başarıya imza attıklarını rakamlarla ortaya koyuyor ve diyorlar ki; '2002'de 6,1 milyon kadın çalışan sayısını 2025'te 10,8 milyona çıkardık'.
Bana kızacaklar
Birçok kesim, 'sen, kadınların evde oturmalarını mı savunuyorsun' şeklinde tepkilerini duyar gibiyim.
Daha öncede bu tip tepkilerle çok karşılaştım. Emin olun bu tepkileri verenlerin tamamı evlerinde kadın hizmetçi çalıştırıyor, çocukları için tahsilli dadı tutuyorlar.
Yani evlerinde kadın çalıştıranlar, kadınların evlerinde çalışmasına karşı çıkıyor. Bu çelişki değil midir?
Kadınlar çalışmasın mı?
Böyle bir şey demek akla ve mantığa aykırıdır. Ben, kadınlara 'insan mühendisi, emekçisi olarak evinizde hem patron hem işçi olarak mı çalışmak istersiniz yoksa bir firma, şirket, atölye, AVM vs. yerlerde çalışmak istersiniz' şıklarının verilmesini istiyorum.
Diğer ifade ile bugün 10 milyondan fazla kadın iş hayatında çalışıyor. Bu kadınlara aynı ücret ve emeklilik hakkıyla işinizde mi çalışmak istersiniz yoksa evinizde mi' tercihinin sunulmasından bahsediyor.
Sizce cevap ne olur?
Yukarıda ne dedik? Manen cennet anaların ayağı altında. Madde boyutunda ise devletin bekası annelerin elinde.
Ev hanımları, anneler en ciddi kamu görevini üstlenen kesimdir. Bu görevlerinin karşılıksız bırakılması işte bugün yaşadığımız sorunların ana temellerinden birisidir.
Tek parti iktidarı nüfusun yaşlandığını, evlilik yaşının yükseldiğini, doğum oranlarının azaldığını 23 yıl sonra gördü ve '2026-2035 dönemini 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' projesini koydu.
Projenin içi tamamen boş. O başlıklarla, o rakamları hiç kimse kale almaz, almıyor da.
Sayın Erdoğan'ın açıklamalarından sonra AKP'li Kumru Belediye Başkanı adeta el yükselterek:
3 çocuk yapan ailelere 50 bin TL, 4 çocuk 100 bin TL, 5 çocuk 150 bin TL, 6 çocuk 200 bin TL ödeme yapacaklarını, 8 çocuk yapanlara belediyede iş, 10 çocuk yapanlara sıfır araç vereceğini açıkladı.
Beka meselesi bir konu bile siyasi magazine çevirdiler.
Prof. Dr. Erhan Afyoncu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile akademik ve idari düzeyde yakın çalışma ilişkisi olan Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu daha 3 gün önce:
'Annelere devlet tarafından en az 3 çocuğu olduğunda maaş bağlanmalıdır. 3 çocuğu olan anneye devlet memuru gibi maaş verilmesi kanaatindeyim, emekli olduğunda da emekli maaşı verilmelidir' dedi.
Baş Hocamızın adını anmasalardı projelerini yavaş yavaş anlayıp, kendi patentleriyle dile getirmeye başladılar.
Oysa Baş Hocamız 24 yıl önce 'ev hanımları kamu hizmeti vermektedirler ve bu hizmetlerin karşılığını devlet vermelidir' diyerek her ev kadınına aylık maaş, sigorta ve emeklilik hakkın yanında, doğum ikramiyesi, çocuk maaşı, sağlık ve eğitimin devlet tarafından verilmesi gibi nice projelerini finansmanları ile ortaya koydu.
Siyasiler görmezden geldi. Kadınlarımız ise bu projelere sahiplenip evlerinin patronu olacaklarına, sermayenin hizmetkarı olmayı tercih etti.
Anneler gününüz kutlu olsun…
Selam olsun Başkomutanımızın annesine, selam olsun Baş Hocamın annesine, selam olsun anneme ve tüm annelerimize…
Bugün başta siyasiler olmak üzere sivil toplum örgütleri, medya, toplum herkes anneleri anıyor, çok güzel cümleler kuruyor. Sonra? Sonrası yok.
Bugün en çok duyacağınız cümle Peygamber Efendimizin (s.a.a.v) 'Cennet, annelerin ayağı altındadır' hadisi olacaktır.
Amenna! Doğrudur. Duyamayacağınız söz ise 'devletin bekası, annelerin elindedir' gerçeğidir.
Bir başka en çok kullanılan cümle ise 'yuvayı dişi kuş yapar' cümlesidir. Doğru mu? Doğru.
Peki, bugünün başlıkları neler?
Sağlıksız beslenen çocuklar, kalp krizi yaşının 9'lara kadar inmesi, obezite, okula aç giden çocuklar, derse odaklanamama, dijital bağımlılık, sorumsuzluk, akran zorbalığı, milli ve manevi değerlere yabancılık, içine kapanıklık, sosyalleşememe gibi nice başlıklar.
Bu başlıkların yanında evlenme yaşının artması, doğum oranlarının düşmesini de eklersek tehlikenin diğer ifade ile devletin bekasının tehdit altında olduğu ortaya çıkar.
Şimdi ne diyeceğiz! Dişi kuş yuvayı yapmadı mı, diyeceğiz? Elbette hayır.
Anneler, yuvalarını en iyi, en mükemmel şekilde yaparlardı. Ama 'yuva yapma' fırsatını elinden alıp, yuvasından alıp, kapitalizmin çarklarına, iş hayatına attılar.
Bugün bütün siyasi partiler, sosyal yapılar, kadın dernekleri vs. 'kadınların daha fazla istihdamda yer alması gerektiğini' vurguluyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurmayları, aile ve kadın istihdamı alanında nasıl bir başarıya imza attıklarını rakamlarla ortaya koyuyor ve diyorlar ki; '2002'de 6,1 milyon kadın çalışan sayısını 2025'te 10,8 milyona çıkardık'.
Bana kızacaklar
Birçok kesim, 'sen, kadınların evde oturmalarını mı savunuyorsun' şeklinde tepkilerini duyar gibiyim.
Daha öncede bu tip tepkilerle çok karşılaştım. Emin olun bu tepkileri verenlerin tamamı evlerinde kadın hizmetçi çalıştırıyor, çocukları için tahsilli dadı tutuyorlar.
Yani evlerinde kadın çalıştıranlar, kadınların evlerinde çalışmasına karşı çıkıyor. Bu çelişki değil midir?
Kadınlar çalışmasın mı?
Böyle bir şey demek akla ve mantığa aykırıdır. Ben, kadınlara 'insan mühendisi, emekçisi olarak evinizde hem patron hem işçi olarak mı çalışmak istersiniz yoksa bir firma, şirket, atölye, AVM vs. yerlerde çalışmak istersiniz' şıklarının verilmesini istiyorum.
Diğer ifade ile bugün 10 milyondan fazla kadın iş hayatında çalışıyor. Bu kadınlara aynı ücret ve emeklilik hakkıyla işinizde mi çalışmak istersiniz yoksa evinizde mi' tercihinin sunulmasından bahsediyor.
Sizce cevap ne olur?
Yukarıda ne dedik? Manen cennet anaların ayağı altında. Madde boyutunda ise devletin bekası annelerin elinde.
Ev hanımları, anneler en ciddi kamu görevini üstlenen kesimdir. Bu görevlerinin karşılıksız bırakılması işte bugün yaşadığımız sorunların ana temellerinden birisidir.
Tek parti iktidarı nüfusun yaşlandığını, evlilik yaşının yükseldiğini, doğum oranlarının azaldığını 23 yıl sonra gördü ve '2026-2035 dönemini 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' projesini koydu.
Projenin içi tamamen boş. O başlıklarla, o rakamları hiç kimse kale almaz, almıyor da.
Sayın Erdoğan'ın açıklamalarından sonra AKP'li Kumru Belediye Başkanı adeta el yükselterek:
3 çocuk yapan ailelere 50 bin TL, 4 çocuk 100 bin TL, 5 çocuk 150 bin TL, 6 çocuk 200 bin TL ödeme yapacaklarını, 8 çocuk yapanlara belediyede iş, 10 çocuk yapanlara sıfır araç vereceğini açıkladı.
Beka meselesi bir konu bile siyasi magazine çevirdiler.
Prof. Dr. Erhan Afyoncu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile akademik ve idari düzeyde yakın çalışma ilişkisi olan Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu daha 3 gün önce:
'Annelere devlet tarafından en az 3 çocuğu olduğunda maaş bağlanmalıdır. 3 çocuğu olan anneye devlet memuru gibi maaş verilmesi kanaatindeyim, emekli olduğunda da emekli maaşı verilmelidir' dedi.
Baş Hocamızın adını anmasalardı projelerini yavaş yavaş anlayıp, kendi patentleriyle dile getirmeye başladılar.
Oysa Baş Hocamız 24 yıl önce 'ev hanımları kamu hizmeti vermektedirler ve bu hizmetlerin karşılığını devlet vermelidir' diyerek her ev kadınına aylık maaş, sigorta ve emeklilik hakkın yanında, doğum ikramiyesi, çocuk maaşı, sağlık ve eğitimin devlet tarafından verilmesi gibi nice projelerini finansmanları ile ortaya koydu.
Siyasiler görmezden geldi. Kadınlarımız ise bu projelere sahiplenip evlerinin patronu olacaklarına, sermayenin hizmetkarı olmayı tercih etti.
Anneler gününüz kutlu olsun…
Akın Aydın / diğer yazıları
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026
- Sayın Erdoğan ‘İşçi Ahmet’i’ hatırlar mı? / 08.06.2026
- ABD neden kazanamadı? / 07.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -3- / 06.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -2- / 05.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -1- / 04.06.2026
- İslam’ın 3. ve 23. Yılı / 03.06.2026
- Kafalardaki Osmanlı ile gerçek Osmanlı aynı değil / 02.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026
- Sayın Erdoğan ‘İşçi Ahmet’i’ hatırlar mı? / 08.06.2026
- ABD neden kazanamadı? / 07.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -3- / 06.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -2- / 05.06.2026
- Peygamber Efendimizin son doksan günü -1- / 04.06.2026
- İslam’ın 3. ve 23. Yılı / 03.06.2026
- Kafalardaki Osmanlı ile gerçek Osmanlı aynı değil / 02.06.2026

























































