Atatürk ve Ali Rıza Yılmaz Hoca
Hani, Atatürk için, “İstiklal Mahkemelerinde hocaları astırdı” derler ya, alın size böyle olmadığı ile alakalı bir örnek
20.01.2026 00:04:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Hani, Atatürk için, "İstiklal Mahkemelerinde hocaları astırdı" derler ya, alın size böyle olmadığı ile alakalı bir örnek:
"Kuzuculu'da Hacı İlyas Aksoy Hocaefendi bir konuşmasında, 'don kısaldı, din kısaldı' diyerek yapılan bir şikayet üzerine İstiklal Mahkemelerinde idama mahkum edilir. Olayı duyan bir gurup insan, Ali Rıza Hoca'nın yanına giderek durumu anlatırlar.
Ali Rıza Hoca da, İlyas Hoca'yı yanına alarak Osmaniyeli Divlimzade Hacı Efendi'nin yanına giderler. Durumu anlatırlar.
Millî Mücadele'de Osmaniye ve çevresinin kurtarılmasında büyük yararlılıklar gösteren güçlü bir çete reisi olan ve Atatürk'ün çok samimi dostlarından Divlimoğlu Hacı Efendi'den, Atatürk'le konuşarak idamı durdurmasını isterler.
Ali Rıza Hoca, 'Hacı İlyas Hoca'nın Millî Mücadele'de büyük emeği ve çalışmaları olmuştur. Halk tarafından çok sevilmektedir. Eğer, bir şikayet üzerine idam edilirse büyük bir yanlışlık yapılmış olur. O zaman o şikayet edeni vurur ve ben de idama giderim' der.
Divlimzade Hacı Efendi telefon açarak Atatürk'le konuşur. Durumu izah eder:
'Paşam, Hacı İlyas Hoca ile Ali Rıza Hoca da yanımda. Ali Rıza Hoca; af olmazsa, o şikayet edeni vurur, ben de idama giderim, diyor' der.
Bunun üzerine Atatürk, 'Şu çifte tabancalı hoca mı?' der.
'Evet' sözünün üzerine, 'Onu Millî Mücadele'deki faaliyetlerinden, başarılı çalışmalarından tanıyorum' der.
Atatürk, 'O zaman, gidin şikayet edeni bulun, konuşun. Yeni bir dilekçe yazsın, ben yanlış anlamışım diye ifadesini değiştirip bana gönderin. Hacı İlyas Hocaefendi de mutlaka Ankara'ya gelecek' der.
Yeni ifadeli dilekçeyi yazıp Atatürk'e gönderirler. Hacı İlyas Aksoy Hoca da Ankara'ya gider. Atatürk'le görüşür, serbest bırakılır."
Gelelim Kilis bölgesindeki Kuvva hareketine…
Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı'nca yayınlanan, 'Birinci Dünya Harbi, Sina-Filistin Cephesi' adlı kitapta şu bilgi vardır:
"Arap gurupların, Müslimiye'den Antep istikametlerini tuttuklarına ve bunları İngiliz kuvvetlerinin takip etmekte olduklarına dair bilgi alınması üzerine 7. Ordu Kumandanı, 28 Ekim 1918 akşamı Kilis'e giderek, orada gereken teşkilatı kurmuş ve Antep'teki kumandanlığa gerekli emirleri vermiştir.
Mustafa Kemal Paşa'nın Kilis'e gelişinden sonra Kilis'te ikinci bir milis gücü oluşturulmuştur."
Yine Kasım 1918'de, Adana'ya yaptığı bir ziyarette, mütareke hükümlerine kendilerinin riayet etmediklerini, daha ağır şartlar altında memleketi ezeceklerini, bu yüzden büyük felaketlere maruz kalan memleketlerden birisi olan Adana'nın büyük zaiyata uğrayacağını, şimdiden işgal kuvvetlerine karşı koymak ve hazırlıkta bulunmak için aralarında teşkilat kurmalarını, münasip yerlerde siper kazmalarını, lazım gelen silah ve malzemenin kendisi tarafından temin edileceğini söylemiştir."
Bu sırada Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Grubu Komutanıdır.
Esasen Mustafa Kemal'in bu yaklaşımı, 1919'un 19 Mayıs'ında Samsun'a çıkmasından çok önce Kuvva hareketine destek olduğunu da göstermektedir.
Nutuk'ta da yer verdiği bir Yahya Kaptan vardır.
Hatta yaveri Cevat Abbas aracılığıyla emir verdiği ve küçük bir birlik kurdurduğu da yazmaktadır.
Zira Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a tayin edilmemiş olsaydı, Anadolu'ya geçerek Millî Mücadele'yi başlatmak için Kocaeli üzerinden gizli bir plan hazırlamıştı.
"Yahya Kaptan ve arkadaşlarının görevi, Kocaeli yarımadasında asayişi temin etmek, Türk köylerine tecavüzde bulunan Ermeni ve Rum çetelerinin cinayet ve soygunlarına engel olmaktı.
Ayrıca Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'da güvenli bir bölgeye ulaşıncaya kadarki seyahatinde gerekli güvenliği sağlama ve koruma görevi için düşünülen Kuva-yi Milliye müfrezesi Yahya Kaptan'ın milis kuvvetleri idi.
Mustafa Kemal Paşa bir gün Kocaeli yarımadasının taş köprüsü üzerinden veya İzmit Körfezi'nden istifade edilerek 20. Kolordu hudutlarına ulaşılacak bir yolun emniyetle alınması tedbirlerini bana emretti.
(…) Yahya Kaptan ile üç beş arkadaşı ilk müfrezemizi teşkil edecekti.
Değirmendere havalisinde 1. Dünya Savaşı içerisinde eşkıyalıkları ile Türk köylülerine zarar veren ve bahçıvanlıktan yetişmiş ve eşkıyalıktan vazgeçirdiğim üç beş kişilik kuvvetindeki çeteyi de müfrezemize ilave edecek ve İznik-Yenişehir havalisinden geçerek 20. Kolordu kıtaatından birine ulaşmak kararımız planlanmıştı.
(…) Anadolu'da Kocaeli yolu ile gizlice geçebilmek üzere bütün hazırlıklar tamamlandığı ve Kocaeli ormanlarındaki ağaçların yapraklanmasının beklendiği bir sırada, Padişah Vahdettin'in onayı alınmış ve Mustafa Kemal Paşa'ya 3. Ordu Müfettişiliği görevi verilmişti.
Bu görev Samsun yolu ile Anadolu'ya çıkabilme olanağı sağladığı için, aylar önceden gizlice hazırlanan Kocaeli üzerinden Anadolu'ya gizlice geçme planına da artık gerek kalmamıştı." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)
"Kuzuculu'da Hacı İlyas Aksoy Hocaefendi bir konuşmasında, 'don kısaldı, din kısaldı' diyerek yapılan bir şikayet üzerine İstiklal Mahkemelerinde idama mahkum edilir. Olayı duyan bir gurup insan, Ali Rıza Hoca'nın yanına giderek durumu anlatırlar.
Ali Rıza Hoca da, İlyas Hoca'yı yanına alarak Osmaniyeli Divlimzade Hacı Efendi'nin yanına giderler. Durumu anlatırlar.
Millî Mücadele'de Osmaniye ve çevresinin kurtarılmasında büyük yararlılıklar gösteren güçlü bir çete reisi olan ve Atatürk'ün çok samimi dostlarından Divlimoğlu Hacı Efendi'den, Atatürk'le konuşarak idamı durdurmasını isterler.
Ali Rıza Hoca, 'Hacı İlyas Hoca'nın Millî Mücadele'de büyük emeği ve çalışmaları olmuştur. Halk tarafından çok sevilmektedir. Eğer, bir şikayet üzerine idam edilirse büyük bir yanlışlık yapılmış olur. O zaman o şikayet edeni vurur ve ben de idama giderim' der.
Divlimzade Hacı Efendi telefon açarak Atatürk'le konuşur. Durumu izah eder:
'Paşam, Hacı İlyas Hoca ile Ali Rıza Hoca da yanımda. Ali Rıza Hoca; af olmazsa, o şikayet edeni vurur, ben de idama giderim, diyor' der.
Bunun üzerine Atatürk, 'Şu çifte tabancalı hoca mı?' der.
'Evet' sözünün üzerine, 'Onu Millî Mücadele'deki faaliyetlerinden, başarılı çalışmalarından tanıyorum' der.
Atatürk, 'O zaman, gidin şikayet edeni bulun, konuşun. Yeni bir dilekçe yazsın, ben yanlış anlamışım diye ifadesini değiştirip bana gönderin. Hacı İlyas Hocaefendi de mutlaka Ankara'ya gelecek' der.
Yeni ifadeli dilekçeyi yazıp Atatürk'e gönderirler. Hacı İlyas Aksoy Hoca da Ankara'ya gider. Atatürk'le görüşür, serbest bırakılır."
Gelelim Kilis bölgesindeki Kuvva hareketine…
Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı'nca yayınlanan, 'Birinci Dünya Harbi, Sina-Filistin Cephesi' adlı kitapta şu bilgi vardır:
"Arap gurupların, Müslimiye'den Antep istikametlerini tuttuklarına ve bunları İngiliz kuvvetlerinin takip etmekte olduklarına dair bilgi alınması üzerine 7. Ordu Kumandanı, 28 Ekim 1918 akşamı Kilis'e giderek, orada gereken teşkilatı kurmuş ve Antep'teki kumandanlığa gerekli emirleri vermiştir.
Mustafa Kemal Paşa'nın Kilis'e gelişinden sonra Kilis'te ikinci bir milis gücü oluşturulmuştur."
Yine Kasım 1918'de, Adana'ya yaptığı bir ziyarette, mütareke hükümlerine kendilerinin riayet etmediklerini, daha ağır şartlar altında memleketi ezeceklerini, bu yüzden büyük felaketlere maruz kalan memleketlerden birisi olan Adana'nın büyük zaiyata uğrayacağını, şimdiden işgal kuvvetlerine karşı koymak ve hazırlıkta bulunmak için aralarında teşkilat kurmalarını, münasip yerlerde siper kazmalarını, lazım gelen silah ve malzemenin kendisi tarafından temin edileceğini söylemiştir."
Bu sırada Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Grubu Komutanıdır.
Esasen Mustafa Kemal'in bu yaklaşımı, 1919'un 19 Mayıs'ında Samsun'a çıkmasından çok önce Kuvva hareketine destek olduğunu da göstermektedir.
Nutuk'ta da yer verdiği bir Yahya Kaptan vardır.
Hatta yaveri Cevat Abbas aracılığıyla emir verdiği ve küçük bir birlik kurdurduğu da yazmaktadır.
Zira Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a tayin edilmemiş olsaydı, Anadolu'ya geçerek Millî Mücadele'yi başlatmak için Kocaeli üzerinden gizli bir plan hazırlamıştı.
"Yahya Kaptan ve arkadaşlarının görevi, Kocaeli yarımadasında asayişi temin etmek, Türk köylerine tecavüzde bulunan Ermeni ve Rum çetelerinin cinayet ve soygunlarına engel olmaktı.
Ayrıca Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'da güvenli bir bölgeye ulaşıncaya kadarki seyahatinde gerekli güvenliği sağlama ve koruma görevi için düşünülen Kuva-yi Milliye müfrezesi Yahya Kaptan'ın milis kuvvetleri idi.
Mustafa Kemal Paşa bir gün Kocaeli yarımadasının taş köprüsü üzerinden veya İzmit Körfezi'nden istifade edilerek 20. Kolordu hudutlarına ulaşılacak bir yolun emniyetle alınması tedbirlerini bana emretti.
(…) Yahya Kaptan ile üç beş arkadaşı ilk müfrezemizi teşkil edecekti.
Değirmendere havalisinde 1. Dünya Savaşı içerisinde eşkıyalıkları ile Türk köylülerine zarar veren ve bahçıvanlıktan yetişmiş ve eşkıyalıktan vazgeçirdiğim üç beş kişilik kuvvetindeki çeteyi de müfrezemize ilave edecek ve İznik-Yenişehir havalisinden geçerek 20. Kolordu kıtaatından birine ulaşmak kararımız planlanmıştı.
(…) Anadolu'da Kocaeli yolu ile gizlice geçebilmek üzere bütün hazırlıklar tamamlandığı ve Kocaeli ormanlarındaki ağaçların yapraklanmasının beklendiği bir sırada, Padişah Vahdettin'in onayı alınmış ve Mustafa Kemal Paşa'ya 3. Ordu Müfettişiliği görevi verilmişti.
Bu görev Samsun yolu ile Anadolu'ya çıkabilme olanağı sağladığı için, aylar önceden gizlice hazırlanan Kocaeli üzerinden Anadolu'ya gizlice geçme planına da artık gerek kalmamıştı." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)




















































































