logo
08 AĞUSTOS 2026

Eğitimde küresel kriz: Diplomaların gölgesindeki cehalet

Günümüz dünyasında eğitim, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar erişilebilir durumda

15.06.2026 00:48:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Eğitimde küresel kriz: Diplomaların gölgesindeki cehalet
Eğitimde küresel kriz: Diplomaların gölgesindeki cehalet
Günümüz dünyasında eğitim, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar erişilebilir durumda. Milyonlarca genç her yıl üniversitelerden mezun oluyor, duvarları parlak diplomalar süslüyor ve özgeçmişler teknik sertifikalarla dolup taşıyor.

Ancak madalyonun diğer yüzünde derin bir kriz var: Küresel ölçekte artan şiddet, empati yoksunluğu, etik kırılmalar ve çevre krizleri.

Bu tablo, sarsıcı bir soruyu zorunlu olarak gündeme getiriyor: Modern eğitim sistemleri bize sadece birer iş etiği ve unvan mı kazandırıyor, yoksa insan olmanın özünü mü ıskalıyor? Kısacası, hedefimiz diploma sahibi yapmak mı, yoksa insanlaştırmak mı?







Diplomaların Gölgesindeki Cehalet

Bugün okullar ve üniversiteler, büyük oranda ekonomik piyasanın ihtiyaç duyduğu "nitelikli iş gücünü" üretmek üzere tasarlanmış birer fabrika gibi çalışıyor. Öğrenciler ilkokul sıralarından itibaren yoğun bir rekabetin, test zincirlerinin ve not baskısının içine itiliyor.







Skor Odaklılık: Eğitim, bir "aydınlanma" süreci olmaktan çıkıp, daha yüksek maaşlı bir iş bulma aracına indirgendi.

Değerler Boşluğu: Teknik olarak kusursuz mühendisler, finans dâhileri veya hukukçular yetiştiren sistem; bu bireylere ahlaki sorumluluk, toplumsal adalet ve vicdan gibi kavramları yüklemekte yetersiz kalıyor.

Uzmanlar, sadece diplomaya odaklanan bu mekanik modelin, düşünen ve sorgulayan bireyler yerine, mevcut düzeni hiç eleştirmeden kabul eden "diplomalı teknokratlar" ürettiği konusunda hemfikir.







"Zihni eğitip karakteri eğitmemek, eğitim değildir."

Eğer bir eğitim sistemi kişiye eleştirel düşünmeyi, empati kurmayı, adaleti gözetmeyi ve kendisini evrenin bir parçası olarak görmeyi öğretmiyorsa; o sistemin verdiği diploma, sahibini sadece "eğitilmiş bir hırslı" haline getiriyor.

Bu derin krizin ortasında, İslam inancının ve felsefesinin eğitime yüklediği köklü anlam, insanlık için güçlü bir çıkış reçetesi sunuyor. İslam ekseninden bakıldığında eğitim; sadece bir kariyer basamağı veya geçim kapısı değil, insanı dünyada ve ahirette huzura ulaştıracak bir "insanlaşma ve aydınlanma" yolculuğudur.







"Talim" ve "Terbiye" Ayrılığı: Bilgi Var ama Ahlak Nerede?

İslam medeniyetinde bugün "eğitim" dediğimiz süreç, iki temel kavramla açıklanır: Talim ve Terbiye. Modern sistemlerin düştüğü en büyük hata, terbiyeyi dışlayıp sadece talime odaklanmasıdır.

Talim (Zihinsel Eğitim): Bilgi aktarmak, teoriyi öğretmek ve zihni geliştirmektir. Bugünün okulları bu konuda çok ileri düzeydedir.

Terbiye (Karakter Eğitimi): İnsanın ruhunu, ahlakını ve karakterini işlemek; içindeki potansiyel iyiliği açığa çıkarmaktır.

İslam düşüncesine göre, terbiye edilmemiş bir talim tehlikelidir. Atom bombasını yapanlar, dünyayı sömüren finans sistemlerini kuranlar veya doğayı katledenler bilgisiz insanlar değil; tam aksine yüksek diplomalı ama ahlaki terbiyeden mahrum bırakılmış "uzmanlar"dır.







İlk Emir: Okumak Ama "Neyi ve Nasıl?"

İslam'ın ilk emri olan "Oku!" (Alak Suresi, 1) ifadesi, sıradan bir okuma eyleminin çok ötesindedir. Ayetin devamında yer alan "Yaratan Rabbinin adıyla oku" vurgusu, eğitime manevi ve ahlaki bir pusula koyar.

Evreni ve İnsanı Okumak: İslam felsefesinde eğitim; sadece kitapları değil, doğayı, evrendeki nizamı ve en önemlisi insanın kendi nefsini okumasıdır.

Aklın ve Kalbin Entegrasyonu: İslam, aklı (bilimi) ve kalbi (imandı ve vicdanı) birbirinden ayırmaz. Bilgi, insanı kibirlendiren bir güç unsuru değil; onu Yaratıcıya ve yaratılana karşı daha mütevazı, daha adil kılan bir emanettir.







Eğitimin Nihai Hedefi: "İnsan-ı Kamil"

Modern sistemlerin ideal insan modeli "başarılı tüketici ve verimli üretici"dir. İslam eğitim felsefesinin vizyonu ise İnsan-ı Kamil (olgun, bütünsel insan) mertebesine ulaşmaktır.

İslam eksenli bir eğitim modelinde başarı, sadece cüzdanın büyüklüğü veya unvanın ihtişamıyla ölçülmez. Gerçek başarı, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır" düsturunda gizlidir. Bu doğrultuda bir eğitim sisteminin yetiştirmek istediği insan;

Kul hakkına riayet eden, ticarette hile yapmayan,

Kendisi için istediğini kardeşi için de isteyen (empati sahibi),

Doğayı ve hayvanları birer "tüketim nesnesi" değil, Allah'ın birer emaneti olarak gören,

Güçlü olduğunda dahi adaletten sapmayan bir şahsiyettir.

Son Söz: Geleceğin Kurtuluşu Ruhun Eğitilmesinde
Yapay zekanın ve robotik sistemlerin insan zihninin teknik becerilerini hızla ikame ettiği bir çağda yaşıyoruz. Yakın gelecekte sadece "diploma" ve teknik bilgi sahibi olmak insanı ayrıcalıklı kılmaya yetmeyecek. Makinelerin taklit edemeyeceği tek alan; insanın vicdanı, merhameti, adalet duygusu ve ahlaki muhakemesidir.

Dünyanın daha fazla hırslı profesyonele değil; acilen bilimi ahlakla, zihni kalple birleştiren, yani "terbiye edilmiş zihinlere" ihtiyacı var.

Eğitim sistemleri rotasını piyasanın taleplerinden, insanın ruhsal ve ahlaki inşasına (yani fıtratın korunmasına) kırmadığı sürece, diplomalı krizlerin önüne geçmek mümkün olmayacaktır.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.