logo
24 HAZİRAN 2026

Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi

15.06.2026 00:00:00

Türkiye'de milyonlarca çalışan ve emekli için yılın ikinci yarısı, geçim mücadelesinin yeniden şekillendiği kritik bir döneme işaret ediyor. 

Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi'ne göre Haziran ayı enflasyonunun yüzde 1,36 olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tahminin hayat bulması durumunda, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre şekillenecek 6 aylık toplam enflasyon oranı yaklaşık yüzde 18,20 seviyesine ulaşacak. 

Ancak sokaktaki vatandaşın hissettiği ekonomik gerçeklik ile resmi kurumların "sepetleri" arasındaki makas, her geçen gün daha da derinleşiyor. 

Kağıt üzerinde yapılan hesaplamalar, mutfaktaki yangını söndürmek bir yana, çalışanları ve emeklileri açlık sınırının altındaki bir yaşam standardına mahkûm etmeye devam ediyor.

Endekslerin savaşı ve maaşların gerçek değeri

Mevcut durumda 20 bin TL maaş alan emeklinin geliri, hangi kurumun verisi baz alınırsa alınsın emeklinin derdine çare olmuyor. 

Ekonomi yönetiminin yasal olarak kabul ettiği TÜİK verileri esas alındığında, yüzde 18,20'lik tahmini artışla bu maaşın temmuz ayında 23 bin 640 TL'ye çıkması öngörülüyor. Öte yandan, İstanbul Ticaret Odası (İTO) verileri masaya konulsaydı aynı maaş 23 bin 872 TL, bağımsız iktisatçıların oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verileri dikkate alınsaydı ise 25 bin 048 TL olacaktı.

Bu üç farklı senaryonun bize gösterdiği en çıplak gerçek şudur: En düşük ile en yüksek senaryo arasında bir gıda kolisi fiyatı kadar fark vardır. 

Ne var ki, en yüksek alternatif olan ENAG verileriyle yapılacak bir artış bile, Türk-İş tarafından açıklanan ve 35.000 TL sınırını aşan açlık sınırının çok gerisinde kalmaktadır. 

Maaşlar hanesine eklenen birkaç bin liralık artışlar, çarşı pazardaki fiyat etiketlerinin hızına yetişemediği için cüzdanlardaki erimenin önüne geçememektedir.

Kök maaş tuzağı ve sabit gelirlinin görünmezliği

Son yıllarda ekonomi literatürümüze giren ve milyonlarca emeklinin kabusu haline gelen en büyük yapısal sorunlardan biri de hiç kuşkusuz "kök maaş" uygulamasıdır. 

Temmuz ayında bankamatiğe kartını takacak olan bir emeklinin hayal kırıklığı yaşamaması, tamamen e-Devlet sisteminde gördüğü kök aylık rakamına bağlıdır. 

Eğer bir vatandaşın ham maaşı, yani kök aylığı 20 bin TL'nin altındaysa ve devletin seyyanen zam tamamlamasıyla 20 bin TL oluyorsa, cebine giren maaşa belki de temmuz ayında bir kuruş zam yansımayacaktır. Çünkü temmuz ayında yapılacak yüzde 18,20'lik zam sadece o düşük kök maaşa uygulanacaktır. 

Seyyanen bir düzenleme veya en düşük emekli maaşı sınırında yeni bir taban belirlenmediği müddetçe, yaklaşık 3 ila 4 milyon emekli sıfır zam tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu sistem, zaten gerçek enflasyon karşısında eridikçe eriyen dar gelirliyi korumak bir yana, onu daha da savunmasız ve görünmez kılmaktadır.

Asgari ücret sefaleti ve Ankara'nın kulis dedikoduları

Emekliler ve memurlar bir şekilde enflasyon farkı alırken, asgari ücretlilerin durumu çok daha vahim bir belirsizliğe sürüklenmiştir. 

Geçmiş yıllarda yılda iki kez yapılan asgari ücret artışları, "beklenen enflasyona göre zam" modeline geçiş iddialarıyla yılda teke düşürülmüştür. 

2026 yılının başından bugüne asgari ücretli 28 bin TL ile yaşam mücadelesi vermektedir. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde konut kiralarının 40-50 bin TL bandından başladığı göz önüne alınırsa, iki asgari ücretlinin maaşlarını birleştirse dahi sadece barınma ihtiyacını ucu ucuna karşılayabildiği trajik bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Ankara kulislerinde ise bu yakıcı gerçekliğe karşı takınılan tavır oldukça düşündürücüdür. 

Yandaş basının aktardığı habere göre, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın, basına kapalı milletvekili istişare toplantılarında asgari ücret ve emekli maaşlarının artırılması taleplerine karşılık "EYT'nin bütçeye yükü 1.8 trilyon lira, bu konular meclisin kararıdır" şeklinde konuştuğu iddia edilmiş; hemen ardından bakanlıktan bu haberlere "dedikodu niteliğindedir" şeklinde sert bir yalanlama gelmiştir. 

Halkın temel geçim şartlarının, ekmek parası ve barınma sorununun ekonomi yönetimi tarafından adeta bir "dedikodu" malzemesi olarak nitelendirilmesi, siyasetin ve bürokrasinin sokaktan ne denli koptuğunun en açık kanıtıdır. 

Türkiye'nin asıl ihtiyacı, siyasi polemiklerin gölgesinde kaybolan vatandaşın can acısını ve feryadını merkeze alan, acil ve köklü bir ekonomik zihniyet değişimidir.

Bu noktada Bağısız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın sosyal medyadan yaptığı şu paylaşım oldukça önemlidir:

"Şartlar her geçen gün daha da ağırlaşıyor. 

Türk milletinin geçim şartları zorlaştıkça zorlaşıyor. Özellikle büyükşehirlerde sıkıntı çok ama çok büyük. 

Asgari ücretin 28 bin TL olduğu, en düşük emekli maaşının 20 bin TL olduğu bir ortamda İstanbul'da 40-50 bin TL'den düşük ev bulmak imkânsız. İki asgari ücretli, İstanbul şartlarında maaşlarını birleştirse ancak bir ev kiralayabiliyor. Bunun elektriği, suyu, doğal gazı, yemesi içmesi ise ayrı bir mesele. 

Halkın canını yakan bu konu ne yazık ki TV ekranlarında kendine yer bulamıyor.

Ekranlarda, emeklinin 1 Temmuz'da ne kadar zam alacağı, asgari ücrete ara zam yapılıp yapılmayacağı gibi soruların konuşulması gerekirken siyasi parti operasyonlarını konuşuyoruz. 

Vatandaş, siyasetçilerden dertlerine derman olacak çözümler bekliyor; siyasetçiler ise oralı değil. Türk milletinin acilen derdiyle dertlenecek bir iktidara ihtiyacı var. Bu iktidar da Bağımsız Türkiye Partisi iktidarıdır."
 

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.