Atatürk’ün içki meselesi
Attila İlhan, “Hangi Atatürk” eserinde, sayfa 330’da, Mustafa Kemal’in mücadelesi hakkında, 24 Nisan 1920’deki meclis gizli oturumundan şu cümleleri verir; bu cümleler bahsettiğimiz gizli maksadı da anlatmaktadır
30.11.2025 00:10:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Attila İlhan, "Hangi Atatürk" eserinde, sayfa 330'da, Mustafa Kemal'in mücadelesi hakkında, 24 Nisan 1920'deki meclis gizli oturumundan şu cümleleri verir; bu cümleler bahsettiğimiz gizli maksadı da anlatmaktadır:
"… Ecnebilerin en çok korktukları, dehşetle ürktükleri İslamcılık politikasının da açıkça ifadesinden mümkün olduğu kadar uzak durmaya kendimizi mecbur gördük.
Fakat maddî ve manevî kuvvetler karşısında, bütün cihan ve Hıristiyan politikasının en şiddetli hırslarla haçlılar savaşı yapmasına karşı, sınır dışından bize yardımcı olacak kuvvetleri düşünmek zorunluluğu da olağandı."
Halide Edip, 10 Ağustos 1919'da Mustafa Kemal'e bir mektup gönderir. Henüz Erzurum Kongresi bitirilmiş, Sivas Kongresi'ne hazırlık dönemidir.
Bu dönemde Amerikan mandası dillendirilmektedir. Halide Edip de bunun savunucusu olarak yazdığı mektupta, Amerikan mandasına girmemizin kabulü için "Müslüman görünmeyen Hıristiyanlığa karşı olmayan" bir hava oluşturmak şartını özellikle dile getirir:
"Haricî rekabetleri ve kuvvetleri memleketimizden uzaklaştırabilecek bir zahire ihtiyacımız var. Bunu ancak Avrupa haricinde ve Avrupa'dan kuvvetli bir elde bulabiliriz.
Bugünkü emr-i vakiler kalkmak ve süratle davamızı dünyaya karşı müdafaa edebilmek için lazım gelen kuvveti haiz bir devletin müzaheretini istemek lazımdır.
İstilacı Avrupa'nın bin bir vesaiti ve mel'un siyasetine karşı böyle bir vekil sıfatiyle Amerika'yı kendimize kazanarak ortaya atabilirsek; Şark meselesini de, Türk meselesini de ati için kendimiz halletmiş olacağız.
Bu sebeplerden dolayı süratle istememiz lazım gelen Amerika da tabii mahzursuz değildir. İzzet-i nefsimizden epeyce fedakârlık etmek mecburiyetinde bulunuyoruz.
Yalnız bazılarının düşündüğü gibi Amerika'nın resmi sıfatında dini temayül ve tarafgirlik yoktur. Hıristiyanlara para verecek misyoner kadının Amerika'sı, Amerika'nın idarî makinesinde bir mevki tutmaz.
Amerika'nın idare makinesi dinsiz ve milliyetsizdir. O çok ahenktar muhtelif cins ve mezhepte adamları çok imtizaçlı bir sûrette bir arada tutmanın usulünü biliyor.
Amerika şarkta mandaterliğe ve Avrupa'da gaile almağa taraftar değildir.
Fakat onların izzet-i nefis meselesi yaptıkları Avrupa'ya, usulleri ve idealleriyle faik bir millet olmak daiyesindedirler.
Bir millet, samimiyetle Amerika milletine müracaat ederse, Avrupa'ya, girdikleri memleket ve milletin hayrına nasıl bir idare tesis edebildiklerini göstermek isterler" tespitinde bulunuyor ve ekliyor:
"… Çok tehlikeli anlar geçiriyoruz. Anadolu'daki harekâtı, dikkat ve muhabbetle takip eden bir Amerika var.
Hükûmet ve İngilizler; bunun, Hıristiyanları öldürmek, İttihatçıları getirmek için bir hareket olduğunu Amerika'ya telkine elbirliğiyle çalışıyorlar.
Her an bu millî hareketi durdurmak için kuvvet sevki mutasavver, bunun için İngilizleri kandırmağa çalışıyorlar.
Millî hareket süratle ve müsbet arzularla hemen meydana çıkarsa ve Hıristiyan düşmanlığı gibi bir rengi de olmazsa Amerika'da hemen zahir bulacağını yine çok mühim mahafil temin ediyorlar…"
1919 şartlarında, İngilizler bir yandan Amerikan mandasına kabul edilmeyelim diye Mustafa Kemal hareketinin Hıristiyanları öldürmek için yapıldığını yayarken; diğer yandan Amerikan mandasını isteyenler, bunu Hıristiyan düşmanlığı rengine bürünmemek şartına bağlıyorlardı.
İşte, Mustafa Kemal'in en önemli devlet meselelerini içki sofralarında almasının asıl nedeni; vermek istediği bu 'şeriatı reddetmiş, Batılı' izlenimidir.
Bakınız, Atatürk çarşaf giyen bir kadının çarşafına karışmamıştır, yine Türkçe namaz kılınması, Türkçe Kur'an okunması konusunda zorlamada bulunmamış, Arapça ibadeti engellememiştir.
Bazıları, Atatürk'ün hareketini, "hem emperyalizmle mücadele etti, hem de Batılaşmaya çalıştı; bu kendi içinde çelişkidir" diye eleştirmiştir.
Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizmle mücadele ve sonrasındaki Batılılaşma hamlelerini bir de dediğimiz bakış açısından değerlendirin.
O zaman, Batılı gibi görünen ama Müslüman Türk değerleri üzerinde bina edilen bir devletle karşılaşırsınız." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)
"… Ecnebilerin en çok korktukları, dehşetle ürktükleri İslamcılık politikasının da açıkça ifadesinden mümkün olduğu kadar uzak durmaya kendimizi mecbur gördük.
Fakat maddî ve manevî kuvvetler karşısında, bütün cihan ve Hıristiyan politikasının en şiddetli hırslarla haçlılar savaşı yapmasına karşı, sınır dışından bize yardımcı olacak kuvvetleri düşünmek zorunluluğu da olağandı."
Halide Edip, 10 Ağustos 1919'da Mustafa Kemal'e bir mektup gönderir. Henüz Erzurum Kongresi bitirilmiş, Sivas Kongresi'ne hazırlık dönemidir.
Bu dönemde Amerikan mandası dillendirilmektedir. Halide Edip de bunun savunucusu olarak yazdığı mektupta, Amerikan mandasına girmemizin kabulü için "Müslüman görünmeyen Hıristiyanlığa karşı olmayan" bir hava oluşturmak şartını özellikle dile getirir:
"Haricî rekabetleri ve kuvvetleri memleketimizden uzaklaştırabilecek bir zahire ihtiyacımız var. Bunu ancak Avrupa haricinde ve Avrupa'dan kuvvetli bir elde bulabiliriz.
Bugünkü emr-i vakiler kalkmak ve süratle davamızı dünyaya karşı müdafaa edebilmek için lazım gelen kuvveti haiz bir devletin müzaheretini istemek lazımdır.
İstilacı Avrupa'nın bin bir vesaiti ve mel'un siyasetine karşı böyle bir vekil sıfatiyle Amerika'yı kendimize kazanarak ortaya atabilirsek; Şark meselesini de, Türk meselesini de ati için kendimiz halletmiş olacağız.
Bu sebeplerden dolayı süratle istememiz lazım gelen Amerika da tabii mahzursuz değildir. İzzet-i nefsimizden epeyce fedakârlık etmek mecburiyetinde bulunuyoruz.
Yalnız bazılarının düşündüğü gibi Amerika'nın resmi sıfatında dini temayül ve tarafgirlik yoktur. Hıristiyanlara para verecek misyoner kadının Amerika'sı, Amerika'nın idarî makinesinde bir mevki tutmaz.
Amerika'nın idare makinesi dinsiz ve milliyetsizdir. O çok ahenktar muhtelif cins ve mezhepte adamları çok imtizaçlı bir sûrette bir arada tutmanın usulünü biliyor.
Amerika şarkta mandaterliğe ve Avrupa'da gaile almağa taraftar değildir.
Fakat onların izzet-i nefis meselesi yaptıkları Avrupa'ya, usulleri ve idealleriyle faik bir millet olmak daiyesindedirler.
Bir millet, samimiyetle Amerika milletine müracaat ederse, Avrupa'ya, girdikleri memleket ve milletin hayrına nasıl bir idare tesis edebildiklerini göstermek isterler" tespitinde bulunuyor ve ekliyor:
"… Çok tehlikeli anlar geçiriyoruz. Anadolu'daki harekâtı, dikkat ve muhabbetle takip eden bir Amerika var.
Hükûmet ve İngilizler; bunun, Hıristiyanları öldürmek, İttihatçıları getirmek için bir hareket olduğunu Amerika'ya telkine elbirliğiyle çalışıyorlar.
Her an bu millî hareketi durdurmak için kuvvet sevki mutasavver, bunun için İngilizleri kandırmağa çalışıyorlar.
Millî hareket süratle ve müsbet arzularla hemen meydana çıkarsa ve Hıristiyan düşmanlığı gibi bir rengi de olmazsa Amerika'da hemen zahir bulacağını yine çok mühim mahafil temin ediyorlar…"
1919 şartlarında, İngilizler bir yandan Amerikan mandasına kabul edilmeyelim diye Mustafa Kemal hareketinin Hıristiyanları öldürmek için yapıldığını yayarken; diğer yandan Amerikan mandasını isteyenler, bunu Hıristiyan düşmanlığı rengine bürünmemek şartına bağlıyorlardı.
İşte, Mustafa Kemal'in en önemli devlet meselelerini içki sofralarında almasının asıl nedeni; vermek istediği bu 'şeriatı reddetmiş, Batılı' izlenimidir.
Bakınız, Atatürk çarşaf giyen bir kadının çarşafına karışmamıştır, yine Türkçe namaz kılınması, Türkçe Kur'an okunması konusunda zorlamada bulunmamış, Arapça ibadeti engellememiştir.
Bazıları, Atatürk'ün hareketini, "hem emperyalizmle mücadele etti, hem de Batılaşmaya çalıştı; bu kendi içinde çelişkidir" diye eleştirmiştir.
Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizmle mücadele ve sonrasındaki Batılılaşma hamlelerini bir de dediğimiz bakış açısından değerlendirin.
O zaman, Batılı gibi görünen ama Müslüman Türk değerleri üzerinde bina edilen bir devletle karşılaşırsınız." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.

















































































