logo
28 EYLÜL 2026

"Avrupa Birliği sözünde durmadı'

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NTV canlı yayınında gündemi değerlendirdi ve gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

03.05.2023 15:03:00
 
"Avrupa Birliği sözünde durmadı'
"Avrupa Birliği sözünde durmadı'
Bakan Çavuşoğlu, seçimden önce Suriye konulu Moskova toplantısının olup olmayacağına soruya ilişkin şunları kaydetti:

"Pek muhtemel. Daha önce hazırlık toplantıları yapıldı zaten bir yol haritası çerçevesinde yapılıyor tüm görüşmeler. İstihbarat ve savunma bakanları toplantısı, teknik düzeyde toplantılar, özellikle sahada güvenliğin artırılması, terörle mücadele gibi konular detaylı bir şekilde ele alınıyor bu konularda işbirliği. Diğer taraftan Dışişleri Bakan Yardımcıları toplantısı da yapıldı. Şimdi Ruslardan tarih önerileri geldi. Herhalde 10 Mayıs'ta böyle bir toplantı gerçekleşecek. Şu anda İran Cumhurbaşkanı (İbrahim) Reisi bir Afrika turuna çıkacakmış. Dolayısıyla İran'dan kimin katılacağı tam netleşmedi. Bakan izin alıp mı gelecek? Ya da başka bir arkadaş mı gelecek? O netleşmedi ama öyle görülüyor ki onun da bu toplantıyı gerçekleştireceğiz. Moskova'da planlanıyor."

"Türkiye Sudan'daki büyükelçiliğini Port Sudan'a taşıyacak"
Çavuşoğlu, Sudan tarafının Türkiye'nin Hartum Büyükelçiliğinin taşınması önerisinde bulunduğuna işaret ederek Türkiye'nin büyükelçiliğinin ve büyükelçiliklerin bulunduğu bölgede her ki tarafın da mevcut olduğunu ve ciddi çatışmaların sürdüğünü söyledi.

Port Sudan'da bir yer temin edeceklerini de söylediklerini aktaran Çavuşoğlu, "Biz karar verdik aslında, böyle bir risk alamayız. Çünkü çatışmalar daha da tırmanırsa buradan çıkmak da zor olabilir. Geçici olarak Port Sudan'a taşımayı düşünüyoruz." dedi.

Çavuşoğlu, Ukrayna savaşı ilk birkaç haftadan sonra şiddetlenince Türkiye'nin misyonlarını hemen sınıra doğru kaydırdığını ve daha sonra Kiev'deki kuşatma sona erince de tekrar büyükelçiliğin geri döndüğünü anımsatarak, "Büyükelçiliğimizi kapatmıyoruz, arkadaşlarımız orada. Tüm vatandaşlarımıza her türlü hizmet vermeye devam edecek." ifadesini kullandı.

"Fransızları uyardık"
Bakan Çavuşoğlu, Fransa'nın Marsilya kentinde oy kullanan Türk vatandaşları ile PKK destekçileri arasında yaşanan gerilim hakkında girişimlerde bulunulduğunu aktardı.

"Fransızları uyardık. Biz özel güvenlik şirketiyle çalışıyoruz. Güvenlik personel sayısını da artırdık." diyen Çavuşoğlu, Fransa'da PKK destekçileri olduğunu, 1 Mayıs'ı bahane ederek gerginlik yaratıldığını aktardı.

Çavuşoğlu, gerekli tedbirlerin alındığını, Türk misyonlarının da uyarıldığını belirterek, "İçeride dışarıda propaganda yapamaz hiç kimse. Müşahitler olsun, sandık görevlileri olsun, Türkiye'nin kanunları çerçevesinde orada hareket etmek zorunda. Almanya'da da ufak tefek bir iki olay oldu. Ama orada da tedbirlerimizi aldık." diye konuştu.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının seçime büyük bir ilgisi olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, yurt dışındaki heyecanın yurt içinden daha fazla olduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu, Ermenistan'da dikilen "Nemesis Anıtı" konusunu da değerlendirdi.

İkinci Karabağ Savaşı'nın ardından Azerbaycan ve Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmek adına birçok adım attığına işaret eden Çavuşoğlu, "Diktikleri anıt bizim diplomatlarımızı şehit eden terör örgütlerini, teröristleri, 1920'lerde Azerbaycanlı kardeşlerimizi ve bizim vatandaşlarımızı şehit eden terör örgütlerini yüceltmek için yaptılar. Dolayısıyla güvenlik kurumlarından sonra en çok şehit vermiş bir kurumun, Dışişleri Bakanlığının başında bakan olarak benim bunu kabul etmem mümkün değil." dedi.

Çavuşoğlu, Ermenistan'ın "anıtı belediye yaptı, bizim yetkimiz yok" gibi açıklamalarını da samimi ve doğru bulmadığını kaydederek "Dolayısıyla iyi niyetli olmadıklarını da gösteriyorlar. Tabi ben elim kolum bağlı duracak değilim." dedi.

Çavuşoğlu, Ermenistan ve Türkiye arasında doğrudan uçuşlar olduğunu ancak üçüncü ülkelere uçan Ermeni uçaklarına Türk hava sahasını kapattıklarını kaydetti. Çavuşoğlu, "Eğer bunu devam ettirirlerse başka tedbirler de alırız." uyarısında bulundu.

Çavuşoğlu ayrıca, VIP uçuşlarına da izin verilmeyeceğini, bunun bir istisnasının uluslararası bir toplantı olan KEİPA toplantısı için Türkiye'ye gelecek olan Ermenistan Meclis Başkanı olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, "Eğer devam ettirirlerse, bunu kaldırmazlarsa bu sefer ilave tedbirler de alacağız. Bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil, iyi niyetli olmadıklarını da net bir şekilde görmüş olduk. Hiç kimse kusura bakmasın, 'bizim yetkimizde değil' diye de bizi kandırmaya kalkmasınlar." dedi.

"Antalya'ya gelen turist sayısında geçen yıla göre çok ciddi artışların oldu"
Bakan Çavuşoğlu, Antalya'ya gelen turist sayısında geçen yıla göre çok ciddi artışların olduğunu söyledi. Bu yıl Rus turist sayısında azalma olduğunu belirten Çavuşoğlu, bunun nedeninin muhalefetin sorumsuzca açıklamaları olduğunu ve bu sebeple geçen yıla oranla gelen Rus turist sayısında azalma yaşandığını aktardı.
Rejimin farklı vesilelerle dile getirdiği ön koşulların gerçekçi olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, "Bu diyaloğun, işbirliğinin önemi ortada. Burada bir ön koşulla bu toplantılara, müzakerelere, görüşmelere devam edilmesinin mümkün olmadığını söyledik. Daha doğrusu bu ön koşulda bir yere varılamayacağını söyledik. Rejime de söyledik, Suriye'ye de İran'a da aynı şeyi söyledik." ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, Suriye'de kalıcı bir istikrar ve barışın önündeki engelin Türkiye olmadığını vurgulayarak başta Astana olmak üzere farklı platformlarda bir araya gelindiğini hatırlattı.

"Terör örgütleri işte DEAŞ aynı şekilde YPG/PKK, bunlar Suriye'yi bölmek istiyor. Buna karşı birlikte mücadele etmemiz lazım. Bizim Suriye'nin sınır ve toprak bütünlüğüne desteğimizi Suriye rejimi de biliyor. Muhalefet de biliyor. Herkes biliyor. Bizim Suriye topraklarında gözümüz yok." diyen Çavuşoğlu, Suriyeli göçmenlerin ülkelerine gönüllü dönmesinin önem arz ettiğini vurguladı.

Çavuşoğlu, çok parçalı bir Suriye'nin olduğuna dikkati çekerek Türk askerinin bulunduğu bölgelerden çekilmesinin en son adımlardan biri olabileceğini dile getirdi.

Muhalefetin seçimi kazanması halinde Suriye'den çekilme vaatlerine ilişkin Mevlüt Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim engellediğimiz terör koridoru oluşturma sözü var. Bizim muhalefet de diyor ki, adına 'Millet İttifakı' dedikleri, milletin değerlerinden uzak, diyor ki 'biz buralardan çekileceğiz. Çekildiğimiz an buralara teröristler gelecek.' HDP'ye verdikleri galiba sözlerden bir tanesi bu, öyle görüyoruz açıklamalardan. Bu görüşmelerle ilgili detaylı bilgi alamadığımız için ama iki taraftan verilen sözler ve taahhütlere baktığımız zaman açıklama böyle. Buranın tekrar bir terör koridoru olması riski var. Dolayısıyla bizim buradan çekilmemiz demek, rejimin buraya tam hakimiyet sağlayacağı anlamına gelmez.

Diğer taraftan burada ılımlı muhalefetle de bir diyalog, angajman olmadan bunun mümkün olmayacağını da bilmeleri gerekiyor. Çok ciddi çatışmalar olur. Burası kan gölüne döner tekrar, bizim terör örgütlerinin buraya gelmesine müsaade etmemiz mümkün değil. Ayrıca bu belirsizlik ortamında Türkiye sınırlarına çok sayıda göçmen gelir. Yani bu da kaçınılmaz. Dolayısıyla bu, çok riskli bir şey. Muhalefetin sözleri de riskli. Rejimin, 'buradan Türkiye önce çekilsin sonra görüşelim' yaklaşımı gerçekçi bir yaklaşım değil."

Suriye rejimiyle girilen diyalog ve angajmanın hedeflerinden birinin, Suriyeli göçmenlerin güvenli bir şekilde Suriye'ye döndürülmesi olduğunu belirten Çavuşoğlu, 550 bin Suriyeliyi güvenli bölgelere döndürdüklerini hatırlattı.

"Sudan'dan 2 bin 61 kişi tahliye edildi"
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Sudan'da ordu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında devam eden çatışmalar nedeniyle bugüne kadar 1763'ü Türk, 298'i 22 farklı ülkenin vatandaşı olmak üzere toplam 2 bin 61 kişiyi bu ülkeden tahliye ettiklerini bildirdi.

Mısır ve Suudi Arabistan'dan tahliyeleri tamamladıklarını aktaran Çavuşoğlu, birçok Türk vatandaşının da başkent Hartum'da veya başka bölgelerde kalmak istediklerini söylediğini aktardı.

Çavuşoğlu, Nyala'da Türkiye'nin Sağlık Bakanlığının işlettiği bir hastane olduğunu ve sağlık personelinin çatışmalar nedeniyle paniklediğini aktararak Bakanlık ile nöbet değişimi konusunda çalıştıklarını dile getirdi.

Nyala'dan da gelmek isteyen vatandaşları da Türkiye'ye getireceklerini kaydeden Çavuşoğlu, bunun ne zaman yapılabileceğinin belli olmadığını ancak Sağlık ve Milli Savunma Bakanlıklarıyla görüştüklerini ve askeri uçakla yeni sağlık personeli gönderebileceklerini söyledi.

Özellikle Büyükelçiliğin bulunduğu bölgede çok ciddi çatışmalar olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Şu andaki yönetim, geçiş hükümeti bize 'Port Sudan'a geçici olarak Büyükelçiliğimizin taşınmasında fayda var.' dedi. Çünkü ateşkese uyulmuyor. Bu, önümüzdeki süreçte çatışmaların daha da artacağı anlamına geliyor. Vatandaşlarımız hiç panik yapmasın. Biz dönmek isteyen her bir vatandaşımızı ülkemize getirmek için bugüne kadar Pakistan'da, Afganistan'da, pandemi döneminde, Ukrayna'da ve Sudan'da olduğu gibi getiririz."

Çavuşoğlu, bundan sonra tahliyeler olursa vatandaşları Port Sudan üzerinden getirmeyi planladıklarını dile getirerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalu ile görüştüğünü, kendisinin de Dagalu ve Sudan Dışişleri Bakan Vekili Ali es-Sadık ile konuştuğunu aktardı.

Daha önce geçiş hükümetini oluştan anlaşmanın imzalanmasında, Etiyopya'nın ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in çok rolü olduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti:

"Etiyopya'nın şimdi bize teklifi oldu, Cumhurbaşkanımızın da bu temaslarından sonra. Sudan'da her kesimin Türkiye'ye saygısı var. Türkiye taraf tutmuyor, kardeş Sudan halkının huzurunu ve refahını arzu ediyor. Başka ülkeler gibi Sudan'ın iç işlerine karışma anlayışımız yok bizim, bazı ülkeler gibi diyelim. Bakan Yardımcımız Burak Akçapar, Addis Ababa, Etiyopya'da onların da davet üzerine hem Afrika Birliği ile hem de Etiyopya tarafıyla görüşüyor. Ayrıca Sudan tarafı ile de temastalar birlikte. Afrika Birliği ve Etiyopya ile birlikte Sudan'da kalıcı ateşkes için çaba sarf ediyoruz. İleriki günlerde daha üst düzey temaslar da olacaktır telefon görüşmeleri dışında, yüz yüze görüşmeler de olacaktır."

Tahıl Koridoru Anlaşması
Çavuşoğlu, Tahıl Koridoru Anlaşması kapsamında Rusya'nın tahıl ve gübre satışı için ödemelerde Türk bankalarının devreye girmesi önerisine ilişkin, gayretlerin devam ettiğini ve buradan bir sonuç çıkmasını umduklarını söyledi.

Rusya'nın, anlaşmayı 60 gün uzatmasının sebebinin ihracatındaki sorunların devam etmesi olduğunu aktaran Çavuşoğlu, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in bu sıkıntıların aşılması için çok samimi bir şekilde çaba sarf ettiğini belirtti.

Rusya Tarım Bankası'nın tekrar uluslararası ödemelerde kullanılan SWIFT sistemine dahil edilmesinin gündemde olduğuna değinen Çavuşoğlu, bununla ilgili bazı görüşmelerin devam ettiğini ancak SWIFT sistemine dahil edilse bile Rus bankası üzerinden Batılı şirketlerin çalışma konusunda çok hevesli olmadığının görüldüğünü ifade etti.

Çavuşoğlu, ABD, İngiltere ve Guterres'in de bunu söylediğini anımsatarak, "Genel Sekreter bir Türk bankasıyla çalışalım teklifinde bulundu. Sayın Cumhurbaşkanımıza da arz ettik. Bizim bankalarımıza yönelik herhangi bir tehdit oluşmayacaksa, oluşmayacağına dair bir garanti verilirse biz destek olabileceğimizi söyledik." dedi.

Teklife dair teknik görüşmeler yapıldığını anlatan Çavuşoğlu, "Bir taraftan Rusların bankasının SWIFT sistemine dahil edilmesi, bir taraftan da şartlar oluşursa bir Türk bankası üzerinden, belki Ziraat Bankası üzerinden bu sürece katkı sağlanması konuşuluyor." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, bu sorunun karmaşık olduğundan bahsederek Odessa Limanı üzerinden amonyak ihracatına dair boru hattının açılmasının tekrar gündemde olduğunu, tarafların başka konuları da bu işin, müzakerenin içine katmaya çalıştıklarını ancak onları ayrı tutmaları gerektiği yönünde her iki tarafı da ikna ettiklerini anlattı.

"Avrupa Birliği bugüne kadar sözünde durmadı"
Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinde bir tıkanma olduğunu belirterek, "Sadece 16 fasıl açıldı. Daha 20 fasıl var. Bir tanesi geçici olarak kapatıldı. Eğitim faslı. 8 tane fasıl AB Komisyonu tarafından bloke edildi. Altı tane fasıl Rum kesimi tarafından bloke edildi. Bunların bazıları aynı fasıllar. Dolayısıyla yıllardır süren bir tıkanıklık var. Ve bu göç mutabakatı ya da ortak deklarasyonunda birçok vaatler vardı fasılların açılması dahil, açılmadı. Vize serbestisi de yine bu vaatlerden bir tanesiydi. Daha doğrusu vaat değil taahhüttü. Yani AB'nin taahhüdüydü. Gümrük Birliği Anlaşmasının Modernizasyonu, Avrupa Birliği'nin bir taahhüdüydü. Avrupa Birliği bugüne kadar sözünde durmadı. Vize serbestisine dönecek olursak 66 kriteri yerine getirmişiz. 72 kriterden 66'sını geriye kaldı altı." ifadelerini kullandı.

AB'nin vize serbestisini bilinçli olarak geciktirdiğini ve Türkiye ile bu konuda müzakere etmeye yanaşmadıkları için Türkiye'nin geri kabul anlaşmasının uygulanmasını askıya aldığını aktaran Çavuşoğlu, AB'nin terörle mücadele kanunundaki değişiklik taleplerinin de olduğunu, bu konuda AB'yle mutabakata varılmadığını hatırlattı.

Bakan Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçilmesi halinde AB'ye vize muafiyeti yönündeki vaadine ilişkin şunları kaydetti:

"Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu sonuçta Türkiye'nin tek taraflı bir tasarrufu olmayacağı için nasıl bir vaatte bulunabiliyor? Bana göre boş bir söz. Diğer sözler 'Sana Söz' gibi boş bir sözdür bu. Sonuçta burada Avrupa Birliği'nin karar vermesi lazım. Avrupa Birliği'nin son yedi sekiz aydır Türk vatandaşlarına vize verme konusunda çıkarttığı zorluklar da ortada. Dolayısıyla bunu da kasıtlı yaptığını da biliyoruz. Burada Avrupa Birliği Kılıçdaroğlu'na bir söz verdiyse, siz gelirseniz işte vize serbestisini altı kriteri de gerçekleştirmeden temin edeceğiz diye söz verdilerse onu bilemem. O zaten bizim her zaman söylediğimiz yani kasıtlı bir şekilde vize problemi çıkarıyorlar diyoruz ya, onu teyit eder. Söz vermedilerse nasıl garanti verecek?"

Avrupa Birliği ve tüm uluslararası toplumla, tüm müzakerelerinin, görüşmelerinin şeffaf olduğunu aktaran Çavuşoğlu, Kılıçdaroğlu'nun, seçilmesi halinde Türkiye'ye 300 milyar dolar getireceği sözünün şeffaf olmadığını, kredi mi değil mi, şartları ne gibi hususlarda muğlaklık bulunduğunu söyledi.

Ermenistan-Türkiye ilişkileri
Bakan Çavuşoğlu, İkinci Karabağ Savaşı'nın ardından Ermenistan'la ilişkilerin normalleştirilmek istendiğini, Azerbaycan'ın da barış anlaşması teklifinde bulunduğunu hatırlattı.

"Bu bir samimiyettir, somut adımdır." diyen Çavuşoğlu, Türkiye'nin de samimiyet gösterdiğini belirterek, Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda Azerbaycan'la da istişare ederek hava sahasının açılması, doğrudan uçuşların ve kargo ticaretinin başlaması gibi bazı adımlar atıldığını aktardı.

Çavuşoğlu, "Biz bu ilişkileri başlatırken, ne Ermenistan bize sözde soykırımı kabul et dedi, ne de biz bundan vazgeçerseniz ancak olur demedik. Çünkü iki tarafın da pozisyonu belli, biz açık bir şeffaf bir şekilde komisyon bile kuralım diyoruz. İnşallah bir gün Ermenistan buna da yanaşır. Çünkü bilim insanlarının tarihi incelemesi lazım." ifadelerini kullandı.

Türk dış politikasına yönelik eleştiriler
Ukrayna-Rusya savaşında dünyanın gözünde en tarafsız ülkenin Türkiye olduğunu belirten Çavuşoğlu, Millet İttifakının bu tarafsızlığı bozacağına yönelik açıklamalarını hatırlattı.

Çavuşoğlu, "Bize karşı olun ama Türkiye'ye karşı olmayın, diyoruz." ifadesini kullanarak şunları kaydetti:

"Rusya'ya karşı yaptırımları başlatacağız diye sorumsuz açıklamalar yapan kim? Onlar. Batı'ya biz sizin yanınızdayız diye göstereceğiz ve sizden iyi bir aferin alacağız diyen kim? Bunlar. Muhalefetin şöyle bir sorunu var, bizim dış politika adımlarımıza karşı olabilirler ama bunlar Türkiye ve Türkiye'nin çıkarlarına karşılar. O yüzden Suriye'den çekileceğiz diyorlar, o yüzden Libya'da ne işimiz var diyorlar. Irak'tan çekileceğiz diyorlar yani terörle mücadeleden vazgeçeceğiz diyorlar açıkçası. Bunlar Türkiye'nin diğer menfaatlerine de karşılar. Yani Türkiye'ye karşılar. Yani (muhalefete) bize karşı olun, Türkiye'ye karşı olmayın, diyoruz."

Türk dış politikasıyla ilgili anketler yapıldığını, vatandaşların genel anlamda memnun kaldığı alanların başında Türk dış politikasının olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Özellikle muhalefet partilerine oy veren seçmenlerin önemli bir kısmı dış politikayı başarılı buluyor. Bunlar kendi tabanlarıyla da çelişiyor, sırf eleştirmek için." dedi.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu. Hatimoğulları, ekim ayının silahların sustuğu yeni bir dönemin başlangıcı olmasını istediklerini söyledi

27.09.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
Erzurum'daki bir otelde düzenlenen DEM Parti 2. Olağan İl Kongresi'ne katılan Hatimoğulları, Türkiye'deki sürecin toplumun tüm kesimleri tarafından yakından takip edildiğini belirtti.

Süreç kapsamında bir çerçeve yasanın ortaya çıktığını ifade eden Hatimoğulları, yasanın ne zaman uygulanacağı ve sonuçlarının nasıl hayata geçirileceği konusunda toplumda beklenti bulunduğunu söyledi.

Hatimoğulları, yasanın Türkiye açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, demokratik, adil ve eşit bir yaşamın önünün açılabileceğini dile getirdi.

Sürecin başarıya ulaşması için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, "Ekim ayı silahların sonsuza dek sustuğu, gençlerin çatışmalar yaşamadığı bir dönemin miladı olsun istiyoruz" dedi.

Sürecin yalnızca Türkiye açısından değil, bölge açısından da önemli olduğunu ifade eden Hatimoğulları, DEM Parti tabanının süreci izlemekle yetinmemesi gerektiğini söyledi.

Barış sürecinin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini belirten Hatimoğulları, geçmişte yürütülen mücadelelere ve ödenen bedellere dikkat çekerek daha güçlü bir örgütlenme ve çalışma yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı

Sermaye piyasalarını sarsan dev operasyonda çember daralıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı

27.09.2026 16:08:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı
Fon soruşturmasında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener da gözaltına alındı
Finans çevrelerinde geniş yankı uyandıran dev soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Yürütülen çok yönlü mali takip ve analizler neticesinde savcılık düğmeye bastı.
Daha önce şüpheli sıfatıyla hakkında adli kontrol hükümleri kapsamında yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulanan Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener, kolluk kuvvetlerinin düzenlediği operasyonla yakalanarak emniyete götürüldü. Gözaltı kararıyla birlikte piyasalardaki dikkatler dosyadaki gizemli para akışına çevrildi.

Şüpheli fon hareketleri ve para trafiği masada
Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen operasyonda, kurulan fon mekanizmaları üzerinden gerçekleşen devasa finansal transferler ile şüpheli işlem trafiği titizlikle taranıyor. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları, dijital incelemeler ve hesap hareketlerinin dosyanın seyrinde kilit rol oynadığı ifade ediliyor.
Gözaltındaki Sarpyener'in emniyetteki sorgu ve ifade işlemlerinin devam ettiği öğrenilirken, soruşturmanın aracı kurumlar ve portföy şirketleri ayağında yeni adımların atılabileceği belirtiliyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.