(Dünkü yazımın devamı) Emeviler Şii miydi? Ya Abbasiler? O zaman sonuna kadar oku kardeşim ve Türk Milletini ve de ümmeti Muhammed'i bölmek isteyen zamane Yezitlerine sen cevap ver.
Abbasi halifeleri de aynen Emeviler gibi Ehl-i Beyt'i ve Ehl-i Beyt'i sevenleri, siyasi otoriteleri için tehdit olarak görüyordu.
Mezhep İmamımız Ebu Hanife, Hz. Ali soyundan gelenlerin yani Ehl-i Beyt'in haklarını savunuyor ve onların uğradığı haksızlıklara karşı çıkıyordu.
İmam Cafer (a.s) ile tanışması, O'na olan muhabbeti ve 'eğer o son iki yılım olmasaydı, Numan helak olurdu' sözleri Ehl-i Beyt ve Hak İmamların ilahi seçilmişliğinin kabulü, teslimiyetinin ifade ve itirafıdır.
Abbasi Halifesi Ebu Cafer el-Mansur ise Ehl-i Beyt ve Hak imamlara olan bu sevgi ve teslimiyetten rahatsızdı.
Ebu Hanife'nin desteğini arkasına almak istiyordu. Bu amaçla ona, devletin en yüksek yargı makamı olan "Baş kadılık" görevini teklif etti.
Ebu Hanife Hazretleri kabul etmedi. Hapse attırdı. Her gün halk karşısına çıkartıp kamçılatarak hem Ebu Hanife'nin direncini kırmak hem de halkı korkutmak istiyordu.
Ancak Ebu Hanife, her kamçı darbesinde sabretmiş ve geri adım atmamıştır.
Halife Mansur, O'nu öldürmeye karar verir. En yaygın rivayetlere göre, Halife, O'na zehirli bir içecek göndermiş ve içmesini emretmiştir.
Ebu Hanife bunun ne olduğunu anlamış ve içmek istememiştir. Ancak zorla içirildi. Zehri içtikten kısa süre sonra fenalaşan İmam'ın, vefat edeceğini anladığında abdest alıp namaza durduğu ve son nefesini secdedeyken verdi.
İmam Şafi
5 Abbasi Halifesi gören İmam Şafi Hazretleri, Halife Harun Reşit döneminde İmam Hanefi gibi baskılara maruz kalmıştı.
Ehl-i Beyt yanlısı olduğu gerekçesiyle Harun Reşid'in emriyle Yemen'de tutuklanıp, zincire vurularak Harun Reşid'in karşısına çıkarılmak üzere Bağdat'a gönderilmiş ve idam ile yargılanmıştır.
İşte bu dönemde Ehl-i Beyt'i sevenleri, 'Rafızi' olarak tanımlıyorlardı.
Rafızilik, siyasi anlamda: Mevcut halifeyi tanımayıp ondan, ayrılanlar…
İtikadı anlamda ise Ebubekir ve Ömer'in hilafetini meşru görmeyen, Hz. Ali'nin bizzat Allah tarafında halife seçildiğini ve Peygamber tarafından tayin edildiğine inananlar demek.
Ben, Rafızi'yim
İşte bu şartlar İmam Şafi, Yemen'de tutuklanıp, zincire vurularak Harun Reşid'in karşısına çıkarılmak üzere Bağdat'a götürülürken yolda:
"Ey binekli! Mina'daki kum tepesinde dur ve oradaki Hayf mescidinde (Peygamber Efendimizin (s.a.a.v.) Veda Haccı sırasında namaz kıldığı ve hutbe irat ettiği mescit) yatanlara ve ayaktakilere seslen; Sabah vakti, Mina'da akan nehir gibi akıp giden hacılar şahit olsun ki; Eğer Al-i Muhammed'i sevmek Rafizilikse, cinler ve insanlar şahit olsun ki ben, Rafiziyim!"
İmam Malik
İmam Malik, Hz. Ali'nin soyundan Hz. Hasan'ın torunlarından gelen Muhammed b. Abdullah, Abbasi halifesi Mansur'a karşı başlattığı hareketi desteklemiştir.
'Zorla yapılan biatin geçerli olmadığına' fetvası nedeniyle Medine valisi tarafından tutuklanmış, kolları omuzlarından çıkana kadar kırbaçlanmış ve teşhir edilmiştir. Buna rağmen geri adım atmamıştır.
İmam Malik, Medine'de Hz. Ali'nin soyundan gelen birini gördüğünde ayağa kalkar, onlara olan saygısını her fırsatta gösterirdi. Onun için Ehl-i Beyt, ilmin ve sünnetin canlı birer abidesiydi.
Ahmed b. Hanbel
Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmed b. Hanbel, Ehl-i Beyt'in unutturulmaya çalışıldığı, hadisler üzerinde oynamalar yapıldığı o dönemde Ehl-i Beyt'in faziletlerini savunan ve kayıt altına alan en önemli Sünni alimlerden biridir.
Meşhur eseri Müsned ve Fazailu's-Sahabe kitabında Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in üstünlüklerine dair yüzlerce hadis nakletmiştir.
O dönemde bazı çevrelerin, Hz. Ali'yi unutturma çabalarına karşı, onun faziletlerini en gür sesle o haykırmıştır.
'Resulullah'ın ashabından hiçbirisi hakkında, Ali bin Ebu Talip hakkında gelen sahih faziletler kadar rivayet gelmemiştir' sözü Ahmed b. Hanbel'e aittir.
Prof. Dr. Haydar Baş
"Eğer Şiilik Hz. Ali'yi sevmekse, ben herkesten daha fazla Şii'yim. Eğer Sünnilik mezhep imamlarının yolundan gitmekse; ben Ebu Hanife gibi Sünni'yim, ben İmam Şafii gibi Sünni'yim, ben İmam Malik gibi Sünni'yim, ben Ahmed bin Hanbel gibi Sünni'yim.
Neden mi? Çünkü İmam-ı Azam Ebu Hanife, Ehl-i Beyt İmamı Zeyd bin Ali'nin yanındaydı, ona destek verdiği için hapislerde çürüdü.
İmam Şafii, 'Ehl-i Beyt'i sevmek Rafızilikse, bütün dünya şahit olsun ki ben Rafiziyim' dediği için zincire vuruldu.
İmam Malik, Ehl-i Beyt'e sahip çıktığı için kolları omuzlarından çıkana kadar kırbaçlandı.
Eğer bu imamlar Ehl-i Beyt uğruna canlarını, mallarını ve kanlarını ortaya koymuşlarsa ve Sünnilik onların yoluysa; o halde gerçek Sünnilik Ehl-i Beyt'in merkezinde saf tutmaktır. Ben işte bu manada, bu imamların duruşuyla Sünni'yim."
"Cenab-ı Hak, Sünni kardeşlerimizin gönlünü Şii, Alevi ve Caferi kardeşlerimize; Şii, Alevi ve Caferi kardeşlerimizin gönlünü de Sünni kardeşlerimize sonuna kadar açsın.
Biz hepimiz biriz, beraberiz. Bizim bir tane Allah'ımız var, bir tane Peygamber'imiz var, bir tane Kitab'ımız var.
Hepimizin ortak paydası ve İslam'ın genelkurmay başkanı İmam Ali Efendimizdir, Ehl-i Beyt'tir.
Aramıza nifak sokmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Sünni, Şii, Alevi; hepimiz 'Lailaheillallah Muhammedürresulullah' diyen, kıblesi bir olan kardeşleriz. Ehl-i Beyt sevgisi bizi birleştiren en büyük güçtür. Allah bu birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin."
Amin.
Abbasi halifeleri de aynen Emeviler gibi Ehl-i Beyt'i ve Ehl-i Beyt'i sevenleri, siyasi otoriteleri için tehdit olarak görüyordu.
Mezhep İmamımız Ebu Hanife, Hz. Ali soyundan gelenlerin yani Ehl-i Beyt'in haklarını savunuyor ve onların uğradığı haksızlıklara karşı çıkıyordu.
İmam Cafer (a.s) ile tanışması, O'na olan muhabbeti ve 'eğer o son iki yılım olmasaydı, Numan helak olurdu' sözleri Ehl-i Beyt ve Hak İmamların ilahi seçilmişliğinin kabulü, teslimiyetinin ifade ve itirafıdır.
Abbasi Halifesi Ebu Cafer el-Mansur ise Ehl-i Beyt ve Hak imamlara olan bu sevgi ve teslimiyetten rahatsızdı.
Ebu Hanife'nin desteğini arkasına almak istiyordu. Bu amaçla ona, devletin en yüksek yargı makamı olan "Baş kadılık" görevini teklif etti.
Ebu Hanife Hazretleri kabul etmedi. Hapse attırdı. Her gün halk karşısına çıkartıp kamçılatarak hem Ebu Hanife'nin direncini kırmak hem de halkı korkutmak istiyordu.
Ancak Ebu Hanife, her kamçı darbesinde sabretmiş ve geri adım atmamıştır.
Halife Mansur, O'nu öldürmeye karar verir. En yaygın rivayetlere göre, Halife, O'na zehirli bir içecek göndermiş ve içmesini emretmiştir.
Ebu Hanife bunun ne olduğunu anlamış ve içmek istememiştir. Ancak zorla içirildi. Zehri içtikten kısa süre sonra fenalaşan İmam'ın, vefat edeceğini anladığında abdest alıp namaza durduğu ve son nefesini secdedeyken verdi.
İmam Şafi
5 Abbasi Halifesi gören İmam Şafi Hazretleri, Halife Harun Reşit döneminde İmam Hanefi gibi baskılara maruz kalmıştı.
Ehl-i Beyt yanlısı olduğu gerekçesiyle Harun Reşid'in emriyle Yemen'de tutuklanıp, zincire vurularak Harun Reşid'in karşısına çıkarılmak üzere Bağdat'a gönderilmiş ve idam ile yargılanmıştır.
İşte bu dönemde Ehl-i Beyt'i sevenleri, 'Rafızi' olarak tanımlıyorlardı.
Rafızilik, siyasi anlamda: Mevcut halifeyi tanımayıp ondan, ayrılanlar…
İtikadı anlamda ise Ebubekir ve Ömer'in hilafetini meşru görmeyen, Hz. Ali'nin bizzat Allah tarafında halife seçildiğini ve Peygamber tarafından tayin edildiğine inananlar demek.
Ben, Rafızi'yim
İşte bu şartlar İmam Şafi, Yemen'de tutuklanıp, zincire vurularak Harun Reşid'in karşısına çıkarılmak üzere Bağdat'a götürülürken yolda:
"Ey binekli! Mina'daki kum tepesinde dur ve oradaki Hayf mescidinde (Peygamber Efendimizin (s.a.a.v.) Veda Haccı sırasında namaz kıldığı ve hutbe irat ettiği mescit) yatanlara ve ayaktakilere seslen; Sabah vakti, Mina'da akan nehir gibi akıp giden hacılar şahit olsun ki; Eğer Al-i Muhammed'i sevmek Rafizilikse, cinler ve insanlar şahit olsun ki ben, Rafiziyim!"
İmam Malik
İmam Malik, Hz. Ali'nin soyundan Hz. Hasan'ın torunlarından gelen Muhammed b. Abdullah, Abbasi halifesi Mansur'a karşı başlattığı hareketi desteklemiştir.
'Zorla yapılan biatin geçerli olmadığına' fetvası nedeniyle Medine valisi tarafından tutuklanmış, kolları omuzlarından çıkana kadar kırbaçlanmış ve teşhir edilmiştir. Buna rağmen geri adım atmamıştır.
İmam Malik, Medine'de Hz. Ali'nin soyundan gelen birini gördüğünde ayağa kalkar, onlara olan saygısını her fırsatta gösterirdi. Onun için Ehl-i Beyt, ilmin ve sünnetin canlı birer abidesiydi.
Ahmed b. Hanbel
Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmed b. Hanbel, Ehl-i Beyt'in unutturulmaya çalışıldığı, hadisler üzerinde oynamalar yapıldığı o dönemde Ehl-i Beyt'in faziletlerini savunan ve kayıt altına alan en önemli Sünni alimlerden biridir.
Meşhur eseri Müsned ve Fazailu's-Sahabe kitabında Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in üstünlüklerine dair yüzlerce hadis nakletmiştir.
O dönemde bazı çevrelerin, Hz. Ali'yi unutturma çabalarına karşı, onun faziletlerini en gür sesle o haykırmıştır.
'Resulullah'ın ashabından hiçbirisi hakkında, Ali bin Ebu Talip hakkında gelen sahih faziletler kadar rivayet gelmemiştir' sözü Ahmed b. Hanbel'e aittir.
Prof. Dr. Haydar Baş
"Eğer Şiilik Hz. Ali'yi sevmekse, ben herkesten daha fazla Şii'yim. Eğer Sünnilik mezhep imamlarının yolundan gitmekse; ben Ebu Hanife gibi Sünni'yim, ben İmam Şafii gibi Sünni'yim, ben İmam Malik gibi Sünni'yim, ben Ahmed bin Hanbel gibi Sünni'yim.
Neden mi? Çünkü İmam-ı Azam Ebu Hanife, Ehl-i Beyt İmamı Zeyd bin Ali'nin yanındaydı, ona destek verdiği için hapislerde çürüdü.
İmam Şafii, 'Ehl-i Beyt'i sevmek Rafızilikse, bütün dünya şahit olsun ki ben Rafiziyim' dediği için zincire vuruldu.
İmam Malik, Ehl-i Beyt'e sahip çıktığı için kolları omuzlarından çıkana kadar kırbaçlandı.
Eğer bu imamlar Ehl-i Beyt uğruna canlarını, mallarını ve kanlarını ortaya koymuşlarsa ve Sünnilik onların yoluysa; o halde gerçek Sünnilik Ehl-i Beyt'in merkezinde saf tutmaktır. Ben işte bu manada, bu imamların duruşuyla Sünni'yim."
"Cenab-ı Hak, Sünni kardeşlerimizin gönlünü Şii, Alevi ve Caferi kardeşlerimize; Şii, Alevi ve Caferi kardeşlerimizin gönlünü de Sünni kardeşlerimize sonuna kadar açsın.
Biz hepimiz biriz, beraberiz. Bizim bir tane Allah'ımız var, bir tane Peygamber'imiz var, bir tane Kitab'ımız var.
Hepimizin ortak paydası ve İslam'ın genelkurmay başkanı İmam Ali Efendimizdir, Ehl-i Beyt'tir.
Aramıza nifak sokmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Sünni, Şii, Alevi; hepimiz 'Lailaheillallah Muhammedürresulullah' diyen, kıblesi bir olan kardeşleriz. Ehl-i Beyt sevgisi bizi birleştiren en büyük güçtür. Allah bu birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin."
Amin.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Mazlumun olduğu yerde tarafsızlık, zalime ortaklıktır / 31.03.2026
- Ben, senin gibi değil Mezhep İmamlarımız gibi Sünni’yim / 30.03.2026
- Yusuf Kaplan, Fethullah Gülen’in rolüne mi soyundu? / 29.03.2026
- Bu savaş, ABD-İsrail ile İslam’ın savaşıdır / 27.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
- Bahçeli’nin başlattığı Erdoğan’ın sırtlandığı süreç nereye gidiyor? / 24.03.2026
- İran’ı kınayanlar, kınanacakları günden habersiz mi? / 23.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -2- / 22.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -1- / 21.03.2026
- Ben, senin gibi değil Mezhep İmamlarımız gibi Sünni’yim / 30.03.2026
- Yusuf Kaplan, Fethullah Gülen’in rolüne mi soyundu? / 29.03.2026
- Bu savaş, ABD-İsrail ile İslam’ın savaşıdır / 27.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
- Bahçeli’nin başlattığı Erdoğan’ın sırtlandığı süreç nereye gidiyor? / 24.03.2026
- İran’ı kınayanlar, kınanacakları günden habersiz mi? / 23.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -2- / 22.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -1- / 21.03.2026

























































