HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 16 EYLÜL 2021, PERŞEMBE

Bizans Oyunları - 7 Yeni Osmanlıcılık

22.04.2021 00:00:00

Birleşmiş Milletler adlı örgüt, her ne kadar bütün devletlere açık olsa da, bütün devletlere eşit mesafede olma ve bütün devletlerin eşit şekilde temsil edilmesi ve eşit oy haklarına sahip olmaları konuları başta olmak üzere, çağdaş demokrasi ve uluslararası hukukun temel prensipleri ile ters düşen yapısı ve işleyişi var; daimi üyelik statüsü, alınan kararları veto edebilme hakkı gibi. Kurulduğu günden beri batı dünyasının düşüncelerine ve değerlerine göre hareket ettiği bir gerçek. Zamanla ABD ağırlığını giderek arttırmış, örgütün bütün faaliyetlerinde belirleyici olma isteğini hayata geçirmeye büyük ölçüde muvaffak olmuştur. İkiz yasalara konu olan sözleşmelerin Birleşmiş Milletler'de kabul edildiği 1966 yılında dünyadaki siyasî tablo, bir tarafta demokrasi ve kapitalist ekonomiyi benimsemiş ABD ve Avrupa ülkelerinin başı çektiği, askerî kanadını NATO'nun oluşturduğu bloğun; diğer tarafta komünist ideolojiyi benimseyerek devlet yönetimi ve ekonomik yapısını buna göre şekillendirmiş, askerî kanadını da Varşova Paktı'nın oluşturduğu bloğun yer aldığı bir manzara sunmaktaydı. Soğuk savaş dönemi de denilen bu devir, dünya hâkimiyeti için iki bloğun doğrudan veya dolaylı yollardan amansız bir mücadele yürüttüğü yıllar olmuştur. Gerek emperyalist bir gelenekten gelen batı bloğunun tarihindeki Amerikan Bağımsızlık Savaşı ve Fransız Devrimi'nden bu yana gerçekleşen burjuva demokratik devrimlerde, gerekse ulusal kurtuluş savaşları ve sosyalist devrimlerde temel ilkelerden biri, "ulusların kendi kaderini belirleme hakkı" idi. Bu sebeple, iki bloğun üyesi olan ülkeler de, kendi bakış açılarına göre bir taraftan bu mücadelede karşı bloğa zarar vermek ve dağıtmak için bu sözleşmeleri kullandı, diğer taraftan başka ülkelerin kaynaklarına el koyup sömürü düzenlerini devam ettirmek için. Sovyetler Birliği, komünizmin çözümsüzlükleri ile daha erken yıkılan taraf olurken, ayrılan devletlerin söylemlerinin ikiz sözleşmelerin içeriği ile ne denli uyumlu olduğu gözden ırak tutulmamalıdır. Yugoslavya'nın bölünmesinde de ikiz sözleşmeler, batı bloğu adına üzerine düşeni pek ala yerine getirmiştir.

Bahsi geçen iki sözleşmede gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta var. Kendi kaderini tayin etmesi konusu edilenlerden, önceden olduğu gibi "ulus" değil "halk" olarak söz edilmektedir. Halk kavramından neyin kastedildiği ise tam olarak tanımlanmamıştır. Etnik kökene, inanç temeline, ideolojiye veya başka bir kavrama dayandırılarak ayrı ayrı halklar tanımlamak mümkün olacak şekilde, bu mevzu ucu açık olarak bırakılmıştır. İkiz Sözleşmeleri uygulamak Avrupa Birliği'nin reisleri, Almanya, İngiltere, Fransa gibi ülkeler için fazla bir sorun yaratmıyor. Çünkü bu ülkelerde yalnız demokratik devrim ve sanayi devrimi değil, "uluslaşma" süreci de tamamlanmıştır. Dinler, cemaatler, etnik yapılar, kapitalizmin serbest piyasa çarkları arasında ortak bir dil ve kültür oluşumuyla kaynaşıp homojen bir bütün haline gelmiştir. Bazı sakıncalar söz konusu ise de, getirisi daha fazla olduğu için emperyalist ülkeler onları göze alabiliyorlar. Peki, nedir bu getiri? Sömürüyü sürdürmek için dünyanın diğer uluslarını parçalamak! Ezilen Dünya'yı olabildiğince küçük parçalara, kukla devletçiklere, emirliklere, beyliklere bölmek!

Ulusalcı yazarlar, bu nedenle ikiz yasalar için değişik tanımlar kullandılar. Kimi ulusalcı yazarlar 'seksen yılın en büyük komplosu', kimisi 'ikiz ihanet sözleşmeleri', bir kısmı 'Türkiye'yi parçalama yasaları', bazıları 'Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine yerleştirilen dinamitler', diğer bir grup 'yeni Sevr antlaşmaları', başkaları da 'emperyalizmin elindeki en etkili koz ve silah, ABD'nin Türkiye'ye Yugoslavya benzeri bir müdahale için hukukî gerekçeler zemini' diyerek taşıdıkları kaygıları dile getirdiler.

Hatırlayalım, 29 Mayıs 2003 tarihinde toplanan Dışişleri Komisyonu'nda ikiz sözleşmeler görüşülürken, Genelkurmay temsilcileri "Sözleşme hükümlerinin BM'nin amaç ve ilkeleri bağlamında, ulusal birlik ve bütünlüğe aykırı yorumlanamayacağı" şeklinde bir ibare eklenmesini önerdiler. CHP, Genelkurmay temsilcisini destekledi ve komisyon raporuna muhalefet etti. Ancak komisyon, tasarının aynen kabulüne karar verdi. 

İkiz Sözleşmeler 4 Haziran 2003'te TBMM Genel Kurulu'nda kanun haline getirilirken ise, CHP'liler hep birden kabul oyu verdiler. CHP yöneticileri bir dönem kabul oylarını aklamak için, Komisyon raporuna muhalefet ettiklerini unutarak sözleşmenin bir sakınca getirmediğini öne sürdüler.

Bu yasalar hakkında endişe taşıyan tek kurum Genelkurmay değildi. İstanbul Barosu 13 Haziran 2003 tarihli raporunda şöyle demekteydi: "Üstelik bu sözleşmeleri onaylayan TBMM'nin daha sonra bu sözleşmelerin içeriğini değiştirme olanağı da yoktur. Ayrıca, Anayasanın 15. maddesinde; savaş, seferberlik, sıkıyönetim gibi olağanüstü hallerde dahi bu sözleşmelerde yer alan 'hakların' kısıtlanamayacağı öngörülmüştür. Bu sözleşmelerde yer alan ortak hükümle, BM bünyesinde oluşturulacak komisyon ve komiteler, Türkiye`de denetim yapma ve iç işlerimize doğrudan müdahale etme olanağına kavuşuyorlar…"

 
Hüseyin Kuloğlu / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

22.04.2020, 22.04.2019, 22.04.2018, 22.04.2017, 22.04.2016, 22.04.2015, 22.04.2014, 22.04.2013, 22.04.2012, 22.04.2011, 22.04.2010, 22.04.2009, 22.04.2008, 22.04.2007, 22.04.2006, 22.04.2005, 22.04.2004, 22.04.2003, 22.04.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.