logo
02 TEMMUZ 2026

BTP mahalle buluşmaları devam ediyor: bu seferki adres Üsküdar Yavuztürk Mahallesi

Bağımsız Türkiye Partisi'nin Türkiye genelinde sürdürdüğü mahalle ve komşu buluşmaları hız kesmeden devam ediyor. Teşkilat çalışmalarının temelini oluşturan vatandaş odaklı saha programları kapsamında bu kez adres Üsküdar Yavuztürk Mahallesi oldu

02.07.2026 19:47:00
Hasan Gündoğdu
 
BTP mahalle buluşmaları devam ediyor: bu seferki adres Üsküdar Yavuztürk Mahallesi
BTP mahalle buluşmaları devam ediyor: bu seferki adres Üsküdar Yavuztürk Mahallesi
Programa BTP Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi katıldı. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada Kepekçi, mahalle sakinleriyle uzun süre sohbet ederek sorunları, talepleri ve çözüm önerilerini dinledi.
 
Toplantıda yalnızca ülke gündemi değil, mahalle sakinlerinin günlük yaşamını doğrudan etkileyen yerel problemler de ayrıntılı şekilde ele alındı.







Gündemin İlk Sırası: Yavuztürk'ün İmar Sorunu
 
Toplantıda vatandaşların en fazla dile getirdiği konu, yıllardır çözüme kavuşmayı bekleyen Yavuztürk Mahallesi'nin imar ve kentsel dönüşüm sorunu oldu.
 
Mahalle sakinleri, yaşanan belirsizliklerin hem ekonomik hem de sosyal açıdan kendilerini olumsuz etkilediğini ifade ederek, vatandaşın haklarını koruyan, adil ve şeffaf bir dönüşüm süreci talep ettiklerini dile getirdi.
 
Sorunları dikkatle dinleyen Kepekçi, şehirleşmenin yalnızca betonlaşma olarak görülmemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
 
"Bir şehir, içinde yaşayan insanların huzuru kadar değerlidir. Devletin görevi yalnızca binalar yapmak değil; insanların güven içerisinde yaşayabileceği mahalleler oluşturmaktır. Kentsel dönüşüm vatandaşın mağdur edildiği değil, yaşam kalitesinin yükseltildiği bir süreç olmalıdır."







"Sosyal Devlet Vatandaşını Kaderiyle Baş Başa Bırakamaz"
 
Konuşmasının önemli bölümünü Bağımsız Türkiye Partisi'nin sosyal devlet anlayışına ayıran Kepekçi, BTP'nin insanı merkeze alan bir yönetim modeli savunduğunu ifade etti.
 
Sosyal devletin yalnızca yardım yapan bir yapı olmadığını belirten Kepekçi, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Vatandaşın eğitim hakkı, sağlık hakkı, barınma hakkı ve insanca yaşayabileceği gelir düzeyi devlet güvencesinde olmalıdır. Devlet vatandaşını yoksullukla mücadele etmek zorunda bırakan değil, ona güçlü bir yaşam standardı sağlayan kurumdur."
 
Kepekçi, ekonomik politikaların temel hedefinin yalnızca büyüme rakamları değil, vatandaşın refah seviyesini yükseltmek olması gerektiğini söyledi.
 
"Prof. Dr. Haydar Baş Yıllar Önce Bugünleri Anlatmıştı"
 
Programda Türkiye'nin yer altı zenginlikleri ve doğal kaynakları da gündeme geldi.
 
Kepekçi, Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar boyunca Türkiye'nin sahip olduğu maden rezervlerine dikkat çektiğini hatırlatarak şöyle konuştu:
 
"Önce 'Türkiye'de maden yok' denildi. Ardından 'Maden var ama ekonomik olarak çıkarılamaz' denildi. Bugün ise aynı kaynakların işletilmesi için binlerce ruhsatın dağıtıldığını görüyoruz."
 
Türkiye'nin sahip olduğu stratejik kaynakların millet adına değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kepekçi, madenlerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik açısından da stratejik öneme sahip olduğunu ifade etti.
 
Resmî verilere göre son yıllarda Türkiye'de binlerce maden işletme ruhsatı verilmiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre 2023 yılı itibarıyla Türkiye'de faaliyette olan 4 bin 317 ruhsatlı maden bulunmaktadır. MAPEG verilerine dayandırılan çalışmalarda ise 2008–2023 döneminde verilen toplam maden ruhsatı sayısının 386 bine ulaştığı ifade edilmektedir.
 
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kepekçi, asıl tartışılması gereken hususun ruhsat sayısı değil, bu kaynaklardan elde edilen zenginliğin kime hizmet ettiği olduğunu belirtti.
 
"Bir beldenin toprağının altında bulunan madenler, öncelikle o beldede yaşayan vatandaşların ortak hakkıdır." diyen Kepekçi, verilen ruhsatlarla oluşan ekonomik değerin çoğu zaman yerel halka değil, belirli şirketlere kazanç sağladığını ifade etti.
 
BTP'nin bu konuda farklı bir model ortaya koyduğunu vurgulayan Kepekçi, Prof. Dr. Haydar Baş'ın geliştirdiği Milli Ekonomi Modeli kapsamında madenlerin devlet-vatandaş ortaklığı esas alınarak işletileceğini söyledi.
 
Kepekçi, "Biz madenleri sadece yer altından çıkarılacak bir hammadde olarak görmüyoruz. O maden, bulunduğu bölgenin kalkınmasının lokomotifi olmalıdır. BTP iktidarında madenlerden elde edilen gelir, hem devletimize güç katacak hem de o bölgede yaşayan vatandaşlarımızın refahına doğrudan yansıyacaktır." dedi.
 
Bu anlayışın Dar Bölge Geniş Kalkınma Modeli ile destekleneceğini ifade eden Kepekçi, her bölgenin kendi doğal kaynakları, üretim kapasitesi ve ekonomik potansiyeli üzerinden kalkınacağını belirterek, "Anadolu'nun zenginliği Anadolu'da kalacak. Yer altındaki servet birkaç kişinin değil, milletin serveti olacaktır. Böylece yerel halk, kendi toprağının zenginliğini gerçekten yaşayacak; göç veren değil göç alan, üreten ve zenginleşen şehirler inşa edilecektir." ifadelerini kullandı.
 
Kepekçi, "Bizim anlayışımıza göre yer altı kaynakları birkaç şirketin değil, 86 milyon vatandaşın ortak zenginliğidir." dedi. 
 
Dolar Hegemonyasına Karşı Milli Paralarla Ticaret
 
Konuşmasının devamında küresel ekonomi ve dış ticaret sistemini değerlendiren Kepekçi, bugün dünyanın önemli sorunlarından birinin dolar merkezli finans sistemi olduğunu ifade etti.
 
BTP'nin yıllardır savunduğu Milli Ekonomi Modelinin bu noktada önemli bir alternatif sunduğunu belirten Kepekçi şunları söyledi:
 
"Bugün birçok ülke dolar bağımlılığını azaltmanın yollarını arıyor. Biz ise bunu yıllardır söylüyoruz. Ülkeler kendi milli paralarıyla ticaret yapmalı, üretim ekonomisine dönmeli ve faiz merkezli finans sisteminden uzaklaşmalıdır."
 
Kepekçi, ekonomik bağımsızlığın siyasi bağımsızlığın da temeli olduğunu vurguladı.
 
"Biz Seçimden Seçime Değil, Her Gün Sahadayız"
 
Toplantının sonunda teşkilat çalışmalarına da değinen Kepekçi, Bağımsız Türkiye Partisi'nin siyaset anlayışının seçim dönemleriyle sınırlı olmadığını ifade etti.
 
Ocak ayından bu yana Türkiye'nin dört bir yanında mahalle buluşmaları, ev toplantıları, komşu ziyaretleri, esnaf gezileri ve sivil toplum kuruluşu ziyaretleri gerçekleştirildiğini belirten Kepekçi, bu çalışmaların vatandaşla siyaset arasındaki mesafeyi ortadan kaldırmayı amaçladığını söyledi.
 
"Bizim siyaset anlayışımız kürsülerden konuşmak değil; vatandaşın evine gitmek, derdini dinlemek ve çözümü birlikte üretmektir. Mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev dolaşmaya devam edeceğiz."
 
Buluşmalar Türkiye Genelinde Sürecek
 
Program, vatandaşların sorularının cevaplanması ve karşılıklı sohbetlerle sona erdi.
 
Bağımsız Türkiye Partisi yetkilileri, mahalle ve komşu buluşmalarının önümüzdeki dönemde de Türkiye'nin farklı il ve ilçelerinde devam edeceğini belirterek, vatandaşın sesini doğrudan dinlemeye ve çözüm önerilerini yerinde paylaşmaya devam edeceklerini ifade etti.
 
BTP, insanı merkeze alan siyaset anlayışıyla, yalnızca seçim dönemlerinde değil yılın her günü sahada olmayı ve milletle birlikte yürümeyi sürdürüyor.

Mersin'de acı olay

Mersin'de doğum gününde hayatını kaybeden Bilal Şimşek, nikah günü ise gözyaşları arasında toprağa verildi

02.07.2026 12:37:00
İhlas Haber Ajansı
 
Mersin'de acı olay
Mersin'de acı olay
Mersin'de doğum gününde geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybeden Bilal Şimşek, nikah günü ise gözyaşları arasında dualarla toprağa verildi.






Olay, dün Erdemli ilçesi Koramşalı Mahallesi'nde meydana geldi. Bilal Şimşek patpat diye tabir edilen tarım aracıyla kiraz taşırken kaza geçirdi. Taklalar atan aracın altında kalan Şimşek, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Şimşek'in doğum gününde hayatını kaybettiği, bugün de Erdemli Belediyesi Evlendirme Memurluğunda Eda Kıllı ile resmi nikahının olduğu öğrenildi. Doğum gününde vefat eden Şimşek'in cenazesi hastane morgundan evine götürülüp helallik alındı. Daha sonra mezarlığa götürülen Şimşek'in naaşı, kılınan cenaze namazının ardından dualarla toprağa verildi. Nikahı olacağı gün defnedilen Şimşek'in cenaze törenine Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara, mahalleli, yakınları ve aileler katıldı.








Şimşek'in akrabalarından Ercüment Çağlayanlar, "Dün rahmetlinin doğum günüydü, bugün de nikahı vardı. Maalesef elim bir kaza sonucu toprağa verdik" dedi.








Koramşalı Mahalle Muhtarı Hasan Kurt, mahalle için çok zor ve üzücü bir olay yaşadıklarını, nikah beklerken kazanın yaşandığını söyledi.

Hukuk sustuğunda sokak konuşur

Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir

28.06.2026 10:29:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir.

Ancak son dönemde kamuoyunun adalet sistemine olan inancında ciddi bir kırılma yaşandığını görüyoruz. Bireylerin hukukun kendilerini koruduğuna, suçluyu cezalandırdığına ve mağdurun hakkını teslim ettiğine dair inancı zayıfladığında, toplumlar çok tehlikeli bir eşiğe sürükleniyor: Kendi adaletini arama ve ihkak-ı hak eğilimi.

Peki, bir toplum nasıl olur da kurumsal adaletten umudunu kesip kendi adaletini uygulama noktasına gelir? Gelin, bu tehlikeli dönüşümün anatomisine birlikte bakalım.







Adım Adım Güven Kaybı: Kurumsal Çöküşten Sosyal Kaosa

Adalet sistemine güvenin kaybolması bir gecede gerçekleşmez. Bu, bir dizi sistemik tıkanıklığın ve çaresizlik hissinin üst üste binmesiyle oluşan kronik bir süreçtir:

1. Cezasızlık Algısı ve Geciken Kararlar: "Geç gelen adalet, adalet değildir" sözünün somutlaştığı aşamadır bu. Yıllar süren davalar, infaz yasalarındaki boşluklar veya denetimli serbestlik sınırlarının esnekliği nedeniyle suçluların sokakta rahatça gezmesi, kamuoyunda "Suç işleyen cezasız kalıyor" algısını kökleştirir.

2. Hukuki Yalnızlık ve Çaresizlik Hissi: Mağdurun, devletin koruyucu zırhından mahrum kaldığını hissettiği andır. Birey, maruz kaldığı haksızlık veya şiddet karşısında yasal mekanizmaların işlevsiz kaldığını gördüğünde, kurumsal yapılardan psikolojik olarak kopar ve derin bir çaresizlik hissine kapılır.







3. Sosyal Medya Adaleti ve Dijital Mahkemeler: Geleneksel mahkemelerden umudunu kesen kitleler, davaları sosyal medya platformlarına taşır. Hashtag'ler vasıtasıyla "dijital mahkemeler" kurulur, sanıklar daha hakim karşısına çıkmadan toplum vicdanında mahkum edilir. Sosyal medyanın baskısıyla açılan soruşturmalar veya değişen kararlar, adalet sisteminin bağımsızlığına indirilen en büyük darbelerden biri olur.

4. Bireysel Adalet ve İhkak-ı Hak: Sürecin en karanlık noktasıdır. Devletin şiddet kullanma tekelini ve yargı yetkisini kaybettiği algısı yerleştiğinde, bireyler veya gruplar kendi adaletlerini kendileri sağlamaya kalkışır. Sokak kavgalarının infaza dönüşmesi, linç girişimleri, mafyatik yapılardan medet umma ve bireysel silahlanma bu aşamada tırmanışa geçer.







Orman Kanununa Dönüş Riski

Sosyologlar ve hukukçular, adalete inancın kaybolduğu bir toplumun "hukuk devleti" vasfını yitirerek hızlıca bir "orman kanunu" ortamına gerileyeceği konusunda hemfikir. Hukuk sisteminin işlevini yitirmesi, suç oranlarını artırmakla kalmaz; aynı zamanda ticari hayatı, yatırımları ve en önemlisi toplumsal barışı da felç eder. Kimsenin yarınından emin olmadığı bir iklimde, en temel insani güven duygusu yok olur.







Meselenin Özü: Adalet, yalnızca suçlunun cezalandırılması değil, toplumun vicdanen tatmin edilmesidir. Vicdanların kurumsal yollarla teskin edilmediği her boşluk, bireysel öfke, intikam duygusu ve kontrolsüz şiddet tarafından doldurulmaya mahkumdur.






Bu tehlikeli gidişatın durdurulmasının tek yolu; yargı bağımsızlığının koşulsuz şartsız güvence altına alınması, infaz sisteminin caydırıcı hale getirilmesi ve hukukun "güçlünün kalkanı" değil, "haklının kılıcı" olduğunun topluma yeniden uygulamalarla kanıtlanmasıdır.

Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk


Kamerya Arnavutlarına yönelik katliamın 82. yılı dolayısıyla, Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldı.

27.06.2026 13:48:00
AA
 
 Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk
 Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk

Kamerya Arnavutlarına yönelik katliamın 82. yılı dolayısıyla, Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldı. Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu öncülüğünde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları üyeleri, konsolosluk önünde toplandı. Ellerinde Türk bayrakları taşıyan grup, konsolosluk önüne üzerinde "Çamerya katliamını unutmadık, unutturmayacağız" yazılı siyah çelenk bıraktı.







Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Sekreteri İsmail Kocaköse, yaptığı açıklamada, Yunanistan'ın 1944-1945 döneminde Çamerya Arnavutlarına yönelik yaşanan olaylarla ilgili sorumluluğuyla yüzleşmesi gerektiğini söyledi. Kocaköse, kendini medeniyetin beşiği olarak tanımlayan Yunanistan'ın geçmişiyle yüzleşemediğini belirterek, "Bu dönemde 2 bin 900 erkek, 214 kadın ve 96 çocuk öldürülmüş, 745 kadına tecavüz edilmiş, 68 köyde 5 bin 800 ev yakılmış, göçe zorlanan binlerce insan da yollarda hayatını kaybetmiştir" ifadelerini kullandı.






Yunanistan'da "Türk" kelimesi yasak

Yunanistan'ın bugün de Batı Trakya Türklerinin Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan eğitim, inanç ve örgütlenme haklarını ihlal etmeyi sürdürdüğünü dile getiren Kocaköse, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 27 Mart 2008 tarihli kararına rağmen, adında "Türk" kelimesi bulunan derneklerin haklarının yıllardır fiilen tanınmadığını aktardı.
Kocaköse, "Türkiye aleyhine yürütülen nefret söylemleri ve seçim dönemlerinde komşuluk ilişkilerini zedeleyen politikalar iki halk arasındaki tarihi dostluğa zarar vermektedir. Türk ve Yunan halkları düşman değildir. Yunan siyasetçilerini insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne uygun davranmaya davet ediyoruz. Yaptığınız katliamları unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.