logo
02 TEMMUZ 2026

BTP mahalle buluşmaları devam ediyor: bu seferki adres Üsküdar Yavuztürk Mahallesi

Bağımsız Türkiye Partisi'nin Türkiye genelinde sürdürdüğü mahalle ve komşu buluşmaları hız kesmeden devam ediyor. Teşkilat çalışmalarının temelini oluşturan vatandaş odaklı saha programları kapsamında bu kez adres Üsküdar Yavuztürk Mahallesi oldu

02.07.2026 19:47:00
Hasan Gündoğdu
 
BTP mahalle buluşmaları devam ediyor: bu seferki adres Üsküdar Yavuztürk Mahallesi
BTP mahalle buluşmaları devam ediyor: bu seferki adres Üsküdar Yavuztürk Mahallesi
Programa BTP Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi katıldı. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada Kepekçi, mahalle sakinleriyle uzun süre sohbet ederek sorunları, talepleri ve çözüm önerilerini dinledi.
 
Toplantıda yalnızca ülke gündemi değil, mahalle sakinlerinin günlük yaşamını doğrudan etkileyen yerel problemler de ayrıntılı şekilde ele alındı.







Gündemin İlk Sırası: Yavuztürk'ün İmar Sorunu
 
Toplantıda vatandaşların en fazla dile getirdiği konu, yıllardır çözüme kavuşmayı bekleyen Yavuztürk Mahallesi'nin imar ve kentsel dönüşüm sorunu oldu.
 
Mahalle sakinleri, yaşanan belirsizliklerin hem ekonomik hem de sosyal açıdan kendilerini olumsuz etkilediğini ifade ederek, vatandaşın haklarını koruyan, adil ve şeffaf bir dönüşüm süreci talep ettiklerini dile getirdi.
 
Sorunları dikkatle dinleyen Kepekçi, şehirleşmenin yalnızca betonlaşma olarak görülmemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
 
"Bir şehir, içinde yaşayan insanların huzuru kadar değerlidir. Devletin görevi yalnızca binalar yapmak değil; insanların güven içerisinde yaşayabileceği mahalleler oluşturmaktır. Kentsel dönüşüm vatandaşın mağdur edildiği değil, yaşam kalitesinin yükseltildiği bir süreç olmalıdır."







"Sosyal Devlet Vatandaşını Kaderiyle Baş Başa Bırakamaz"
 
Konuşmasının önemli bölümünü Bağımsız Türkiye Partisi'nin sosyal devlet anlayışına ayıran Kepekçi, BTP'nin insanı merkeze alan bir yönetim modeli savunduğunu ifade etti.
 
Sosyal devletin yalnızca yardım yapan bir yapı olmadığını belirten Kepekçi, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Vatandaşın eğitim hakkı, sağlık hakkı, barınma hakkı ve insanca yaşayabileceği gelir düzeyi devlet güvencesinde olmalıdır. Devlet vatandaşını yoksullukla mücadele etmek zorunda bırakan değil, ona güçlü bir yaşam standardı sağlayan kurumdur."
 
Kepekçi, ekonomik politikaların temel hedefinin yalnızca büyüme rakamları değil, vatandaşın refah seviyesini yükseltmek olması gerektiğini söyledi.
 
"Prof. Dr. Haydar Baş Yıllar Önce Bugünleri Anlatmıştı"
 
Programda Türkiye'nin yer altı zenginlikleri ve doğal kaynakları da gündeme geldi.
 
Kepekçi, Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar boyunca Türkiye'nin sahip olduğu maden rezervlerine dikkat çektiğini hatırlatarak şöyle konuştu:
 
"Önce 'Türkiye'de maden yok' denildi. Ardından 'Maden var ama ekonomik olarak çıkarılamaz' denildi. Bugün ise aynı kaynakların işletilmesi için binlerce ruhsatın dağıtıldığını görüyoruz."
 
Türkiye'nin sahip olduğu stratejik kaynakların millet adına değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kepekçi, madenlerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik açısından da stratejik öneme sahip olduğunu ifade etti.
 
Resmî verilere göre son yıllarda Türkiye'de binlerce maden işletme ruhsatı verilmiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre 2023 yılı itibarıyla Türkiye'de faaliyette olan 4 bin 317 ruhsatlı maden bulunmaktadır. MAPEG verilerine dayandırılan çalışmalarda ise 2008–2023 döneminde verilen toplam maden ruhsatı sayısının 386 bine ulaştığı ifade edilmektedir.
 
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kepekçi, asıl tartışılması gereken hususun ruhsat sayısı değil, bu kaynaklardan elde edilen zenginliğin kime hizmet ettiği olduğunu belirtti.
 
"Bir beldenin toprağının altında bulunan madenler, öncelikle o beldede yaşayan vatandaşların ortak hakkıdır." diyen Kepekçi, verilen ruhsatlarla oluşan ekonomik değerin çoğu zaman yerel halka değil, belirli şirketlere kazanç sağladığını ifade etti.
 
BTP'nin bu konuda farklı bir model ortaya koyduğunu vurgulayan Kepekçi, Prof. Dr. Haydar Baş'ın geliştirdiği Milli Ekonomi Modeli kapsamında madenlerin devlet-vatandaş ortaklığı esas alınarak işletileceğini söyledi.
 
Kepekçi, "Biz madenleri sadece yer altından çıkarılacak bir hammadde olarak görmüyoruz. O maden, bulunduğu bölgenin kalkınmasının lokomotifi olmalıdır. BTP iktidarında madenlerden elde edilen gelir, hem devletimize güç katacak hem de o bölgede yaşayan vatandaşlarımızın refahına doğrudan yansıyacaktır." dedi.
 
Bu anlayışın Dar Bölge Geniş Kalkınma Modeli ile destekleneceğini ifade eden Kepekçi, her bölgenin kendi doğal kaynakları, üretim kapasitesi ve ekonomik potansiyeli üzerinden kalkınacağını belirterek, "Anadolu'nun zenginliği Anadolu'da kalacak. Yer altındaki servet birkaç kişinin değil, milletin serveti olacaktır. Böylece yerel halk, kendi toprağının zenginliğini gerçekten yaşayacak; göç veren değil göç alan, üreten ve zenginleşen şehirler inşa edilecektir." ifadelerini kullandı.
 
Kepekçi, "Bizim anlayışımıza göre yer altı kaynakları birkaç şirketin değil, 86 milyon vatandaşın ortak zenginliğidir." dedi. 
 
Dolar Hegemonyasına Karşı Milli Paralarla Ticaret
 
Konuşmasının devamında küresel ekonomi ve dış ticaret sistemini değerlendiren Kepekçi, bugün dünyanın önemli sorunlarından birinin dolar merkezli finans sistemi olduğunu ifade etti.
 
BTP'nin yıllardır savunduğu Milli Ekonomi Modelinin bu noktada önemli bir alternatif sunduğunu belirten Kepekçi şunları söyledi:
 
"Bugün birçok ülke dolar bağımlılığını azaltmanın yollarını arıyor. Biz ise bunu yıllardır söylüyoruz. Ülkeler kendi milli paralarıyla ticaret yapmalı, üretim ekonomisine dönmeli ve faiz merkezli finans sisteminden uzaklaşmalıdır."
 
Kepekçi, ekonomik bağımsızlığın siyasi bağımsızlığın da temeli olduğunu vurguladı.
 
"Biz Seçimden Seçime Değil, Her Gün Sahadayız"
 
Toplantının sonunda teşkilat çalışmalarına da değinen Kepekçi, Bağımsız Türkiye Partisi'nin siyaset anlayışının seçim dönemleriyle sınırlı olmadığını ifade etti.
 
Ocak ayından bu yana Türkiye'nin dört bir yanında mahalle buluşmaları, ev toplantıları, komşu ziyaretleri, esnaf gezileri ve sivil toplum kuruluşu ziyaretleri gerçekleştirildiğini belirten Kepekçi, bu çalışmaların vatandaşla siyaset arasındaki mesafeyi ortadan kaldırmayı amaçladığını söyledi.
 
"Bizim siyaset anlayışımız kürsülerden konuşmak değil; vatandaşın evine gitmek, derdini dinlemek ve çözümü birlikte üretmektir. Mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev dolaşmaya devam edeceğiz."
 
Buluşmalar Türkiye Genelinde Sürecek
 
Program, vatandaşların sorularının cevaplanması ve karşılıklı sohbetlerle sona erdi.
 
Bağımsız Türkiye Partisi yetkilileri, mahalle ve komşu buluşmalarının önümüzdeki dönemde de Türkiye'nin farklı il ve ilçelerinde devam edeceğini belirterek, vatandaşın sesini doğrudan dinlemeye ve çözüm önerilerini yerinde paylaşmaya devam edeceklerini ifade etti.
 
BTP, insanı merkeze alan siyaset anlayışıyla, yalnızca seçim dönemlerinde değil yılın her günü sahada olmayı ve milletle birlikte yürümeyi sürdürüyor.

Alanya'da otelin çatı katında yangın: Konaklayan misafirler tedbir amaçlı tahliye edildi

Antalya'nın Alanya ilçesinde 3 yıldızlı bir otelin çatı katında gece saatlerinde çıkan yangın korkuttu. Olayda yaralanan ya da dumandan etkilenen olmazken, otelde konaklayan misafirler tedbir amacıyla tahliye edildi

02.07.2026 02:30:00
İHA
 
Alanya'da otelin çatı katında yangın: Konaklayan misafirler tedbir amaçlı tahliye edildi
Alanya'da otelin çatı katında yangın: Konaklayan misafirler tedbir amaçlı tahliye edildi
Yangın, saat 00.30 sıralarında Cumhuriyet Mahallesi Ahmet Tokuş Caddesi üzerinde bulunan 3 yıldızlı bir otelin çatı katında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, otelin çatı bölümünden yükselen dumanları ve alevleri fark eden otel görevlileri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.








İhbar üzerine bölgeye çok sayıda Alanya Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekibi, polis, sağlık ekipleri ve AFAD personeli sevk edildi. Otelde bulunan yerli ve yabancı turistler ile personel, ekiplerin yönlendirmesi doğrultusunda kısa sürede güvenli şekilde tahliye edildi. Tahliye sırasında herhangi bir panik yaşanmaması için polis ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi alırken, sağlık ekipleri de olması muhtemel bir olumsuzluğa karşı hazır bekletildi.








Kısa sürede olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, çatı katını saran alevlere müdahale etti. Yaklaşık 1 saat devam eden çalışmaların ardından yangın kontrol altına alınarak tamamen söndürüldü. Ekipler, yangının yeniden başlamaması için çatı bölümünde uzun süre soğutma çalışması gerçekleştirdi. Yangında dumandan etkilenen ya da yaralanan kimsenin bulunmadığı öğrenilirken, otelin çatı katında ciddi ölçüde maddi hasar meydana geldi. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için itfaiye ve polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.




















Kocaeli'nde akran zorbalığı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde TikTok üzerinden yapılan "beğeni" yüzünden çıktığı iddia edilen tartışmada 16 yaşındaki şüpheli tarafından bıçaklanan 17 yaşındaki lise öğrencisi Erencan Alparslan ağır yaralandı. Dalağı alınan gencin yoğun bakımda tedavisi sürerken, olayın şüphelisi tutuklandı. Erencan Alparslan'ın annesi gözyaşlarıyla, "Geçtiğimiz hafta doğum gününü kutladık, bu olay sonrasında adeta oğlum yeniden doğdu" dedi   

29.06.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Kocaeli'nde akran zorbalığı
Kocaeli'nde akran zorbalığı
İddiaya göre, 26 Haziran'da Ali Kuşçu Parkı'nda İ.O. (16), 11. sınıf öğrencisi Erencan Alparslan'ı (17)  sevgilisine beğeni attığını öne sürerek bıçakla kovalamaya başladı. İ.O.'nun, kovalamaca sonucu yere düşen Erencan'ı iki kez bıçakladığı öğrenildi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan ağır yaralı Erencan Alparslan, ambulansla hastaneye kaldırıldı. 

Ameliyata alınan gencin dalağının alındığı öğrenildi. Olayın ardından polis ekiplerince gözaltına alınan şüpheli İ.O, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kocaeli Şehir Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden Alparslan'ın sağlık durumunda iyileşme gözlendiği bildirildi. 

Erencan'ın 19 Haziran'da doğum gününü kutladığı, olaydan bir gün sonra karnesini alacağı da öğrenildi.






"Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşmüş"

Hastanede oğullarından gelecek iyi haberi bekleyen aile ise yaşananlara tepki gösterdi. Baba Ersin Alparslan, oğlunun karne almak için iş yerinden izin aldığını belirterek, "Olay kız muhabbetiymiş. Benim oğlum, bir çocuğun kız arkadaşına TikTok'tan beğeni veya mesaj atmış. Olay bundan ibaret. Oğlum normalde cumartesi günü karne alacaktı. Erencan, perşembe günü ustasından karne için izin almış. Benim de haberim yok. Cuma günü sabah işe gitti diye gönderdiğim evladım o gün hiç işe gitmemiş. Benim oğlumu şahıs mı çağırıyor, yoksa karşılaşıyorlar mı bilmiyorum. Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşünce şahıs orada bıçağı oğlumun kalbinin altına bıçağı saplıyor. Erencan cuma gününden beri yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyor. Şu an dalağı alındı" dedi.






"Çocuğumun hayalleri vardı"

Ersin Alparslan, sözlerini şöyle noktaladı:

"Şüpheli de 16 yaşında. Biz ilk önce tutuksuz sanıyorduk ancak yetkili mercilerden bize ulaşıldı. Şu an Ankara Sincan Kapalı Cezaevi'ndeymiş. Çocuğumun hayalleri vardı. Amcası gibi asker olmak istiyordu.mBelki koşmayacak veya bisiklet süremeyecek. Sonuçta bir organı eksildi. Ciğeri ve diyaframı da zarar gördü, dalağını kurtaramadılar."






"Oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş"

Anne Serpil Alparslan ise "Oğlum 4 gündür yoğun bakımda. Doktorlar durumun iyiye gittiğini söylüyor, Allah'ıma çok şükür. Allah bize tekrar çocuğumuzu bağışladı. Bunun daha kötüsü de olabilirdi. Adalet istiyoruz. Oğlum sadece beğeni atmış. Oğlum arkadaşına 'Bu kıza sahip çık' demiş. Sonra da ne olduysa oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş. Herkes çocuğuna sahip çıksın. Ben çocuğumun nefesine kadar kontrol ediyorum. Çocuklarınızı boş bırakmayın. Zor bir zamandayız. Nereden zarar geleceğini bilemiyoruz" diye konuştu.






"Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi"

Adaletin yerini bulmasını talep eden Serpil Alparslan, "Adalet istiyorum. Şüpheliye en ağır ceza verilsin. Daha kötü de sonuçlanabilirdi, oğlum ölebilirdi. Geçen hafta Erencan'ın doğum günüydü. Bu olay sonrası oğlum adeta yeniden doğdu. Allah onu bize bağışladı. 4 çocuğum var ama Erencan gözümün ilk nuru. Oğlumun şu an servise çıkmasını bekliyoruz. Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi. Sadece arkadaşına 'kıza sahip çık' diye uyarıda bulunmuş. Cumartesi günü oğlum karne alacaktı" diyerek ağladı.

Hukuk sustuğunda sokak konuşur

Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir

28.06.2026 10:29:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir.

Ancak son dönemde kamuoyunun adalet sistemine olan inancında ciddi bir kırılma yaşandığını görüyoruz. Bireylerin hukukun kendilerini koruduğuna, suçluyu cezalandırdığına ve mağdurun hakkını teslim ettiğine dair inancı zayıfladığında, toplumlar çok tehlikeli bir eşiğe sürükleniyor: Kendi adaletini arama ve ihkak-ı hak eğilimi.

Peki, bir toplum nasıl olur da kurumsal adaletten umudunu kesip kendi adaletini uygulama noktasına gelir? Gelin, bu tehlikeli dönüşümün anatomisine birlikte bakalım.







Adım Adım Güven Kaybı: Kurumsal Çöküşten Sosyal Kaosa

Adalet sistemine güvenin kaybolması bir gecede gerçekleşmez. Bu, bir dizi sistemik tıkanıklığın ve çaresizlik hissinin üst üste binmesiyle oluşan kronik bir süreçtir:

1. Cezasızlık Algısı ve Geciken Kararlar: "Geç gelen adalet, adalet değildir" sözünün somutlaştığı aşamadır bu. Yıllar süren davalar, infaz yasalarındaki boşluklar veya denetimli serbestlik sınırlarının esnekliği nedeniyle suçluların sokakta rahatça gezmesi, kamuoyunda "Suç işleyen cezasız kalıyor" algısını kökleştirir.

2. Hukuki Yalnızlık ve Çaresizlik Hissi: Mağdurun, devletin koruyucu zırhından mahrum kaldığını hissettiği andır. Birey, maruz kaldığı haksızlık veya şiddet karşısında yasal mekanizmaların işlevsiz kaldığını gördüğünde, kurumsal yapılardan psikolojik olarak kopar ve derin bir çaresizlik hissine kapılır.







3. Sosyal Medya Adaleti ve Dijital Mahkemeler: Geleneksel mahkemelerden umudunu kesen kitleler, davaları sosyal medya platformlarına taşır. Hashtag'ler vasıtasıyla "dijital mahkemeler" kurulur, sanıklar daha hakim karşısına çıkmadan toplum vicdanında mahkum edilir. Sosyal medyanın baskısıyla açılan soruşturmalar veya değişen kararlar, adalet sisteminin bağımsızlığına indirilen en büyük darbelerden biri olur.

4. Bireysel Adalet ve İhkak-ı Hak: Sürecin en karanlık noktasıdır. Devletin şiddet kullanma tekelini ve yargı yetkisini kaybettiği algısı yerleştiğinde, bireyler veya gruplar kendi adaletlerini kendileri sağlamaya kalkışır. Sokak kavgalarının infaza dönüşmesi, linç girişimleri, mafyatik yapılardan medet umma ve bireysel silahlanma bu aşamada tırmanışa geçer.







Orman Kanununa Dönüş Riski

Sosyologlar ve hukukçular, adalete inancın kaybolduğu bir toplumun "hukuk devleti" vasfını yitirerek hızlıca bir "orman kanunu" ortamına gerileyeceği konusunda hemfikir. Hukuk sisteminin işlevini yitirmesi, suç oranlarını artırmakla kalmaz; aynı zamanda ticari hayatı, yatırımları ve en önemlisi toplumsal barışı da felç eder. Kimsenin yarınından emin olmadığı bir iklimde, en temel insani güven duygusu yok olur.







Meselenin Özü: Adalet, yalnızca suçlunun cezalandırılması değil, toplumun vicdanen tatmin edilmesidir. Vicdanların kurumsal yollarla teskin edilmediği her boşluk, bireysel öfke, intikam duygusu ve kontrolsüz şiddet tarafından doldurulmaya mahkumdur.






Bu tehlikeli gidişatın durdurulmasının tek yolu; yargı bağımsızlığının koşulsuz şartsız güvence altına alınması, infaz sisteminin caydırıcı hale getirilmesi ve hukukun "güçlünün kalkanı" değil, "haklının kılıcı" olduğunun topluma yeniden uygulamalarla kanıtlanmasıdır.

Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk


Kamerya Arnavutlarına yönelik katliamın 82. yılı dolayısıyla, Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldı.

27.06.2026 13:48:00
AA
 
 Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk
 Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk

Kamerya Arnavutlarına yönelik katliamın 82. yılı dolayısıyla, Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldı. Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu öncülüğünde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları üyeleri, konsolosluk önünde toplandı. Ellerinde Türk bayrakları taşıyan grup, konsolosluk önüne üzerinde "Çamerya katliamını unutmadık, unutturmayacağız" yazılı siyah çelenk bıraktı.







Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Sekreteri İsmail Kocaköse, yaptığı açıklamada, Yunanistan'ın 1944-1945 döneminde Çamerya Arnavutlarına yönelik yaşanan olaylarla ilgili sorumluluğuyla yüzleşmesi gerektiğini söyledi. Kocaköse, kendini medeniyetin beşiği olarak tanımlayan Yunanistan'ın geçmişiyle yüzleşemediğini belirterek, "Bu dönemde 2 bin 900 erkek, 214 kadın ve 96 çocuk öldürülmüş, 745 kadına tecavüz edilmiş, 68 köyde 5 bin 800 ev yakılmış, göçe zorlanan binlerce insan da yollarda hayatını kaybetmiştir" ifadelerini kullandı.






Yunanistan'da "Türk" kelimesi yasak

Yunanistan'ın bugün de Batı Trakya Türklerinin Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan eğitim, inanç ve örgütlenme haklarını ihlal etmeyi sürdürdüğünü dile getiren Kocaköse, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 27 Mart 2008 tarihli kararına rağmen, adında "Türk" kelimesi bulunan derneklerin haklarının yıllardır fiilen tanınmadığını aktardı.
Kocaköse, "Türkiye aleyhine yürütülen nefret söylemleri ve seçim dönemlerinde komşuluk ilişkilerini zedeleyen politikalar iki halk arasındaki tarihi dostluğa zarar vermektedir. Türk ve Yunan halkları düşman değildir. Yunan siyasetçilerini insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne uygun davranmaya davet ediyoruz. Yaptığınız katliamları unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi.

Türkiye'nin en şanslı öğrencisi


 
Konya'da bir öğretmeni bulunan okulun tek öğrencisi karne heyecanı yaşadı. Birebir özel ders almak belki şans olarak değerlendirilebilir ancak bu yaşlarda arkadaşsız kalmak büyük şanssızlık!

27.06.2026 12:05:00 / Güncelleme: 27.06.2026 12:12:05
AA
 
Türkiye'nin en şanslı öğrencisi
Türkiye'nin en şanslı öğrencisi

Konya'nın Ilgın ilçesine bağlı Gökçeyurt Mahallesi'nde, tek öğretmenli ilkokulun tek öğrencisi İlayda Kozlu karne sevinci yaşadı. 2025-2026 eğitim öğretim yılını başarıyla tamamlayan Şehit Mustafa Kozlu İlkokulu 3. sınıf öğrencisi İlayda Kozlu, karnesini okulun tek öğretmeni Muhammed Bağ'dan aldı.
Kozlu, karnesini aldığı sırada büyük sevinç yaşadı.







Azimli bir öğrenci

Okulun öğretmeni Muhammed Bağ, "bir öğretmen bir öğrenci" olarak yeni eğitim öğretim yılına başlamanın farklı bir deneyim olduğunu söyledi.







İlayda'nın sevecenliği ve derslere olan ilgisinin okula her gün istekle gelmesine neden olduğunu belirten Bağ, şunları kaydetti:
"İlayda'ya öğretmenlik süreci, benim için de bir öğrenme süreci oldu. İkinci dönemi dolu dolu geçirdik. Hem ben hem İlayda çok farklı deneyimler kazandık. Sosyal medya sayesinde tüm Türkiye İlayda'nın arkadaşı oldu. Kendisi de bunun farkında. Bu da İlayda'ya çok büyük bir özgüven aşıladı. Derslerinde gösterdiği azim ve kararlılık ile başarı zaten kaçınılmazdı. Neredeyse hiç devamsızlık yapmadı. Derslerinde de başarılı bir öğrenciydi. Hatta bugün 'okul devam etsin, tatil olmasın' dedi. Karnesini alırken büyük sevinç yaşadı. İkimiz için de ömür boyu unutulmayacak bir sene oldu. Hayatı boyunca iletişimde kalacağımızı düşünüyorum. Yolu, bahtı hep açık olsun. Hayat ona hep güzellik getirsin."

Unutkan damatlar bu tarihi seçti: Evlendirme daireleri doldu taştı

Sivas'ta evlilik tarihlerini unutulmaz kılmak isteyen çiftler, nikah töreni için takvimlerin dikkat çeken tarihi 26.06.2026'yı tercih etti. Unutkan damatların özel gün tercihi, evlendirme dairelerinde yoğunluk oluşturdu

26.06.2026 13:02:00 / Güncelleme: 26.06.2026 13:06:24
İHA
 
Unutkan damatlar bu tarihi seçti: Evlendirme daireleri doldu taştı
Unutkan damatlar bu tarihi seçti: Evlendirme daireleri doldu taştı
Sivas'ta hayatlarını birleştirmek isteyen çiftler, dikkat çeken tarih olan '26.06.2026' gününde nikâhlarını kıydırmak için Sivas Belediyesi Evlendirme Dairesi'ne akın etti. Akılda kalıcı olması nedeniyle yoğun ilgi gören özel tarih, nikah salonunda yoğunluğa neden oldu. Evlilik tarihlerini unutulmaz hale getirmek isteyen çiftler, özel günlerini anlamlı bir tarihle taçlandırmak için aylar öncesinden rezervasyon yaptırdı. Düğün ve nikâh hazırlıklarını bu tarihe göre planlayan çiftler, günün oluşturduğu görsel uyumun yanı sıra akılda kalıcılığını da önemli bir tercih sebebi olarak gösterdi.






Resmi nikahı kıyılan Lokman Yağmur, "Özel bir gün olmasını istedik. Unutmamak adına belli bir tarih olsun diye karar verdik. Bu sebeple bu tarihi seçtik. Özel bir tarih olduğu için yoğunluk vardı. İnsanlar da bizim gibi düşünüp bu tarihi seçmişler" dedi.









Özel anlar için özel tarihleri seçtiler

Evlilik sürecindeki bütün adımları için özel tarihler seçtiğini ifade eden damat Taha Çotul, "Bu günü seçmemizin sebebi, bu süreçte her anımızın özel bir gün olması. 14 Şubat'ta nişanlandık, 1 Ocak'ta evlenme teklifi ettim. Düğünümüzü de 4 Eylül Sivas Kongresi tarihinde yapacağız. Bütün özel günleri dolduruyoruz. Bugün de özel bir gün olsun istedik. Hem o günlerden biri olsun hem de unutmamak için bu tarihi seçtik" diye konuştu.








"Eşimin böyle önemli tarihleri unutacağını düşünmüyorum"

Gelin Merve Çotul ise, "Hatırda kalır bir tarih olsun istedik. Çabuk unutulan bir tarih olmasın diye düşündük. Denk geldi, güzel oldu. Özel bir gün olduğu için güzel bir yoğunluk da var. Ben eşimin böyle önemli tarihleri unutacağını düşünmüyorum" şeklinde konuştu.




















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.