logo
23 HAZİRAN 2026

"Bu şekilde TBMM yönetilemez"

İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, "Bize, grubumuzun önüne yürüyüp meydan okuyan milletvekiline ağzını açmayan Meclis Başkanvekili, bizim Manisa milletvekilimizin konuşmasına defalarca müdahale etti ki müdahale edilecek de hiçbir şey yoktu. Bu şekilde TBMM yönetilemez, bu tarafsızlığı kaybetmek anlamına gelir" dedi

15.01.2026 13:56:00
Haber Merkezi
"Bu şekilde TBMM yönetilemez"
"Bu şekilde TBMM yönetilemez"
İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, gündeme dair açıklamalarda bulundu.

İran'daki gelişmelere değinen Kavuncu, "Daha önce de bu tür hadiseleri biz İran'da gördük. Fakat bu son hadisede bazı sebepler bu olayları tetikledi. Tarım, gıda, gıda güvenliği ve gıdayla alakalı enflasyon, fiyat sıkıntıları, kuraklığın getirdiği problemler, ülkedeki ekonomik durum öyle gözüküyor ki protestoların asıl sebebi olmuş durumda. Tabii buradan alınacak, çıkarılacak çok dersler var. Bir, öncelikle ekonominin ne kadar önemli olduğunu hep beraber görüdük. İkincisi millet iradesinin, demokrasinin sandıktan ibaret olmadığı, dayatma ve baskıların yaşam tarzına müdahalelerin elbetteki birtakım tepkilerle karşılaşıldığını hep beraber müşahede etmiş olduk. Asıl tetikleyen unsur kuraklıkla beraber gıdadaki sıkıntılar ve bunun beraberinde getirdiği fiyat problemi. Öyle gözüküyor ki bütün bu olayların başlangıcı olmuş durumda." diye konuştu.

"Her halk her millet, her toplum kendi geleceğini kendi belirlemelidir"

Partisinin dış politikayla ilgili her meseleye "Ankara merkezli" baktığının altını çizen Kavuncu, milli çıkarların bunu gerektirdiğini söyledi. Türkiye'nin İran ve diğer ülkelerdeki gelişmeleri yakından takip etmesinin önemine işaret eden Kavuncu, uluslararası gelişmeler yaşanırken ülkede "iç cephe" teriminin sıkça kullanılmaya başlandığına dikkati çekti. Kavunca, şöyle devam etti:

"Bütün yaşanılanlara baktığımızda da biz iç cepheyi güçlendirmenin ana unsurunun hukukun, yargının, bağımsızlığı ve tarafsızlığı olduğunu; güçlü ekonominin, emeklisini, işçisini, gencini, öğrencisini koruyabilen, ekonomik olarak muhafaza edebilen bütün bu kavramları yaşatabilen bir ülkede de elbette ki iç cephe güçlenecektir. İç cephenin sadece lafını söyleyerek, alt çizerek iç cepheyi güçlendirmeniz mümkün değil. İktidar olarak da yerine getirmek durumundasınız. Bu krizler Türkiye'yi açık şekilde de tehdit ediyor. İsrail'in Suriye'deki konumlanması ve İran'daki muhtemel değişiklik durumunda elde edeceği kazanımlar da ayrıca ciddi riskler barındırıyor. Ve Amerika Birleşik Devletleri'nin önce Venezuela'yla başlayan ardından Grönland'la alakalı vermiş olduğu beyanlar, Suriye'de olup bitenlere baktığımızda da çok daha dikkatli takip etmemiz gereken tehlikeli bir sürecin bizleri beklediğini görüyoruz. Her halk her millet, her toplum kendi geleceğini kendi belirlemelidir. Dışarıdan yapılmış hiçbir müdahalenin huzur, istikrar getirdiğini biz görmedik. Özellikle bölgemizde daha önce yaşanan gelişmelerin akabinde yapılan müdahalelerin hiçbir şekilde beraberinde barışı, huzuru getirdiğine de şahit olmadık."

"12 ihalenin dördünde kendisi zaten Silivri'de, zaten yok"

Geçen Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Buğra Gökce'yi ziyaret ettiğini anlatan Kavuncu, şunları kaydetti:

"o kadar çok haksızlık, o kadar çok taraflı tutum var ki her hafta birisinin hikayesini, birisinin yaşadıklarını anlatsak bu dönem yasama yılını bu şekilde geçirebiliriz. Bugün size Buğra Gökce'nin başına gelenlerden kısaca bahsetmek istiyorum ama ondan önce Murat Çalık'ın çekmiş olduğu eziyet bütün bu uğradıkları bize daha önce Ergenekon, Balyoz döneminde yaşadıklarımızı hatırlatıyor. Murat Çalık'la alakalı bu tür haberler hepimizi bütün toplumun vicdanını yaralıyor. Balyoz, Ergenekon hadiselerinde yapılan hukuksuzuklar, bununla beraber KHK'lılarla ilgili yapılan hukuksuzluklar, tutuksuz yargılanabilecekken tutuklu yargılanan belediye başkanları, İBB soruşturması kapsamında tutuklu olan yöneticiler, bu liste böyle bu şekilde gidiyor.

Buğra Gökce dedim, ona ayrı bir başlık açacağım. Çünkü bu konu hukukun nereye geldiğini göstermesi açısından çok çarpıcı. Tutuklu olma gerekçesi rüşvet, çünkü biliyorsunuz tutuklular her ay tutukluluk halleri gözden geçirilir ve tutukluluğunun devam edip etmemesine karar verilir. Sekiz aydır, sekiz ayrı hakim tutukluluğunun devamına rüşvet gerekçesiyle karar vermiş. Fakat komedi burada başlıyor. İddianamede rüşvet ile ilgili tek kelime yok. İhaleye fesat karıştırma tabiri var. 12 ihaleden bahsediliyor kendisiyle ilgili fakat burada da başka bir komedi. 12 ihalenin dördünde kendisi zaten Silivri'de, zaten yok. O konularla ilgili bir müdahalesi, bir söz söyleyebilme imkanı yok. Dolayısıyla bahsettikleri 12 ihalenin sadece sekizinde görevinin başında. Peki ne yapmış? Encümene devretmiş. Yani yapılacak olan bütün ihaleleri bulunduğu pozisyonun sorumluluğu olarak encümene sevk etmiş. Encümende her siyasi partiden belediye meclis üyesi bulunur. Ve onların kararıyla verilir. Yani belediyenin elindeki bir varlık, bir arazi, bir değer, birilerine kiralanacaksa bu ihaleye çıkar. İhale de encümen kararıyla yapılır. Dolayısıyla o meclisteki o encümenin içerisinde bulunan her siyasi parti sorumludur. Ve birinci yılını tamamlayacak içeride, bu gerekçelerle mahkemeyi bekliyor."

"TBMM çatısı altında aleni bir şekilde İYİ Parti'yi tehdit etme cüretine girdiler"

TBMM Genel Kurulunda yaşanan "Alevi tartışması"nı "tehlikeli ve milleti rahatsız edecek bir tartışma" olarak nitelendiren Kavuncu, şunları söyledi:

"Hayatın her alanında bu farklılıklar, bu fay hatları öne çıkarılıyor. Bu ülkede hiç kebapçılar üzerinden bunların tartışıldığına ben şahit olmamıştım. Futbol tribünlerinde bu konuları, bu fay hatlarının öne çıkarıldığı şekilde de bir tartışma ortamı bu kadar yoğun olmamıştı. Ve bunların hepsi Milli Birlik ve Dayanışma adı altında başlayan süreçten sonra oldu. Zamlar, geçim kaygısı bunları konuşulmayıp kan davasıymış gibi kutuplaşmanın içerisine Türkiye'yi sokacak bir sürece getirdiler. Ve biz bunun tezahürlerini maalesef Genel Kurulda da yaşıyoruz.

Biz ilk günden beri dedik ki terörle, teröristle üzakere edilmez. Ve bunun örneklerini hep veriyorlar. Biz de aynı örneklere dayanarak bunları söyledik. Ve biz bunları söylediğimizde bizi ırkçılıkla itam ettiler. Bize olur olmaz hakaretlerde bulundular. Biz bu ülkenin huzurunu, birliğini, beraberliğini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin eşitliğini, hakkını, hukukunu söylüyoruz. Bundan rahatsız olunuyor. İnanamıyoruz. Ve dün, bunları yaşarken Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında aleni bir şekilde İYİ Parti'yi tehdit etme cüretine girdiler. Kabul edilebilir ve anlaşılabilir bir durum değildir.

Bakın konuda ne? Onu da söyleyeyim. Bir Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu var. Her şeyi konuşuyorlar orada. Geçtiğimiz günlerde de Suriye'de, Halep'te birtakım olaylar ceryan etti. Biz bununla ilgili fikirlerimizi beyan ettik. Dedi ki 'Komisyonda niye konuşmadınız bu konuyu?' 'Mevzunun bugünlere geleceği çok netti, belliydi' dedik. Oradaki birbiriyle çarpışan unsurlar Suriye hükümetinin 10 Mart Mutabakatı'yla ilgili beklentilerinin karşılanmamış olması ve beraberinde gelen birtakım müdahaleler, o müdahaleler olurken insan haklarıyla ilgili yaşanmış olan, yaşanma ihtimali olmuş olan gelişmeler vesaire bunların hepsi ayrı konular ama dedik ki biz 'Suriye'nin birliği bütünlüğü üniter yapısı ve Suriye'deki halkın kendi kaderini kendi belirleyecek şekilde hareket etmesine hiç kimse müdahale etmemeli.' Bu kadar. Söylediğimiz bundan ibaret.

"Bize dönüp efelenmenin tek açıklaması var"

Bugünkü Suriye hükümetini tanıyan, HTŞ'yi terör listesinden çıkaran kim? AK Parti. Hepsi de komisyonda. Bu kadar bizim söylediğimiz. Ve 'Kimse acı çekmesin. Kan dökülmesin' dedik. Halep'teki olaylar alakalı konuşan hatip bize döndü bizim sıralara bakarak konuşmasını sürdürdü. Bir arkadaşımız da dedi ki 'Bunları bize söyleme.

Bunları AK Parti iktidar sıralarına dönüp söyle. Biz değiliz bunun muhatabı.' Şimdi bunu dönüp bize söylemelerinin tek veya iki sebebi olabilir. Bir ya bizi çok güçlü kuvvetli görüyorlar. Her yere müdahale edebilen bir siyasi parti mi gibi görüyorlar, bilemiyorum. Ama asıl gerekçe iktidara, güce dönüp söz söyleyecek cesaretleri yok. Sorunun muhatabı iktidarın kendisidir. Sorunun muhatabı komisyon arkadaşlarıdır. Suriye hükümetinin yaptıklarıyla ilgili bir rahatsızlıkları varsa insan hakları ihlalleriyle ilgili birtakım tespitleri varsa bunları konuşacakları yer iktidardır.

Bize dönüp efelenmenin tek açıklaması vardır, güce konuşamama korkusu, cesaretsizliktir, korkaklıktır. Ve bütün bunlar olurken bir başka kabul edilemez bir hadise gördük biz Meclis Başkanvekilinin tarafsızlığını kaybettiğine dün hep beraber şahit olduk. Bakın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı koltuğu, İçtüzüğün 15'inci maddesi çok açık, net. Direkt İçtüzüğün 15'inci maddesinden okuyayım: Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, başkanvekillerinin görevleri, başkanın yerine genel kurul görüşmelerini yönetmek ve yönettiği oturumlarla ilgili tutanak özetinin düzenlenmesini gözetmektir. Başkanvekillerinin görevi başkana vekalet ederler. Tarafsız davranırlar. Herhangi bir siyasi görüşü temsil etmezler. Herhangi bir siyasi görüşü savunmazlar. Ve oraya oturan her başkanvekili parti rozetini bir tarafa bırakmak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin başkanına vekalet etmek bütün milletin meclis başkanı olmak, bütün siyasi partilerin kabul edeceği bir tavırda meclis başkanvekilliği yapmak durumundadır.

"Bu şekilde TBMM yönetilemez"

Dünkü görüntüleri izlediğiniz zaman Atatürk'ün koltuğunda oturan, Türk milletine bağlı İçtüzüğün verdiği sorumlulukları yerine getiren bir Meclis başkanvekili gördünüz mü görmediniz mi bunun cevabıını size bırakıyorum. Biz görmedik. Bize, grubumuzun önüne yürüyüp meydan okuyan milletvekiline ağzını açmayan meclis başkanvekili bizim milletvekilimiz, Manisa milletvekilimiz konuşmasına defalarca müdahale etti ki müdahale edilecek de hiçbir şey yoktu.

Öteki tarafın yaptığı hakaretler çok daha ağırdı. Bakın burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Zaman zaman hararetlenir, zaman zaman tartışmalar olur, zaman zaman milletvekilleri karşılıklı polemikler içerisine girer. Böyle bir yönetim anlayışı olmaz. Bu şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi yönetilemez, bu tarafsızlığı kaybetmek anlamına gelir. Ben buradan bir kez daha Meclis İçtüzüğünün 15'inci maddesini hatırlatıyorum. Ve dün olanlar şiddetin nasıl bir araç olarak kullanıldığının da bir başka göstergesi. Kavgaysa kavga deyip buyurun deyip üzerimize yürüyen bir milletvekili ki bu komisyon raporuna baktığınız zaman mensubu olduğu siyasi partinin şiddetle ilgili yazmış olduğu o rapor metninde şunu görürsünüz:

Şiddet hukuki mücadelenin bir başlangıç normu olarak adeta kutsanıyor ve yapılan şiddette özellikle PKK'nın yaptığı terör eylemleriyle ilgili tek bir kınama yok o komisyona verilen raporda. Ve aynı anlayışın da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne taşınmaya kalkındığını biz gördük. Aleni bir şekilde buyurun kavgaysa kavga denildi. Bir çizgimizi bozmayacağız. Duruşumuzu bozmayacağız. İlk gün ne dediysek aynı şekilde hareket edeceğiz. Bu ülkeyi şiddet yanlılarının, kavganın, dövüşün kan akmasından zerre sorumluluk duymayanların eline elbette ki bırakmayacağız. Bizim milliyetçiliğimiz, vatanperverliğimiz medeni bir dil kullanmayı bize mecbur bırakır. Bize farklı şekilde davranmaya kalkanlara da en güçlü şekilde cevabımızı elbetteki veririz."

İYİ Parti'nin, 18 Ocak Pazar günü Ankara'da gerçekleştirilecek 4'üncü Olağan Kurultayı'na da değinen Kavuncu, "İYİ Parti, kurulduğu günden bu yana çizgisini bozmamış, zor şartlar altında milletin emeğiyle kurulmuş bir partidir. Kuruluş sürecinde büyük emekler verilmiştir. Başta Kurucu Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener olmak üzere, partimizin kuruluşunda emeği geçen tüm kurucularımıza ve partililerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.

Bugün bu mücadeleyi verebiliyorsak, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı onca olumsuzluğa rağmen dimdik ayakta durabiliyorsak, bunun temelinde bu partinin kurucularının emeği vardır. Allah onlardan razı olsun. İyi ki İYİ Parti'yi kurmuşlar. Bugün milyonlarca vatandaş yaşananlara bakıp 'İyi ki İYİ Parti var' diyebiliyorsa, bu o emeğin sonucudur. Cumhuriyet'in temel niteliklerine sahip çıkan, Türk milletinin değerlerini savunan, yerel, milli ve evrensel değerleri birleştirebilen; dünyaya açık, bilimi ve insanı merkeze alan, demokrat, milliyetçi ve kalkınmacı İYİ Parti'nin bir mensubu olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Şimdiden kongremizin; vatanımıza, milletimize, ülkemize ve partimize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.

Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısı yapacak. Özel'in kurmayları, grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yaptı

22.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
CHP'de yarın yapılması beklenen grup toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mu seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel'in mi konuşacağı merak konusu olurken dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

Özgür Özel'in yarın CHP grup toplantısında konuşma kararı aldığı öğrenildi. Özel cephesinden TBMM Başkanlığı'na başvuru yapıldı.

Kılıçdaroğlu cephesinin ise yarın Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi'ni (PM) toplama kararı aldığı ve 11.00 ve 14.00'te yapılacak toplantılar nedeniyle grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yapmayacağı öğrenildi. Günün Trend Haberleri CHP'de iki hafta önce yapılan grup toplantısında CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu taraftarları arasında gerilim yaşanmıştı. Geçen hafta, CHP Sözcüsü Müslim Sarı benzer görüntülerin yaşanmaması için Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapmayacağını açıklamıştı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de aynı saatlerde Özgür Özel'in de grup toplantısı yapmayacağını duyurmuştu.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yapan sanık, 3 farklı suçtan 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

22.06.2026 13:55:00 / Güncelleme: 22.06.2026 13:58:11
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan Ay'ın (19) yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Furkan Ay katılmazken, tarafların avukatları hazır bulundu. Müşteki sıfatındaki Minguzzi ailesi ise duruşmaya katılmadı.

7 yıl 20 gün hapis cezası

Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Furkan Ay'ın, 'birden fazla kişiyle tehdit', 'kişinin hatırasına hakaret' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme veya yayma' suçlarında toplamda 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırılmasına, 'suçu ve suçluyu övme' suçundan ise beraatına hükmetti.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi 'müşteki', Furkan Ay ise 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.

"Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin"

Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım'dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'ye küfür ettikleri aktarıldı.

Müşteki Yasemin Minguzzi'nin cep telefonuna Nisan 2025'te şüpheli Furkan Ay tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı.

13 yıla kadar hapis cezası talebi

İddianamede, Furkan Ay hakkında 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak', 'birden fazla kişi ile birlikte tehdit' ile 'kişinin hatırasına hakaret' suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi

22.06.2026 13:13:00
Haber Merkezi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, videolu paylaşımında gençlere seslendi. İmamoğlu, "Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz" dedi.
Tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, şunları söyledi:
"Sevgili gençler, bu filmi tam 10 yıl önce Cumhuriyet ve demokrasiye darbe girişiminde bulunanlara karşı, milletimize bir uyarı olarak paylaşmıştım. Ne yazık ki hala milli iradeye karşı yapılan darbelerle mücadele ediyoruz. Bugün en büyük değerlerimiz olan Cumhuriyet ve demokrasiyi koruyup geliştirmek için hep birlikte büyük azim ve kararlılıkla mücadele etmek şarttır."

Erhan Karaal'in kaçırılmasına ilişkin 12 kişi adliyeye sevk edildi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 12 kişi adliyeye sevk edildi

22.06.2026 12:45:00
İhlas Haber Ajansı
Erhan Karaal'in kaçırılmasına ilişkin 12 kişi adliyeye sevk edildi
Erhan Karaal'in kaçırılmasına ilişkin 12 kişi adliyeye sevk edildi
İBB Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal, 17 Haziran'da İstanbul'un Maltepe ilçesindeki evinin çevresinde kimliği belirsiz kişiler tarafından zorla bir araca bindirilerek kaçırılmıştı.

Olayın ardından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çok yönlü soruşturma başlatılmıştı. Karaal'ın fidye için kaçırıldığı iddia edilen olaya ilişkin başlatılan çalışmalarda toplam 2'si kadın 12 kişi gözaltına alınmıştı. Olayda kullanılan aracın plakasının kopyalandığı öne sürülen soruşturmada, Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın rehin alınması ile irtibatı olduğu iddia edilen 12 kişi, ifadeleri alınmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliğine getirilmişti.

Darbedildiği belirtilen Karaal'ın kaldırıldığı hastanede tedavisi sürerken, soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 kişi emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Anadolu Adliyesi'ne sevk edildi.

AKP, 12. Yargı Paketi'ni TBMM Başkanlığına sundu

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulduğunu açıkladı

 

22.06.2026 12:30:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:40:36
Anadolu Ajansı
AKP, 12. Yargı Paketi'ni TBMM Başkanlığına sundu
AKP, 12. Yargı Paketi'ni TBMM Başkanlığına sundu

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulduğunu açıkladı.

AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, Ankara Milletvekili Murat Alparslan ve İstanbul Milletvekili Nurettin Alan'la Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 30 maddeden oluştuğunu belirtti.

Hak arama hürriyetinin etkin şekilde kullanılmasının, güçlü devletin en sarsılmaz yapı taşları arasında yer aldığını ifade eden Akbaşoğlu, 2002'den itibaren reform iradesini sürdürdüklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi'yle "Türkiye Yüzyılı Adaletin Yüzyılı Vizyonu"nun ilan edildiğini aktaran Akbaşoğlu, teklifin, yargılamaların makul sürede tamamlanmasını, yargıya güvenin üst seviyeye çıkarılmasını hedeflediğini belirtti.

Akbaşoğlu, vatandaşların alacağına daha zahmetsiz ulaşması amacıyla icra takibi başlatılmadan önce idareye yazılı başvuru yapılmasının ve hesap numarasının bildirilmesinin zorunlu hale getirileceğini söyledi.

Mirasçılar arası öncelikle satışta düzenlemeye gidileceğini bildiren Akbaşoğlu, şöyle konuştu:

"Ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davalarında suistimalleri ortadan kaldırıyoruz. Miras yoluyla intikal eden taşınmazların satış sürecinde birinci açık artırmanın malik olan mirasçılar arasında yapılmasını hüküm altına alıyoruz. İdari yargıda yargılamaların gecikmemesi ve mahkemelerin iş yükünün hafifletilmesi için önemli adım atıyoruz: İdare mahkemelerinde tek hakimle çözümlenecek davaların kapsamını genişletiyoruz. Öğrenciler ve kamu görevlilerine ilişkin belirli uyuşmazlıklar artık tek hakim tarafından süratle karara bağlanacak. Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulmasını açıkça disiplin yaptırımına bağlıyoruz."

Akbaşoğlu, idari yargıda dosyaların usul nedenlerle mahkemeler arasında gidip gelerek davaların uzaması sorunu çözecek yeni düzenlemeler getirileceğini dile getirdi.

İlk derece mahkemelerinin verdiği kararlarda sadece görevsiz ve yetkisiz olunduğu gerekçesiyle Yargıtay'ın bozma kararı veremeyeceğinin hüküm altına alınacağını, belirsiz alacak davasının yürürlükten kaldırılacağını belirten Akbaşoğlu, "Duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak 3 aydan fazla olamayacağını yeni bir düzenleme olarak getiriyoruz. Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmalara katılımın kapsamını genişletiyor, ön inceleme duruşmalarının da ses ve görüntü nakli yoluyla icra edilmesini teklif ediyoruz." ifadelerini kullandı. 

İstanbul'daki hava kirliliği mayısta geçen yıla göre yüzde 8 azaldı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmada kentteki hava kirliliğinin mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 azaldığı belirlendi

22.06.2026 12:00:00
AA
İstanbul'daki hava kirliliği mayısta geçen yıla göre yüzde 8 azaldı
İstanbul'daki hava kirliliği mayısta geçen yıla göre yüzde 8 azaldı
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmada kentteki hava kirliliğinin mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 azaldığı belirlendi.

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros tarafından İstanbul'da 2025 ve 2026'nın mayıs aylarında hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yapıldı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonları tarafından kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.

Buna göre, İstanbul'da mayıs ayındaki partikül madde konsantrasyonu ortalaması 26 istasyonda metreküp başına 31,2 mikrogram, geçen yılın aynı ayında ise 34 mikrogram olarak belirlendi.

Partiküler madde kaynaklı hava kirliliği geçen yıla göre yüzde 8 azaldı.

Mayıs ayında kentte partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon metreküp başına 54,62 mikrogramla "Sultangazi 3" oldu. Bunu sırasıyla metreküp başına 53,74 mikrogramla "Sultangazi 2" ve 47,64 mikrogramla "Tuzla" istasyonları takip etti.

Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon, metreküp başına 17,37 mikrogramla "Sultangazi 1" istasyonu oldu. Partikül madde kirliliği "Büyükada" istasyonunda 18,45 mikrogram, "Alibeyköy" istasyonunda ise 19,05 mikrogram ölçüldü.

Bu kapsamda, kentteki partikül madde hava kirliliği oranının 17 istasyonda azaldığı, 9 istasyonda ise arttığı tespit edildi.

Hava kirliliği oranının mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla arttığı istasyon yüzde 90,57 ile "Sarıyer", yüzde 79,39 ile "Arnavutköy" olarak belirlendi.

Aynı dönemde partikül madde hava kirliliği oranının en fazla azaldığı istasyon yüzde 58,59 ile "Sultangazi 1" oldu. Bunu sırasıyla yüzde 36,34'le "Esenler" ile yüzde 35,97 ile "Ümraniye 1" istasyonları takip etti.

Mayıs ayında, geçen yılın aynı dönemine kıyasla hava kirliliğini azaltıcı yönde meteorolojik koşulların etkili olmasıyla hava kirliliği seviyeleri daha düşük gerçekleşti.

Ayrıca, Marmara Bölgesi'nde yağış miktarları geçen yıla göre yaklaşık yüzde 60 arttı. İstanbul'da da mayıs ayında yağışların geçen yıla kıyasla daha fazla olması, atmosferdeki kirleticilerin temizlenmesine katkı sağlarken, hava kalitesinin iyileşmesine neden oldu.

CHP’de "mutlak butlan" kararı sonrası başlayan hukuki ve siyasi kriz derinleşiyor. Noter onaylı imzaların teslim edilmesinin ardından başlayan 10 günlük sürenin dolmasına günler kaldı

CHP’de "mutlak butlan" kararı sonrası başlayan hukuki ve siyasi kriz derinleşiyor. Noter onaylı imzaların teslim edilmesinin ardından başlayan 10 günlük sürenin dolmasına günler kaldı. Özgür Özel cephesi, kurultay çağrısı yapılmaması durumunda rotayı doğrudan yargıya çevirmeye hazırlanıyor.

22.06.2026 11:55:00
Haber Merkezi
 CHP’de "mutlak butlan" kararı sonrası başlayan hukuki ve siyasi kriz derinleşiyor. Noter onaylı imzaların teslim edilmesinin ardından başlayan 10 günlük sürenin dolmasına günler kaldı
 CHP’de "mutlak butlan" kararı sonrası başlayan hukuki ve siyasi kriz derinleşiyor. Noter onaylı imzaların teslim edilmesinin ardından başlayan 10 günlük sürenin dolmasına günler kaldı
Cumhuriyet Halk Partisi'nde 38. Olağan Kurultay hakkında verilen "mutlak butlan" kararının yankıları devam ederken, parti içindeki "meşruiyet" tartışması yerini "kurultay takvimi" krizine bıraktı. Özgür Özel yönetimi tarafından toplanan noter onaylı 833 delege imzası, 17 Haziran'da Genel Merkez'e teslim edilmişti. Şimdi gözler, tüzüğün öngördüğü 10 günlük sürenin dolacağı 26 Haziran'a çevrilmiş durumda.

Özgür Özel cephesinin ısrarla vurguladığı olağanüstü kurultay çağrısının bir "siyasi tercih" değil, "tüzük zorunluluğu" olduğu belirtildi. Kılıçdaroğlu yönetimi tanınan süre içinde kurultay çağrısı yapmazsa, Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurulacak. Delege iradesinin engellendiği ve tüzüğün uygulanmadığı iddiasıyla hazırlanan dilekçe mahkemeye teslim edilecek. Mahkemelerin bu tür başvuruları 15 gün içinde karara bağlama zorunluluğu bulunuyor.

Kılıçdaroğlu yönetiminin delegeden gelen bu imzalı "kurultay" baskısına yanıt verip vermeyeceği, partinin bu haftaki en önemli tartışma konusu… Kılıçdaroğlu Sözcü TV'de olağan kurultay yapılacağını açıklamıştı.

CHP Genel Merkezi'nde yarın gerçekleştirilecek toplantılar, partideki gerilimi zirveye taşıyacak. Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı hamlesi iptal edildi. Kılıçdaroğlu yarın sabah 11.00'de MYK'yı, öğleden sonra 14.00'te ise Parti Meclisi'ni toplayacak. Hem MYK'da alınan kararlar hem de PM gündemine eklenen "il disiplin kurullarının durumu" maddesi, gözleri yeni bir ihraç dalgasına çevirdi. Salı toplantılarının, partideki "hukuki ve siyasi" hamleleri netleştirmesi bekleniyor.

4 yolcunun midesinden 2 kilo 700 gram uyuşturucu çıktı

Batman'da, durdurulan yolcu otobüsünde bulunan yabancı uyruklu 4 şahsın midesinden 353 parça halinde 2 kilo 726 gram uyuşturucu madde ele geçirildi. Şahıslar tutuklanarak cezaevine gönderildi

22.06.2026 10:12:00
İhlas Haber Ajansı
4 yolcunun midesinden 2  kilo 700 gram uyuşturucu çıktı
4 yolcunun midesinden 2  kilo 700 gram uyuşturucu çıktı
Batman'da, durdurulan yolcu otobüsünde bulunan yabancı uyruklu 4 şahsın midesinden 353 parça halinde 2 kilo 726 gram uyuşturucu madde ele geçirildi. Şahıslar tutuklanarak cezaevine gönderildi.



Batman'da Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin düzenlediği operasyonda, kente giriş yapan bir otobüsteki yabancı uyruklu 4 yolcunun üzerinde arama yapıldı. Daha sonra şüphelilerin yapılan tıbbi kontrollerinde, uyuşturucu maddeleri midelerinde taşıdıkları tespit edildi.

Operasyon kapsamında kuryelerin midelerinden 113 parça halinde 918 gram eroin, 80 parça halinde 500 gram metamfetamin, 160 parça halinde 1 kilo 308 gram toz esrar ele geçirildi. Gözaltına alınan ve işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilen 4 yabancı uyruklu şüpheli, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Tatilcilerin korkulu rüyası denizanaları neden bu kadar arttı?

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Ege, Akdeniz ve Marmara kıyılarında denizanası popülasyonunda patlama yaşanıyor. Tatilcilerin "Denize girebilecek miyiz?" sorusuna yanıt arayan uzmanlar, bu istilanın arkasındaki ürkütücü ekolojik gerçekleri ve temas anında hayat kurtaran ilk yardım formülünü açıkladı

21.06.2026 17:10:00
Eyüp Kabil
Tatilcilerin korkulu rüyası denizanaları neden bu kadar arttı?
Tatilcilerin korkulu rüyası denizanaları neden bu kadar arttı?
Yaz sezonunun açılmasıyla birlikte milyonlarca insan sahillere akın ederken, bu yıl denizlerde beklenmeyen bir misafir tatil keyfini gölgelemeye başladı. Türkiye'nin popüler turizm rotaları başta olmak üzere Marmara ve Akdeniz kıyılarında son günlerde sıklıkla görülen dev denizanası sürüleri, vatandaşlar arasında büyük merak ve endişe uyandırıyor.

"Denizanası olan denize girilir mi?", "Bu canlılar neden bir anda bu kadar çoğaldı?" soruları internet arama motorlarında ilk sıralara tırmanırken, bilim insanlarından korkutan bir çevre uyarısı geldi.

Suçlu sadece sıcaklık değil

Kıyılarda göze çarpan kahverengi pusula denizanaları ve mor denizciğeri türlerindeki bu sıra dışı artış, sadece mevsimsel sıcaklıklarla açıklanmıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, denizanası patlamasının temelinde insan eliyle yaratılan ekolojik tahribatın yattığına dikkat çekiyor.

Deniz ekosistemindeki besin zincirinin kırıldığını belirten su bilimleri uzmanları, aşırı ve plansız balıkçılık nedeniyle denizanalarının en büyük besin kaynağı olan planktonları tüketen balık stoklarının hızla azaldığını vurguluyor. Besin zincirinde boşalan bu alanlar, yüksek üreme potansiyeline sahip denizanalarına kalıyor. Küresel iklim krizine bağlı olarak deniz suyu sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaşması ve evsel/endüstriyel kirlilik de bu organizmaların adeta birer üreme makinesine dönüşmesini destekliyor.

Turizm ve balıkçılık tehdit altında

Denizanası istilaları sadece yüzücüleri değil, kıyı ekonomisini de doğrudan tehdit ediyor. Sürüler halinde gezen jelatinimsi bu canlılar, balıkçı ağlarını yırtıyor, su ürünleri kafeslerindeki balıklara zarar veriyor ve hatta kıyıdaki sanayi tesislerinin soğutma suyu girişlerini tıkayarak üretimi aksatabiliyor.

Asla tatlı su sürmeyin!

Sahillerde sıkça karşılaşılan denizanası temasları sonrasında vatandaşların yaptığı ilk yardım hataları ise tehlikeyi ikiye katlıyor. Uzmanlar, denizanası sokmasına maruz kalındığında panik yapılmamasını ve kesinlikle tatlı su (çeşme suyu, içme suyu) kullanılmamasını önemle hatırlatıyor. Tatlı su, cilde yapışan zehirli hücrelerin (tentakül) patlayarak vücuda daha fazla zehir salmasına yol açıyor.

Denizanası çarpmasında adım adım ilk yardım:

Deniz Suyu ile Yıkayın: Temas eden bölgeyi derhal temiz deniz suyu ile bolca durulayın.

Dokunaçları Sıyırın: Cilde yapışan uzantıları çıplak elle ellemek yerine cımbız veya plastik bir kart (kredi kartı vb.) yardımıyla yavaşça sıyırarak uzaklaştırın.

Sirke Uygulayın: Zehrin etkisini nötralize etmek için bölgeye sirke dökün veya ılık kompres yapın.

Sağlık Kuruluşuna Başvurun: Özellikle çocuklarda, yaşlılarda veya hassas bünyelerde nefes darlığı, düşük tansiyon ve kas spazmı gibi ciddi alerjik reaksiyonlar görülürse zaman kaybetmeden en yakın sağlık merkezine gidilmelidir.

Doğanın bir ekolojik uyarısı olarak nitelendirilen bu durum karşısında, sahillerde denize girerken dikkatli olunması ve kıyıya vuran ölü denizanalarına bile zehir hücreleri hala aktif olabileceği için çıplak elle dokunulmaması gerektiği ifade ediliyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.