Arnavutluk’ta "Flamingo Devrimi" büyüyor
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın Arnavutluk’un koruma altındaki Sazan Adası ve Vjosa-Narta doğa rezervinde inşa etmeyi planladığı milyarlarca dolarlık lüks otel projesi ülkede infiale yol açtı. "Arnavutluk satılık değildir" sloganıyla sokaklara dökülen on binlerce vatandaşın çevre isyanı, Başbakan Edi Rama hükümetine karşı büyük bir siyasi öfkeye ve istifa dalgasına dönüştü
Haber Merkezi





Başkent Tiran'da ve projenin merkez üssü olan Avlonya (Vlora) kentinde haftalardır aralıksız süren protestolar, son yılların en yüksek katılımlı hükümet karşıtı gösterileri olarak kayıtlara geçiyor.
Kıvılcım kumsaldaki şiddetle çakıldı
Olayların fitili, mayıs ayı sonunda projenin uygulanacağı Zvernec köyü yakınlarındaki doğal sit alanı sahilinde çekilen jiletli tellere karşı çıkan bir eylemcinin, Kushner'ın şirketine çalışan özel güvenlik görevlileri tarafından yerlerde sürüklenerek darp edilmesine ait görüntülerin sosyal medyada yayılmasıyla ateşlendi.
Görüntülerin ardından yerel halk, sahildeki iş makinelerini ve konteynerleri uçurumlardan aşağı fırlattı. Hükümet her ne kadar geri adım atarak iki özel güvenlik firmasının lisansını iptal edip yerel polis şefini görevden alsa da öfke dinmedi ve eylemler başkent Tiran'a sıçradı.
Doğal miras tehdit altında
Tartışmaların merkezinde, komünist rejim döneminde gizli bir askeri üs olarak kullanılan insansız Sazan Adası ile göçmen kuşların, deniz kaplumbağalarının ve dünyadaki flamingo nüfusunun yüzde 1'inden fazlasının üreme alanı olan Vjosa-Narta sulak alanı yer alıyor.
Bölgedeki ekologlar ve çevre örgütleri (PPNEA), lüks oteller, villalar ve devasa marinalardan oluşacak bu yapay şehrin el değmemiş doğal yaşam koridorlarını tamamen yok edeceğini belirtiyor. Alanı gözlemleyen uzmanlar, inşaat makinelerinin şimdiden deniz kaplumbağası yuvalarına zarar verdiğini belgelerken, yeni projenin bölge biyoçeşitliliği için adeta bir "ölüm öpücüğü" olacağını vurguluyor.
"Arnavutluk satılık değildir!"
Başkent Tiran'daki Ulus Şehitleri Bulvarı'nda toplanan ve kırmızı balonlar ile flamingo maketleri taşıyan on binlerce protestocu, Başbakanlık binasına projeksiyonlarla "Arnavutluk satılık değildir" ve "Arnavutluk'un Dubai olmasını istemiyoruz" sloganlarını yansıttı.
Eylemciler yalnızca çevre katliamına değil, aynı zamanda kararların şeffaf olmayan süreçlerle alınmasına, kıyıların oligarklara ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmesine tepki gösteriyor. Gösteriler halkın yıllardır biriken sosyo-ekonomik memnuniyetsizliğini de açığa çıkarırken, meydanlardan artık doğrudan Başbakan Edi Rama'nın istifası ve erken seçim çığlıkları yükseliyor.
SPAK devreye girdi, başbakan Rama meydan okuyor
Yükselen baskıların ardından Arnavutluk Yolsuzlukla Mücadele Özel Yapısı (SPAK), söz konusu arazilerin devir süreçlerine ve şeffaf olmayan tahsis iddialarına yönelik resmi bir soruşturma başlattı. Ayrıca Avrupa Birliği (AB) kanadı da Arnavutluk'un üyelik müzakerelerini tehlikeye atabileceği gerekçesiyle koruma altındaki alanlardaki mevzuat değişikliklerine karşı Tiran'ı sert bir dille uyardı.
Tüm bu iç ve dış baskılara rağmen Başbakan Edi Rama ise projeyi kararlılıkla savunmaya devam ediyor. Rama, ülkeye milyarlarca dolarlık doğrudan yabancı yatırım getirecek ve istihdam yaratacak bu projeden asla geri adım atmayacağını ilan etti. Tepkilerin doğa kaygısından değil, tamamen "Trump'ın gölgesi ve Kushner ismi" nedeniyle siyasi olduğunu iddia eden Rama, "Ben burada olduğum sürece bu yatırım durmayacak" diyerek protestoculara meydan okudu.
Sırbistan'da benzer bir Kushner projesinin bakan düzeyinde yolsuzluk tutuklamalarıyla iptal edilmesini hatırlatan muhalefet ve protestocular ise, hükümet projeyi tamamen durdurana ve istifa edene kadar meydanları terk etmeyeceklerini duyurdu.



















































































