logo
07 TEMMUZ 2026

Bugün onların günü

12.05.2002 00:00:00
 
Anneler... Karşılıksız sevgi ve şefkatin kaynağı... Fedakârlığın sembolü... Onlar sadece hatırlanmayı bekliyor. Senede bir gün de olsa...

Dünyanın en güzel varlıkları anneler için beslenen duygular tarih boyunca öykülere, romanlara, şiirlere, şarkılara konu olmuş. Türk Edebiyat'ında yer alan anne konulu öykülerin bir bölümü de "Benim Annem Güzel Annem-Seçilmiş Anne Öyküleri" adlı antoloji kitabında toplandı.

Yazar Necati Güngör tarafından hazırlanan ve yıl içinde Bulut Yayınları tarafından çıkarılan antoloji kitabında, Ahmet Rasim, HalideEdip Adıvar gibi Türk Edebiyatı'nın ünlülerinin öykülerinin bulunduğu 38 yazar tarafından kaleme alınan anne öyküleri derlendi.

"Seçilmiş Anne Öyküleri" antolojisini hazırlayan Güngör, 1864'ten 1949'a kadar uzanan bir dönemin insanlarının anneleri anlattığını belirttiği önsözünde, şunları kaydediyor:

"Dünyadaki bütün anneler, hikayeleri yazılacak, şiirlere, şarkılara konu olacak kadınlardır. Annelik karşılığı ödenmez bir olgudur. Annelikte emek vardır, özveri vardır, hepsinden önemlisi sevgi vardır. Anne, çocuğuna sütünü verirken, sevgisini de verir; bir çocuğu asıl besleyen, yaşama bağlayan o sevgidir! Ana bir sevgi kaynağıdır..."

Ahmet Rasim'den...Yatılı okulda okuyan bir çocuğunun yaşadıklarını anlatan Ahmet Rasim'in "Ana Özlemi" adlı öyküsündeki, şu duygusal ifadeler dikkat çekiyor:

"Ana!...Bu his pek yırtıcı, pek vahşi. Beni eziyor. Beni sevindiriyor. Fakat yanımda değil. Okuduğum kitapta ana kelimesini görür görmez titrer, derhal yanımdaki çocukla ana hakkında söze başlardım. O da benim gibi, o da anasını seviyor. Görmek, boynuna sarılmak, ağlayarak öpmek, başını göğsüne dayayarak onu gücendirmek istiyor. Ah! Bilseniz bu ortak sevgine kadar dokunaklıdır..."

Ana gibi yârHalide Edip Adıvar'ın "Ana Hisleri' adlı öyküsünde, üvey kızının ölen annesinin yerini almaya çalışan üvey annenin, yaşadığı karmaşık hislerini şöyle anlatıyor:

"...Çoktan toprak olmuş bir kadının yerini tutmanın bir kabahat olmadığını ona nasıl anlatabilirdim. Bazen bu evden, bu büyük gözlü mahzun çocuktan kaçmak, onun anacığının mukaddes hayalini rencide etmemek isterdim. Bazen de benim yerime gelecek bir kadının onun ince kederini, ana yoksulluğundan bütün etrafına yerleşen mağmum, çekingen durgunluğunu anlayamayarak onu rencide etmesi ihtimalini düşünür, o vakit onu anlayışsız ellere, insafsız tesadüfe tevdi etmeye kıyamazdım..."

Hepimizin annesi gibi...Necati Cumalı da, "Annemin Yüzü" öyküsü kahramanına annesini şöyle tanımlatıyor:

"Tam bir halk kadınıydı annem. Güçlü kuvvetli sağlam yapısı, her işe yatkın iri kemikli, hünerli elleriyle halkımızın eli öpülesi sayısız çalışkan analarından biriydi. Bolluk günümüzde de, darlık günümüzde de evin hiçbir işi yoktu ki, bir ucundan o tutmuş olmasın. Çamaşırımıza, yatak yorganımıza, yemeğimize el sürdürmezdi. Kolay kolay kimseden yardım istemez, buyurmaktan hoşlanmaz, kimseyi horlamazdı. Kapımızdan hiçbir yoksulu boş döndürdüğünü görmemiştik. Evimizde hepimizden erken kalkan, hepimizden geç yatan oydu. Birgün olsun güneş doğduktan sonra yatakta kalmamıştı. Gece bir yandan bir yana dönecek olsak, mırıldansak, uyanıp kulak veren, açılırsak üstümüzü örten oydu. Hep tertemiz söküksüz gezdirdi. Kimsenin önünde utandırmadı bizi..."

Aynı günde 3 duruşma için AP 'mümkün değil' dedi

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor'un, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üç davasının aynı güne denk gelmesine yönelik eleştirilerine Adalet Bakanı Akın Gürlek sert bir dille karşılık verdi

06.07.2026 21:40:00
Haber Merkezi
 
Aynı günde 3 duruşma için AP 'mümkün değil' dedi
Aynı günde 3 duruşma için AP 'mümkün değil' dedi
Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor'un, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun üç davasının aynı güne denk gelmesine yönelik eleştirilerine Adalet Bakanı Akın Gürlek sert bir dille karşılık verdi.

Bakan Gürlek, "Hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz" diyerek uluslararası çevrelerin devam eden yargılamalara müdahale etmeye çalıştığını vurguladı. İşte iki isim arasında yaşanan "yargı bağımsızlığı" geriliminin detayları:

Amor: "İstatistiksel olarak mümkün değil"



Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'deki duruşmalarını yabancı parlamenterlerle birlikte yerinde takip eden AP Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, duruşma arasında adliye önünde çarpıcı açıklamalarda bulundu. Amor şu ifadeleri kullandı:

"Aynı kişinin 3 ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması tesadüf değil. İstatistiksel olarak bunun bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün değildir."

Eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan Adalet Bakanı Akın Gürlek'i de doğrudan hedef alan Amor, "Akın Gürlek hiçbir demokratik reformun parçası olamaz. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun siyasi rekabetten uzaklaştırılması sürecinde siyasi bir araç olarak kullanıldı." iddiasında bulundu.

Bakan Gürlek: "Kimse parmak sallayamaz"



Adalet Bakanı Akın Gürlek, Amor'un hem Türk yargısını hem de şahsını hedef alan sözlerine hem Türkçe hem de İngilizce sosyal medya paylaşımlarıyla çok sert tepki gösterdi. Bakan Gürlek'in yanıt öne çıkan maddeler şunlar oldu:

"Türkiye Cumhuriyeti bağımsız, egemen ve demokratik bir hukuk devletidir. Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.

Mahkeme kapılarında hüküm verircesine açıklamalar yapılması, Türk yargısını hedef alan ve yargı süreçlerini siyasi baskı altına almaya çalışan kabul edilemez bir tutumdur…

Hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz; devam eden yargılamaları etkilemeye, Türk yargısını baskı altına almaya ve ülkemizin iç işlerine müdahale etmeye kalkamaz."

Duruşmalarda son durum ne?

İmamoğlu'nun "siyasal casusluk", diploma ve İBB ihalelerine yönelik davalarının görüldüğü Silivri'deki hareketli günde, diploma davasının gelecek yılın ilk günlerine ertelendiği bildirildi. Davaların bir kısmının ise 9 Temmuz'a kadar neticelendirilmesinin hedeflendiği aktarıldı.

AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu

Türkiye, 2004 yılındaki İstanbul Zirvesi’nin ardından tam 22 yıl sonra yeniden bir NATO Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor

06.07.2026 20:10:00
Haber Merkezi
 
AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu
AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu
Türkiye, 2004 yılındaki İstanbul Zirvesi'nin ardından tam 22 yıl sonra yeniden bir NATO Liderler Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor. İktidar blokunun aylardır "diplomatik zafer" ve "küresel gövde gösterisi" olarak sunduğu 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, başkent Ankara'da devasa bir güvenlik kuşatması altında başladı.

Ancak madalyonun diğer yüzü, bu zirvenin Türkiye'nin çıkarlarından ziyade, Batı ittifakının bölgedeki tıkanıklıklarını aşma çabası olduğunu gösteriyor.

Neden Şimdi?



Zirvenin tam da bugün Ankara'da toplanması tesadüf değil. Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'da tırmanan bölgesel krizler nedeniyle NATO'nun askeri lojistik ve mühimmat ihtiyacı zirve yapmış durumda. Batı dünyası "NATO 3.0" adını verdiği yeni konseptle askeri ve mali yükü ABD'nin üzerinden alıp müttefiklerin sırtına yüklemeyi amaçlıyor.

Türkiye ise tam bu noktada, hem coğrafi konumu hem de son yıllarda cephede test edilmiş savunma sanayii kapasitesi nedeniyle ittifak için "vazgeçilmez bir tedarikçi ve cephe ülkesi" olarak yeniden masaya çağrılıyor. Esasen bu davet, Türkiye'nin diplomatik gücünden ziyade, müttefiklerin mühimmat ve askeri üretim darboğazını aşma ihtiyacından kaynaklanıyor.

"Milli Beka" Söyleminin Gölgesinde Ağır Eleştiriler



Zirve, muhalefet çevreleri ve bağımsız analistler tarafından "halkın gerçek gündemini örtbas eden bir şov" olarak nitelendiriliyor. İktidarın zirveyi iç siyasette bir propaganda malzemesi olarak kullandığını belirten eleştirmenler, şu can alıcı soruları yöneltiyor:

Ekonomik krizin pençesindeki ülkede, binlerce yabancı delege ve 56 binden fazla güvenlik personeli için harcanan devasa bütçeler halkın sırtına ek yük bindiriyor.

Zirvenin ana gündem maddelerinden biri, üye ülkelerin savunma harcamalarını GSYİH'nın yüzde 5'ine çıkarması. Zaten ağır bir ekonomik konjonktürden geçen Türkiye'nin, bütçesinden silaha ve mühimmata daha fazla pay ayıracak olması sosyal refahın iyice gerilemesi anlamına geliyor.



Yıllardır S-400, F-35 krizleri ve CAATSA yaptırımları nedeniyle Batı tarafından bypass edilmeye çalışılan Türkiye, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara ziyaretiyle bir gecede yeniden "sadık müttefik" ilan ediliyor. Eleştirmenler, Türkiye'nin çıkarlarının yine batılı emperyalist güçlerin bölgesel operasyonlarına ipotek edilmesinden endişeli.

Zirve gerekçesiyle başkentin ana arterlerinin günlerce trafiğe kapatılması, askeri tedbirler ve sokağa çıkma kısıtlamalarını aratmayan barikatlar Ankara halkının günlük yaşamını adeta felç etmiş durumda.

Sonuç olarak; 22 yıl sonra Ankara'da kurulan bu lüks masa, Türkiye'ye eşit bir ortak gibi değil, küresel çatışma haritalarında riskli görevleri üstlenecek bir "cephe ülkesi" rolünü yeniden dayatıyor. Ankara'daki diplomasi trafiği parıldarken, sokaktaki vatandaş faturanın yine kendisine kesileceğinin farkında

Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in müfredat ve tarih anlatısına yönelik "Kurtuluş Savaşı demeyeceğiz" çıkışına sosyal medya hesabından sert yanıt verdi. Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarması sayesinde bugün fetihlerin kutlanabildiğini hatırlatan Baş, "Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir" dedi

06.07.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Millî Eğitim Bakanlığı'nın yeni eğitim müfredatı ve tarih dersi içeriklerine yönelik tartışmalar siyasetin gündemindeki yerini koruyor. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin kullanımına yönelik eleştirilerine, sosyal medya X hesabı üzerinden tarihi gerçekleri hatırlatarak sert bir dille tepki gösterdi.

"Hangi Osmanlı? Sevr'e imza atan Osmanlı!"

Bakan Tekin'in "Neyden kurtuluyormuşuz, önce Osmanlı varmış" şeklindeki yaklaşımını eleştiren BTP lideri Hüseyin Baş, Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışından önceki dönemin iyi analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. "Evet Sayın Bakan, bir Osmanlı vardı ama hangi Osmanlı?" diye soran Baş, şu ifadeleri kullandı:

"Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı? Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı! Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı! Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı! Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"Neyden kurtulduğumuzu söyleyeyim: Haçlı çizmelerinden!"

Tarihin siyasi mülahazalarla değiştirilemeyeceğini ifade eden Baş, Türkiye Cumhuriyeti'nin hangi şartlarda kurulduğunu tek tek sıralayarak, "Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim" dedi ve ekledi:

"Sevr'den kurtulduk! İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk. Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk. Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk. Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak Atatürk sayesindedir"

Açıklamasında altı çizilmesi gereken bir kronoloji uyarısında bulunan Hüseyin Baş, Atatürk'ün imzasını taşımayan bir son zafer olmasaydı geçmişteki hiçbir zaferin yâd edilemeyeceğini belirtti. Baş, "Bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz. O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız. Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!" diyerek Millî Eğitim Bakanlığı'nın ajandasını eleştirdi.

"Tarihimizi birbiriyle çarpıştırmayın"

Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti'nin birbirinin zıttı değil, aynı zincirin halkaları olduğunu ifade eden BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, açıklamasını şu sağduyu çağrısıyla tamamladı:

"Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim! Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir."

Bakanlığın tarih terminolojisine getirmek istediği değişikliklere karşı muhalefet kanadından tepkiler yükselmeye devam ederken, Hüseyin Baş'ın bu kapsamlı tarihi çıkışı sosyal medyada kısa sürede büyük etkileşim aldı.


Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 7'si tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 44. duruşması sona erdi

06.07.2026 17:34:00
Anadolu Ajansı
 
Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı
Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunmalar alındı.

Tutuksuz sanıklardan Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, savcılığın mütalaasında 2 suç yönünden beraatinin, 1 suçtan ise cezalandırılmasının istendiğini söyledi.

İddia makamının "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlamasını kabul etmediğini savunan Ateşçi, "İhalede kanuna aykırı bir husus yoktur. Ben suç işlesem bunu kabul ederim ancak birinin hatası üzerine tutuklandım. Ben bir memurum, devletin personeliyim." diyerek beraat talebinde bulundu.

Duruşmada, sanık avukatlarının da mütalaaya karşı beyanları alındı.

Avukatlar, müvekkillerinin üzerlerine atılı suçlamaları reddederek, beraatlerine karar verilmesini istedi.

Duruşma, yarına ertelendi.

Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi

İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun "diploma" davası 25 Aralık 2026 tarihine ertelendi. Aynı gün içinde üç farklı duruşmaya çıkan İmamoğlu, Ankara’da başlayacak NATO Zirvesi öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklenerek, "Rakibimi hapse attım, 20 tane dava açtım mı diyecek?" ifadelerini kullandı

06.07.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi
Bir günde 3 dava... İmamoğlu Erdoğan'a yüklendi
İstanbul Üniversitesi tarafından diplomasının iptal edilmesinin ardından hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla 8 yıl 9 aya kadar hapis istemiyle dava açılan Ekrem İmamoğlu'nun yargılanmasına Silivri'de devam edildi. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen beşinci duruşmada mahkeme heyeti, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'ndeki iptal kararının kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasına karar vererek davayı 25 Aralık 2026 tarihine erteledi.

Aynı günde üç duruşma: "Sağnak altında kaldık"

Silivri yerleşkesinde aynı gün içinde hem "Siyasal Casusluk", hem "İBB" hem de "Diploma" davalarından hakim karşısına çıkan İmamoğlu, duruşma takviminin sıkıştırılmasına ve üzerinde kurulan yargı baskısına isyan etti. Adliye koridorlarının "podyuma çevrildiğini" söyleyen İmamoğlu, maruz kaldığı durumu "sağanak altında kalmaya" benzetti.

Mahkeme başkanının duruşmayı uzatıp aralık ayına atma kararına, "O kadar uzun süreceğini düşünüyorsanız beraat verin, millet oyalanmasın" sözleriyle tepki gösteren İmamoğlu, artık bağımsız bir mahkeme göremediğini belirterek şu savunmayı yaptı:

"Siz bu davayı kendi hür iradenizle, vicdanınızla yürütemiyorsanız, eğer bir talimat, bir korku sizi bu kürsüden koparıyorsa işte o zaman asıl iptal edilmesi gereken benim diplomam değil, bu mesleğe duyulan güven olur. Bu saatten sonra ben bütün savunmamı aziz milletime yapıyorum."

Erdoğan'a NATO Zirvesi üzerinden sert çıkış

Savunmasında, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan kritik NATO Liderler Zirvesi'ne de değinen İmamoğlu, hakkında açılan ardı arkası kesilmeyen davalar üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef aldı. Türkiye'nin demokratik imajının zedelendiğini belirten İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

"NATO ülkeleri Ankara'ya geldiği gün ben burada yargılanıyorum. Ne anlatacak bu ülkenin başındaki onlara? 'Çok güçlüyüm' mü diyecek? 'Bak, rakibimi hapse attım. Bak, rakibime 20 tane de dava açtım' mı diyecek? Onlar da 'Yaşasın, ne büyük lider, dünya lideri!' mi diyecek? Kendini aldatan bir garip."

Özgür Özel'den destek

Duruşmayı Silivri'de canlı takip eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel de İmamoğlu'na tam destek verdi. Mahkemenin savunma sürelerini kısıtlama çabalarını eleştiren Özel, "Savunmadan korkan bir iddia makamı varsa o makam iftira makamına dönüşmüş demektir" açıklamasında bulundu.

Duruşma salonundan çıkarılırken CHP liderine bağlılığını tazeleyen İmamoğlu, "Genel Başkanımız Özgür Özel ile yürümenin zamanıdır. Onun yolundan yürümekten gurur duyuyorum" diyerek parti içi birlik mesajı verdi.

Yabancı ülke temsilcilerinin ve çok sayıda CHP'li milletvekilinin de izlediği diploma davası, Yargıtay ve İdare Mahkemesi süreçlerinin beklenmesi gerekçesiyle yıl sonuna ertelenmiş oldu.

Ekrem İmamoğlu bugün üç ayrı davada hakim karşısında

23 Mart 2025'te tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilen ve İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu bugün yargılandığı üç ayrı davada hakim karşısına çıkıyor

06.07.2026 12:10:00
Haber Merkezi
 
Ekrem İmamoğlu bugün üç ayrı davada hakim karşısında
Ekrem İmamoğlu bugün üç ayrı davada hakim karşısında
23 Mart 2025'te tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilen ve İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu bugün yargılandığı üç ayrı davada hakim karşısına çıkıyor.

6 Temmuz'da İBB davasının 62. günü; "casusluk" davasının 2. günü ve 'sahte diploma' davasının 5. günündeki duruşmalar görülüyor.

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor ve yanındaki heyet Silivri'de duruşmaları takip ediyor.

İmamoğlu'nun hazır bulunduğu ilk duruşma olan "casusluk" davasından diploma davası duruşmasına geçme talebi kabul edildi.

Ekrem İmamoğlu, 5 Temmuz'da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "3 dava tek cümle: Demokrasiyi savunuyorum" dedi.

İmamoğlu geçen hafta, yargılandığı üç ayrı dava için kendisinden 6 Temmuz'da savunma istenmesine tepki göstermişti.

Açıklamasında, "Bir insan aynı gün üç ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken Mahkeme Başkanı'nın 9 Temmuz'da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür. Neden 9 Temmuz ısrarı?" diye sormuştu.

Savunmasının "kısıtlandığını" savunan İmamoğlu, 9 Temmuz sonrası Türkiye'de ne olacak?" demişti.

İmamoğlu hakkında bugün görülen davalarda son durum şöyle:

'Casusluk' davası: İmamoğlu'nun önce 'diploma davası'na geçmesi talebi kabul edildi
Davada Ekrem İmamoğlu ile birlikte gazeteci Merdan Yanardağ, siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılanıyor.

6 Temmuz'da İmamoğlu'nun hazır bulunduğu ilk duruşmada avukatı aynı saate denk gelen diploma davasına katılabilmesi için salondan ayrılmasına izin verilmesini talep etti.

Mahkeme bu talebi kabul ederek, diğer duruşma sona erdiğinde yeniden salona getirilmesine karar verdi.

Mahkeme, bir önceki duruşmada sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vermiş; dosyadaki kritik dijital delillerin incelenmesi amacıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Emniyet ve Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan (MİT) ek rapor talep etmişti.

Sanıklara yöneltilen temel suçlama, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 328/1 maddesi uyarınca "siyasal veya askeri casusluk maksadıyla devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin etmek".

Haklarında 20 yıla kadar hapis cezası istenen sanıklar suçlamaları kesin dille reddediyor; iddianamenin somut delillere dayanmadığını ve davanın tamamen siyasi saiklerle açıldığını savunuyor.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) 12 Haziran tarihli yaz kararnamesiyle davanın mahkeme heyeti değiştirilmişti.

Avukatı 6 Temmuz'daki duruşmada, İmamoğlu hakkında son bir yılda açılan çeşitli davalarda yargıç ve heyet değişiklikleri yaşandığını, bunun farklı kaygılar doğurduğunu savundu.

Ancak geçmişte yaptıkları benzer başvurulardan sonuç alamadıkları ve yargılamanın uzamasını istemedikleri için bu celsede reddi hakim talebinde bulunmayacaklarını belirtti.

Avukat Hasan Fehmi Demir, yeni atanan mahkeme başkanının sanıkları yeniden dinlemesinin uygun olacağını belirtirken, iki tanığın SEGBİS üzerinden değil, yüz yüze ve mahkeme salonunda dinlenmeleri gerektiğini savundu.

Diploma davası
Ekrem İmamoğlu'nun, iptal edilen üniversite diplomasına ilişkin "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması da bugün görülecek.

Savcılık bu dosyada İmamoğlu hakkında 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası istiyor.

İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi, önceki celsede İstanbul 5'inci İdare Mahkemesi'nde görülen diploma iptaline ilişkin davanın sonucunun beklenmesine karar vermişti.

İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu, 18 Mart 2025'te aldığı kararla, 1990 yılında Girne Amerikan Üniversitesi'nden yapılan yatay geçişin usulsüz olduğu gerekçesiyle İmamoğlu'nun lisans diplomasını iptal etmişti.

Suçlamaları reddeden İmamoğlu bu karardan bir gün sonra gözaltına alınmış ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ilan edildiği 23 Mart 2025'te "yolsuzluk" suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Türkiye'de cumhurbaşkanı adayı olmak için en az lisans düzeyinde yükseköğrenim yapmış (üniversite mezunu) olmak gerekiyor.

İBB davası
İstanbul Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi duruşma salonunda yoğun tartışmalar ve gerginliklerle devam eden davada, 59'u tutuklu toplam 414 sanık yargılanıyor.

2 Temmuz'daki 61. celsede, mahkeme başkanı ile Ekrem İmamoğlu arasında savunma sırası ve takvimi nedeniyle sert bir tartışma yaşandı.

Mahkeme heyeti, yaşanan gerginliğin ardından İmamoğlu'nun salondan çıkarılmasına karar verdi.

İmamoğlu, mahkemenin savunmaları 9 Temmuz'a kadar tamamlama planına itiraz ederek, üst üste farklı davalarının bulunduğunu söyledi ve "Burada insanüstü bir gayretle hakkımızı savunuyoruz. Savunmaların 9 Temmuz'a yetişmesi mümkün değil" dedi.

Gerginlik sırasında izleyici sıralarında bulunan CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş ile mahkeme başkanı arasında da tartışma çıkmış ve duruşmaya bir süre ara verilmişti.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, sanık savunmalarının 9 Temmuz'da tamamlanmasını hedefliyor.

Yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianamede İmamoğlu, "Suç örgütü kurmak ve yönetmek" başta olmak üzere çok sayıda suçla itham ediliyor.

Savcılık, 142 ayrı eylemden sorumlu olduğunu sürdüğü İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.

İmamoğlu ise davayı "siyasi" olarak nitelendiriyor ve kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddediyor.

NATO Zirvesi 22 yıl sonra yeniden Türkiye'de

2004 İstanbul Zirvesi'nde NATO'nun dönüşümüne tanıklık eden Türkiye, bu kez Ankara'da İttifak'ın yeni dönemine yön verecek kritik görüşmelere ev sahipliği yapacak

06.07.2026 12:00:00
AA
 
NATO Zirvesi 22 yıl sonra yeniden Türkiye'de
NATO Zirvesi 22 yıl sonra yeniden Türkiye'de
2004 İstanbul Zirvesi'nde NATO'nun dönüşümüne tanıklık eden Türkiye, bu kez Ankara'da İttifak'ın yeni dönemine yön verecek kritik görüşmelere ev sahipliği yapacak.

NATO ittifak tarihinin en önemli toplantılarından birine sahne olan NATO İstanbul 2004 Zirvesi'nin ardından Türkiye, bu kez de "belirsizlikler çağı" olarak adlandırılan dönemde dünya liderlerini ağırlayacak.

Başkent Ankara'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, İttifak'ın ve küresel güvenlik mimarisinin geleceği bakımından kritik öneme sahip.

Türkiye'nin diplomatik ağırlığını görünür kılması beklenen Ankara Zirvesi'nin, dünya liderlerini ağırlamasının yanı sıra Türkiye'nin NATO içindeki yükselen ağırlığını gösteren diplomatik bir sahne olması planlanıyor.

Zirvenin, Türkiye'nin askeri katkısını, savunma sanayisini, kriz yönetimi kapasitesini ve lider diplomasisini aynı anda görünür kılması öngörülüyor.

Külfet paylaşımı, zirvenin temel gündem maddelerinden birini oluşturuyor.

Başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere 32 devlet başkanı, dışişleri ve savunma bakanları, Ankara'da bir araya gelecek.

NATO üyesi ülkelerin yanı sıra AP4 (Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore) ülkelerinin de katılacağı zirve, Avrupa-Atlantik ve Hint-Pasifik güvenlik gündemlerini aynı masada buluşturacak.

Yasadışı bahis reklamları yasaklanıyor: Yeni kararlar devrede

Kamu Denetçiliği Kurumu, cep telefonlarına gönderilen istenmeyen reklam ve yasa dışı bahis mesajlarına ilişkin iki önemli karara imza attı. KDK, vatandaşların mağduriyetini giderirken BTK, KVKK ve ilgili kurumlara ek tedbirler alınması yönünde tavsiyede bulundu

06.07.2026 11:49:00
Haber Merkezi
 
Yasadışı bahis reklamları yasaklanıyor: Yeni kararlar devrede
Yasadışı bahis reklamları yasaklanıyor: Yeni kararlar devrede
Kamu Denetçiliği Kurumu, cep telefonlarına gönderilen istenmeyen reklam ve yasa dışı bahis mesajlarına ilişkin iki önemli karara imza attı. KDK, vatandaşların mağduriyetini giderirken BTK, KVKK ve ilgili kurumlara ek tedbirler alınması yönünde tavsiyede bulundu.

Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), cep telefonlarına gönderilen istenmeyen reklam ve yasa dışı bahis mesajlarına ilişkin verdiği iki ayrı kararla hem bireysel mağduriyetleri giderdi hem de ilgili kurumlara ilave hukuki, idari ve teknik önlemler alınması tavsiyesinde bulundu.

Kararların, kişisel verilerin korunması açısından emsal niteliği taşıdığı değerlendiriliyor. İlk başvuruda bir vatandaş, gönüllü olarak görev yaptığı bir insan hakları kuruluşu aracılığıyla telefon numarasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile paylaştığını, görevinden ayrıldıktan sonra ise SMS listesinden çıkarılmak için yaptığı başvurulara rağmen reklam mesajlarının gönderilmeye devam ettiğini belirterek KDK'ya başvurdu.

KDK'nın dostane çözüm girişimi sonucunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, başvurucunun telefon numarasını sistemden sildi ve SMS gönderimini durdurdu.

İkinci başvuruda ise bir vatandaş, farklı numaralardan gelen reklam ve özellikle yasa dışı bahis mesajlarının engellenmesi için önce GSM operatörüne, ardından e-Devlet üzerinden ilgili sistemlere başvurduğunu ancak mesajların devam ettiğini belirterek KDK'ya şikayette bulundu.

Yapılan incelemede başvurucunun yasa dışı bahis ya da sanal kumar siteleriyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığı, iletişim bilgilerinin bilgisi ve rızası dışında kullanıldığı tespit edildi.

KDK'DAN İLAVE TEDBİR KARARI
Bunun üzerine KDK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK), vatandaşların mağduriyetini önlemek amacıyla ilave hukuki, idari ve teknik tedbirler alınması yönünde tavsiye kararı verdi. Kararın bir örneği ayrıca Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ile Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü'ne de gönderildi.

KDK kararında, elektronik haberleşme işletmecilerinin kullanıcıların kişisel verilerini korumak için gerekli tüm teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlü olduğuna dikkat çekilirken, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümleri de hatırlatıldı.

Öte yandan izinsiz ticari elektronik ileti gönderenler hakkında Ticaret Bakanlığı tarafından idari para cezası uygulanabildiği, kişisel verileri hukuka aykırı şekilde işleyenlerin ise KVKK kapsamında yaptırımlarla karşılaşabileceği belirtildi. Vatandaşların, İleti Yönetim Sistemi (İYS), Ticari Elektronik İleti Şikayet Sistemi (TİSS), e-Devlet, BTK ve KVKK üzerinden hak arama yollarını kullanabileceği ifade edildi.

KDK Başkanı Mehmet Akarca da kurumun başvuru istatistiklerini paylaştı. Buna göre, 1 Ocak-31 Mayıs döneminde KDK'ya 12 bin 55 başvuru yapıldı. 2013 yılından bu yana toplam başvuru sayısı ise 274 bin 571'e ulaştı. Başvurular geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39,33 artarken, en fazla başvuru yüzde 19,34 ile İstanbul'dan geldi.

Aynı dönemde, önceki yıldan devreden dosyalarla birlikte toplam 13 bin 419 başvurunun 9 bin 356'sı sonuçlandırıldı. Böylece dosyaların yüzde 69,72'si karara bağlanırken, 4 bin 63 başvurunun incelemesinin sürdüğü bildirildi. Akarca, verilen karar sayısının da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,10 arttığını belirterek, KDK'nın hak arama mekanizması olarak daha fazla tercih edildiğini ifade etti.

TEM Otoyolu'nda 10 kaçak göçmen yakalandı

Büyükçekmece TEM Otoyolu üzerinde polis ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda, yasa dışı yollarla yurda girdiği tespit edilen 5'i kadın 10 düzensiz göçmen yakalandı

06.07.2026 10:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
TEM Otoyolu'nda 10 kaçak göçmen yakalandı
TEM Otoyolu'nda 10 kaçak göçmen yakalandı
Büyükçekmece TEM Otoyolu üzerinde polis ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda, yasa dışı yollarla yurda girdiği tespit edilen 5'i kadın 10 düzensiz göçmen yakalandı. Göçmen kaçakçılığı yaptığı belirlenen şüpheli sürücü tutuklandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığı suçunun önlenmesine yönelik önceki gün yürütülen çalışmalarda, bir grup kaçak kişiyi tespit etti.



Büyükçekmece ilçesi TEM Otoyolu Edirne istikametinde şüphe üzerine durdurulan hafif ticari tipi araçta yapılan kontrollerde, 5'i erkek, 5'i kadın olmak üzere toplam 10 düzensiz göçmen ile araç sürücüsü B.Y. (29) isimli şüpheli yakalandı.

Yakalanan düzensiz göçmenlerin, Avrupa ülkelerine gitmek üzere organizatör şahıslarla para karşılığında anlaştıkları ve söz konusu aracın kendilerini sınıra götürmek amacıyla gönderildiği anlaşıldı. Kaçak göçmen sevkiyatında kullanılan araca ve 2 adet cep telefonuna el konuldu.

Yakalanan şüpheli B.Y. 'göçmen kaçakçılığı' suçundan işlemlerinin tamamlanmasının ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. 10 illegal sığınmacı ise sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim edildi.

Japon Deprem Uzmanı, Çanakkale gerçeğini açıkladı

Japon Deprem Uzmanı Moriwaki: "Çanakkale Türkiye'nin deprem tehlike seviyesi 1'inci bölgelerden bir tanesi"

06.07.2026 10:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Japon Deprem Uzmanı, Çanakkale gerçeğini açıkladı
Japon Deprem Uzmanı, Çanakkale gerçeğini açıkladı
Japon Deprem Uzmanı, Yüksek Mühendis ve Mimar Yoshinori Moriwaki, Türkiye ve Çanakkale'nin deprem riskini değerlendirdi.

Japon Deprem Uzmanı, Yüksek Mühendis ve Mimar Yoshinori Moriwaki, Türkiye'nin deprem bölgesi olduğunu ve bunun için her zaman tedbirli olunması gerektiğini vurguladı. Kentsel dönüşümün büyük önemine değinen Yoshinori Moriwaki; binanın sağlamlığının, baktığı cephe ve metrekaresinden daha önemli olduğunu söyledi. Çanakkale'nin risk değerlendirmesini yapan Moriwaki, "Çanakkale 1912'de Marmara-Kuzey Anadolu Fay Hattının kuzey kolu olarak büyük deprem gördü. Tabi hemen şimdi olacak diye söyleyemeyiz ama risk var. Türkiye'nin deprem tehlike seviyesi 1'inci bölgelerden bir tanesi" dedi.

Japon Deprem Uzmanı, Yüksek Mühendis ve Mimar Yoshinori Moriwaki, "Çanakkale 1912'de Marmara-Kuzey Anadolu Fay Hattının kuzey kolu olarak büyük deprem gördü. Tabi hemen şimdi olacak diye söyleyemeyiz ama risk var.

Türkiye'nin deprem tehlike seviyesi 1'inci bölgelerden bir tanesi. Hocalar yeni keşifleriyle fay hatlarının fazla olduğunu söylüyor. Evet böyle ama Japonya'da bakıldığında da mutlaka fay hattı sayıları artıyor. Bunlar yeni de olabiliyor önceki fay hatlarının bölünmüş kolları da olabilir. Bu hocaların bu konuları bulup haberleştirmesiyle deprem riski arttı mı diye sorarsanız hayır derim. Teknolojinin gelişmesiyle görebildiğimiz fay oranları arttı" diye konuştu.

Yoshinori Moriwaki, sözlerine şöyle devam etti: "Kentsel dönüşüm devlet ve belediye tarafından yapılmaya çalışılıyor. Ama Japonya'ya baktığımızda depremde zarar gören bir bina hemen mühürleniyor.

Japonya'da tek tarafın kararı ile mühürlenirken Türkiye'de 2 tarafın yüzde 50 yüzde elli imkanı var. Kentsel dönüşüm için sadece devlet ve belediye değil vatandaşlara da yardım yapmak lazım. Ben de Japonya'da eski bir evde yaşadım. Eskiden güney tarafa bakıyordu şimdi doğu tarafına bakıyor ya da metrekare küçülebiliyor. İleride büyük deprem geldiğinde sıkıntı var ama bina sağlam bunu herkesin kabul etmesi gerekiyor."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.