Çeyrek asırlık mevcut siyasi iktidar öyle bir iklim, öyle bir imtiyazlı zümre oluşturdu ki, her çeşit külfetten, mükellefiyetten, her türlü sorumluluktan muaf olduklarına kesin kes inanıyorlar, aynı şekilde memlekette müsbet manada her ne gelişme olmuşsa ve oluyorsa kandileri sayesinde olduğuna kesin inanıyorlar.
Mesela; iftira herkes için büyük günah ama onlara değil, gıybet-dedikodu başkaları için kötü çirkin bir davranış ama onlara değil, kamu malından çalmak-çırpmak büyük günahlardan ama onlar için değil, kişinin sahip olduğu makam, mevki ve yetkiyi kullanarak yakın ve uzak akrabalarını devlet dairelerine doldurmak başkalarına ayıp, günah, kul hakkına giren cürümlerden ama onlar için değil…
Her zaman ve zeminde, her hal ve şartta iktidara destek veren, sorgusuz-sualsiz aralıksız alkışlayan imtiyazlı sınıf, her çeşit külfetten, sorumluluklardan, yük almaktan, ağırlık kaldırmaktan muaflar ama, memleketin nimetlerine konmada, ihaleleri paylaşmada, bir koyup bin kazanma esasına göre düzenlenmiş kamu ihalelerinde hep ön sıradalar, hatta onlardan başkalarına sıra gelmiyor.
Daima ve sürekli, her hal ve şartta yemleri akara bağlanmış olduğu için, iktidarın çok bariz, çok açık yanlışlarına, gelecek nesilleri de borca sokacak, zora sokacak beyanlarına ve attığı adımlarına asla ve asla ses çıkarmazlar, itiraz etmezler, inandıklarını iddia ettikleri kutsal değerlere yüzde yüz ters bile olsalar sineye çekmeyi cihat zannederler.
Bu türedi anlayışın, bu tarihe ve geleneğe mutlak aykırı algılayışın tarihçesi fazla eski değil, çok çok yarım asırlık bir geçmişi var.
Bugün devlet katında çok önemli köşe başlarını tutmuş olan imtiyazlı sınıfın yetişme çağlarına, eğitim gördükleri zaman dilime rastlamaktadır, bu neslin yetişme ve yetiştirme serüvenleri.
Mesela; 'yolsuzluk hırsızlık gibi değildir, muhalefetin işine yarayacaksa iktidarın yanlışlarını söylemek caiz değildir' türünden, türedi fetvaların sahipleri bu kuşakları yetiştiren hocalar silsilesindendir.
Bugün, kendilerini imtiyazlı zümreden sayan tüm kesimler, makamı-mevkii ne olursa olsun, hangi yetkiyi kullanıyor olursa olsunlar, helal-haram sınırları, kul hakkı meselesi, iftiracılık, haysiyet ve şahsiyet cellatlığı onlar için asla bağlayıcı değildir.
İdialarına göre en iyi Müslüman da onlardır ama, yemedikleri halt kalmamıştır, çıkarları için basıp-geçmeyecekleri ölçü de, ilke de yoktur artık.
İmtiyazlı zümre her çeşit insani değerlerden de kendilerini soyutlamış vaziyetteler.
- Anlayanlar beri gelsin / 06.07.2026
- Nisan yağmuru yemiş yeşillik gibi… / 03.07.2026
- Servet belli ellerde toplanmış devletleşmiş / 01.07.2026
- Hayatımıza girdi gireli / 30.06.2026
- Bu ülkenin öğretmenleri açlık grevindeyse / 26.06.2026
- Sorun çok çözen yok / 25.06.2026
- Utanmaz yüz tükenmez söz zenginiyiz erenler / 24.06.2026
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026






















































